KAPANAN DÖNGÜDEN YENİ DÖNGÜYE: DELTOİD, KUTUPLAR VE DÖRT MEVSİM TEORİSİ
Karoglan Raşit Tunca Makalesi
Selamün aleyküm.
Bir makalede daha beraberiz.
Bu makalede; dünyanın ve gök cisimlerinin hareketlerinden yola çıkarak, mevsimlerin değişmesi, kutupların birleşmesi, bir döngünün kapanması ve ardından yeni bir döngünün açılması üzerine geliştirdiğim bir düşünceyi anlatacağım.
Öncelikle şunu açıkça belirtmek isterim:
Bu çalışma kesinleşmiş bir bilimsel bilgi değildir.
Benim keşfi düşüncem ve ortaya koyduğum bir tez niteliğindedir. Bunun bilimsel olarak doğrulanması veya yanlışlanması için fizik, astronomi, kimya, biyoloji ve ilgili diğer bilim dalları tarafından incelenmesi gerekir.
Dolayısıyla burada anlatılanları kesin bir hüküm olarak değil, üzerinde düşünülebilecek bir teori ve model olarak değerlendirmek gerekir.
ZAMAN VE GÖK CİSİMLERİ ARASINDAKİ DÖNGÜLER
Dünyamız kendi ekseni etrafında döner ve bu dönüşü bir gün olarak adlandırırız.
Dünyamızın Güneş etrafındaki bir turuna ise bir yıl deriz.
Ay'ın Dünya etrafındaki dönüşünü de yaklaşık bir ay olarak kabul ederiz.
Buradan hareketle, gök cisimlerinin birbirleriyle olan hareketlerini farklı zaman ölçüleriyle karşılaştırmak mümkündür.
Güneşimiz de içinde bulunduğu galaktik sistem içerisinde hareket etmektedir. Dolayısıyla Dünya'nın Güneş etrafındaki hareketi ile Güneş'in daha büyük ölçekteki hareketleri arasında bir iç içe geçmiş döngüler sistemi düşünülebilir.
Ben bu sistemi, iç içe geçmiş halkalar veya matruşka bebekleri gibi düşünüyorum.
İçteki döngü dıştakinden daha küçük, dıştaki döngü ise içtekini içine alan daha büyük bir döngüdür.
Bu bakış açısından Dünya'nın Güneş etrafındaki hareketi, daha büyük kozmik hareketlerin içerisinde bulunan küçük bir döngü olarak ele alınabilir.
İÇ İÇE GEÇMİŞ DÖNGÜLER VE KABE TAVAFI BENZETMESİ
Bu sistemi daha kolay anlatabilmek için Kâbe'nin tavafını bir benzetme olarak kullanabiliriz.
Tavafta merkeze yakın bir daire ile daha dışarıdaki bir daire aynı merkez etrafında dönmektedir.
Benzer şekilde gök cisimlerinin hareketlerini de iç içe geçmiş döngüler şeklinde düşünmek mümkündür.
Bu düşüncede Güneş'in kendi sistemi içerisindeki hareketleri bir döngüyü, Güneş'in daha büyük galaktik hareketi ise bundan daha büyük bir döngüyü temsil eder.
Dolayısıyla küçük döngülerin büyük döngülerin içerisinde bulunması, kainattaki hareketlerin birbirinden bağımsız değil, birbirini kuşatan sistemler şeklinde düşünülebileceğini göstermektedir.
DÖNGÜLERİN DARALMASI VE MEVSİMLER
Benim üzerinde durduğum asıl nokta ise buradan sonra başlamaktadır.
Döngülerin belirli bir yönde ilerlemesi sonucunda, Dünya üzerindeki mevsimsel sistemin de zaman içerisinde farklı bir geometrik görünüme dönüşebileceğini düşünüyorum.
Bu düşüncede özellikle Oğlak ve Yengeç dönenceleri arasındaki geometrik ilişki önem kazanmaktadır.
Bir döngünün dikey yönde yükselmesi veya ekseninin değişmesi, yatay düzlemdeki hareket alanının küçülmesine benzetilebilir.
Bu nedenle her yeni döngüde, bir önceki döngünün biraz daha içerisine giren yeni bir yörünge meydana geldiğini düşünüyorum.
Bunu yine iç içe geçmiş matruşka örneğiyle anlatabiliriz:
Dıştaki şekil, içteki şekli kuşatır.
Her iç şekil bir öncekinden daha küçük olur.
Bu düşünceyi Dünya'nın mevsimsel sistemi üzerine uyguladığımızda, dört mevsimin zaman içerisinde farklı bir geometrik düzene dönüşebileceği fikri ortaya çıkmaktadır.
“SEMAYI BİR ÖLÇÜ İLE YÜKSELTTİK”
Kur'ân-ı Kerîm'de Rahmân Sûresi'nin 7. âyetinde şöyle buyurulur:
وَالسَّمَٓاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْم۪يزَانَۙ
Ve's-semâe rafe'ahâ ve vada'al-mîzân.
“Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.”
Rahmân Sûresi, 7. Âyet
Buradaki ölçü ve denge kavramı, benim kurduğum model açısından ayrıca dikkat çekicidir.
Çünkü kainatta hareketlerin rastgele değil, belirli ölçüler ve dengeler içerisinde gerçekleştiği görülmektedir.
Benim teorimde de döngülerin küçülmesi ve şekil değiştirmesi bir ölçü ve denge sistemi içerisinde ele alınmaktadır.
ZİRVE NOKTASI VE MEVSİMLERİN BİRLEŞMESİ
Bu düşüncenin devamında bir zirve noktası bulunmaktadır.
Ben bu noktayı Solar Apeks, yani Güneş sisteminin veya ilgili hareket sisteminin bir tür zirve noktası olarak ele alıyorum.
Eğer dört mevsimin oluşturduğu geometrik sistem giderek daralırsa, teorik olarak dört ayrı bölge birbirine yaklaşmaya başlayabilir.
Böyle bir durumda:
Burada önemli olan şudur:
Dört ayrı yönün tek bir merkez etrafında birleşmesi, geometrik olarak yeni bir durum meydana getirir.
Bir cisme yatay olarak baktığımızda onun sağını, solunu, önünü ve arkasını ayırt edebiliriz.
Fakat yukarıdan bakıldığında, üç boyutlu bir yapının görünümü farklılaşır.
Benim teorimde zirve noktasına yaklaşılması da buna benzer bir dönüşüm olarak ele alınmaktadır.
DÖRT MEVSİMDEN İKİ KUTUPLU BİR SİSTEME
Bu noktada dört mevsim yerine iki temel durumun öne çıkabileceğini düşünüyorum.
Bir taraf:
Güneşe bakan yüz
diğer taraf ise:
Gölgeye kalan yüz
olabilir.
Böylece dört ayrı mevsimsel bölgenin yerine iki temel kutup ortaya çıkabilir:
Güneş ve gölge.
Aydınlık ve karanlık.
Ön yüz ve arka yüz.
Bu düşünce, teorinin ilerleyen bölümünde 1 ve 0 sembolleriyle ifade edilen başka bir modele bağlanmaktadır.
GÜNEŞİN BATIDAN DOĞMASI
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) kıyamet alametleri arasında güneşin batıdan doğmasından söz ettiği bilinmektedir.
Kur'ân-ı Kerîm'de En'âm Sûresi'nin 158. âyetinde de şöyle buyurulur:
“Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini yahut bazı âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı âyetleri geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye artık imanı fayda vermeyecektir. De ki: Bekleyin; biz de beklemekteyiz.”
En'âm Sûresi, 158. Âyet
Bu âyetin ardından hadislerde güneşin batıdan doğması kıyamet alametlerinden biri olarak açıklanmıştır.
Ebû Zer (r.a.) tarafından nakledilen hadiste Resûlullah'ın (s.a.v.) güneşin hareketi hakkında şöyle buyurduğu aktarılır:
“Bu güneş nereye gider bilir misiniz?”
Sahabeler:
“Allah ve Resûlü daha iyi bilir.”
dediler.
Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) güneşin Arş'ın altında kendisine tayin edilmiş olan yere gidip secde ettiğini ve zamanı geldiğinde kendisine:
“Kalk ve battığın yerden doğ.”
denileceğini haber vermiştir.
Böylece güneşin batıdan doğmasının, daha önce iman etmemiş kimseye imanının fayda vermeyeceği bir döneme işaret ettiği bildirilmiştir.
(Müslim, 159/250)
KUTUPLARIN BİRLEŞMESİ DÜŞÜNCESİ
Benim teorimde burada farklı bir geometrik ihtimal ortaya çıkmaktadır.
Eğer doğu ve batı kavramları geometrik olarak aynı noktaya yaklaşırsa, kuzey ve güney kavramlarının da aynı şekilde birbirine yaklaşması düşünülebilir.
Böylece dört yönün iki temel kutba indirgenmesi fikri ortaya çıkar.
Bir taraf:
Güneş
diğer taraf:
Gölge
olur.
Bu durumda dört mevsimli sistemin de iki temel duruma doğru daraldığı bir model ortaya çıkar.
Benim “kapanan deltoid” düşüncemin başlangıç noktası da budur.
ÇÖKME, KAPANMA VE YENİDEN AÇILMA
Buradan sonra teori daha farklı bir aşamaya geçmektedir.
Bir döngünün tamamen kapanması:
çökme, kapanma veya sıfırlanma
şeklinde düşünülebilir.
Bunun ardından ise yeni bir döngünün başlaması mümkündür.
Bu düşünceyi 1 ve 0 sembolleriyle anlatabiliriz.
Bilgisayar sistemlerinde 1 ve 0 nasıl temel iki durum olarak kullanılıyorsa, benim modelimde de:
1 = varlık
0 = yokluk
şeklinde sembolik bir karşılık kullanılmaktadır.
Böylece kainatın bir döngüsünün sonunda her şeyin sıfıra yaklaşması ve ardından yeni bir başlangıcın meydana gelmesi fikri ortaya çıkmaktadır.
Buradaki 1 ve 0 kullanımı, öncelikle sembolik bir anlatımdır.
Bunun fiziksel bir gerçeklik olup olmadığı ayrıca bilimsel olarak araştırılmalıdır.
“KÂBE KAVSEYN” VE İKİ YAY
Kur'ân-ı Kerîm'de Necm Sûresi'nin 9. âyetinde:
فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ اَوْ اَدْنٰىۚ
Fe kâne kâbe kavseyni ev ednâ.
“İki yay kadar, hatta daha da yakın oldu.”
buyurulmaktadır.
Necm Sûresi, 9. Âyet
Burada “iki yay” ifadesi benim teorim açısından dikkat çekici bir geometrik sembol oluşturmaktadır.
Çünkü iki yay birbirine yaklaştığında aralarındaki mesafe azalır.
Bu nedenle teorideki iki kutbun birbirine yaklaşması düşüncesiyle “kâbe kavseyn” ifadesi arasında sembolik bir bağlantı kuruyorum.
Ayrıca bu ifadenin geçtiği sûrenin adının Necm, yani “yıldız” olması da benim açımdan ayrıca dikkat çekicidir.
Ancak bunun kesin bir bilimsel veya tefsirî sonuç olarak değil, teorinin içerisinde yapılan bir yorum olarak değerlendirilmesi gerekir.
KAPANAN DELTOİD
Şimdi teorinin asıl şekline gelelim.
Dört mevsimi dört köşe olarak düşünelim.
Bir kare veya dikdörtgenin dört köşesi, dört mevsimi temsil etsin.
Bu şeklin içerisine iki çapraz çizgi çizdiğimiz zaman bir X şekli ortaya çıkar.
Bu X şekli, dört köşenin merkezde birleşmesini sembolik olarak göstermektedir.
Döngü devam ettikçe dıştaki dört köşe merkeze doğru yaklaşır.
Böylece kare veya dikdörtgen giderek küçülür.
Sonunda kenarlar merkeze yaklaşarak farklı bir geometrik yapı meydana getirir.
Ben bu yapıya:
Deltoid
adını veriyorum.
Yani teorimde dört mevsimli dış yapı zamanla kapanan bir geometrik sistem hâline gelir.
Bu:
Kapanan Deltoid
olarak düşünülebilir.
X ŞEKLİ VE YENİ DÖNÜŞÜM
X şekli aynı zamanda dört yönün merkezde birleşmesini temsil eden bir sembol hâline gelmektedir.
Bir eksenin kaybolması veya iki kutbun birleşmesiyle şeklin geometrisi daha da değişebilir.
Böylece X biçiminden başka şekillere geçiş meydana gelebilir.
Burada kromozomlar, yıldızlar ve diğer semboller arasında kurduğum bağlantılar ise teorinin sembolik bölümünü oluşturmaktadır.
Özellikle X ve Y şekilleri üzerinden erkeklik, insan ve yıldız sembolleri arasında geometrik benzetmeler yapılabilir.
Ancak bunların biyolojik olarak gerçekten aynı mekanizmanın parçaları olduğunu söylemek için bilimsel delil gerekir.
Ben burada yalnızca şekiller arasındaki benzerliklerden hareketle bir model kuruyorum.
İSA ALEYHİSSELÂM VE YARATILIŞ ÖRNEĞİ
Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. İsa'nın (a.s.) mucizelerinden biri şöyle anlatılır:
وَرَسُولاً اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اَنّ۪ي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنَ رَبِّكُمْۙ اَنّ۪ٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ ف۪يهِ فَيَكُونُ طَيْراً بِاِذْنِ اللّٰهِ...
Hz. İsa (a.s.) şöyle bildirir:
“Ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Size çamurdan kuş biçiminde bir şey yapar, ona üflerim ve Allah'ın izniyle kuş olur...”
Âl-i İmrân Sûresi, 49. Âyet
Buradaki temel mesele, insanın bir şekil meydana getirebilmesi ile o şekle gerçek hayat vermenin aynı şey olmamasıdır.
İnsan şekli meydana getirebilir.
Fakat hayatın kendisi Allah'ın yaratmasıdır.
Bu açıdan bakıldığında şekil ile hayat arasındaki fark, teorinin “biçimin değişmesi” ile “varlığın yeniden başlaması” düşüncesine de sembolik bir bağlantı kurmaktadır.
KARA DELİK VE DÖNGÜNÜN SONU
Teorinin sonraki aşamasında ise yıldızların ve büyük kozmik yapıların dönüşümü üzerinde duruyorum.
Bir yıldızın yaşamının son aşamalarında meydana gelen fiziksel olaylardan hareketle, bir döngünün sonunda kara delik benzeri bir kapanma düşüncesi kurulabilir.
Burada erkeklik, dişilik, dönüşüm, başlangıç ve son gibi kavramlar da sembolik olarak kullanılmaktadır.
Ancak bu bölümün de kesin bir astronomi veya biyoloji açıklaması olarak değerlendirilmemesi gerekir.
Benim burada anlatmaya çalıştığım temel fikir şudur:
Bir şekil kapanırken başka bir şeklin başlangıcı meydana gelebilir.
Yani son ile başlangıç birbirinden tamamen ayrı olmayabilir.
TÜRKİYE VE DÖRT MEVSİM MODELİ
Şimdi teorinin Dünya üzerindeki karşılığına gelelim.
Benim düşünceme göre kapanan deltoidin merkezinin Türkiye ile ilişkilendirilebileceği bir model ortaya çıkmaktadır.
Türkiye'nin coğrafi yapısına baktığımızda farklı bölgelerinde farklı iklim özelliklerinin aynı ülke içerisinde bulunması dikkat çekmektedir.
Örneğin:
Doğu Anadolu'nun bazı bölgelerinde kış şartları ve kar görülürken,
Akdeniz bölgesinde daha sıcak bir iklim yaşanabilmektedir.
Karadeniz bölgesinde yağışlı ve yeşil bir iklim görülür.
Ege'nin bazı kesimlerinde ise daha farklı, kuraklığa yakın veya geçiş özellikleri gösteren iklimler bulunmaktadır.
Bu nedenle Türkiye'nin farklı bölgeleri, sembolik olarak dört mevsimin farklı köşelerini aynı ülkenin içerisinde gösteren bir dikdörtgen gibi düşünülebilir.
Bu benim teorimde önemli bir benzetmedir.
Ancak bunun gerçekten kozmik bir geometrik döngünün merkezi olduğunu göstermek için ayrıca bilimsel veriler gerekmektedir.
KAPANAN ESKİ DELTOİD VE AÇILAN YENİ DELTOİD
Teorinin son aşamasında iki farklı deltoid düşünülmektedir.
Birincisi:
Kapanan eski deltoid.
İkincisi:
Açılan yeni deltoid.
Eski deltoidin kapanmasıyla bir dönem sona ererken, yeni deltoidin açılmasıyla yeni bir dönem başlayabilir.
Eğer bu düşünce doğruysa, yeni deltoidin merkezinde bulunan bölge tekrar farklı iklimlerin ve dört mevsimin bir arada yaşandığı bir merkez hâline gelebilir.
Bu nedenle Türkiye'nin bu model içerisinde eski deltoidin merkezi olarak düşünülmesi ve yeni döngüde de benzer bir merkezî rol taşıyabileceği ihtimali üzerinde duruyorum.
Fakat bunun kesin bir gelecek tahmini olmadığını tekrar belirtmek gerekir.
Bu yalnızca benim ortaya koyduğum teorik modeldir.
YENİ DELTOİD VE YENİ DÖNGÜ
Eğer Rabbimiz insanlığa yeni bir döngü daha nasip ederse ve mevcut sistem tamamen sona ermezse, yeni deltoidin açılmasıyla birlikte yeni bir düzen meydana gelebileceğini düşünüyorum.
Bu yeni düzen içerisinde:
Dört mevsim yeniden belirginleşebilir.
Yeni bir iklim dengesi oluşabilir.
Eski döngünün kapanmasıyla yeni bir döngü başlayabilir.
Ve yeni deltoidin merkezi, önceki döngüdeki merkeze benzer bir konum taşıyabilir.
Benim teorimde bu yeni merkez, Türkiye'ye benzer şekilde dört mevsimin farklı özelliklerinin bir arada bulunduğu bir bölge olacaktır.
SONUÇ
Buraya kadar anlattığım düşünceyi kısaca özetlersek:
Dünya, Güneş ve daha büyük kozmik sistemler iç içe geçmiş döngüler içerisinde hareket etmektedir.
Bu döngüler geometrik olarak farklı biçimlerde düşünülebilir.
Dört mevsim, dört yön ve dört köşe bir geometrik yapı olarak ele alınabilir.
Döngünün daralmasıyla bu dört köşe merkeze doğru yaklaşabilir.
Dört ayrı kutup iki temel kutba indirgenebilir.
Bu süreç sonunda eski geometrik yapı kapanabilir.
Ben bu kapanan yapıya:
Kapanan Deltoid
diyorum.
Daha sonra ise yeni bir geometrik yapı ortaya çıkabilir:
Açılan Yeni Deltoid.
Bu da yeni bir döngünün başlangıcı olabilir.
Türkiye'nin farklı bölgelerinde dört mevsimin ve farklı iklim özelliklerinin aynı ülke içerisinde bulunması da bu teori içerisinde dikkat çekici bir örnek olarak değerlendirilmektedir.
Fakat bütün bunların kesinleşmiş bilimsel gerçekler olduğunu söylemiyorum.
Bu bir tezdir.
Bu bir teoridir.
Bu bir düşünce modelidir.
Bilimsel olarak doğrulanabilir veya yanlışlanabilir.
Belki benim göremediğim bir noktayı başka bir araştırmacı görebilir.
Belki bu teorinin bir kısmı doğru, bir kısmı yanlış çıkabilir.
Belki de tamamen farklı bir açıklama bulunabilir.
Bütün bunlar mümkündür.
Benim amacım, gördüğüm bağlantıları ortaya koymak ve üzerinde düşünülmesini sağlamaktır.
Bu nedenle bu konuda farklı görüşlere de açığım.
Bir kimse bu teorinin yanlış olduğunu düşünüyorsa, yalnızca “yanlış” demek yerine kendi açıklamasını ve kendi modelini ortaya koyarsa, mesele daha da anlaşılır hâle gelecektir.
Çünkü hakikatin araştırılması, farklı düşüncelerin karşılaştırılmasıyla daha sağlam bir zemine ulaşabilir.
Evet, makalemiz buraya kadar.
Anlayan beri yakın gelsin.
Vesselam.
Karoglan Raşit Tunca
Schrems, 9 Mayıs 2023 – Saat 09:25
Karoglan Raşit Tunca Makalesi
Selamün aleyküm.
Bir makalede daha beraberiz.
Bu makalede; dünyanın ve gök cisimlerinin hareketlerinden yola çıkarak, mevsimlerin değişmesi, kutupların birleşmesi, bir döngünün kapanması ve ardından yeni bir döngünün açılması üzerine geliştirdiğim bir düşünceyi anlatacağım.
Öncelikle şunu açıkça belirtmek isterim:
Bu çalışma kesinleşmiş bir bilimsel bilgi değildir.
Benim keşfi düşüncem ve ortaya koyduğum bir tez niteliğindedir. Bunun bilimsel olarak doğrulanması veya yanlışlanması için fizik, astronomi, kimya, biyoloji ve ilgili diğer bilim dalları tarafından incelenmesi gerekir.
Dolayısıyla burada anlatılanları kesin bir hüküm olarak değil, üzerinde düşünülebilecek bir teori ve model olarak değerlendirmek gerekir.
ZAMAN VE GÖK CİSİMLERİ ARASINDAKİ DÖNGÜLER
Dünyamız kendi ekseni etrafında döner ve bu dönüşü bir gün olarak adlandırırız.
Dünyamızın Güneş etrafındaki bir turuna ise bir yıl deriz.
Ay'ın Dünya etrafındaki dönüşünü de yaklaşık bir ay olarak kabul ederiz.
Buradan hareketle, gök cisimlerinin birbirleriyle olan hareketlerini farklı zaman ölçüleriyle karşılaştırmak mümkündür.
Güneşimiz de içinde bulunduğu galaktik sistem içerisinde hareket etmektedir. Dolayısıyla Dünya'nın Güneş etrafındaki hareketi ile Güneş'in daha büyük ölçekteki hareketleri arasında bir iç içe geçmiş döngüler sistemi düşünülebilir.
Ben bu sistemi, iç içe geçmiş halkalar veya matruşka bebekleri gibi düşünüyorum.
İçteki döngü dıştakinden daha küçük, dıştaki döngü ise içtekini içine alan daha büyük bir döngüdür.
Bu bakış açısından Dünya'nın Güneş etrafındaki hareketi, daha büyük kozmik hareketlerin içerisinde bulunan küçük bir döngü olarak ele alınabilir.
İÇ İÇE GEÇMİŞ DÖNGÜLER VE KABE TAVAFI BENZETMESİ
Bu sistemi daha kolay anlatabilmek için Kâbe'nin tavafını bir benzetme olarak kullanabiliriz.
Tavafta merkeze yakın bir daire ile daha dışarıdaki bir daire aynı merkez etrafında dönmektedir.
Benzer şekilde gök cisimlerinin hareketlerini de iç içe geçmiş döngüler şeklinde düşünmek mümkündür.
Bu düşüncede Güneş'in kendi sistemi içerisindeki hareketleri bir döngüyü, Güneş'in daha büyük galaktik hareketi ise bundan daha büyük bir döngüyü temsil eder.
Dolayısıyla küçük döngülerin büyük döngülerin içerisinde bulunması, kainattaki hareketlerin birbirinden bağımsız değil, birbirini kuşatan sistemler şeklinde düşünülebileceğini göstermektedir.
DÖNGÜLERİN DARALMASI VE MEVSİMLER
Benim üzerinde durduğum asıl nokta ise buradan sonra başlamaktadır.
Döngülerin belirli bir yönde ilerlemesi sonucunda, Dünya üzerindeki mevsimsel sistemin de zaman içerisinde farklı bir geometrik görünüme dönüşebileceğini düşünüyorum.
Bu düşüncede özellikle Oğlak ve Yengeç dönenceleri arasındaki geometrik ilişki önem kazanmaktadır.
Bir döngünün dikey yönde yükselmesi veya ekseninin değişmesi, yatay düzlemdeki hareket alanının küçülmesine benzetilebilir.
Bu nedenle her yeni döngüde, bir önceki döngünün biraz daha içerisine giren yeni bir yörünge meydana geldiğini düşünüyorum.
Bunu yine iç içe geçmiş matruşka örneğiyle anlatabiliriz:
Dıştaki şekil, içteki şekli kuşatır.
Her iç şekil bir öncekinden daha küçük olur.
Bu düşünceyi Dünya'nın mevsimsel sistemi üzerine uyguladığımızda, dört mevsimin zaman içerisinde farklı bir geometrik düzene dönüşebileceği fikri ortaya çıkmaktadır.
“SEMAYI BİR ÖLÇÜ İLE YÜKSELTTİK”
Kur'ân-ı Kerîm'de Rahmân Sûresi'nin 7. âyetinde şöyle buyurulur:
وَالسَّمَٓاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْم۪يزَانَۙ
Ve's-semâe rafe'ahâ ve vada'al-mîzân.
“Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.”
Rahmân Sûresi, 7. Âyet
Buradaki ölçü ve denge kavramı, benim kurduğum model açısından ayrıca dikkat çekicidir.
Çünkü kainatta hareketlerin rastgele değil, belirli ölçüler ve dengeler içerisinde gerçekleştiği görülmektedir.
Benim teorimde de döngülerin küçülmesi ve şekil değiştirmesi bir ölçü ve denge sistemi içerisinde ele alınmaktadır.
ZİRVE NOKTASI VE MEVSİMLERİN BİRLEŞMESİ
Bu düşüncenin devamında bir zirve noktası bulunmaktadır.
Ben bu noktayı Solar Apeks, yani Güneş sisteminin veya ilgili hareket sisteminin bir tür zirve noktası olarak ele alıyorum.
Eğer dört mevsimin oluşturduğu geometrik sistem giderek daralırsa, teorik olarak dört ayrı bölge birbirine yaklaşmaya başlayabilir.
Böyle bir durumda:
- yaz,
- kış,
- ilkbahar,
- sonbahar
Burada önemli olan şudur:
Dört ayrı yönün tek bir merkez etrafında birleşmesi, geometrik olarak yeni bir durum meydana getirir.
Bir cisme yatay olarak baktığımızda onun sağını, solunu, önünü ve arkasını ayırt edebiliriz.
Fakat yukarıdan bakıldığında, üç boyutlu bir yapının görünümü farklılaşır.
Benim teorimde zirve noktasına yaklaşılması da buna benzer bir dönüşüm olarak ele alınmaktadır.
DÖRT MEVSİMDEN İKİ KUTUPLU BİR SİSTEME
Bu noktada dört mevsim yerine iki temel durumun öne çıkabileceğini düşünüyorum.
Bir taraf:
Güneşe bakan yüz
diğer taraf ise:
Gölgeye kalan yüz
olabilir.
Böylece dört ayrı mevsimsel bölgenin yerine iki temel kutup ortaya çıkabilir:
Güneş ve gölge.
Aydınlık ve karanlık.
Ön yüz ve arka yüz.
Bu düşünce, teorinin ilerleyen bölümünde 1 ve 0 sembolleriyle ifade edilen başka bir modele bağlanmaktadır.
GÜNEŞİN BATIDAN DOĞMASI
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) kıyamet alametleri arasında güneşin batıdan doğmasından söz ettiği bilinmektedir.
Kur'ân-ı Kerîm'de En'âm Sûresi'nin 158. âyetinde de şöyle buyurulur:
“Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini yahut bazı âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı âyetleri geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye artık imanı fayda vermeyecektir. De ki: Bekleyin; biz de beklemekteyiz.”
En'âm Sûresi, 158. Âyet
Bu âyetin ardından hadislerde güneşin batıdan doğması kıyamet alametlerinden biri olarak açıklanmıştır.
Ebû Zer (r.a.) tarafından nakledilen hadiste Resûlullah'ın (s.a.v.) güneşin hareketi hakkında şöyle buyurduğu aktarılır:
“Bu güneş nereye gider bilir misiniz?”
Sahabeler:
“Allah ve Resûlü daha iyi bilir.”
dediler.
Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) güneşin Arş'ın altında kendisine tayin edilmiş olan yere gidip secde ettiğini ve zamanı geldiğinde kendisine:
“Kalk ve battığın yerden doğ.”
denileceğini haber vermiştir.
Böylece güneşin batıdan doğmasının, daha önce iman etmemiş kimseye imanının fayda vermeyeceği bir döneme işaret ettiği bildirilmiştir.
(Müslim, 159/250)
KUTUPLARIN BİRLEŞMESİ DÜŞÜNCESİ
Benim teorimde burada farklı bir geometrik ihtimal ortaya çıkmaktadır.
Eğer doğu ve batı kavramları geometrik olarak aynı noktaya yaklaşırsa, kuzey ve güney kavramlarının da aynı şekilde birbirine yaklaşması düşünülebilir.
Böylece dört yönün iki temel kutba indirgenmesi fikri ortaya çıkar.
Bir taraf:
Güneş
diğer taraf:
Gölge
olur.
Bu durumda dört mevsimli sistemin de iki temel duruma doğru daraldığı bir model ortaya çıkar.
Benim “kapanan deltoid” düşüncemin başlangıç noktası da budur.
ÇÖKME, KAPANMA VE YENİDEN AÇILMA
Buradan sonra teori daha farklı bir aşamaya geçmektedir.
Bir döngünün tamamen kapanması:
çökme, kapanma veya sıfırlanma
şeklinde düşünülebilir.
Bunun ardından ise yeni bir döngünün başlaması mümkündür.
Bu düşünceyi 1 ve 0 sembolleriyle anlatabiliriz.
Bilgisayar sistemlerinde 1 ve 0 nasıl temel iki durum olarak kullanılıyorsa, benim modelimde de:
1 = varlık
0 = yokluk
şeklinde sembolik bir karşılık kullanılmaktadır.
Böylece kainatın bir döngüsünün sonunda her şeyin sıfıra yaklaşması ve ardından yeni bir başlangıcın meydana gelmesi fikri ortaya çıkmaktadır.
Buradaki 1 ve 0 kullanımı, öncelikle sembolik bir anlatımdır.
Bunun fiziksel bir gerçeklik olup olmadığı ayrıca bilimsel olarak araştırılmalıdır.
“KÂBE KAVSEYN” VE İKİ YAY
Kur'ân-ı Kerîm'de Necm Sûresi'nin 9. âyetinde:
فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ اَوْ اَدْنٰىۚ
Fe kâne kâbe kavseyni ev ednâ.
“İki yay kadar, hatta daha da yakın oldu.”
buyurulmaktadır.
Necm Sûresi, 9. Âyet
Burada “iki yay” ifadesi benim teorim açısından dikkat çekici bir geometrik sembol oluşturmaktadır.
Çünkü iki yay birbirine yaklaştığında aralarındaki mesafe azalır.
Bu nedenle teorideki iki kutbun birbirine yaklaşması düşüncesiyle “kâbe kavseyn” ifadesi arasında sembolik bir bağlantı kuruyorum.
Ayrıca bu ifadenin geçtiği sûrenin adının Necm, yani “yıldız” olması da benim açımdan ayrıca dikkat çekicidir.
Ancak bunun kesin bir bilimsel veya tefsirî sonuç olarak değil, teorinin içerisinde yapılan bir yorum olarak değerlendirilmesi gerekir.
KAPANAN DELTOİD
Şimdi teorinin asıl şekline gelelim.
Dört mevsimi dört köşe olarak düşünelim.
Bir kare veya dikdörtgenin dört köşesi, dört mevsimi temsil etsin.
Bu şeklin içerisine iki çapraz çizgi çizdiğimiz zaman bir X şekli ortaya çıkar.
Bu X şekli, dört köşenin merkezde birleşmesini sembolik olarak göstermektedir.
Döngü devam ettikçe dıştaki dört köşe merkeze doğru yaklaşır.
Böylece kare veya dikdörtgen giderek küçülür.
Sonunda kenarlar merkeze yaklaşarak farklı bir geometrik yapı meydana getirir.
Ben bu yapıya:
Deltoid
adını veriyorum.
Yani teorimde dört mevsimli dış yapı zamanla kapanan bir geometrik sistem hâline gelir.
Bu:
Kapanan Deltoid
olarak düşünülebilir.
X ŞEKLİ VE YENİ DÖNÜŞÜM
X şekli aynı zamanda dört yönün merkezde birleşmesini temsil eden bir sembol hâline gelmektedir.
Bir eksenin kaybolması veya iki kutbun birleşmesiyle şeklin geometrisi daha da değişebilir.
Böylece X biçiminden başka şekillere geçiş meydana gelebilir.
Burada kromozomlar, yıldızlar ve diğer semboller arasında kurduğum bağlantılar ise teorinin sembolik bölümünü oluşturmaktadır.
Özellikle X ve Y şekilleri üzerinden erkeklik, insan ve yıldız sembolleri arasında geometrik benzetmeler yapılabilir.
Ancak bunların biyolojik olarak gerçekten aynı mekanizmanın parçaları olduğunu söylemek için bilimsel delil gerekir.
Ben burada yalnızca şekiller arasındaki benzerliklerden hareketle bir model kuruyorum.
İSA ALEYHİSSELÂM VE YARATILIŞ ÖRNEĞİ
Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. İsa'nın (a.s.) mucizelerinden biri şöyle anlatılır:
وَرَسُولاً اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اَنّ۪ي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنَ رَبِّكُمْۙ اَنّ۪ٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ ف۪يهِ فَيَكُونُ طَيْراً بِاِذْنِ اللّٰهِ...
Hz. İsa (a.s.) şöyle bildirir:
“Ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Size çamurdan kuş biçiminde bir şey yapar, ona üflerim ve Allah'ın izniyle kuş olur...”
Âl-i İmrân Sûresi, 49. Âyet
Buradaki temel mesele, insanın bir şekil meydana getirebilmesi ile o şekle gerçek hayat vermenin aynı şey olmamasıdır.
İnsan şekli meydana getirebilir.
Fakat hayatın kendisi Allah'ın yaratmasıdır.
Bu açıdan bakıldığında şekil ile hayat arasındaki fark, teorinin “biçimin değişmesi” ile “varlığın yeniden başlaması” düşüncesine de sembolik bir bağlantı kurmaktadır.
KARA DELİK VE DÖNGÜNÜN SONU
Teorinin sonraki aşamasında ise yıldızların ve büyük kozmik yapıların dönüşümü üzerinde duruyorum.
Bir yıldızın yaşamının son aşamalarında meydana gelen fiziksel olaylardan hareketle, bir döngünün sonunda kara delik benzeri bir kapanma düşüncesi kurulabilir.
Burada erkeklik, dişilik, dönüşüm, başlangıç ve son gibi kavramlar da sembolik olarak kullanılmaktadır.
Ancak bu bölümün de kesin bir astronomi veya biyoloji açıklaması olarak değerlendirilmemesi gerekir.
Benim burada anlatmaya çalıştığım temel fikir şudur:
Bir şekil kapanırken başka bir şeklin başlangıcı meydana gelebilir.
Yani son ile başlangıç birbirinden tamamen ayrı olmayabilir.
TÜRKİYE VE DÖRT MEVSİM MODELİ
Şimdi teorinin Dünya üzerindeki karşılığına gelelim.
Benim düşünceme göre kapanan deltoidin merkezinin Türkiye ile ilişkilendirilebileceği bir model ortaya çıkmaktadır.
Türkiye'nin coğrafi yapısına baktığımızda farklı bölgelerinde farklı iklim özelliklerinin aynı ülke içerisinde bulunması dikkat çekmektedir.
Örneğin:
Doğu Anadolu'nun bazı bölgelerinde kış şartları ve kar görülürken,
Akdeniz bölgesinde daha sıcak bir iklim yaşanabilmektedir.
Karadeniz bölgesinde yağışlı ve yeşil bir iklim görülür.
Ege'nin bazı kesimlerinde ise daha farklı, kuraklığa yakın veya geçiş özellikleri gösteren iklimler bulunmaktadır.
Bu nedenle Türkiye'nin farklı bölgeleri, sembolik olarak dört mevsimin farklı köşelerini aynı ülkenin içerisinde gösteren bir dikdörtgen gibi düşünülebilir.
Bu benim teorimde önemli bir benzetmedir.
Ancak bunun gerçekten kozmik bir geometrik döngünün merkezi olduğunu göstermek için ayrıca bilimsel veriler gerekmektedir.
KAPANAN ESKİ DELTOİD VE AÇILAN YENİ DELTOİD
Teorinin son aşamasında iki farklı deltoid düşünülmektedir.
Birincisi:
Kapanan eski deltoid.
İkincisi:
Açılan yeni deltoid.
Eski deltoidin kapanmasıyla bir dönem sona ererken, yeni deltoidin açılmasıyla yeni bir dönem başlayabilir.
Eğer bu düşünce doğruysa, yeni deltoidin merkezinde bulunan bölge tekrar farklı iklimlerin ve dört mevsimin bir arada yaşandığı bir merkez hâline gelebilir.
Bu nedenle Türkiye'nin bu model içerisinde eski deltoidin merkezi olarak düşünülmesi ve yeni döngüde de benzer bir merkezî rol taşıyabileceği ihtimali üzerinde duruyorum.
Fakat bunun kesin bir gelecek tahmini olmadığını tekrar belirtmek gerekir.
Bu yalnızca benim ortaya koyduğum teorik modeldir.
YENİ DELTOİD VE YENİ DÖNGÜ
Eğer Rabbimiz insanlığa yeni bir döngü daha nasip ederse ve mevcut sistem tamamen sona ermezse, yeni deltoidin açılmasıyla birlikte yeni bir düzen meydana gelebileceğini düşünüyorum.
Bu yeni düzen içerisinde:
Dört mevsim yeniden belirginleşebilir.
Yeni bir iklim dengesi oluşabilir.
Eski döngünün kapanmasıyla yeni bir döngü başlayabilir.
Ve yeni deltoidin merkezi, önceki döngüdeki merkeze benzer bir konum taşıyabilir.
Benim teorimde bu yeni merkez, Türkiye'ye benzer şekilde dört mevsimin farklı özelliklerinin bir arada bulunduğu bir bölge olacaktır.
SONUÇ
Buraya kadar anlattığım düşünceyi kısaca özetlersek:
Dünya, Güneş ve daha büyük kozmik sistemler iç içe geçmiş döngüler içerisinde hareket etmektedir.
Bu döngüler geometrik olarak farklı biçimlerde düşünülebilir.
Dört mevsim, dört yön ve dört köşe bir geometrik yapı olarak ele alınabilir.
Döngünün daralmasıyla bu dört köşe merkeze doğru yaklaşabilir.
Dört ayrı kutup iki temel kutba indirgenebilir.
Bu süreç sonunda eski geometrik yapı kapanabilir.
Ben bu kapanan yapıya:
Kapanan Deltoid
diyorum.
Daha sonra ise yeni bir geometrik yapı ortaya çıkabilir:
Açılan Yeni Deltoid.
Bu da yeni bir döngünün başlangıcı olabilir.
Türkiye'nin farklı bölgelerinde dört mevsimin ve farklı iklim özelliklerinin aynı ülke içerisinde bulunması da bu teori içerisinde dikkat çekici bir örnek olarak değerlendirilmektedir.
Fakat bütün bunların kesinleşmiş bilimsel gerçekler olduğunu söylemiyorum.
Bu bir tezdir.
Bu bir teoridir.
Bu bir düşünce modelidir.
Bilimsel olarak doğrulanabilir veya yanlışlanabilir.
Belki benim göremediğim bir noktayı başka bir araştırmacı görebilir.
Belki bu teorinin bir kısmı doğru, bir kısmı yanlış çıkabilir.
Belki de tamamen farklı bir açıklama bulunabilir.
Bütün bunlar mümkündür.
Benim amacım, gördüğüm bağlantıları ortaya koymak ve üzerinde düşünülmesini sağlamaktır.
Bu nedenle bu konuda farklı görüşlere de açığım.
Bir kimse bu teorinin yanlış olduğunu düşünüyorsa, yalnızca “yanlış” demek yerine kendi açıklamasını ve kendi modelini ortaya koyarsa, mesele daha da anlaşılır hâle gelecektir.
Çünkü hakikatin araştırılması, farklı düşüncelerin karşılaştırılmasıyla daha sağlam bir zemine ulaşabilir.
Evet, makalemiz buraya kadar.
Anlayan beri yakın gelsin.
Vesselam.
Karoglan Raşit Tunca
Schrems, 9 Mayıs 2023 – Saat 09:25
Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca


