MUHAMMED
Muhammed

BAYRAK
TC.Bayrak

Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir.

Kullanıcı Adı
  

Şifre
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üye: 7
» En Son Üye: Fatma
» Toplam Konular: 678
» Toplam Yorumlar: 1,025

Ayrıntılı İstatistikler

DOWNLOADEN


"Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri, E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz"
(Raşit Tunca)




AYET
"Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır"
ENBİYA Suresi 105

FELSEFEMiZ
"iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR,
Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir.
islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip,
Onunla Yaşayabilmekdir"

(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

Raşit Tunca Sözü
"Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun."
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ
"Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır."
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)


   

Raşidi Tahsini Şerifi PRO12 Arapça Yazılışı


ÖNSÖZ

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Selamün Aleyküm!

Raşidi Hatimi Yahutta "Hatmei Raşidan" Nedir?

Raşidi Tarikatının Kurucusu Başağaçlı Raşit Tunca'nın ezbere bildiği, veya okuyup zikrettiği, sureler, ayetler, salavatlar, zikirler dir. Ve Bunlar Raşit Tunca'nın Günlük veya haftalık veya senede bir veya ömürde bir okuyup zikretmiş olduğu veya muska olarak üzerinde taşıdığı dualar, zikirler, sureler, ayetler ve salavatların yaklaşık olarak tamamıdır.

Vird olarak okunmak istenince, en az haftada bir defa, orta haddesi günde bir defa ve en fazla, günde iki defa, sabah ve ikindi namazından sonra zikredilip hatmedilir. Arapça olanı "HAMEYLi MUSKASI" olaraktan, Herhangi güzel bir misk ile kokulanıp folya ile sarılı olarak ve deri muhafaza içinde üzerinizde, veya arabanızda veya çantanızda taşınır.

ZIRH VE KALKAN OLARAK TA

Bir Tabak içine bir küçük paket "Tuz" dökülür ve, Hatmei Raşidan okunurken, arada bir zikirdeki  durak olan noktalara gelince, durup tabaktaki tuza üflenir, ve tabak kaşık yardımı  ile karşıtırılarakdan, tekrar tekrar hatim bitesiye üflenir ve karşıtırılır. ve sonra bu tuz kapaklı bir kavonaza koyup ağzı sıkıca kapatılır. Haftada bir, 10 litreli bir kovaya, bir çay kaşığı katılıp, ılık su ile eritilir ve banyodan sonra, yani sabunlanıp durulandıktan sonra, bu tuzlu su, bir tas ile, bütün vucada dökülüp vücut ıslatılır, vücudun bu tuzlu suyu emmesi için biraz beklenir, ve sonra havlu ile kurulanılır, ve vücut iyonoze edilir, ve aynen pil gibi olunur, ve pili doldurmak içinde, hatme bir defa daha zikredilir, ondan sonra, her hafta, hatme okunmadan önce bu tuzlu su ile yukardaki tarif üzre banyo edilip, vücut iyonize edilir, ve sonra hatme okunur, ve vücudunuz bir elektrik kalkanı oluşturur bu sayede.

Ve aynı tuzdan, yemeklerinize de, salatalarınıza da kullanabilirsiniz. Tuz bitince yenisini yaparsınız.

Tahsini Şerif Nedir?

تحسين شريف

Tahsin demek El Hısn kökünden türemiştir Şerefli Kale ve Sığınak Manası taşır. Ve Sığınılacak en Şerefli Kale Allah ve Kelamı dır çünkü Kuran‘da şöyle şöyle olunca şöyle de minvalinde bize kelimelerinin gücünü öğreten yine Allah kendisidir. Mesela Felak suresi en basit örnek deki felan felan diye öğretir. işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları mesela kureyş suresınde buyurduğu üzre acıktığınızda sizi doyuran ve korktuğunuzda emanında yani kalesinde sizi koruyan bu evin rabbine kul olun manasında ayet var yani kul olmaktan kasıt O'nun kalesine ve emanına sığının gibi bir mana.

Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”
dedi:

“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.

Okunuşu: "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"

Anlamı: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."

(Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.”

(Müslim, Zikir 55.)

Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın  kelamı olan Kuran ayetleri ve, Peygamerin dilinden söylenen, kutsi hadisler veya normal hadisler de geçen dualar ile, işte manen O’nun şifalı sözleri  kastedilmiş  demek olmaz mı. O,nun Kelimelerinin Gücü kastedilmiş  demek olmaz mı. Esasen bunlardan hangisinin söylendiği çok önemli değildir, Burada anlatmak istediğimiz "Euzü bi kelimatillahit-tammati "  demek Allah kelamı olan ayet ve hadislerdeki dualara sığınmak demek, işte O'nun kelimelerinin  gücüne sığınmak demektir, kelimler söylenince ise, bir frekans yayılımı söz konusudur, yani öyle olunca, dua ve ayetler okunarak Allah'ın kelamının frekans gücü  demek olur, onun ile o frekanslar ile  "min şerri mâ halak" denmesi de yani yarattığı şerli herşeye karşı gelebilen bir silah demek olur, bu frekans ve dua ve zikir silahı yani. Hadisler de "Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti" sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır.

işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları : Okuyanlar veya yanında taşıyanlar Düşmanlarının şerrinden emin olurlar, fakirlik görmeden bir hayat yaşarlar, Vesveseye, unutkanlığa karşı şifadır. Tahsini Şerifi’ni düzenli okumak güzel ahlakın kapısıdır. Düşmanların şerrinden korunmak, korkulu bir yerdeyken emin ve güvende olmak için okunmalıdır. Hastalara okunması ise şifadır. Günahların affı ve sevap kazanmak için tekrar tekrar okunması gereken dualardan biridir. "Alimran" dan bir ayet vardır ki içinde "inneke entel vehhâb" olan ayet onu okuyan kimseye ömrü boyunca geçim sıkıntısı uğramaz rivayeti var. Virdimizi Okuyan Güzel ahlaka erişir, içinde Ayetel Kürsi gibi nice ayetler dualar vardır da mesela Hâdis-i şerîfte Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: "Cibrîl bana gelip: Cinden bir ifrit sana tuzak kurmak istiyor, yatağına geldiğin zaman Ayete’l-Kürsî’yi oku. Yani yatmadan evvel Âyete’l- Kürsî’yi oku. dedi.” Buyurmuşlardır. Bunun gibi bütün sırlı ayet yani Allah Kelamı ve hadis ve dua ve salavatların toplandığı, Dua ve Zırhdır, Sığınak ve kaledir, Allah’ın kelimelerinin gücüdür.

„Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okuma Adabı :

Müntesiblerimiz Normal günlük evradlarını okuyup zikredip tesbih ederler ve sadece Haftada bir gün Perşembeleri ikindiden sonra veya akşamı (Cumayı Akşamı) veya Pazar ikindiden sonra veya akşamı zikredilir. Ölülerimize yani geçmişlerimizin ruhuna gönderilen hediyeler Perşembeleri ve Pazarlar sunuluduğu için, Hatmenin içindeki Bütün Zikir Evrad ve Raşidi Hatimi  ölülerimize  geçmişlerimizin ruhuna da ve silsilemize de müntesiplerimizede sayilan liseteyede haftada bir defa hediye edilmiş olur bu sayede.
Elbette Tarikimizden Mezun olanlar ve güç yetirebilenler de Günlük yani hergün  evrad yerine bunu okuyabilirler.

OKUMA SÜRESi: Takriben 1 Saat 45 Dakika


EVRADI RAŞiDi ARAPÇA OKUNUŞU

SERi NO : V090520250830


TAHSiNi ŞERiF PRO12 ARAPÇA BUDUR

HATMEi ŞERiF

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم

أَلَآ إِنَّ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهِ و عِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ.يَا اَيهاشَّيْطَانِرَّجِيمْ وَحِذْبَهُ يَا اَيُّوهَادَّجَّلْ وحواصّهو اِنَّكُمْ لَيْسَ بِصُلْطَانِ ا لَّهُم وَلاَ تَغْوِيَنَّهُمْ وَلاَ تُسَلِّطَنَّهُمْ. بل هم عباد الله المخلصون. وَإِنَّكُمْ وَ حِزْبَكُمْ إِلَّا شَيْطاَنِرَّجِيمْ فَخْرُجْ مِنْ هاَذَاْلبَدَنِ مِنْ هاَذَ اْلبَيْتِ من هذا الطريق مِنْ هاَذَ الشَّحْرِ وَمِنْ هاَذَ اْلمَدِنَةُ فَإِنَّكُمْ رَجيِم. وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَعْنَةَ إِليَ يَوْمِ الدِّينِ

TAHSiN

Tahsini Şerif Li Raşidiye
Tahsini Şerif Li Raşidiye

التحصين الشريف

بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وصلى الله عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وصَحْبهِ وسلّمَ تسليم اللهم إني أسْأَلُكَ بِالْعَرْشِ والكرسي والنور الَّذِي عَلَيْهِ سَيِّدُنَا مُحَمَّدُ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ تُسَخِرَ لِي قَلْبَ مَن أَخَوَجْتَنِي إِلَيْهِ وَأَنْ تَكْفِينِي شَرَّ مَنْ يَقْدِرُ عَلَى وَلَا أَقْدِرُ عَلَيْهِ يَا مَنْ بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ أَنتَ عَالِمُ بِهِ وقَادِرُ عَلَيْهِ تَحَصَلْتُ بِالْحِصْنِ الَّذِي أَسَسَهُ اللهُ سُورُهُ لا إله إلا الله ، بَابُهُ مُحمدٌ رَسُولُ اللهِ مِفْتَاحُهُ لَاحَوْلَ وَلَا قُوَةَ إِلَّابِ اللَّهِ مَنْ أَرَادَ لِي سُؤَ أَخَذَلَهُ اللهُ هَمْسًا هَمْسًا لَمْسَا لَمْسًا لَمُوسًا لَمُوسًا مَأْمُونَا مَأْمُونَا أنا الأَسَدُ سَهْي تَفَذَ مِنْهُ الْمَدَدُ لَا أَبَالِي مِنْ أَحَدٍ بِفَضْلِ
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ 
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ 
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ 
اَللَّهُمَّ يَا جَميلَ السَتْرِ إِذَا أَحَاطَ الْبَلَاءُ مِنْ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَى أَنْ تَكْفَيَنِي شَرَ من أمر على ونهى اللهم إن جاءوني فردهُمْ وَإِن بَغَوْ عَلَى فَهُدَهُمْ وَأَنَّكَ أَنتَ الله رَبِّي وَرَبُّهُمْ وَرَبُّ الْخَلَائِقِ كُلِهِمْ
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللهُ لَا إِلَهَ إِلا هُوَ عَلَيْهِ تَوكَلْتُ وَهُوَ رَبُّ العرش العظيم وَلَا حَول ولا قوة الآب الله العلى العظيم وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّم تَسلِها وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

إنتهى التحصين الشريف

Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.

HiZBÜL KEBiR

Hizbül Kebir Li Raşidiye
Hizbül Kebir Li Raşidiye

الحزب الكبير

بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ آرَّحِيم


الحمدُ اللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ ، وَإِذَا قَرَأْتَ القرآنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَينَ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بالآخرة حجا با مستورًا ، وَجَعَلْنَا عَلَى قُليم اكنة أن يقهره وفي أَذَانِهِمْ وَفَراوَإِذَا ذَكَرتَ رَبِّكَ فِي الْقُرْآنِ وَحْدَهُ وَلَّوْا عَلَى أَدْبَارِهِمْ نُفُورًا. يَا مَالِكَ يوم الدين إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإياك نستعين رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنْتَ خَيْرَ الْوَارِثِينَ .  الم نَوَوْا فَلَوَوَاعَمَا نَوَوْا ثُمَّ لَوَوَاعَمَا نَوَوْا فَعَمُوا وَصَمُوا عَمَّا نَوَوْا فَوَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ بِمَا ظَلَمُوا فَهُمْ لَا أَفَحَسِبْتُمْ أَنما خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا وَجَعَلْنَا مِن بَيْنِ أَيْدِيهِم سَدًا وَمَن عَليهِ وسَدًا فَاغْشَيْنَاهُم فهو لا يا معشر الجن والإنس إن اسْتَطَعْتُمْ  أَن تَنْفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانْفُذُوا لا لا الاء إلا الأوكَ يَا الل لا الاء إلا الأوكَ يَا الل لا الاء إلا الأوكَ يَا الل إِنَّكَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ، وَبِالْحَقِّ أَنْزَلْنَاهُ وَبِالْحَقِّ نَزَلَ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلا بِاللَّهِ الْعَلِى الْعَظِيمِ ، الْتَجَمَ كُلُّ مَارِدٍ وَذَلَّ كُلُّ ذِى بَطْشِ شَدِيدٍ مُعَانِدٍ ، وَتَلَاشَتْ مَكَائِدُ انجنِ وَالْإِنْسِ أَجْمَعِينَ بِأَسْمَائِكَ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ بِالسَّمَوَاتِ القَائِمَاتِ فَهُنَّ بِالْقُدْرَةِ وَاقِفَاتُ بِالسَبْعِ الْمُتَطَابِقَاتِ بالحِبِ الْمُتَرَادِ فَاتِ بِمَوَاقِفِ الْأَمْلاكِ في مجاري الأفلاك بالكريسي البسيط بِالْعَرْشِ الْمُحَيطِ بِغَايَةِ الغَايَاتِ بمواضيع الإِشَارَاتِ بمَن دَنَا فَتَدَلَى فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى خَضَعَتِ الْمَرَدَةُ فَكُبِتُوا ود حضُوا كَبَتَ الْأَعْدَاءُ بِأَسْمَاءِ اللَّهِ فَكُبِتُوا حساأ المارد وذال الحاسدُ استعنت بالله علَى كُلِّ مَن نوَى لي سُوءًا كَيْفَ أَخافُ والى أملي أو كَيْفَ أَضَام وَعَلَى اللهِ مُتَكَلِي . اللَّهُوَ احْرُسْنِي مِنْ كَيْدِ الفاسِقِ وَمِن سطوة المارقِ وَمِنْ لَدَغَةِ الْغاسِقِ بِكَيعَصَ كُفِيْتُ بحمعسق حُمِيْتُ فسيكفيكهم الله وَهُوَ السَمِيعُ الْعَلِيمُ فسيكفيكهم الله وَهُوَ السَمِيعُ الْعَلِيمُ فسيكفيكهم الله وَهُوَ السَمِيعُ الْعَلِيمُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلا بِاللهِ الْعَلِي الْعَظِيمِ . بسْمِ اللَّهِ مَا أَعْظَمَ اللَّهَ كُلَّمَا أَوْقَدُوا نارا لِلْحَرْبِ أَطْفَأَهَا اللهُ . كَتَبَ الله لأَغْلَبَنَ أَنَا وَرُسُلِي إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزُ اللَّهُمَّ يَا مَنْ أَلْحَمَ الْبَحْرِ بِقُدْرَتِهِ وَقَهَرَ الْعِبَادَ بِحِكْمَتِهِ اكفِنِي أَنْتَ الكَافِي وَعَنَتِ الْوُجُوهُ لِلْحَيَ الْقَيَومِ وَقَدْ خَابَ مَنْ حمَلَ ظُلْمًا فَاللَّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ . أَقْبِلُ وَلَا تَخَفْ إِنَّكَ مِنْ الآمنين . لَا تَخَفْ نَجَوْتَ مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ لا تَخافُ دَرَكَا وَلَا تَخْشَى . لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ الأعْلَى . لَا تَخَافَا إِنَّنِي مَعَكُمَا أَسْمَعُ وأرى لا تخف إنِّي لَا يَخَافُ لَدَى الْمُرْسَلُونَ . وَلَيْبَدِّ لَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنَا . وَآمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ . اَللَّهُمَّ آمِنَا مِنْ كُلِّ خَوْفٍ وَهُم وَعَمٍ وَكَرْبٍ  گرددٍ گرددٍ گردهٍ گردهٍ  دَهٍ دَهٍ دَهْ دَهْ الله رَبُّ الْعِزَّةِ كَتَبَ اسْمَهُ عَلَى كلِّ شَيْ أَغْرَهُ ، خَضَعَ كُلُّ شَى لعظْمَةِ سلْطَانه اللهم اخضيعُ لي جَمِيعَ مَنْ يرَانِي مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ وَالطَّيْرِ وَالْوُحُوشِ وَالْمَوَامِ اللَّهُوَ اجْعَلْ لِي نُورًا مِنْ نُورِكَ عَلَى وَجْهِي وَمِنْ ضِيَاءِ سُلْطَانِكَ أَمَا مِي حَتَّى إِذَا رَأَوْنِي وَلَّوْا هَارِبِينَ خَاضِعِينَ لِهَيْبَةِ اللَّهِ وَلِيْبَةِ أَسْمَائِهِ وَلَهَيْبَتِي تَذَكَذَّكَتِ الْجِبَالُ بِكهيعص كفيتُ بِحَمَعَسَقَ جُمِيْتُ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَمِيعُ العَلِيمُ فسيكفيكهم الله وَهُوَ السَمِيعُ الْعَلِيمُ فسيكفيكهم الله وَهُوَ السَمِيعُ الْعَلِيمُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلأَبِ اللهِ الْعَلِي الْعَظِيمِ رَبَّنَا أَرِنَا اللَّدَيْنِ أَضَلَانَا مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ نجْعَلْهُمَا تَحْتَ أَقْدَامِنَا لِيَكُونَ مِنَ الْأَسْفَلِينَ وَرَدَ اللَّهُ الَّذِينَ كَفَرُوا بِغَيْظِهِمْ لَمْ يَنَالُوا خَيْرًا وَكَفَى اللَّهُ الْمُؤْمِنِينَ الْقِتَالَ وَكَانَ اللهُ قويا عَزِيزًا بَهَا بَهَا بَهَا بَهْيا بَهْيا بَهْيا بَهْيَاتٍ بَهْيَاتٍ بَهْيَاتِ الْقَدِيمُ الْأَزَلِي يُخْضِعُ لِي جَمِيعَ مَنْ يَرَانِي لَمَقْفَنْجَلِ يَا أَرْضُ حُدِيهِمْ قُلْ كُونُوا حِجَارَةً أَوْ حَدِيدًا وَقِفُوهُمْ إِنَّهُمْ مَسْئُولُونَ كَأَنَّهُمْ خُشُبُ مُسَنَّدَةٌ وَلَا حَولَ وَلَا قُوَّةَ إِلا بِاللهِ الْعلى العظيم طَهُورٌ بِدْعَقٌ مَحْبَبهٌ صُورَهٌ مَخَبَبَهْ سَقْفَاطِيسٌ سَقَاطِيمٌ أَحُونٌ قَ أَدُمَّ حَمَّ هَاءٌ آمينْ محمد رَسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاءُ عَلَى الْكَفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ تَرَهُمْ رُكَعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِمْ مِنْ أَثَر السجود ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجيل ا كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطَأَهُ فَازْرَهُ فَاسْتَغْلَظ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزَّرَاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الكفار وعد الله الذين آمنوا وعملوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا  صدق اللهُ الْعَظِيمُ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ النَّبِيَّ الْكَرِيمِ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ عدد ما يتعلق بهِ عِلم الله القديم من الجاءزِ وَالْوَاجِبِ وَالمُسْتَحِيلُ جُمْلَةً وَتَفْصِيلًا مُنذُ خُلِقَتِ الدُّنْيَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ فِي كُلِّ يَوْمِ مِائَةً ألف مرة وفي كُلِّ مَرةٍ مِثْلُ قَدْرِ ذَلِكَ وَعَلَى آلِهِ وصحبهِ وَسَلَّمَ

يَا عَزِيزُ

  مَائَةً مَرَّة

ياعزيزُ فلم ازلْ بعِزِّك عزيزاً يا عزيز ياعزيزُ فلم ازلْ بعِزِّك عزيزاً يا عزيز  ياعزيزُ فلم ازلْ بعِزِّك عزيزاً يا عزيز  ياعزيزُ فلم ازلْ بعِزِّك عزيزاً يا عزيز  ياعزيزُ فلم ازلْ بعِزِّك عزيزاً يا عزيز  ياعزيزُ فلم ازلْ بعِزِّك عزيزاً يا عزيز  ياعزيزُ فلم ازلْ بعِزِّك عزيزاً يا عزيز


إنتهى الجزر الكبير

Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.

HiZBÜS SAĞiR

Hizbüs Sağir Li Raşidiye
Hizbüs Sağir Li Raşidiye

الحزب الصغير

بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ آرَّحِيم

وَصَلَّى اللَّهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلّمَ. بسم الإله الخالق الأكبر وهو حِرْزٌ مَانِعُ مِمَّا أَخَافُ وَأَحْذَرُ لَا قُدْرَةَ لِمخْلُوقٍ مَعَ قَدَرَة الخَالِقِ يُلْحِمُهُ بِلجَامِ قُدْرَتِهِ أَحْمَى حَميسًا أَطْمَى طَمِيثًا وَكَانَ اللهُ قويا عزيزا حمعسق حمايتنا كهيعص كفايتنا  فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ  وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلا بِاللهِ الْعَلِي الْعَظِيمِ ، وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِيهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ

( يَا بَارِئُ ـ  مَائَةَ مَرَّةٍ )

  ( يَا لَطِيفُ ـ مَائَةٌ وَتِسْعُ وَعِشْرُونَ مَرَّةً )

( اللَّهُمَّ يَا لَطِيفًا بِخَلْقِهِ يَا عَلِيمًا بِخَلْقِهِ يا خبيرًا بِخَلْقِهِ الْطُفْ بِنَا يَا لَطِيفُ يَا علِيمُ يَا خَبِيرُ ـ سَبْعَ مَرَةٌ )

  ( يَا اللهُ ـ سِتَّ وَسِتُونَ مَرَةٌ )

( يَا دَايم ـ سِتٌ وَسِتُونَ مَرَّة )

لكَ الدَّوَامُ الْأَزَلَ وَالْبَقَاءُ السَرْمَدِئُ حتى ترث الأَرْضَ وَمَن عَلَيْها وانت خير الوارثين سُبحَانَكَ يَادَاءِمُ أَنتَ وَلِيُّنا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ سُبحانَكَ يَا دَائِمُ ارْزُقْنَا حَلَاوَةَ مُحَبَتِكَ وَاحْشُرْنَا فِي زُمْرَةِ الْمُحبِّينَ وَلَاحَوْلَ ولا قوة الا بالله العلي العظيم

( ياودُودْ مائتان وأربعون مرّة )

إنتهى الحزب الصغير


Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.


SALATI ZATI MUHAMMEDiYE ARAPÇASI

Salat al-Zatı Muhammediye Li Raşidiye
Salat al-Zatı Muhammediye Li Raşidiye

ibrahim Düsûkî (Kuddise Sirruhû)nun Salâtı

اللهُمَّ صَلَّ عَلَى الذَّاتِ المُحَمَّدِيَّةِ اللَّطِيفَةِ الْأَحَدِيَّةِ شَمْسِ سَمَاءِ الْاَسْرَارِ وَمَظْهَرِ الْأَنْوَارِ وَمَرْكِرِ مَدَارِ الْجَلَالِ وَقُطْبِ فَلَكِ الْجَمَالِ  اَللَّهُمَّ بِسِرِّهِ لَدَيْكَ وَبِسَيْرِهِ إِلَيْكَ أَمِنْ خَوْفِي وَاقِلْ عَشْرَتِي وَأَذْهِبْ حُرْنِي وَحِرْصِي وَكُنْ لِى وَخُذْنِي إِلَيْكَ مِنِّى وَارْزُقْنِي ا لْفَنَاءَ عَنِّى وَلَا تَجْعَلْنِى مَفْتُونَا بِنَفْسِى مَحْجُوبًا بِحِسِى وَاكْشِفْ لِي عَنْ كُلِّ سِرّ مَكْتُومٍ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ


Okuma Usulü :
En Az Günde 1~3 Defa veya En Fazla Günde 41 Defa Sabah veya ikindi'den sonra okunup zikredilir.


SALATI MEŞiŞiYA
ibni Beşişe Rahimehullah

Salat el Meşişiye Li Raşidiye
Salat el Meşişiye Li Raşidiye

بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مَنْ مِنْهُ انْشَقَّتِ الْأَسْرَارُ وَانْفَلَقَتِ الْأَنْوَارُ  وَفِيهِ ارْتَقَتِ الْحقَائِقُ  وَتَنَزَّلَتْ عُلُومُ آدَمَ فَأَعْجَزَ الْخَلَائِقِ  وَلَهُ تَضَاءَلَتِ الْفُهُومُ فَلَمْ يُدْرِكْهُ مِنَّا سَابِقٌ وَلَا لَاحِقٌ  فَرِيَاضُ الْمَلَكُوتِ بِزَهْرِ جَمَالِهِ مُونِقَةٌ  وَحِيَاضُ الْجَبَرُوتِ بِفَيْضِ أَنْوَارِهِ مُتَدَفِّقَةٌ  وَلَا شَيْءَ إِلَّا وَهُوَ بِهِ مَنُوطٌ  إِذْ لَوْلَا الْوَاسِطَةُ لَذَهَبَ كَمَا قِيلَ الْمَوْسُوطُ  صَلَاةً تَلِيقُ بِكَ مِنْكَ إِلَيْهِ كَمَا هُوَ أَهْلُهُ  اَللَّهُمَّ إِنَّهُ سِرُّكَ الْجَامِعُ الدَّالُّ عَلَيْكَ  وَحِجَابُكَ الْأَعْظَمُ الْقَائِمُ لَكَ بَيْنَ يَدَيْكَ  اَللَّهُمَّ أَلْحِقْنِي بِنَسَبِهِ  وَحَقِّقْنِي بِحَسَبِهِ  وَعَرِّفْنِي إِيَّاهُ مَعْرِفَةً أَسْلَمُ بِهَا مِنْ مَوَارِدِ الْجَهْلِ  وَأَكْرَعُ بِهَا مِنْ مَوَارِدِ الْفَضْلِ  وَاحْمِلْنِي عَلىٰ سَبِيلِهِ إِلَىٰ حَضْرَتِكَ  حَمْلًا مَحْفُوفًا بِنُصْرَتِكَ  وَاقْذِفْ بِي عَلَى الْبَاطِلِ فَأَدْمَغَهُ  وَزُجَّ بِي فِي بِحَارِ الْأَحَدِيَّةِ  وَانْشُلْنِي مِنْ أَوْحَالِ التَّوْحِيدِ  وَأَغْرِقْنِي فِي عَيْنِ بَحْرِ الْوَحْدَةِ  حَتَّىٰ لَا أَرَىٰ وَلَا أَسْمَعَ وَلَا أَجِدَ وَلَا أُحِسَّ إِلَّا بِهَا  وَاجْعَلِ الْحِجَابَ الْأَعْظَمَ حَيَاةَ رُوحِي  وَرُوحَهُ سِرَّ حَقِيقَتِي  وَحَقِيقَتَهُ جَامِعَ عَوَالِمِي بِتَحْقِيقِ الْحَقِّ الْأَوَّلِ  يَا أَوَّلُ يَا آخِرُ يَا ظَاهِرُ يَا بَاطِنُ  اِسْمَعْ نِدآئِي بِمَا سَمِعْتَ بِهِ نِدَآءَ عَبْدِكَ زَكَرِيَّا  وَانْصُرْنِي بِكَ لَكَ  وَأَيِّدْنِي بِكَ لَكَ  وَاجْمَعْ بَيْنِي وَبَيْنَكَ  وَحُلْ بَيْنِي وَبَيْنَ غَيْرِكَ

الله الله الله

إِنَّ الَّذِي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لَرَادُّكَ إِلَىٰ مَعَادٍ
رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ
وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.


تحسين شريف

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
الٓمٓ
ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ ۛ فِيهِ ۛ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ
ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ
وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

اَعُوذُ بِاللَّهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
لَوْ أَنزَلْنَاهَذَا الْقُرْآنَ عَلَى جَبَلٍ لَّرَأَيْتَهُ خَاشِعًامُّتَصَدِّعًا مِّنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَتِلْكَالْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِوَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُالْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُالْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُالْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَاللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُالْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِوَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ


أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم
حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ
حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ
حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ
حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ
نعم المولى ونعم النصيرغُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللَّهُ ۖ وَاللَّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللَّهُ ۖ وَاللَّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللَّهُ ۖ وَاللَّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
بسم الله الرحمن الرحيم
أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
بسم الله الرحمن الرحيم
أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
بسم الله الرحمن الرحيم
اَللهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي اْلاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
لاَ حَوْلَ وَلاَقوّةَ اِلاّ بِاللهِ العَلِيّ العَظِيمِ
لاَ حَوْلَ وَلاَقوّةَ اِلاّ بِاللهِ العَلِيّ العَظِيمِ
لاَ حَوْلَ وَلاَقوّةَ اِلاّ بِاللهِ العَلِيّ العَظِيمِ
رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِن ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
أُوْلَئِكَ الَّذِينَ هُمْ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ
رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا
الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنْفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْأَسْحَارِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
وَاللّهُ غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ
قَالَ مُوسَى مَا جِئْتُم بِهِ السِّحْرُ إِنَّ اللّهَ سَيُبْطِلُهُ إِنَّ اللّهَ لاَ يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ
كَتَبَ اللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا وَرُسُلِي إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ
رَّبِّ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
ما تَرَى فِي خَلْقِ الرَّحْمَنِ مِن تَفَاوُتٍ فَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرَى مِن فُطُورٍ
ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنقَلِبْ إِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِأً وَهُوَ حَسِيرٌ
وَإِن يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ

iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI
iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجوذال متجاوذين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترءينَ  وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوُنْ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين


iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI
iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجاوذال متجاوذٯن رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترءينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوُنْ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين


iSTiAZE 3 - RABBENEFRIĞLENE ZÜNÜBENE VE iSRAFENE DUASI
iSTiAZE 3 - RABBENEFRIĞLENE ZÜNÜBENE VE iSRAFENE DUASI

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجاوذال متجاوذٯن ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترءينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوُنْ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين

FEFRUG DUASI
FEFRUG DUASI

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

رَبِّ إِنِّي لا أَمْلِكُ إِلاَّ نَفْسِي وعائلتي وزوجتي وابني وابنتي وَأَخِي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ الخَائِنِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ الْكَاذِبُين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ السَّاحِرين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ الْواحشين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ نظرال حاءنين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ غافلا الغافلين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ تجوذال متجاوذين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ السارِق المُسارقون فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين


VAHFIZ DUASI
VAHFIZ DUASI

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ لِي وَلِأَهْلِي وَلِحَبِيبِي وَمَحْبُوبِي وَعَلَى آلِهِمْ وَصَحْبِهِمْ. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ صَلَاتِي، وَذِكْرِي، وَآيَتِي، وَحَدِيثِي، وَكَلِمَاتِي، وَتَكْبِيرِي، وَتَحْمِيدِي، وَتَمْجِيدِي، وَتَسْبِيحِي، وَتَقْدِيسِي، وَالسَّلَامَ، وَالصَّلَوَاتِ، وَالشُّكْرَ وَدُعَائِي. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ بَيْتِي وَمَالِي وَرِزْقِي وَحَيَوَانِي، وَنَبَاتِي وَشَجَرِي، وَأَشْيَائِي، وَرَغَبَاتِي، وَصَيْحِي، وَنُورِي، وَضِيَائِي، وَنَفَسِي، وَمَدَدِي، وَطَاقَتِي، وَقُوَّتِي وَصِحَّتِي، وَقُدْرَتِي وَفِرَاسَتِي وَعَقْلِي، وَدِينِي وَنَبِيِّي، وَالْإِيمَانَ، وَالْإِسْلَامَ. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَسْنَانِي صِحِّيَّةً صَحِيحَةً قَوِيَّةً مَتِينَةً وَدَائِمَةً وَطَوِيلَةَ الْأَمَدِ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ عَيْنَيني صِحِّيَّةً صَحِيحَةً قَوِيَّةً مَتِينَةً وَدَائِمَةً وَطَوِيلَةَ الْأَمَدِ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَعْضَائِي وَعِظَامِي صِحِّيَّةً صَحِيحَةً قَوِيَّةً مَتِينَةً وَدَائِمَةً وَطَوِيلَةَ الْأَمَدِ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ شَعْرِي صِحِّيًّا صَحِيحًا قَوِيًّا مَتِينًا وَدَائِمًا وَطَوِيلَ الْأَمَدِ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَظَافِرِي صِحِّيَّةً صَحِيحَةً قَوِيَّةً مَتِينَةً وَدَائِمَةً وَطَوِيلَةَ الْأَمَدِ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ بَدَنِي وَجَمِيعَ أَعْضَائِي صِحِّيَّةً صَحِيحَةً قَوِيَّةً مَتِينَةً وَدَائِمَةً وَطَوِيلَةَ الْأَمَدِ.
حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ بَيْتِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَهْلِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ حَارَتِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ جِيرَانِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ قَرْيَتِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَهْلَ قَرْيَتِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ مَدِينَتِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَهْلَ الْمَدِينَةِ،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ دَوْلَتِي وَوَطَنِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَهْلَ الدَّوْلَةِ،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ دِينِي وَوَطَنِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ إِخْوَانِي فِي الْوَطَنِ،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ دُنْيَانَا،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ حَيَوَانَاتِنَا وَنَبَاتَاتِنَا وَأَشْجَارَنَا وَمَعَادِنَنَا فِي الدُّنْيَا،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ شَمْسَنَا وَنِظَامَنَا،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْنَا وَأَهْلَنَا وَالْإِنْسَانِيَّةَ مِنْ كُلِّ دَاءٍ وَبَلَاءٍ وَآفَةٍ ،
حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ جَدِّي وَأَبِي، وَأُمِّي وَأَخَوَاتِي، وَوَلَدِي، وَبَنَاتِي، وَالْأُسْتَاذَ، وَالْمُرْشِدَ، وَالصَّدِيقَ، وَإِخْوَانِي، وَسَيِّدِي وَشَرِيفِي، وَالْمَلَكَ، وَالْفَلَكَ، وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ، وَالسَّمَاءَ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا الْمُصْطَفَى وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا آدَمَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا إِبْرَاهِيمَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا إِسْمَاعِيلَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا إِسْحَاقَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا الْخَضِرَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا لُقْمَانَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَتَنَا مَرْيَمَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا عِيسَى.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا جِبْرَائِيلَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا مِيكَائِيلَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا إِسْرَافِيلَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا عَزْرَائِيلَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَتَنَا فَرْيَائِيلَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا مَلَائِكَةَ حَمَلَةِ الْعَرْشِ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا مُنْكَرًا وَنَكِيرًا.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ مَلَائِكَتِي الْكِرَامَ الْكَاتِبِينَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ مَلَائِكَتِي الْحَفَظَةَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ جَمِيعَ الْمَلَائِكَةِ الْمُقَرَّبِينَ.
حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ الْمَهْدِيَّ الْمُنْتَظَرَ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ.
حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا الْحُسَيْنَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا الْحَسَنَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَتَنَا فَاطِمَةَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا وَمَوْلَانَا الْإِمَامَ عَلِيًّا.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا وَمَوْلَانَا الْإِمَامَ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا وَمَوْلَانَا الْإِمَامَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا وَمَوْلَانَا الْإِمَامَ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ زَمَانِي وَوَقْتِي وَسَنَتِي وَشَهْرِي وَيَوْمِي وَسَاعَتِي وَآنِي. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَائِي. رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ. اسْتَجِبْ دُعَاءَنَا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.
وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ. فَاللَّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ

ZEMZEM DUASI
ZEMZEM DUASI

اللهم اني اسألك علما نافعا ورزقا واسعا وشفاء من كل داء
اللهم اني اسألك علما نافعا ورزقا واسعا وشفاء من كل داء
اللهم اني اسألك علما نافعا ورزقا واسعا وشفاء من كل داء
هذه هي الصلاة اللهم اني اسألك
اللهم اني اسألك قلبا خاشئاً خاضعًا ضارعًا وعيناً باكيةً وبدناً صحيحاً صابراً او يقينًا صادقاً بالخقًِ صادعًا وتوبةً نصوحاً ومكبولتاً ولساناً ذاكراً وحامدًا وإيمانًا صحيحاً وعلما نافعا ورزقا حلالاً طيّبًا واسعًا ولداً وبنةً صالحاً وصالحةً وصاحباً موافقا وسناً طويلاً في الخير مشتغلاً بالعبادة الحالصةً وخلقاً حسناً وعملاً صالحاً متقبًلاً وتوبة مقبولة ً ودرجةً رفيعةً وعُمْرَأَةً مؤمناً  او مؤمنةً وطاعيِأًةً رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
--oOo--
Burada Kar Yağması için soğuk süt,
Yağmur yağması içinde soğuk  Zemzem
Veya Menba Suyu içilir
içildikten sonra duaya buradan itibaren devam edilir

اللهم اجعلني سَعْيًا مشكورًا وَذَنْبًا مَغْفُورًا وَعملًا مقبولًا وَتِجَارَتًا لَنْ تَبُورْ
سبحانك اللهم وبحمدكْ، أشهد أن لا إله إلا أنتْ أستغفراللهَ وأتوبُ إليكْ
أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلـــهَ إِلاَّ الله وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسـُـولُهُ
اَللّـهُـمَّ اجْعَلْنِي مِـنَ التـَّــوَّابِينَ وَالْمُتَـطَهّـِـرِيـنْ

رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين

SALAVATI KEBiR
SALAVATI KEBiR


االلهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد اللهم صل علي سيدنا آدم اللهم صل علي سيدنا شيد اللهم صل علي سيدنا إدريس اللهم صل علي سيدنا نوح اللهم صل علي سيدنا هود اللهم صل علي سيدنا ذالقرنين اللهم صل علي سيدنا لقمان اللهم صل علي سيدنا خضر اللهم صل علي سيدنا إلياس اللهم صل علي سيدنا اليصَعا اللهم صل علي سيدنا حِظْكِلْ اللهم صل علي سيدنا شعْيا اللهم صل علي سيدنا ذلكفل اللهم صل علي سيدنا أيوب اللهم صل علي سيدنا عزير اللهم صل علي سيدنا صالح اللهم صل علي سيدنا يونس اللهم صل علي سيدنا يوشاء اللهم صل علي سيدنا ابراهيم اللهم صل علي سيدنا اسماعيل اللهم صل علي سيدنا إسحاق اللهم صل علي سيدنا لوت اللهم صل علي سيدنا ياكوبو اللهم صل علي سيدنا يوسف اللهم صل علي سيدنا بونيامين اللهم صل علي سيدنا داوُدْ اللهم صل علي سيدنا سولايمان اللهم صل علي سيدنا شعيب اللهم صل علي سيدنا هارون اللهم صل علي سيدنا موسى اللهم صل علي سيدنا إعرمييَ اللهم صل علي سيدنا زكريا اللهم صل علي سيدنا يحيى اللهم صل علي سيدةنا السيدة مريم اللهم صل علي سيدنا عیسی اللهم صل علي سيدنا اثنا عشر حَوَارِيُّونَ اللهم صل علي سيدنا يمليحا مكثلن مثلن مرنوش دبرنوش سذنوش كفتطيّوش قطمير اللهم صل علي سيدنا محمد مصطفى وعلى أ له وصحبه اجمعين اللهم صل علي سيدنا مَحْدِيّوُلْ مُنْتَظَرْ و علي أ له وصحبه اجمعين االلهم صل علي سيدنا رَمْزِي يَلْچِنْ ثَمْثُونْ اللهم صل علي سيدنا علي زينل عابدين اللهم صل علي سيدةنا السيدة زينب اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا إيمامول حسين اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا إيمامول حسن اللهم صل علي سيدةنا السيدة فاطمة زهراء اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا إيمامول علي اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا  إيمامول عثمان بن عوف أن اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا  إيمامول عمر الخطاب اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا إيمامول أبو بكر الصديق اللهم صل علي سيّدةنا السّيّدة حَلِيمَءِ سَادِيَه اللهم صل علي سيدنا محمد مصطفى وعلى أ له وصحبه اجمعين اللهم صل علي سيدةنا السيدة زينب اللهم صل علي سيدةنا السيدة روكيا اللهم صل علي سيدةنا السيدة أم كلثوم اللهم صل علي سيدةنا السيدة فاطمة زهراء اللهم صل علي سيدةنا السيدة عائشئ صادق اللهم صل علي سيدةنا السيدة خديجة الكبرى اللهم صل علي سيدةنا السيدة مريم اللهم صل علي سيدةنا السيدة صَفُرَ اللهم صل علي سيدةنا السيدة رابيع اللهم صل علي سيدنا دانيال اللهم صل علي سيدنا دانيالا اللهم صل علي سيدةنا السيدة عَصِّيَ اللهم صل علي سيدةنا السيدة مَاشِتَ اللهم صل علي سيدةنا السيدة بلقيس اللهم صل علي سيدةنا السيدة زولايهه اللهم صل علي سيدةنا السيدة رَءْلَ اللهم صل علي سيدةنا السيدة حجر اللهم صل علي سيدةنا السيدة ساري اللهم صل علي سيدةنا السيدة حَوَّي اللهم صل علي سيدنا جميع الأنبياء والمرسلون اللهم صل علي سيدنا جبرائیل اللهم صل علي سيدةنا السيدة  قبرائیلَ اللهم صل علي سيدنا ميكاءيل اللهم صل عليسيدةنا السيدة  ميحاءيل اللهم صل علي سيدنا اسرافيل اللهم صل عليسيدةنا السيدة رَفَأَلَّا اللهم صل علي سيدنا عزرائيل اللهم صل علي سيدةنا السيدة زر-  ازرا- زرءلا اللهم صل علي  سيدةنا السيدة فرياءيل اللهم صل علي سيدنا فرُّوهْ اللهم صل علي سيدنا ملكء حملءي عرش اللهم صل علي سيدنا منكر نكر اللهم صل علي سيدنا الملائكي كراماً كاتبين اللهم صل علي سيدنا الملائكي محافظون اللهم صل علي سيدنا جميع الملائكةُ المُقَرَّبوُنْ والْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

SALAVATI KASR
SALAVATI KASR

اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم صل علي سيدنا آدم سيدنا نوح سيدنا ابراهيم اسماعيل إسحاق داوُدْ و سولايمان زكريا و يحيى هارون و موسى  و عیسی و محمد مصطفى و علي أ له وصحبه اجمعين اللهم صل علي سيدنا مَحْدِيّوُلْ مُنْتَظَرْ
وعلي أ له وصحبه اجمعين,اللهم صل علي سيدنا جميع الأنبياء والمرسلون ,اللهم صل علي سيدنا جبرائیل,ميكاءيل اسرافيل عزرائيل فرياءيل  اللهم صل علي سيدنا ملكء حملءي عرش
اللهم صل علي سيدنا منكر نكر
اللهم صل علي سيدنا الملائكي كراماً كاتبين،
اللهم صل علي سيدنا الملائكي محافظون،
اللهم صل علي سيدنا جميع الملائكةُ المُقَرَّبوُنْ والْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بصلواة رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب صلواة برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين


SALATI TIBBIYE
SALATI TIBBIYE


اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا  وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا  وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا  وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا  وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا  وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا  وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا  وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا  وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا  وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا  وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا  وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا  وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا  وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا  وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا  وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا  وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا  وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا  وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا  وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا  وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا  وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ

Yasin Suresi-P2
Yasin Suresi-P2


سُوۡرَةُ یسٓ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يسٓ  وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡحَكِيمِ  إِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ  عَلَىٰ صِرَٲطٍ۬ مُّسۡتَقِيمٍ۬  تَنزِيلَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ  لِتُنذِرَ قَوۡمً۬ا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمۡ فَهُمۡ غَـٰفِلُونَ  لَقَدۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَىٰٓ أَكۡثَرِهِمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ  إِنَّا جَعَلۡنَا فِىٓ أَعۡنَـٰقِهِمۡ أَغۡلَـٰلاً۬ فَهِىَ إِلَى ٱلۡأَذۡقَانِ فَهُم مُّقۡمَحُونَ  وَجَعَلۡنَا مِنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيہِمۡ سَدًّ۬ا وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ سَدًّ۬ا فَأَغۡشَيۡنَـٰهُمۡ فَهُمۡ لَا يُبۡصِرُونَ  وَسَوَآءٌ عَلَيۡہِمۡ ءَأَنذَرۡتَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تُنذِرۡهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ  إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّڪۡرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحۡمَـٰنَ بِٱلۡغَيۡبِۖ فَبَشِّرۡهُ بِمَغۡفِرَةٍ۬ وَأَجۡرٍ۬ ڪَرِيمٍ  إِنَّا نَحۡنُ نُحۡىِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَنَڪۡتُبُ مَا قَدَّمُواْ وَءَاثَـٰرَهُمۡۚ وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ فِىٓ إِمَامٍ۬ مُّبِينٍ۬  وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلاً أَصۡحَـٰبَ ٱلۡقَرۡيَةِ إِذۡ جَآءَهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ  إِذۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡہِمُ ٱثۡنَيۡنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزۡنَا بِثَالِثٍ۬ فَقَالُوٓاْ إِنَّآ إِلَيۡكُم مُّرۡسَلُونَ  قَالُواْ مَآ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرٌ۬ مِّثۡلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَكۡذِبُونَ  قَالُواْ رَبُّنَا يَعۡلَمُ إِنَّآ إِلَيۡكُمۡ لَمُرۡسَلُونَ  وَمَا عَلَيۡنَآ إِلَّا ٱلۡبَلَـٰغُ ٱلۡمُبِينُ  قَالُوٓاْ إِنَّا تَطَيَّرۡنَا بِكُمۡۖ لَٮِٕن لَّمۡ تَنتَهُواْ لَنَرۡجُمَنَّكُمۡ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ۬  قَالُواْ طَـٰٓٮِٕرُكُم مَّعَكُمۡۚ أَٮِٕن ذُڪِّرۡتُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ۬ مُّسۡرِفُونَ  وَجَآءَ مِنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ رَجُلٌ۬ يَسۡعَىٰ قَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُواْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ  ٱتَّبِعُواْ مَن لَّا يَسۡـٴَـلُكُمۡ أَجۡرً۬ا وَهُم مُّهۡتَدُونَ  وَمَا لِىَ لَآ أَعۡبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ  ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦۤ ءَالِهَةً إِن يُرِدۡنِ ٱلرَّحۡمَـٰنُ بِضُرٍّ۬ لَّا تُغۡنِ عَنِّى شَفَـٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔ۬ا وَلَا يُنقِذُونِ  إِنِّىٓ إِذً۬ا لَّفِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ  إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمۡ فَٱسۡمَعُونِ  قِيلَ ٱدۡخُلِ ٱلۡجَنَّةَۖ قَالَ يَـٰلَيۡتَ قَوۡمِى يَعۡلَمُونَ  بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ  ۞ وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندٍ۬ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ  إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ خَـٰمِدُونَ  يَـٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِ‌ۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَہۡزِءُونَ  أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّہُمۡ إِلَيۡہِمۡ لَا يَرۡجِعُونَ  وَإِن كُلٌّ۬ لَّمَّا جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ  وَءَايَةٌ۬ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَيۡتَةُ أَحۡيَيۡنَـٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡہَا حَبًّ۬ا فَمِنۡهُ يَأۡڪُلُونَ  وَجَعَلۡنَا فِيهَا جَنَّـٰتٍ۬ مِّن نَّخِيلٍ۬ وَأَعۡنَـٰبٍ۬ وَفَجَّرۡنَا فِيہَا مِنَ ٱلۡعُيُونِ  لِيَأۡڪُلُواْ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَيۡدِيهِمۡ‌ۖ أَفَلَا يَشۡڪُرُونَ  سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَٲجَ ڪُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ وَمِنۡ أَنفُسِهِمۡ وَمِمَّا لَا يَعۡلَمُونَ  وَءَايَةٌ۬ لَّهُمُ ٱلَّيۡلُ نَسۡلَخُ مِنۡهُ ٱلنَّہَارَ فَإِذَا هُم مُّظۡلِمُونَ  وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِى لِمُسۡتَقَرٍّ۬ لَّهَا‌ۚ ذَٲلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ  وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِيمِ  لَا ٱلشَّمۡسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّيۡلُ سَابِقُ ٱلنَّہَارِ‌ۚ وَكُلٌّ۬ فِى فَلَكٍ۬ يَسۡبَحُونَ  وَءَايَةٌ۬ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّيَّتَہُمۡ فِى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ  وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا يَرۡكَبُونَ  وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِيخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنقَذُونَ  إِلَّا رَحۡمَةً۬ مِّنَّا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِينٍ۬  وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُواْ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ  وَمَا تَأۡتِيہِم مِّنۡ ءَايَةٍ۬ مِّنۡ ءَايَـٰتِ رَبِّہِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡہَا مُعۡرِضِينَ  وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ ڪَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُ ۥۤ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬  وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ  مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ  فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ تَوۡصِيَةً۬ وَلَآ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ يَرۡجِعُونَ  وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يَنسِلُونَ  قَالُواْ يَـٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜ‌ۗ هَـٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ  إِن ڪَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ  فَٱلۡيَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسٌ۬ شَيۡـًٔ۬ا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا ڪُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ  إِنَّ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡيَوۡمَ فِى شُغُلٍ۬ فَـٰكِهُونَ  هُمۡ وَأَزۡوَٲجُهُمۡ فِى ظِلَـٰلٍ عَلَى ٱلۡأَرَآٮِٕكِ مُتَّكِـُٔونَ  لَهُمۡ فِيہَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ  سَلَـٰمٌ۬ قَوۡلاً۬ مِّن رَّبٍّ۬ رَّحِيمٍ۬  وَٱمۡتَـٰزُواْ ٱلۡيَوۡمَ أَيُّہَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ  ۞ أَلَمۡ أَعۡهَدۡ إِلَيۡكُمۡ يَـٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعۡبُدُواْ ٱلشَّيۡطَـٰنَ‌ۖ إِنَّهُ ۥ لَكُمۡ عَدُوٌّ۬ مُّبِينٌ۬  وَأَنِ ٱعۡبُدُونِى‌ۚ هَـٰذَا صِرَٲطٌ۬ مُّسۡتَقِيمٌ۬  وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلاًّ۬ كَثِيرًا‌ۖ أَفَلَمۡ تَكُونُواْ تَعۡقِلُونَ  هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمۡ تُوعَدُونَ  ٱصۡلَوۡهَا ٱلۡيَوۡمَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ  ٱلۡيَوۡمَ نَخۡتِمُ عَلَىٰٓ أَفۡوَٲهِهِمۡ وَتُكَلِّمُنَآ أَيۡدِيہِمۡ وَتَشۡہَدُ أَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ  وَلَوۡ نَشَآءُ لَطَمَسۡنَا عَلَىٰٓ أَعۡيُنِہِمۡ فَٱسۡتَبَقُواْ ٱلصِّرَٲطَ فَأَنَّىٰ يُبۡصِرُونَ  وَلَوۡ نَشَآءُ لَمَسَخۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ مَڪَانَتِهِمۡ فَمَا ٱسۡتَطَـٰعُواْ مُضِيًّ۬ا وَلَا يَرۡجِعُونَ  وَمَن نُّعَمِّرۡهُ نُنَڪِّسۡهُ فِى ٱلۡخَلۡقِ‌ۖ أَفَلَا يَعۡقِلُونَ  وَمَا عَلَّمۡنَـٰهُ ٱلشِّعۡرَ وَمَا يَنۢبَغِى لَهُ ۥۤ‌ۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٌ۬ وَقُرۡءَانٌ۬ مُّبِينٌ۬  لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّ۬ا وَيَحِقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِينَ  أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا خَلَقۡنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتۡ أَيۡدِينَآ أَنۡعَـٰمً۬ا فَهُمۡ لَهَا مَـٰلِكُونَ  وَذَلَّلۡنَـٰهَا لَهُمۡ فَمِنۡہَا رَكُوبُہُمۡ وَمِنۡہَا يَأۡكُلُونَ  وَلَهُمۡ فِيہَا مَنَـٰفِعُ وَمَشَارِبُ‌ۖ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ  وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةً۬ لَّعَلَّهُمۡ يُنصَرُونَ  لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَهُمۡ وَهُمۡ لَهُمۡ جُندٌ۬ مُّحۡضَرُونَ  فَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡ‌ۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ  أَوَلَمۡ يَرَ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَـٰهُ مِن نُّطۡفَةٍ۬ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ۬ مُّبِينٌ۬  وَضَرَبَ لَنَا مَثَلاً۬ وَنَسِىَ خَلۡقَهُ ۥ‌ۖ قَالَ مَن يُحۡىِ ٱلۡعِظَـٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌ۬  قُلۡ يُحۡيِيہَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍ۬‌ۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِيمٌ  ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلۡأَخۡضَرِ نَارً۬ا فَإِذَآ أَنتُم مِّنۡهُ تُوقِدُونَ  أَوَلَيۡسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخۡلُقَ مِثۡلَهُم‌ۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلۡخَلَّـٰقُ ٱلۡعَلِيمُ  إِنَّمَآ أَمۡرُهُ ۥۤ إِذَآ أَرَادَ شَيۡـٴً۬ـا أَن يَقُولَ لَهُ ۥ كُن فَيَكُونُ  فَسُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىۡءٍ۬ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ 

Fetih Suresi
Fetih Suresi

سُوۡرَةُ الفَتْح
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِنَّا فَتَحۡنَا لَكَ فَتۡحً۬ا مُّبِينً۬ا  لِّيَغۡفِرَ لَكَ ٱللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِن ذَنۢبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعۡمَتَهُ ۥ عَلَيۡكَ وَيَہۡدِيَكَ صِرَٲطً۬ا مُّسۡتَقِيمً۬ا  وَيَنصُرَكَ ٱللَّهُ نَصۡرًا عَزِيزًا  هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ فِى قُلُوبِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ لِيَزۡدَادُوٓاْ إِيمَـٰنً۬ا مَّعَ إِيمَـٰنِہِمۡ‌ۗ وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمً۬ا  لِّيُدۡخِلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَـٰتِ جَنَّـٰتٍ۬ تَجۡرِى مِن تَحۡتِہَا ٱلۡأَنۡہَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيہَا وَيُڪَفِّرَ عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِہِمۡ‌ۚ وَكَانَ ذَٲلِكَ عِندَ ٱللَّهِ فَوۡزًا عَظِيمً۬ا  وَيُعَذِّبَ ٱلۡمُنَـٰفِقِينَ وَٱلۡمُنَـٰفِقَـٰتِ وَٱلۡمُشۡرِكِينَ وَٱلۡمُشۡرِكَـٰتِ ٱلظَّآنِّينَ بِٱللَّهِ ظَنَّ ٱلسَّوۡءِ‌ۚ عَلَيۡہِمۡ دَآٮِٕرَةُ ٱلسَّوۡءِ‌ۖ وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيۡہِمۡ وَلَعَنَهُمۡ وَأَعَدَّ لَهُمۡ جَهَنَّمَ‌ۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرً۬ا  وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا  إِنَّآ أَرۡسَلۡنَـٰكَ شَـٰهِدً۬ا وَمُبَشِّرً۬ا وَنَذِيرً۬ا  لِّتُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُڪۡرَةً۬ وَأَصِيلاً  إِنَّ ٱلَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ ٱللَّهَ يَدُ ٱللَّهِ فَوۡقَ أَيۡدِيہِمۡ‌ۚ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ‌ۖ وَمَنۡ أَوۡفَىٰ بِمَا عَـٰهَدَ عَلَيۡهُ ٱللَّهَ فَسَيُؤۡتِيهِ أَجۡرًا عَظِيمً۬ا  سَيَقُولُ لَكَ ٱلۡمُخَلَّفُونَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ شَغَلَتۡنَآ أَمۡوَٲلُنَا وَأَهۡلُونَا فَٱسۡتَغۡفِرۡ لَنَا‌ۚ يَقُولُونَ بِأَلۡسِنَتِهِم مَّا لَيۡسَ فِى قُلُوبِهِمۡ‌ۚ قُلۡ فَمَن يَمۡلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔا إِنۡ أَرَادَ بِكُمۡ ضَرًّا أَوۡ أَرَادَ بِكُمۡ نَفۡعَۢا‌ۚ بَلۡ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرَۢا  بَلۡ ظَنَنتُمۡ أَن لَّن يَنقَلِبَ ٱلرَّسُولُ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ إِلَىٰٓ أَهۡلِيهِمۡ أَبَدً۬ا وَزُيِّنَ ذَٲلِكَ فِى قُلُوبِكُمۡ وَظَنَنتُمۡ ظَنَّ ٱلسَّوۡءِ وَڪُنتُمۡ قَوۡمَۢا بُورً۬ا  وَمَن لَّمۡ يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ فَإِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلۡكَـٰفِرِينَ سَعِيرً۬ا  وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ يَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ‌ۚ وَڪَانَ ٱللَّهُ غَفُورً۬ا رَّحِيمً۬ا  سَيَقُولُ ٱلۡمُخَلَّفُونَ إِذَا ٱنطَلَقۡتُمۡ إِلَىٰ مَغَانِمَ لِتَأۡخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعۡكُمۡ‌ۖ يُرِيدُونَ أَن يُبَدِّلُواْ كَلَـٰمَ ٱللَّهِ‌ۚ قُل لَّن تَتَّبِعُونَا ڪَذَٲلِكُمۡ قَالَ ٱللَّهُ مِن قَبۡلُ‌ۖ فَسَيَقُولُونَ بَلۡ تَحۡسُدُونَنَا‌ۚ بَلۡ كَانُواْ لَا يَفۡقَهُونَ إِلَّا قَلِيلاً۬  قُل لِّلۡمُخَلَّفِينَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ سَتُدۡعَوۡنَ إِلَىٰ قَوۡمٍ أُوْلِى بَأۡسٍ۬ شَدِيدٍ۬ تُقَـٰتِلُونَہُمۡ أَوۡ يُسۡلِمُونَ‌ۖ فَإِن تُطِيعُواْ يُؤۡتِكُمُ ٱللَّهُ أَجۡرًا حَسَنً۬ا‌ۖ وَإِن تَتَوَلَّوۡاْ كَمَا تَوَلَّيۡتُم مِّن قَبۡلُ يُعَذِّبۡكُمۡ عَذَابًا أَلِيمً۬ا  لَّيۡسَ عَلَى ٱلۡأَعۡمَىٰ حَرَجٌ۬ وَلَا عَلَى ٱلۡأَعۡرَجِ حَرَجٌ۬ وَلَا عَلَى ٱلۡمَرِيضِ حَرَجٌ۬‌ۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُ ۥ يُدۡخِلۡهُ جَنَّـٰتٍ۬ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡہَـٰرُ‌ۖ وَمَن يَتَوَلَّ يُعَذِّبۡهُ عَذَابًا أَلِيمً۬ا  ۞ لَّقَدۡ رَضِىَ ٱللَّهُ عَنِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذۡ يُبَايِعُونَكَ تَحۡتَ ٱلشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِى قُلُوبِہِمۡ فَأَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ عَلَيۡہِمۡ وَأَثَـٰبَهُمۡ فَتۡحً۬ا قَرِيبً۬ا  وَمَغَانِمَ كَثِيرَةً۬ يَأۡخُذُونَہَا‌ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمً۬ا  وَعَدَكُمُ ٱللَّهُ مَغَانِمَ ڪَثِيرَةً۬ تَأۡخُذُونَہَا فَعَجَّلَ لَكُمۡ هَـٰذِهِۦ وَكَفَّ أَيۡدِىَ ٱلنَّاسِ عَنكُمۡ وَلِتَكُونَ ءَايَةً۬ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ وَيَهۡدِيَكُمۡ صِرَٲطً۬ا مُّسۡتَقِيمً۬ا  وَأُخۡرَىٰ لَمۡ تَقۡدِرُواْ عَلَيۡہَا قَدۡ أَحَاطَ ٱللَّهُ بِہَا‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ ڪُلِّ شَىۡءٍ۬ قَدِيرً۬ا  وَلَوۡ قَـٰتَلَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوَلَّوُاْ ٱلۡأَدۡبَـٰرَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّ۬ا وَلَا نَصِيرً۬ا  سُنَّةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلُ‌ۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبۡدِيلاً۬  وَهُوَ ٱلَّذِى كَفَّ أَيۡدِيَهُمۡ عَنكُمۡ وَأَيۡدِيَكُمۡ عَنۡہُم بِبَطۡنِ مَكَّةَ مِنۢ بَعۡدِ أَنۡ أَظۡفَرَكُمۡ عَلَيۡهِمۡ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرًا  هُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَصَدُّوڪُمۡ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ وَٱلۡهَدۡىَ مَعۡكُوفًا أَن يَبۡلُغَ مَحِلَّهُ ۥ‌ۚ وَلَوۡلَا رِجَالٌ۬ مُّؤۡمِنُونَ وَنِسَآءٌ۬ مُّؤۡمِنَـٰتٌ۬ لَّمۡ تَعۡلَمُوهُمۡ أَن تَطَـُٔوهُمۡ فَتُصِيبَكُم مِّنۡهُم مَّعَرَّةُۢ بِغَيۡرِ عِلۡمٍ۬‌ۖ لِّيُدۡخِلَ ٱللَّهُ فِى رَحۡمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ‌ۚ لَوۡ تَزَيَّلُواْ لَعَذَّبۡنَا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ عَذَابًا أَلِيمًا  إِذۡ جَعَلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلۡحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ ٱلۡجَـٰهِلِيَّةِ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَڪِينَتَهُ ۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَأَلۡزَمَهُمۡ ڪَلِمَةَ ٱلتَّقۡوَىٰ وَكَانُوٓاْ أَحَقَّ بِہَا وَأَهۡلَهَا‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىۡءٍ عَلِيمً۬ا  لَّقَدۡ صَدَقَ ٱللَّهُ رَسُولَهُ ٱلرُّءۡيَا بِٱلۡحَقِّ‌ۖ لَتَدۡخُلُنَّ ٱلۡمَسۡجِدَ ٱلۡحَرَامَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمۡ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ‌ۖ فَعَلِمَ مَا لَمۡ تَعۡلَمُواْ فَجَعَلَ مِن دُونِ ذَٲلِكَ فَتۡحً۬ا قَرِيبًا  هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُ ۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُ ۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ‌ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدً۬ا  مُّحَمَّدٌ۬ رَّسُولُ ٱللَّهِ‌ۚ وَٱلَّذِينَ مَعَهُ ۥۤ أَشِدَّآءُ عَلَى ٱلۡكُفَّارِ رُحَمَآءُ بَيۡنَہُمۡ‌ۖ تَرَٮٰهُمۡ رُكَّعً۬ا سُجَّدً۬ا يَبۡتَغُونَ فَضۡلاً۬ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضۡوَٲنً۬ا‌ۖ سِيمَاهُمۡ فِى وُجُوهِهِم مِّنۡ أَثَرِ ٱلسُّجُودِ‌ۚ ذَٲلِكَ مَثَلُهُمۡ فِى ٱلتَّوۡرَٮٰةِ‌ۚ وَمَثَلُهُمۡ فِى ٱلۡإِنجِيلِ كَزَرۡعٍ أَخۡرَجَ شَطۡـَٔهُ ۥ فَـَٔازَرَهُ ۥ فَٱسۡتَغۡلَظَ فَٱسۡتَوَىٰ عَلَىٰ سُوقِهِۦ يُعۡجِبُ ٱلزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِہِمُ ٱلۡكُفَّارَ‌ۗ وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ مِنۡہُم مَّغۡفِرَةً۬ وَأَجۡرًا عَظِيمَۢا 

Rahman Suresi
Rahman Suresi

سُوۡرَةُ الرَّحمٰن
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ٱلرَّحۡمَـٰنُ  عَلَّمَ ٱلۡقُرۡءَانَ  خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ  عَلَّمَهُ ٱلۡبَيَانَ  ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ بِحُسۡبَانٍ۬  وَٱلنَّجۡمُ وَٱلشَّجَرُ يَسۡجُدَانِ  وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلۡمِيزَانَ  أَلَّا تَطۡغَوۡاْ فِى ٱلۡمِيزَانِ  وَأَقِيمُواْ ٱلۡوَزۡنَ بِٱلۡقِسۡطِ وَلَا تُخۡسِرُواْ ٱلۡمِيزَانَ  وَٱلۡأَرۡضَ وَضَعَهَا لِلۡأَنَامِ  فِيہَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَٱلنَّخۡلُ ذَاتُ ٱلۡأَكۡمَامِ  وَٱلۡحَبُّ ذُو ٱلۡعَصۡفِ وَٱلرَّيۡحَانُ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن صَلۡصَـٰلٍ۬ كَٱلۡفَخَّارِ  وَخَلَقَ ٱلۡجَآنَّ مِن مَّارِجٍ۬ مِّن نَّارٍ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقَيۡنِ وَرَبُّ ٱلۡمَغۡرِبَيۡنِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  مَرَجَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ يَلۡتَقِيَانِ  بَيۡنَہُمَا بَرۡزَخٌ۬ لَّا يَبۡغِيَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  يَخۡرُجُ مِنۡہُمَا ٱللُّؤۡلُؤُ وَٱلۡمَرۡجَانُ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  وَلَهُ ٱلۡجَوَارِ ٱلۡمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلۡبَحۡرِ كَٱلۡأَعۡلَـٰمِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  كُلُّ مَنۡ عَلَيۡہَا فَانٍ۬  وَيَبۡقَىٰ وَجۡهُ رَبِّكَ ذُو ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  يَسۡــٴَـلُهُ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ كُلَّ يَوۡمٍ هُوَ فِى شَأۡنٍ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  سَنَفۡرُغُ لَكُمۡ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  يَـٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ إِنِ ٱسۡتَطَعۡتُمۡ أَن تَنفُذُواْ مِنۡ أَقۡطَارِ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ فَٱنفُذُواْ‌ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلۡطَـٰنٍ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  يُرۡسَلُ عَلَيۡكُمَا شُوَاظٌ۬ مِّن نَّارٍ۬ وَنُحَاسٌ۬ فَلَا تَنتَصِرَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ وَرۡدَةً۬ كَٱلدِّهَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فَيَوۡمَٮِٕذٍ۬ لَّا يُسۡـٴَـلُ عَن ذَنۢبِهِۦۤ إِنسٌ۬ وَلَا جَآنٌّ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّڪُمَا تُكَذِّبَانِ  يُعۡرَفُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ بِسِيمَـٰهُمۡ فَيُؤۡخَذُ بِٱلنَّوَٲصِى وَٱلۡأَقۡدَامِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِہَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ  يَطُوفُونَ بَيۡنَہَا وَبَيۡنَ حَمِيمٍ ءَانٍ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  وَلِمَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  ذَوَاتَآ أَفۡنَانٍ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فِيہِمَا عَيۡنَانِ تَجۡرِيَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فِيہِمَا مِن كُلِّ فَـٰكِهَةٍ۬ زَوۡجَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشِۭ بَطَآٮِٕنُہَا مِنۡ إِسۡتَبۡرَقٍ۬‌ۚ وَجَنَى ٱلۡجَنَّتَيۡنِ دَانٍ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فِيہِنَّ قَـٰصِرَٲتُ ٱلطَّرۡفِ لَمۡ يَطۡمِثۡہُنَّ إِنسٌ۬ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَآنٌّ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  كَأَنَّہُنَّ ٱلۡيَاقُوتُ وَٱلۡمَرۡجَانُ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  هَلۡ جَزَآءُ ٱلۡإِحۡسَـٰنِ إِلَّا ٱلۡإِحۡسَـٰنُ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  وَمِن دُونِہِمَا جَنَّتَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  مُدۡهَآمَّتَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فِيہِمَا عَيۡنَانِ نَضَّاخَتَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فِيہِمَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَنَخۡلٌ۬ وَرُمَّانٌ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فِيہِنَّ خَيۡرَٲتٌ حِسَانٌ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  حُورٌ۬ مَّقۡصُورَٲتٌ۬ فِى ٱلۡخِيَامِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  لَمۡ يَطۡمِثۡہُنَّ إِنسٌ۬ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَآنٌّ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفۡرَفٍ خُضۡرٍ۬ وَعَبۡقَرِىٍّ حِسَانٍ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  تَبَـٰرَكَ ٱسۡمُ رَبِّكَ ذِى ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ 

Mülk Suresi Tebareke
Mülk Suresi Tebareke

سُوۡرَةُ المُلک
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
تَبَـٰرَكَ ٱلَّذِى بِيَدِهِ ٱلۡمُلۡكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ۬ قَدِيرٌ  ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡمَوۡتَ وَٱلۡحَيَوٰةَ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلاً۬‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفُورُ  ٱلَّذِى خَلَقَ سَبۡعَ سَمَـٰوَٲتٍ۬ طِبَاقً۬ا‌ۖ مَّا تَرَىٰ فِى خَلۡقِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ مِن تَفَـٰوُتٍ۬‌ۖ فَٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ هَلۡ تَرَىٰ مِن فُطُورٍ۬  ثُمَّ ٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ كَرَّتَيۡنِ يَنقَلِبۡ إِلَيۡكَ ٱلۡبَصَرُ خَاسِئً۬ا وَهُوَ حَسِيرٌ۬  وَلَقَدۡ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِمَصَـٰبِيحَ وَجَعَلۡنَـٰهَا رُجُومً۬ا لِّلشَّيَـٰطِينِ‌ۖ وَأَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابَ ٱلسَّعِيرِ  وَلِلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّہِمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ‌ۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ  إِذَآ أُلۡقُواْ فِيہَا سَمِعُواْ لَهَا شَہِيقً۬ا وَهِىَ تَفُورُ  تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلۡغَيۡظِ‌ۖ كُلَّمَآ أُلۡقِىَ فِيہَا فَوۡجٌ۬ سَأَلَهُمۡ خَزَنَتُہَآ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ نَذِيرٌ۬  قَالُواْ بَلَىٰ قَدۡ جَآءَنَا نَذِيرٌ۬ فَكَذَّبۡنَا وَقُلۡنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ۬ كَبِيرٍ۬  وَقَالُواْ لَوۡ كُنَّا نَسۡمَعُ أَوۡ نَعۡقِلُ مَا كُنَّا فِىٓ أَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ  فَٱعۡتَرَفُواْ بِذَنۢبِہِمۡ فَسُحۡقً۬ا لِّأَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ  إِنَّ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَيۡبِ لَهُم مَّغۡفِرَةٌ۬ وَأَجۡرٌ۬ كَبِيرٌ۬  وَأَسِرُّواْ قَوۡلَكُمۡ أَوِ ٱجۡهَرُواْ بِهِۦۤ‌ۖ إِنَّهُ ۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ  أَلَا يَعۡلَمُ مَنۡ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلۡخَبِيرُ  هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ ذَلُولاً۬ فَٱمۡشُواْ فِى مَنَاكِبِہَا وَكُلُواْ مِن رِّزۡقِهِۦ‌ۖ وَإِلَيۡهِ ٱلنُّشُورُ  ءَأَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يَخۡسِفَ بِكُمُ ٱلۡأَرۡضَ فَإِذَا هِىَ تَمُورُ  أَمۡ أَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يُرۡسِلَ عَلَيۡكُمۡ حَاصِبً۬ا‌ۖ فَسَتَعۡلَمُونَ كَيۡفَ نَذِيرِ  وَلَقَدۡ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ  أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلطَّيۡرِ فَوۡقَهُمۡ صَـٰٓفَّـٰتٍ۬ وَيَقۡبِضۡنَ‌ۚ مَا يُمۡسِكُهُنَّ إِلَّا ٱلرَّحۡمَـٰنُ‌ۚ إِنَّهُ ۥ بِكُلِّ شَىۡءِۭ بَصِيرٌ  أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِى هُوَ جُندٌ۬ لَّكُمۡ يَنصُرُكُم مِّن دُونِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ‌ۚ إِنِ ٱلۡكَـٰفِرُونَ إِلَّا فِى غُرُورٍ  أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِى يَرۡزُقُكُمۡ إِنۡ أَمۡسَكَ رِزۡقَهُ ۥ‌ۚ بَل لَّجُّواْ فِى عُتُوٍّ۬ وَنُفُورٍ  أَفَمَن يَمۡشِى مُكِبًّا عَلَىٰ وَجۡهِهِۦۤ أَهۡدَىٰٓ أَمَّن يَمۡشِى سَوِيًّا عَلَىٰ صِرَٲطٍ۬ مُّسۡتَقِيمٍ۬  قُلۡ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَكُمۡ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَ‌ۖ قَلِيلاً۬ مَّا تَشۡكُرُونَ  قُلۡ هُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ  وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ  قُلۡ إِنَّمَا ٱلۡعِلۡمُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۟ نَذِيرٌ۬ مُّبِينٌ۬  فَلَمَّا رَأَوۡهُ زُلۡفَةً۬ سِيٓـَٔتۡ وُجُوهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَقِيلَ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ  قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَهۡلَكَنِىَ ٱللَّهُ وَمَن مَّعِىَ أَوۡ رَحِمَنَا فَمَن يُجِيرُ ٱلۡكَـٰفِرِينَ مِنۡ عَذَابٍ أَلِيمٍ۬  قُلۡ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَيۡهِ تَوَكَّلۡنَا‌ۖ فَسَتَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ فِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬  قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَصۡبَحَ مَآؤُكُمۡ غَوۡرً۬ا فَمَن يَأۡتِيكُم بِمَآءٍ۬ مَّعِينِۭ 

Nebe Suresi Amme
Nebe Suresi Amme

سُوۡرَةُ النّبَإِ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ  عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ  ٱلَّذِى هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَ  كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ  ثُمَّ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ  أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدً۬ا  وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادً۬ا  وَخَلَقۡنَـٰكُمۡ أَزۡوَٲجً۬ا  وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتً۬ا  وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسً۬ا  وَجَعَلۡنَا ٱلنَّہَارَ مَعَاشً۬ا  وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعً۬ا شِدَادً۬ا  وَجَعَلۡنَا سِرَاجً۬ا وَهَّاجً۬ا  وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٲتِ مَآءً۬ ثَجَّاجً۬ا  لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبًّ۬ا وَنَبَاتً۬ا  وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا  إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَـٰتً۬ا  يَوۡمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجً۬ا  وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٲبً۬ا  وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا  إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادً۬ا  لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابً۬ا  لَّـٰبِثِينَ فِيہَآ أَحۡقَابً۬ا  لَّا يَذُوقُونَ فِيہَا بَرۡدً۬ا وَلَا شَرَابًا  إِلَّا حَمِيمً۬ا وَغَسَّاقً۬ا  جَزَآءً۬ وِفَاقًا  إِنَّہُمۡ ڪَانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابً۬ا  وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابً۬ا  وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ ڪِتَـٰبً۬ا  فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا  إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ مَفَازًا  حَدَآٮِٕقَ وَأَعۡنَـٰبً۬ا  وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابً۬ا  وَكَأۡسً۬ا دِهَاقً۬ا  لَّا يَسۡمَعُونَ فِيہَا لَغۡوً۬ا وَلَا كِذَّٲبً۬ا  جَزَآءً۬ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابً۬ا  رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَہُمَا ٱلرَّحۡمَـٰنِ‌ۖ لَا يَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابً۬ا  يَوۡمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ صَفًّ۬ا‌ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابً۬ا  ذَٲلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلۡحَقُّ‌ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا  إِنَّآ أَنذَرۡنَـٰكُمۡ عَذَابً۬ا قَرِيبً۬ا يَوۡمَ يَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلۡكَافِرُ يَـٰلَيۡتَنِى كُنتُ تُرَٲبَۢا 

Cuma Suresi
Cuma Suresi


سُوۡرَةُ الجُمُعَة
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡمَلِكِ ٱلۡقُدُّوسِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ  هُوَ ٱلَّذِى بَعَثَ فِى ٱلۡأُمِّيِّـۧنَ رَسُولاً۬ مِّنۡہُمۡ يَتۡلُواْ عَلَيۡہِمۡ ءَايَـٰتِهِۦ وَيُزَكِّيہِمۡ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَإِن كَانُواْ مِن قَبۡلُ لَفِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬  وَءَاخَرِينَ مِنۡہُمۡ لَمَّا يَلۡحَقُواْ بِہِمۡ‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ  ذَٲلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُ‌ۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ  مَثَلُ ٱلَّذِينَ حُمِّلُواْ ٱلتَّوۡرَٮٰةَ ثُمَّ لَمۡ يَحۡمِلُوهَا كَمَثَلِ ٱلۡحِمَارِ يَحۡمِلُ أَسۡفَارَۢا‌ۚ بِئۡسَ مَثَلُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ‌ۚ وَٱللَّهُ لَا يَہۡدِى ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ  قُلۡ يَـٰٓأَيُّہَا ٱلَّذِينَ هَادُوٓاْ إِن زَعَمۡتُمۡ أَنَّكُمۡ أَوۡلِيَآءُ لِلَّهِ مِن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُاْ ٱلۡمَوۡتَ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ  وَلَا يَتَمَنَّوۡنَهُ ۥۤ أَبَدَۢا بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡ‌ۚ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّـٰلِمِينَ  قُلۡ إِنَّ ٱلۡمَوۡتَ ٱلَّذِى تَفِرُّونَ مِنۡهُ فَإِنَّهُ ۥ مُلَـٰقِيڪُمۡ‌ۖ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَـٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ  يَـٰٓأَيُّہَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نُودِىَ لِلصَّلَوٰةِ مِن يَوۡمِ ٱلۡجُمُعَةِ فَٱسۡعَوۡاْ إِلَىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَذَرُواْ ٱلۡبَيۡعَ‌ۚ ذَٲلِكُمۡ خَيۡرٌ۬ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ  فَإِذَا قُضِيَتِ ٱلصَّلَوٰةُ فَٱنتَشِرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَٱبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرً۬ا لَّعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ  وَإِذَا رَأَوۡاْ تِجَـٰرَةً أَوۡ لَهۡوًا ٱنفَضُّوٓاْ إِلَيۡہَا وَتَرَكُوكَ قَآٮِٕمً۬ا‌ۚ قُلۡ مَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٌ۬ مِّنَ ٱللَّهۡوِ وَمِنَ ٱلتِّجَـٰرَةِ‌ۚ وَٱللَّهُ خَيۡرُ ٱلرَّٲزِقِينَ 

Bakara Suresi 153 ile 157 . Ayetler
Bakara Suresi 153 ile 157 . Ayetler

سُوۡرَةُ البَقَرَة
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱسۡتَعِينُواْ بِٱلصَّبۡرِ وَٱلصَّلَوٰةِ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّـٰبِرِينَ  وَلَا تَقُولُواْ لِمَن يُقۡتَلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمۡوَٲتُۢ‌ۚ بَلۡ أَحۡيَآءٌ۬ وَلَـٰكِن لَّا تَشۡعُرُونَ  وَلَنَبۡلُوَنَّكُم بِشَىۡءٍ۬ مِّنَ ٱلۡخَوۡفِ وَٱلۡجُوعِ وَنَقۡصٍ۬ مِّنَ ٱلۡأَمۡوَٲلِ وَٱلۡأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٲتِ‌ۗ وَبَشِّرِ ٱلصَّـٰبِرِينَ  ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَـٰبَتۡهُم مُّصِيبَةٌ۬ قَالُوٓاْ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيۡهِ رَٲجِعُونَ  أُوْلَـٰٓٮِٕكَ عَلَيۡہِمۡ صَلَوَٲتٌ۬ مِّن رَّبِّهِمۡ وَرَحۡمَةٌ۬‌ۖ وَأُوْلَـٰٓٮِٕكَ هُمُ ٱلۡمُهۡتَدُونَ 

Bakara Suresi 18. Ayet
Bakara Suresi 18. Ayet

صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ

Fecr Suresi 27. 28. 29. 30. Ayetler
Fecr Suresi 27. 28. 29. 30. Ayetler


يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ اِرْجِع۪ٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي


Şems Suresi
Şems Suresi

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلشَّمْسِ وَضُحَىٰهَا وَٱلْقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰهَا وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا وَٱلْأَرْضِ وَمَا طَحَىٰهَا وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّىٰهَا فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَىٰهَا قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّىٰهَا وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَىٰهَآ إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشْقَىٰهَا فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقْيَٰهَا كَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمْ فَسَوَّىٰهَا وَلَا يَخَافُ عُقْبَٰهَا

Zilzâl Suresi
Zilzâl Suresi

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا زُلْزِلَتِ ٱلْأَرْضُ زِلْزَالَهَا وَأَخْرَجَتِ ٱلْأَرْضُ أَثْقَالَهَا وَقَالَ ٱلْإِنسَٰنُ مَا لَهَا يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَىٰ لَهَا يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ ٱلنَّاسُ أَشْتَاتًا لِّيُرَوْا۟ أَعْمَٰلَهُمْ فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۥ وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُۥ

AYETEL KÜRSİ BAKARA Suresi Âyet - 255
AYETEL KÜRSİ BAKARA Suresi Âyet - 255

سُوۡرَةُ البَقَرَة
ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَىُّ ٱلۡقَيُّومُ‌ۚ لَا تَأۡخُذُهُ ۥ سِنَةٌ۬ وَلَا نَوۡمٌ۬‌ۚ لَّهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ‌ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشۡفَعُ عِندَهُ ۥۤ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦ‌ۚ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ‌ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىۡءٍ۬ مِّنۡ عِلۡمِهِۦۤ إِلَّا بِمَا شَآءَ‌ۚ وَسِعَ كُرۡسِيُّهُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضَ‌ۖ وَلَا يَـُٔودُهُ ۥ حِفۡظُهُمَا‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِىُّ ٱلۡعَظِيمُ  

Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)
Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)

سُوۡرَةُ الحَشر
لَوۡ أَنزَلۡنَا هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ۬ لَّرَأَيۡتَهُ ۥ خَـٰشِعً۬ا مُّتَصَدِّعً۬ا مِّنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِ‌ۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلُ نَضۡرِبُہَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ  هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ‌ۖ عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ‌ۖ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلرَّحِيمُ  هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَـٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ ٱلۡمُهَيۡمِنُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡجَبَّارُ ٱلۡمُتَڪَبِّرُ‌ۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِڪُونَ  هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَـٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُ‌ۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ‌ۚ يُسَبِّحُ لَهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ 

Tarık Suresi
Tarık Suresi

سُوۡرَةُ الطّارق
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ  وَمَآ أَدۡرَٮٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ  ٱلنَّجۡمُ ٱلثَّاقِبُ  إِن كُلُّ نَفۡسٍ۬ لَّمَّا عَلَيۡہَا حَافِظٌ۬  فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَـٰنُ مِمَّ خُلِقَ  خُلِقَ مِن مَّآءٍ۬ دَافِقٍ۬  يَخۡرُجُ مِنۢ بَيۡنِ ٱلصُّلۡبِ وَٱلتَّرَآٮِٕبِ  إِنَّهُ ۥ عَلَىٰ رَجۡعِهِۦ لَقَادِرٌ۬  يَوۡمَ تُبۡلَى ٱلسَّرَآٮِٕرُ  فَمَا لَهُ ۥ مِن قُوَّةٍ۬ وَلَا نَاصِرٍ۬  وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجۡعِ  وَٱلۡأَرۡضِ ذَاتِ ٱلصَّدۡعِ  إِنَّهُ ۥ لَقَوۡلٌ۬ فَصۡلٌ۬  وَمَا هُوَ بِٱلۡهَزۡلِ  إِنَّہُمۡ يَكِيدُونَ كَيۡدً۬ا  وَأَكِيدُ كَيۡدً۬ا  فَمَهِّلِ ٱلۡكَـٰفِرِينَ أَمۡهِلۡهُمۡ رُوَيۡدَۢا 

Duha Suresi
Duha Suresi

سُوۡرَةُ الِضُّحىٰ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلضُّحَىٰ  وَٱلَّيۡلِ إِذَا سَجَىٰ  مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ  وَلَلۡأَخِرَةُ خَيۡرٌ۬ لَّكَ مِنَ ٱلۡأُولَىٰ  وَلَسَوۡفَ يُعۡطِيكَ رَبُّكَ فَتَرۡضَىٰٓ  أَلَمۡ يَجِدۡكَ يَتِيمً۬ا فَـَٔاوَىٰ  وَوَجَدَكَ ضَآلاًّ۬ فَهَدَىٰ  وَوَجَدَكَ عَآٮِٕلاً۬ فَأَغۡنَىٰ  فَأَمَّا ٱلۡيَتِيمَ فَلَا تَقۡهَرۡ  وَأَمَّا ٱلسَّآٮِٕلَ فَلَا تَنۡہَرۡ  وَأَمَّا بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثۡ 

inşirah Suresi
inşirah Suresi

سُوۡرَةُ الشَّرح
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلَمۡ نَشۡرَحۡ لَكَ صَدۡرَكَ  وَوَضَعۡنَا عَنكَ وِزۡرَكَ  ٱلَّذِىٓ أَنقَضَ ظَهۡرَكَ  وَرَفَعۡنَا لَكَ ذِكۡرَكَ  فَإِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرًا  إِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرً۬ا  فَإِذَا فَرَغۡتَ فَٱنصَبۡ  وَإِلَىٰ رَبِّكَ فَٱرۡغَب 

Vettin - Tin Suresi
Vettin - Tin Suresi

سُوۡرَةُ التِّین
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلتِّينِ وَٱلزَّيۡتُونِ  وَطُورِ سِينِينَ  وَهَـٰذَا ٱلۡبَلَدِ ٱلۡأَمِينِ  لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ فِىٓ أَحۡسَنِ تَقۡوِيمٍ۬  ثُمَّ رَدَدۡنَـٰهُ أَسۡفَلَ سَـٰفِلِينَ  إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَلَهُمۡ أَجۡرٌ غَيۡرُ مَمۡنُونٍ۬  فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعۡدُ بِٱلدِّينِ  أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِأَحۡكَمِ ٱلۡحَـٰكِمِينَ 

Kadir Suresi
Kadir Suresi

سُوۡرَةُ القَدر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِنَّآ أَنزَلۡنَـٰهُ فِى لَيۡلَةِ ٱلۡقَدۡرِ  وَمَآ أَدۡرَٮٰكَ مَا لَيۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ  لَيۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ خَيۡرٌ۬ مِّنۡ أَلۡفِ شَہۡرٍ۬  تَنَزَّلُ ٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ وَٱلرُّوحُ فِيہَا بِإِذۡنِ رَبِّہِم مِّن كُلِّ أَمۡرٍ۬  سَلَـٰمٌ هِىَ حَتَّىٰ مَطۡلَعِ ٱلۡفَجۡرِ 

Tekasür Suresi
Tekasür Suresi

سُوۡرَةُ التّکاثُر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلۡهَٮٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ  حَتَّىٰ زُرۡتُمُ ٱلۡمَقَابِرَ  كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ  ثُمَّ كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ  كَلَّا لَوۡ تَعۡلَمُونَ عِلۡمَ ٱلۡيَقِينِ  لَتَرَوُنَّ ٱلۡجَحِيمَ  ثُمَّ لَتَرَوُنَّہَا عَيۡنَ ٱلۡيَقِينِ  ثُمَّ لَتُسۡـَٔلُنَّ يَوۡمَٮِٕذٍ عَنِ ٱلنَّعِيمِ 

Asr Suresi
Asr Suresi

سُوۡرَةُ العَصر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلۡعَصۡرِ  إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَفِى خُسۡرٍ  إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡحَقِّ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ 

Fil Suresi
Fil Suresi

سُوۡرَةُ الفِیل
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصۡحَـٰبِ ٱلۡفِيلِ  أَلَمۡ يَجۡعَلۡ كَيۡدَهُمۡ فِى تَضۡلِيلٍ۬  وَأَرۡسَلَ عَلَيۡہِمۡ طَيۡرًا أَبَابِيلَ  تَرۡمِيهِم بِحِجَارَةٍ۬ مِّن سِجِّيلٍ۬  فَجَعَلَهُمۡ كَعَصۡفٍ۬ مَّأۡڪُولِۭ 

Kureyş Suresi
Kureyş Suresi

سُوۡرَةُ قُرَیش
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
لِإِيلَـٰفِ قُرَيۡشٍ  إِیلَـٰفِهِمۡ رِحۡلَةَ ٱلشِّتَآءِ وَٱلصَّيۡفِ  فَلۡيَعۡبُدُواْ رَبَّ هَـٰذَا ٱلۡبَيۡتِ  ٱلَّذِىٓ أَطۡعَمَهُم مِّن جُوعٍ۬ وَءَامَنَهُم مِّنۡ خَوۡفِۭ 

Maun Suresi
Maun Suresi

سُوۡرَةُ المَاعون
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَرَءَيۡتَ ٱلَّذِى يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ  فَذَٲلِكَ ٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلۡيَتِيمَ  وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ  فَوَيۡلٌ۬ لِّلۡمُصَلِّينَ  ٱلَّذِينَ هُمۡ عَن صَلَاتِہِمۡ سَاهُونَ  ٱلَّذِينَ هُمۡ يُرَآءُونَ  وَيَمۡنَعُونَ ٱلۡمَاعُونَ 

Kevser Suresi
Kevser Suresi

سُوۡرَةُ الکَوثَر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِنَّآ أَعۡطَيۡنَـٰكَ ٱلۡكَوۡثَرَ  فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَٱنۡحَرۡ  إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلۡأَبۡتَرُ 

Kafirun Suresi
Kafirun Suresi

سُوۡرَةُ الکافِرون
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ يَـٰٓأَيُّہَا ٱلۡڪَـٰفِرُونَ  لَآ أَعۡبُدُ مَا تَعۡبُدُونَ  وَلَآ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ  وَلَآ أَنَا۟ عَابِدٌ۬ مَّا عَبَدتُّمۡ  وَلَآ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ  لَكُمۡ دِينُكُمۡ وَلِىَ دِينِ 

Nasr Suresi
Nasr Suresi

سُوۡرَةُ النّصر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِذَا جَآءَ نَصۡرُ ٱللَّهِ وَٱلۡفَتۡحُ  وَرَأَيۡتَ ٱلنَّاسَ يَدۡخُلُونَ فِى دِينِ ٱللَّهِ أَفۡوَاجً۬ا  فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَٱسۡتَغۡفِرۡهُ‌ۚ إِنَّهُ ۥ ڪَانَ تَوَّابَۢا 

Tebbet Suresi
Tebbet Suresi

سُوۡرَةُ لهب / المَسَد
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
تَبَّتۡ يَدَآ أَبِى لَهَبٍ۬ وَتَبَّ  مَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُ مَالُهُ ۥ وَمَا ڪَسَبَ  سَيَصۡلَىٰ نَارً۬ا ذَاتَ لَهَبٍ۬  وَٱمۡرَأَتُهُ ۥ حَمَّالَةَ ٱلۡحَطَبِ  فِى جِيدِهَا حَبۡلٌ۬ مِّن مَّسَدِۭ 


ihlas Suresi
ihlas Suresi

سُوۡرَةُ الإخلاص
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ  ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ  لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ  وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ 

Felak Suresi
Felak Suresi

سُوۡرَةُ الفَلَق
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ  مِن شَرِّ مَا خَلَقَ  وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ  وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّـٰثَـٰتِ فِى ٱلۡعُقَدِ  وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ 

Nas Suresi
Nas Suresi

سُوۡرَةُ النَّاس
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ  مَلِكِ النَّاسِ  إِلَـٰهِ ٱلنَّاسِ  مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ  ٱلَّذِى يُوَسۡوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ  مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ 


Bakara Suresi ilk 5 Ayeti
Bakara Suresi ilk 5 Ayeti

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
الٓمٓ
ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ ۛ فِيهِ ۛ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ
ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ
وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ



VAKIA SURESi
VAKIA SURESi

بسم الله الرحمن الرحيم إِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ إِذَا رُجَّتِ الأَرْضُ رَجًّا وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّا فَكَانَتْ هَبَاءً مُّنبَثًّا وَكُنتُمْ أَزْوَاجًا ثَلاثَةً فَأَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ وَأَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ أُوْلَئِكَ الْمُقَرَّبُونَ فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ ثُلَّةٌ مِّنَ الأَوَّلِينَ وَقَلِيلٌ مِّنَ الآخِرِينَ عَلَى سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ مُتَّكِئِينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِلِينَ يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُّخَلَّدُونَ بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ لا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلا يُنزِفُونَ وَفَاكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ وَحُورٌ عِينٌ كَأَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ جَزَاء بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ لا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلا تَأْثِيمًا إِلاَّ قِيلا سَلامًا سَلامًا وَأَصْحَابُ الْيَمِينِ مَا أَصْحَابُ الْيَمِينِ فِي سِدْرٍ مَّخْضُودٍ وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ وَمَاء مَّسْكُوبٍ وَفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ لّا مَقْطُوعَةٍ وَلا مَمْنُوعَةٍ وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ إِنَّا أَنشَأْنَاهُنَّ إِنشَاء فَجَعَلْنَاهُنَّ أَبْكَارًا عُرُبًا أَتْرَابًا لِّأَصْحَابِ الْيَمِينِ ثُلَّةٌ مِّنَ الأَوَّلِينَ وَثُلَّةٌ مِّنَ الآخِرِينَ وَأَصْحَابُ الشِّمَالِ مَا أَصْحَابُ الشِّمَالِ فِي سَمُومٍ وَحَمِيمٍ وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ لّا بَارِدٍ وَلا كَرِيمٍ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُتْرَفِينَ وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنثِ الْعَظِيمِ وَكَانُوا يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَئِنَّا لَمَبْعُوثُونَ أَوَ آبَاؤُنَا الأَوَّلُونَ قُلْ إِنَّ الأَوَّلِينَ وَالآخِرِينَ لَمَجْمُوعُونَ إِلَى مِيقَاتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا الضَّالُّونَ الْمُكَذِّبُونَ لَآكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ فَمَالِؤُونَ مِنْهَا الْبُطُونَ فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَمِيمِ فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْهِيمِ هَذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدِّينِ نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلا تُصَدِّقُونَ أَفَرَأَيْتُم مَّا تُمْنُونَ أَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُ أَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ عَلَى أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَالَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِي مَا لا تَعْلَمُونَ وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْأَةَ الأُولَى فَلَوْلا تَذَكَّرُونَ أَفَرَأَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ أَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُ أَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ لَوْ نَشَاء لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ إِنَّا لَمُغْرَمُونَ بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ أَفَرَأَيْتُمُ الْمَاء الَّذِي تَشْرَبُونَ أَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ الْمُنزِلُونَ لَوْ نَشَاء جَعَلْنَاهُ أُجَاجًا فَلَوْلا تَشْكُرُونَ أَفَرَأَيْتُمُ النَّارَ الَّتِي تُورُونَ أَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَا أَمْ نَحْنُ الْمُنشِؤُونَ نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِّلْمُقْوِينَ فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ فَلا أُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ وَإِنَّهُ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ إِنَّهُ لَقُرْآنٌ كَرِيمٌ فِي كِتَابٍ مَّكْنُونٍ لّا يَمَسُّهُ إِلاَّ الْمُطَهَّرُونَ تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ الْعَالَمِينَ أَفَبِهَذَا الْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ فَلَوْلا إِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَكِن لّا تُبْصِرُونَ فَلَوْلا إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ تَرْجِعُونَهَا إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ فَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُقَرَّبِينَ فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّةُ نَعِيمٍ وَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ أَصْحَابِ الْيَمِينِ فَسَلامٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ وَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُكَذِّبِينَ الضَّالِّينَ فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ إِنَّ هَذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ

SAFF SURESi
SAFF SURESi


سورة الصف

  سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لا تَفْعَلُونَ كَبُرَ مَقْتًا عِندَ اللَّهِ أَن تَقُولُوا مَا لا تَفْعَلُونَ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفًّا كَأَنَّهُم بُنْيَانٌ مَّرْصُوصٌ وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِي وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ فَلَمَّا زَاغُوا أَزَاغَ اللَّهُ قُلُوبَهُمْ وَاللَّهُ لا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ وَإِذْ قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُم مُّصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْتِي مِن بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ فَلَمَّا جَاءَهُم بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ وَهُوَ يُدْعَى إِلَى الإِسْلامِ وَاللَّهُ لا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ يُرِيدُونَ لِيُطْفِؤُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَاللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى تِجَارَةٍ تُنجِيكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ وَأُخْرَى تُحِبُّونَهَا نَصْرٌ مِّنَ اللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا أَنصَارَ اللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّينَ مَنْ أَنصَارِي إِلَى اللَّهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ اللَّهِ فَآمَنَت طَّائِفَةٌ مِّن بَنِي إِسْرَائِيلَ وَكَفَرَت طَّائِفَةٌ فَأَيَّدْنَا الَّذِينَ آمَنُوا عَلَى عَدُوِّهِمْ فَأَصْبَحُوا ظَاهِرِينَ


سُوۡرَةُ الإخلاص
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ
سُوۡرَةُ الفَاتِحَة
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إيَّاكَ نَعْبُدُ وإيَّاكَ نَسْتَعِينُ اِهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّي
اللهم إني أعوذببك بغفرانك من عذابك ، ومغفرتك من سخطك ،و منك مرة أخرى أعوذ بك
اللهم إني أعوذببك بغفرانك من عذابك ، ومغفرتك من سخطك ،و منك مرة أخرى أعوذ بك
اللهم إني أعوذببك بغفرانك من عذابك ، ومغفرتك من سخطك ،و منك مرة أخرى أعوذ بك

اللهم اعوذبك  من عَذَابك الى العوفك  واعوذبك من غضبك الى ا لمغْفِرتك و بك اعوذبك  واعوذبك من أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ  الى لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِك وباَلاوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ
اللهم اعوذبك  من عَذَابك الى العوفك  واعوذبك من غضبك الى ا لمغْفِرتك و بك اعوذبك  واعوذبك من أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ  الى لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِك وباَلاوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ
اللهم اعوذبك  من عَذَابك الى العوفك  واعوذبك من غضبك الى ا لمغْفِرتك و بك اعوذبك  واعوذبك من أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ  الى لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِك وباَلاوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِين
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اِهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّيِ

NAMAZ SURELERi
NAMAZ SURELERi

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إيَّاكَ نَعْبُدُ وإيَّاكَ نَسْتَعِينُ اِهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّيِ
سُوۡرَةُ الفِیل
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصۡحَـٰبِ ٱلۡفِيلِ  أَلَمۡ يَجۡعَلۡ كَيۡدَهُمۡ فِى تَضۡلِيلٍ۬  وَأَرۡسَلَ عَلَيۡہِمۡ طَيۡرًا أَبَابِيلَ  تَرۡمِيهِم بِحِجَارَةٍ۬ مِّن سِجِّيلٍ۬  فَجَعَلَهُمۡ كَعَصۡفٍ۬ مَّأۡڪُولِۭ
سُوۡرَةُ قُرَیش
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
لِإِيلَـٰفِ قُرَيۡشٍ  إِیلَـٰفِهِمۡ رِحۡلَةَ ٱلشِّتَآءِ وَٱلصَّيۡفِ  فَلۡيَعۡبُدُواْ رَبَّ هَـٰذَا ٱلۡبَيۡتِ  ٱلَّذِىٓ أَطۡعَمَهُم مِّن جُوعٍ۬ وَءَامَنَهُم مِّنۡ خَوۡفِۭ
سُوۡرَةُ المَاعون
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَرَءَيۡتَ ٱلَّذِى يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ  فَذَٲلِكَ ٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلۡيَتِيمَ  وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ  فَوَيۡلٌ۬ لِّلۡمُصَلِّينَ  ٱلَّذِينَ هُمۡ عَن صَلَاتِہِمۡ سَاهُونَ  ٱلَّذِينَ هُمۡ يُرَآءُونَ  وَيَمۡنَعُونَ ٱلۡمَاعُونَ
سُوۡرَةُ الکَوثَر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِنَّآ أَعۡطَيۡنَـٰكَ ٱلۡكَوۡثَرَ  فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَٱنۡحَرۡ  إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلۡأَبۡتَرُ
سُوۡرَةُ الکافِرون
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يَـٰٓأَيُّہَا ٱلۡڪَـٰفِرُونَ  لَآ أَعۡبُدُ مَا تَعۡبُدُونَ  وَلَآ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ  وَلَآ أَنَا۟ عَابِدٌ۬ مَّا عَبَدتُّمۡ  وَلَآ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ  لَكُمۡ دِينُكُمۡ وَلِىَ دِينِ
سُوۡرَةُ النّصر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِذَا جَآءَ نَصۡرُ ٱللَّهِ وَٱلۡفَتۡحُ  وَرَأَيۡتَ ٱلنَّاسَ يَدۡخُلُونَ فِى دِينِ ٱللَّهِ أَفۡوَاجً۬ا  فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَٱسۡتَغۡفِرۡهُ‌ۚ إِنَّهُ ۥ ڪَانَ تَوَّابَۢا
سُوۡرَةُ لهب / المَسَد
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
تَبَّتۡ يَدَآ أَبِى لَهَبٍ۬ وَتَبَّ  مَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُ مَالُهُ ۥ وَمَا ڪَسَبَ  سَيَصۡلَىٰ نَارً۬ا ذَاتَ لَهَبٍ۬  وَٱمۡرَأَتُهُ ۥ حَمَّالَةَ ٱلۡحَطَبِ  فِى جِيدِهَا حَبۡلٌ۬ مِّن مَّسَدِۭ
سُوۡرَةُ الإخلاص
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ  ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ  لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ  وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ
سُوۡرَةُ الفَلَق
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ  مِن شَرِّ مَا خَلَقَ  وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ  وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّـٰثَـٰتِ فِى ٱلۡعُقَدِ  وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
سُوۡرَةُ النَّاس
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ  مَلِكِ النَّاسِ  إِلَـٰهِ ٱلنَّاسِ  مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ  ٱلَّذِى يُوَسۡوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ  مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ

EBCED VE EBCED DUASI
EBCED VE EBCED DUASI

الأبجدية العربية  الأبجدية العربية لأليف با تسع مرات
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي

FETiH SURESi SON AYET
FETiH SURESi SON AYET

الآية الأخيرة من سورة فتح
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاء عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاء بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا

EBCED DUASI
EBCED DUASI

صلاة الأبجدية

EBCED DUASININ TÜRKÇESi
EBCED DUASININ TÜRKÇESi


Alfabe (Ebced) Duasının Türkçesi Budur
(Listedeki isimlerden (amca, teyze,..) size uygun olanlarını duanızda zikrediniz.

Alfabe Duası Budur

Ya Rabbi okuduğum Bu alfebenin harflerini ve fetih suresinin son ayetinin harflerini çokca çoğaltta onlar ile
Namazlarimda ve sari vakitlerimde, şimdiye kadar okuduğum, ve bu gün içinde okuyacağım, ve bugünün devami olan gündüzde, ve onun devami olan gecede, ve gecenin devamı olan gündüzde, başlangıçtan şimdiye kadar, şimdiden bitirişe kadar, okudugum ve okuyacağım, Bütün Dualarımdaki, Zikirlerimdeki, surelerdeki, ayetlerdeki,
tahmidlerimdeki, temcidlerimdeki, tehlillerimdeki, tekbirlerimdeki, tesbihlerimdeki, takdislerimdeki, salavatlarımdaki, selamlarımdaki, şükürlerimdeki, hamdlarımdaki, hatalarımı yanlışlarımı düzelt, Gerekli olan eksiklerimi tamamla, yanlış olan fazlalarımı gider, ve dogru okunmuşlar silsilesine kat, ve onların feyizinden, bereketinden, şifasından, hıfzı inayetinden ve ilminden ve faydasından, beni, benden eksilmeksizin Eşimi (Karımı veya kocamı) ve Çocuklarımı (oğlumu ve oğullarımı kızımı ve kızlarımı), Annemi ve Annelerimi, Babamı ve Babamlarımı, Dedemi ve Dedelerimi, Ninemi ve Ninelerimi, Dayımı ve Dayılarımı, Teyzemi ve Teyzelerimi, Amcamı ve Amcalarımı, Halamı ve Halalarımı, Yeğenimi ve Yeğenlerimi, Kuzenimi ve Kuzenlerimi, Abimi ve Abilerimi, Ablamı ve Ablalarımı, Kardeşimi ve Kardeşlerimi, Kayınbabamı ve Kayınbabalarımı, Kaynanamı ve Kaynanalarımı, Kaynımı ve Kayınlarımı, Baldızımı ve Baldızlarımı, Damadımı ve Damatlarımı, Gelinimi ve Gelinlerimi, Dünürümü ve Dünürlerimi, Gizli Kalmış Evladlarımı ve Annelerini ve ehli beytimi,Annemden Tarafa Geçmişlerimizi,Babamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Annemden Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Babamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Kaynanamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Kayınbabamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Kaynanamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Kayınbabamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Gizli kalmış çocuklarım ve Anneleri Tarafından Geçmişlerimizi,Gizli kalmış çocuklarım ve Anneleri Tarafından yaşayan akrabai ıyalimizi ve Mehdi ve sevenlerini ve Cemaatini, Raşidi Tarikatına şimdiye kadar intsab etmiş olanları, ve şimdiden kıyametin sabahına kadar intsab edecek olanları, sevenlerimi ve sevdiklerimi, bize ve ehlimize ve müntesiplerimize, bir nebze iyiliği ve hayrı dokunanları, öğretmenlerimizi, mürşidlerimizi, ve arkadaşlarımızı, ve Kırk Fersah Sağa Sola, Öne Arkaya, Alta Ve Üste, Bulunduğumuz Yerlerdeki imanlı Komşularımızı da bu dua zikir ve ayetlerden, Surerlerden ve tahmidlerimden, temcidlerimden, tehlillerimden, tekbirlerimden, tesbihlerimden, takdislerimden, salavatlarımdan, selamlarımdan, şükürlerimden, hamdlarımdan, ve hatimlerimizden nasiplendir.
Ve Ayrıca Silsileyi Kasr, Silsileyi Kebir, Silsileyi Üla ve Silsileyi Melaemi de nasiplendir.

Ve Ayrıca Rızkımızın ve iaşemizin temininde ekilip biçilip, dokunup kesilip biçilip, ve bize kadar ulaştırılmasında ve benzeri her türlü emeği ve hizmeti olan ehl-i imanın kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.

Ayrıca, kullandığımız alet ve edevatın, ve hizmetlerin icadından bu güne kadar geliştirilmesinde ve bize kadar ulaştırılmasında bir nebze emeği ve hizmeti olan ehl-i imanın kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.

Ve Ayrıca Hediye ettiğim sayfalarımın o bölümlerini, şu andan itibaren ziyaret edecek  ehli imanın, her ziyaretinde olmak üzere, kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.

Ve ayrıca Peygamberimiz Muhammed Mustafa'yı, Âl ve ashabını, Ehl-i Beytini, evlâd-ı tâhirelerini ve ezvâc-ı tâhirelerini nasiplendir. Ve ayrıca ölmüş ve yaşayan Ehl-i iman ümmet-i Muhammed'i ve kıyamete kadar gelecek olan Ehl-i iman ümmet-i Muhammed'i de nasiplendir. Ve ayrıca bütün diğer peygamber hazretlerini, evlâd-ı tâhirelerini, ezvâc-ı tâhirelerini ve Ehl-i iman ümmetlerini de nasiplendir.


Ya Rabbi, Başlangıçtan kıyametin sabahına kadar, bu tarikata intisab eden herkes, zikrimizin, başlangıç, yani giriş duasını okuduktan sonra, bir defa euzu besmelesini de okuyan herkes, vakit ve imkanların kısıtlılığı sebebi ile, devamını zikredip okuyamazsa, Ey Rabimiz o harfleri öyle çoğalt ki, onlar ile zikrin devamını eksik kalan kısımlarını tamamla , yine silsileye hediye edilen fatiha ve kulhulerden de, baştan bir tanesine okuyanın, vakit ve imkanların kısıtlılığı sebebi ile, devamını zikredip okuyamazsa, Ey Rabimiz o harfleri öyle çoğalt ki, onlar ile devamını ve eksik olanlarını tamamla

Ya Rabbi ayrıca okuduğumuz Hediye paketimiz olan Yasin ihlas fatiha ve Raşidi hatimlerimizin harflerini öyle çoğalt ki, hediye ettiğim, bu günkü hediye paketimden bir adet hediye etmiş olayım saydığım her bir kimseye. Amiyn

Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemine Amiyn.





دعاء الأبجد

(Ebced Duasının Arapça Çevirisi)

Çeviri Google Gemini Tarafından Yapılmıştır

**اللهم يا ربي، كثّر حروف هذه الأبجدية التي قرأتُها، وحروفَ آخر آية من سورة الفتح تكثيراً عظيماً، واجعلها جابرةً لصلواتي وأوقاتي الأخرى.**

**اللهم أصلِح بها أخطائي وزلّاتي في كل ما قرأتُه وما سأقرؤه؛ من بداية الزمان إلى الآن، ومن الآن إلى الختام، في هذا اليوم وفي ليله ونهاره الممتد، وفي جميع أدعيتي، وأذكاري، وسوري، وآياتي، وتحاميدي، وتمجيداتي، وتهليلاتي، وتكبيراتي، وتسبيحاتي، وتقديساتي، وصلواتي، وسلامي، وشكري، وحمدي.**

**يا رب، أتمِم بها نقصي الضروري، وأزل بها زيادتي الخاطئة، وألحِقها بسلسلة القراءات الصحيحة المقبولة. واجعلني أنتفع بفيضها، وبركتها، وشفائها، وحفظها، وعنايتها، وعلمها، ونفعها، دون أن ينقص مني شيء؛ أنا وزوجي (زوجتي)، وأولادي (بنيّ وبناتي)، وأمي وأمهاتي، وأبي وآبائي، وجدي وأجدادي، وجدتي وجداتي، وخالي وأخوالي، وخالتي وخالاتي، وعمي وأعمامي، وعمتي وعماتي، وأبناء إخوتي وأخواتي، وأبناء عمومتي وأخوالي، وإخوتي وأخواتي، وأصهاري (أبي زوجتي وأمي زوجتي)، وإخوان زوجتي وأخواتها، وأصهار بناتي وأزواج كنائي، وأنسبائي، وأولادي المستترين وأمهاتهم، وأهل بيتي.**

**واجعل نصيباً من هذا الثواب لأقربائنا الراحلين والأحياء من جهة الأم والأب، ومن جهة أصهارنا، ولأولادي المستترين وأقربائهم. وللمهدي ومحبيه وجماعته، ولمن انتسب إلى الطريقة الراشدية من البداية إلى يوم القيامة، ولمن أحببتُهم وأحبوني، ولمن قدم لنا ولأهلنا خيراً ولو بذرة، ولمعلمينا، ومرشدينا، وأصدقائنا.**

**اللهم ونوّر بهذا الثواب جيراننا المؤمنين؛ أربعين فرسخاً عن يميننا وشمالنا، وأمامنا وخلفنا، وتحتنا وفوقنا. واجعل نصيباً منه لسلسلة القصر، والسلسلة الكبيرة، والسلسلة الأولى، والسلسلة الملامية.**

**اللهم واجعل نصيباً منه لأرواح أهل الإيمان الذين بذلوا جهداً في زراعة وحصاد ونسج وإيصال أرزاقنا ومعاشنا إلينا، ولكل من له فضل في اختراع وتطوير الأدوات والخدمات التي نستخدمها إلى يومنا هذا.**

**وكذلك اجعل نصيباً لكل مؤمن يزور صفحاتي التي أهديتها، في كل زيارة يقومون بها، ولأرواح أمواتهم.**

**اللهم صلِّ وسلّم وبارك على نبينا محمد المصطفى، وعلى آله وأصحابه وأهل بيته، وذريته الطاهرة وأزواجه المطهرات، واجعل لهم نصيباً من ذلك. واجعل نصيباً لأمة محمد من المؤمنين؛ الأحياء منهم والأموات، ولمن سيأتي منهم إلى يوم القيامة، ولجميع الأنبياء وذرياتهم وأزواجهم وأممهم المؤمنة.**

**يا ربي، إنَّ كل من انتسب إلى هذه الطريقة إلى يوم القيامة، إذا قرأ دعاء البداية لذكرنا ثم قرأ "أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم" مرة واحدة، ولم يستطع الإكمال لضيق الوقت أو العجز؛ فيا ربنا كثّر تلك الحروف حتى تكتمل بها أذكارهم وأجزاؤهم الناقصة. وكذلك من قرأ فاتحة واحدة أو إخلاصاً واحداً من الختمات المهدات، ولم يستطع الإكمال؛ فكثّر تلك الحروف لتتمّ بها بقيتها.**

**يا ربي، كثّر حروف "يس" والإخلاص والفاتحة والختمات الراشدية في طردنا الهدائي هذا، حتى تصل هدية كاملة لكل واحد ممن ذكرتُ أسماءهم. آمين.**

**"رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاء، رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ. استجب دعاءنا برحمتك يا أرحم الراحمين. وسلام على المرسلين، والحمد لله رب العالمين. آمين."**


--o--

استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
رَبِّ نَجِّنِي من كل بلاءدّني والاخرة والامراضي وعافة وأعوذبك من فتنة دّجّل وحواصّك وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
الصلاة رَبِّي نَجِّنِي
رَبِّي نَجِّنِي من كل بليّةٍ وافةٍ وعاهةٍ وغصّةٍ ومحنةٍ وزلزلةٍ وشدّةٍ وإهنةٍ وذلّةٍ وغلبةٍ وقلّةٍ وجوعٍ وعطشٍ وفقرٍ وفاقةٍ وضيقٍ وفتنةٍ وباءٍ وبلاءٍ وغرقٍ وحرقٍ وبرقٍ وسرقٍ وحرٍّ وبرْدٍ ونهبٍ وغيٍ وضلالٍ وضالةٍ وهامّةٍ وزللٍ وخطيا و همٍّ وغمٍّ ومسخٍ وخسفٍ وقذفٍ وخلّةٍ وعلّةٍ ومرضٍ وجنونٍ وجذامٍ وبرصٍ وفالجٍ وباسورٍ وسلسٍ ونقصٍ وهلكةٍوفضيحةٍ وقبيحةٍ في الدارين إنّك لا تُخلفُ اْلميعاد.
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين

VEDFEA DUASI
VEDFEA DUASI

صلاة  ودفعن
ودفعنا دعس


أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا كُفْرَ الْكَافِرِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا شِرْكَ الْمُشْرِكِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا نِفَاقَ الْمُنَافِقِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا حَسَدَ الْحَاسِدِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا فِسْقَ الْفَاسِقِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا خِيَانَةَ الْخَائِنِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا كَذِبَ الْكَاذِبِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا إِفْسَادَ الْمُفْسِدِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا إِسْرَافَ الْمُسْرِفِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا عَدَاوَةَ الْعَدُوِّينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا سِحْرَ السَّاحِرِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا نَفَّاثَاتِ الْعُقَدِ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا جُرْمَ الْمُجْرِمِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا ظُلْمَ الظَّالِمِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا وَحْشَةَ الْوَحْشِيِّينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا سَيِّئَاتِ الْمُسِيئِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا خِيَالَ كُلِّ مُتَخَيِّلٍ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا نَظَرَ الْخَائِنِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا كَشْفَ الْكُفْرِ الْكَاشِفِينَ السَّيِّئِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا شَمَاتَةَ كُلِّ شَامِتٍ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا عَمَلَ الْبَخِيلِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا غَفْلَةَ الْغَافِلِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا عَمَلَ الَّذِينَ يُرَاءُونَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا عَجَلَةَ كُلِّ مُعَجِّلٍ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا تَجَاوُزَ الْمُتَجَاوِزِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا إِنْكَارَ الْمُنْكِرِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا افْتِرَاءَ الْمُفْتَرِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا سَرِقَةَ الْمُسَرِّقِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا نَاقِصِي الْمَنْقُصِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا الدَّجَّالَ وَخَوَاصَّهُ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا الشَّيْطَانَ الرَّجِيمَ وَحِزْبَهُ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ اسْتَجِبْ دُعَاءَنَا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَالسَّلَامُ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

-----

اللهم انت ربي لاالاه الا انت خلقتني. وأنا عبدك . فغفرلي ذنوبي.فإنّهو لايغفر الذنوب الا انت
يا أَوَّلُ يا آخِرُ يا ظاهِرُ يا بَاطِنُ
يا الْحَيُّ الْقَيُّومُ
يا أَحَد ياصمد
يا محي يا موميت
يا مؤمن يا مُهَيْمِنُ يَا مُع۪يدُ
يا راشد يا صبور
يا باعث يا بقي
رزّاق الكريم
مَلِكُلْ عَدْلِلْ يَكِينْ
عَز۪يزُالحكيم
عَزِيزٌ ذُو انْتِقَامٍ
سَتَّارُالكريم
شَفِيقُ اْلحَلِيمِْ
يا حليم يا سليم
يَا مَج۪يدُ ياودود
رَؤُوفٌ رَّحِيمْ
رَحْمَنِ الرَّحِيمِْ
عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَهْ
ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينْ
يا حادي يامحدي
يا حاسيبُ يامحاسبُ
يا خبيرُ يامخابرُ
يا حَافِظُ يا محَافَظُ
وللّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ
خَلَقَ الْإِنسَانَ مِن صَلْصَالٍ كَالْفَخَّارِ وَخَلَقَ الْجَانَّ مِن مَّارِجٍ مِّن نَّارٍ فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
مُدْهَامَّتَانِ بِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ

TEVHiDi KEBiR
TEVHiDi KEBiR

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ


لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، جبرائیل واهيو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، آدم صافييو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حابيل مشيو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، كابيل مزروا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حابيل مازلومو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، كابيل كاتيلو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ايدريس طرزيييو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ،  نوح نجيييو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ،إلياس جننتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، خضر حاييو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ،صالح حاقّو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حود ماهفوزا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ذالقرنين صترو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، شعْيا فمو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، اليصَعا ناسرو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، عزير موهيمينول اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، أيوب ماريزا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، لقمان شيفاو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، لقمان حكيمو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يونوس طوكيفو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يونوس طوفيكو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يوشا رفيكو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ابراهيم هاليلو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، اسماعيل ظبهو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، إسحاق موجيزا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، لوت ماغدورا اللّهُ، لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، لوت حيجرتول اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ياكوب حاسرتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يوسوف جمالو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يوسوف جميلا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يوسوف رويتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، بونيامين مرهامتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، داوُدْ يدو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، سولايمان ماليكو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، سولايمان حاكيمو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، شعيب راي اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، هارون طرجومانو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، موسى كليمو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، إعرمييَ مكرو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، زكريا و يحيى شهيدو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، مريم ايففتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، عیسی روهو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ممحمد راسولا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، محمد حابيبا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ابو بكير صاديقو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، عمر آدلو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، عثمان حاياو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، علي اسدو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حسن ولحسين ريهانو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، فاطمة أُمّييّو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، مهدى حيدايتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حاليد بين وليد سيف الله لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، طالها بين عوبيدو اللّهُ


سُوۡرَةُ الإخلاص
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ

بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ

بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ

سُوۡرَةُ الفَاتِحَة
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لرَّحْمنِ الرَّحِيمِ مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لرَّحْمنِ الرَّحِيمِ مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لرَّحْمنِ الرَّحِيمِ مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ

سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ أستغفرالله
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ أستغفرالله
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ أستغفرالله
رَّبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَل لِّي مِن لَّدُنكَ سُلْطَانًا نَّصِيرًا
رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي. وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي. وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي. يَفْقَهُوا قَوْلِي رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا و فهمن وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِالْكَافِرِينَ
اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ
اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ
اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً
رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ
حَسْبِيَ اللّهْ
حَسْبِيَ اللّهُ تَوَكَّلْتُ علي اللّهْ
فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا
رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا
رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
فَإِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَ الَّذِي أَنْقَضَ ظَهْرَكَ وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا فَإِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ
إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِين فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
فَسُبْحَانَ الَّذِي بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سيدنا  مُحَمَّدٍ
وَعَلَى آلِ  سيدنا مُحَمَّدٍ
كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ
وَعَلَى آلِ سيدنا  إِبْرَاهِيم
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
اللَّهُمَّ بَارِكَ عَلَى سيدنا  مُحَمَّدٍ
وَعَلَى آلِ سيدنا  مُحَمَّدٍ
كَمَا بَارَكْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ
وَعَلَى آلِ سيدنا  إِبْرَاهِيم
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
اللهم صل علي سيدنا مَحْدِي
وَعَلَى آلِ  سيدنا مَحْدِي
كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ ومحمد
وَعَلَى آلِ سيدنا  إِبْرَاهِيم ومحمد
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
اللَّهُمَّ بَارِكَ عَلَى سيدنا  مَحْدِي
وَعَلَى آلِ سيدنا  مَحْدِي
كَمَا بَارَكْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ ومحمد
وَعَلَى آلِ سيدنا  إِبْرَاهِيم ومحمد
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لاَّ رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ
رَبِّ انصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ
اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ
صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ أمين

HIZIR DUASI

Hz. Hızır Aleyhisselamın Duası
Hızır Duası Li Raşidiye

أَنتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذنوبنا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ

سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الرَّازِقِينَ
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الْوَارِث۪ينَۚ
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الْفَاتِحِين
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ  ٱلْحَٰكِمِينَ
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ فاضلين
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ النَّاصِرِينَ
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الْمُحْسِن۪ينَ۟
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الْشَافِعِين
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الْمشفِقون
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الْصَادِقُ الوَعْدِ الأَمِينِ۟
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ قويُّ القاءيمٌ
سُبْحَانَكَ انت الاها رَؤُوفٌ رَّاحِيمُ
ولا حول ولا قوه الا بالله العلي العظيم هو هو هو هو هو هو هو يا الله

وصلى على محمد بعدد من صلى عليه وعدد قطرات الامطار وعدد  أوراق الأشجار وعدد أنفاس المستغفرين بالاسحار  وعدد ما كان وما يكون ليوم الحشر بالقرار  وصلي عليه ما تعاقب الليل والنهار وصلي عليه ما اختلف ما الاواني وتعاقب الاسراني وكرر الجديدانه واستقبل الفرغدان وعدد  اموجو البهار وعدد مر مالي والفجاري
(أوــ  وعددالرمالى والغفارى )
اللهم صل على محمد وعلى اله واصحابه واتباعه اجمعين وسلام على جبرائيل وميكائل  واسرافيل وعزرائيل والملائكه حمل العرش والمنكر نكر وسلام على الملائكه المقربين والنبي ورسول اجمعين وسلام على  الاولياء والصالحين  سلام الله وصلوات الله عليهم اجمعين والحمد لله رب العالمين


HURUFU MUKATA
HURUFU MUKATA

حم حم حم حم حم حم حم
كهيعص كِفَيَتُنَا حم عسق حِمَيَتُنَا فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
الم الم الم
المر المر المر
يس يس يس
طٰسٓ۠ طٰسٓ۠ طٰسٓ۠
طسم طسم طسم
طه طه طه
ص ص ص
ن ن ن
رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ
آمَنْتُ بِاللهِ وَ مَلَئِكَتِهٍ وَ كُتُبِهِ وَ رُسُلِهِ وَ اْليَوْمِ اْلآخِرِ وَ بِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَ شَرِّهِ
مِنَ اللهِ تَعَالَى وَ اْلبَعْثُ بَعْدَ اْلمَوْتِ حَقٌّ اَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اَللهُ. َاَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اَللهُ. َاَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اَللهُ.
الّلهُمَّ إنّي اُرِيدُ اَنْ اُجَدِّداً اَلْاِمَانَ وَنِّكَاحَ تَجْدِيداً بِقَوْلِ لَااِلَهَ اِلَّااللهُ مُحَمّدٌ رَسُولُ اللّهْ
الّلهُمَّ إنّي اُرِيدُ اَنْ اُجَدِّداً اَلْاِمَانَ وَنِّكَاحَ تَجْدِيداً بِقَوْلِ لَااِلَهَ اِلَّااللهُ مُحَمّدٌ رَسُولُ اللّهْ
الّلهُمَّ إنّي اُرِيدُ اَنْ اُجَدِّداً اَلْاِمَانَ وَنِّكَاحَ تَجْدِيداً بِقَوْلِ لَااِلَهَ اِلَّااللهُ مُحَمّدٌ رَسُولُ اللّهْ
رَضِيتُ بِاللهِ رَبّا وَ بِاْلإِسْلامِ دِينًا وَ بِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ  وَ سَلَّمَ رَسُولًا  وَ نَبِيّا
يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قُلُوبَنا عَلَى دِينِكَ
يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قُلُوبَنا عَلَى دِينِكَ
يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قُلُوبَنا عَلَى دِينِكَ
وَ هُوَ الْعَلىُّ الْعَظِيمُ ذولْجَلاَلِ سُبْحاَنَ اللهِ
سُبْحَانَ اللَّهِ  سُبْحَانَ اللَّهِ  سُبْحَانَ اللَّهِ
سُبْحاَنَ الْبَقِي دآَءِمَنِ الْحَمْدُ لِلهِ
اَلْحَمْدُ للّهِ  اَلْحَمْدُ للّهِ  اَلْحَمْدُ للّهِ
لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ،أَنْتَ كَمَـا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ
رَبِّ الْعاَلَمِينَ تَعاَلَى شاَنُهُ اللَهُ اَكْبَرْ
الله أكبر  الله أكبر  الله أكبر
رَبّيِ إنّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنّيِ
أستغفرالله  أستغفرالله  أستغفرالله
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم بارك علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم صل علي سيدنا مَحْدِي و علي آل سيدنا مَحْدِي
اللهم صل علي سيدنا مَحْدِي و علي آل سيدنا مَحْدِي
اللهم صل علي سيدنا مَحْدِي و علي آل سيدنا مَحْدِي
اللهم بارك علي سيدنا مَحْدِي و علي آل سيدنا مَحْدِي
لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ
لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ
لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ
مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللهْ
الربيع والصيف في الموسم
ست مائة ستة وستون مرات اَللَّهْ
الخريف والشتاء في الموسم
ستة وستون مرات اَللَّهْ
اَللَّهْ  اَللَّهْ  اَللَّهْ  اَللَّهْ  اَللَّهْ  اَللَّهْ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun.
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun.

Ya Rabbi!
Kitabımız Kuran-ı Kerim'de : "Sonunda Dünyanın mirasını salih kullar devralacak" buyuruyorsun, Bizi de, sevenlerimizi de, sevdiklerimizi de,  o mirası devralan Salih kullarının arasına ilhak et. Ayrıca Bizi, Mehdi ile Kurtulanlar Zümresi Olan, Ümmeti Necata'a ilhak et, ve Bizi "Onlar Rızıklarla Dolu Cennetlerde Ebedi kalacaklardır" Buyurduğun, 33 yaşında genç ve, ebedi cennetlerde kalanlar zümresine ilhak et, Amiyn, Amiyn, Amiyn.

Karınca Duası (Bereket Duası)
Karınca Duası (Bereket Duası)

أَللَّهُمَّ رَبَّ جَبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَإِسْرَافِيلَ وَعَزْرَائِيلَ وَإِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَمُنَزِّلَ البَرَكَاتِ وَمُنْزِلَ التَّوْرَاتِ وَالإِنْجِيلِ وَالزَّبُورِ وَالفُرْقَانِ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ العَلِيِّ العَظِيمِ.لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ المَلِكُ الحَقُّ المُبِينِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ صَادِقُ الوَعْدِ الأَمِينِ. إِنَّ اللهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو القُوَّةِ المَتِينِ.يَا اللهُ، يَا اللهُ، يَا اللهُ، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، يَا حَيُّ، يَا حَيُّ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ أَسْئَلُكَ بِاسْمِكَ العَظِيمِ أَنْ تَرْزُقَنِي رِزْقًا حَلاَلاً طَيِّبًا واسعًا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّحِمِينَ. ﻳَﻣْﻠِﻴﺧَﺎ ﻤِﺜْﻟِﻴﻧَﺎ ﻤَﻜْﺜَﻟِﻴﻧَﺎ ﻣَﺮْﻧﻮُﺶْ ﺪَﺒَﺮْﻧُﻮﺶْ ﺸَﺎﺬَﻧﻮُﺶْ ﻜَﻔَﺸْﻄَﻄَﻴّﻮﺶْ ﻗِﻄْﻣِﻴﺮْ

Sefer Duası
Sefer Duası

سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ

بِسْمِ اللّهِ مَجْرَاهَا وَمُرْسَاهَا إِنَّ رَبِّي لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

Ashabi Kehf'in Duası
Ashabi Kehf'in Duası

قُل لَّوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَدًا

Salatentüncina Duası
Salatentüncina Duası

اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلاَةً تُنْجِينَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ اْلاَحْوَالِ وَاْلآفَاتِ وَتَقْضِى لَنَا بِهَا جَمِيعَ الْحَاجَاتِ وَتُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ السَّيِّئَاتِ وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ اَعْلَى الدَّرَجَاتِ وَتُبَلِّغُنَا بِهَا اَقْصَى الْغَايَاتِ مِنْ جَمِيعِ الْخَيْرَاتِ فِى الْحَيَاتِ وَبَعْدَ الْمَمَاتِ حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ  حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ نِعْمَ اْلمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرَ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ

Miftahül Cennet Duası
Miftahül Cennet Duası


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

وَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَّبِّ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ وَقُلْ لاَ حَوْلَ وَلاَقوّةَ اِلاّ بِاللهِ العَلِيّ العَظِيمِ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ وَقُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَّبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَل لِّي مِن لَّدُنكَ سُلْطَانًا نَّصِيرًا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِي مَآئِدَةً مُّبَارَكًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَأَنتَ خَيْرُ الْمُنزِلِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِي مُنزَلًا مُّبَارَكًا وَأَنتَ خَيْرُ الْمُنزِلِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِن ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاء اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي. وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي. يَفْقَهُوا قَوْلِي رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا و فهمن وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ حَسْبِيَ اللّهْ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ تَوَكَّلْتُ علي اللّهْ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِين فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لاَّ رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين


صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين


ESMAÜL HÜSNA BÖLÜMÜ
ESMAÜL HÜSNA BÖLÜMÜ

أَسْمَاءُ اللَّهِ الْحُسْنى جَلَّ جَلَالُهُ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيْمِ

هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ

الرَّحْمَنُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّحِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَلِكُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقُدُّوسُ جَلَّ جَلَالُهُ ، السَّلَامُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُؤْمِنُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُهَيْمِنُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَزِيزُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْجَبَّارُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُتَكَبِّرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْخَالِقُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَارِئُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُصَوِّرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْغَفَّارُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَهَّارُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَهَّابُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّزَّاقُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْفَتَّاحُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَلِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَابِضُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَاسِطُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْخَافِضُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّافِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُعِزُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُذِلُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، السَّمِيعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَصِيرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَكَمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَدْلُ جَلَّ جَلَالُهُ ، اللَّطِيفُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْخَبِيرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَلِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَظِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْغَفُورُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الشَّكُورُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَلِيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْكَبِيرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَفِيظُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُقِيتُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَسِيبُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْجَلِيلُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْكَرِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّقِيبُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُجِيبُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَاسِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَكِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَدُودُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَجِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَاعِثُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الشَّهِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَقُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَكِيلُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَوِيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَتِينُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَلِيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَمِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُحْصِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُبْدِئُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُعِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُحْيِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُمِيتُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَيُّومُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَاجِدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَاجِدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَاحِدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْأَحَدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْصَّمَدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَادِرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُقْتَدِرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُقَدِّمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُؤَخِّرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْأَوَّلُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْآخِرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الظَّاهِرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَاطِنُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَالِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُتَعَالِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَرُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، التَّوَّابُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُنْتَقِمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَفُوُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّؤُوفُ جَلَّ جَلَالُهُ ، مَالِكُ الْمُلْكِ جَلَّ جَلَالُهُ ، ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُقْسِطُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْجَامِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْغَنِيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُغْنِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَانِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الضَّارُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، النَّافِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، النُّورُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْهَادِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَدِيعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَاقِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَارِثُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّشِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الصَّبُورُ جَلَّ جَلَالُهُ
لَيْسَ كَمِثْلِهِۦ شَىْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ


KUDRET DUASI
KUDRET DUASI


وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ عليمٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ خبيرٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ بصيرٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  سميعٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  حسيبٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ حاسيبون
وَهُوَو عَلىَ  قَدِيرٌكُلِّ شَيْءٍالحافيظون
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  قَدِيرٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  حكيمٌ
وَهُوَو عَلىَ مالكٌ كُلِّ مُلْكُنْ
وَهُوَو عَلىَ  مكيمٌ كُلِّ مُلْكُنْ ماليكون
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  خالقٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  مالكٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  مصوّرٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  مسبّبوٌ
وَهُوَو عَلىَ كُلِّ داءٍ دواءٌ
وَهُوَو عَلىَ كُلِّ داءٍ شِفاءٌ
وَهُوَو عَلىَ كُلِّ وقتٍ خاضرٌ
وَهُوَو عَلىَ كُلِّ زنبٌ عفوٌّ
وَهُوَو عَلىَ كُلِّ خطاءٍ إزالةٌ
وَهُوَو عَلىَ جَمَالٌ كلِّ وجْهِ الجَمِيلٌ
وَهُوَو عَلىَ اوّل من كُلِّ اوّلٌ
وَهُوَو عَلىَ آخرُ من كُلِّ آخرٌ
وَهُوَو عَل صفيٌّ من كُلِّ مُصْطافًا
وَهُوَو عَلىَ رَحْمَانٌ من كُلِّ مرحمةٌ
وَهُوَو عَل رَاشِدٌ من كُلِّ مُرْشِدًا
وَهُوَو عَل مَحْدِيٌّ من كُلِّ حِدايَةٌ
هُوَالّلهْ هُوَالّلهْ هُوَالّلهْ



Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua
Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua

SABAH

اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحَنا وَبِكَ أَمْسَـيَنا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور
أَصْـبَحْنا وَأَصْـبَح مـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَئٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ الـيوم وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ الـيوم وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسـلِ وَسـؤِ  الْكِـبر ،رَبِّ أَعـوذُبِكَ  من فتنة دّونيا وَأَعـوذُبِكَ من عَـذابٍ النّـارِ وَعَـذاب القَـبْر

AKŞAM

اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحَنا وَبِكَ أَمْسَـيَنا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور
أَمْسَيْـنا وَأَمْسـى المـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَيءٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ اللَّـيْلَةِ وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ اللَّـيْلةِ وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسـلِ وَسـوءِ الْكِـبر ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ  من فتنة دّونيا وَأَعـوذُبِكَ من عَـذابٍ النّـارِ وَعَـذاب القَـبْر



أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun.
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun.

Ya Rabbi!
Kitabımız Kuran-ı Kerim'de : "Sonunda Dünyanın mirasını salih kullar devralacak" buyuruyorsun, Bizi de, sevenlerimizi de, sevdiklerimizi de,  o mirası devralan Salih kullarının arasına ilhak et. Ayrıca Bizi, Mehdi ile Kurtulanlar Zümresi Olan, Ümmeti Necata'a ilhak et, ve Bizi "Onlar Rızıklarla Dolu Cennetlerde Ebedi kalacaklardır" Buyurduğun, 33 yaşında genç ve, ebedi cennetlerde kalanlar zümresine ilhak et, Amiyn, Amiyn, Amiyn.


رَبِّ إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاء

تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ


فِي كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفَسٍ
عَدَدَ مَا وَسِعَهُ عِلْمُ اللَّهْ

يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ
بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين

أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَاراً

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ

سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ

وَسَلَٰمٌ عَلَىٰ عِبَادِهِ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَىٰٓ

وَٱلسَّلَٰمُ عَلَىٰ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلْهُدَىٰٓ

وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَيًّا

وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

آمين، آمين، آميييييين

TAHSiNi ŞERiFiN SONU

إِنْتَهىَ تحسين شريف
إِنْتَهىَ أَوْراَدِ ذِكْرِ راَشِدىِ
أَبْناَءَ بَشَغچلِ راَشِتْ طُنْخَ
كَرَعُقْلَنْ عُرِقِنَلْ

نوفمبر ثمانية عشر ألفين واثنين وعشرين


DEVAMINA BAK


Raşidi Tarikatında Sabah Namazının Vakti ve ikindi Namazının Vakti Ne Zamandır. “La ilahe illallahu vahdehü la şerikeleh … “ Zikrimizin Hikmeti

Zikirimiz Sabahleyin Zikri edildiğinde öyle bir ayar yapılır ki sabah namazı çıkmamış olması lazım ve zikrimiz in  “La ilahe illallahu vahdehü la şerikeleh … “ öncesine kadar zikredilir, Ondan sonra vakit sabah namazı vakti  ise sabah virdi virdediyorsak sabah namazı kılınır, Eğer İkindiden önce virdimizi zikrediyorsak ikindi namazı, orada kılınır, Namaz kılındıktan Sonra, öncesindeki zikirden başlanarak yani “ sübhanallahi velhamdülillahi” Zikri Ondan sonra da “vahdeke Lâ şerike leh zikri” zikredilir.  Peygamberimiz Hazreti Ali efendimize buyurdular :
Ey Ali Sabah namazının iki  rekatını kıldıktan sonra
“vahdeke Lâ şerike leh zikrini” Çekmen(zikretmen) Doğu ile batı arası esir olmuş müminlerle dolu olsa, Onları Azad etsen, bu zikri zikretmek ondan daha Efdaldir, Allah katında Ecri daha yüksektir.
O yüzden işte bu Bu müjdeye mazhar olmak için, bizim tarikimizin mensupları, sabah ve ikindi namazının kılınma vaktini, zikrimiz in  o bölümüne rast getirmeye Çalışmalılardır. Eğer birkaç defa başarabilirseniz, Ondan sonra sizde ahlâk-ı Hasene olacaktır zaten, yani otomatik olaraktan icra etmeniz Allah'ın izniyle mümkün olacaktır.
Müntesiplerimizin yeni görevi ve adabı hayırlı ve mübarek olsun.

O iki zikir bunlardır

سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ

Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.

لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ

Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.


İsm-i Âzam mertebeside olan “Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh…” Ne demek? anlamı, fazileti, sırları…

لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.

Anlamı: Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de O’dur, ölümü veren de O’dur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir. Her şeyin ve herkesin dönüşü de O’nadır.

Faziletleri

    Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz; Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, herşeye kâdirdir) sözüdür.” [Muvatta, Kur’ân 32, Tirmizî, Da’avât 133]
    Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim, “Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” duasını bir günde yüz kere okursa, kendisine 10 köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz (100) sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez.
    Ebu Sa’id radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim, sabah namazının peşinden ‘Lâ ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.”

"Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrinin önemi ve fazileti...

Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:

“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.

(Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)

Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.

Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)

Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?

Her iki hadiste de “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikri tavsiye edilmektedir. Genellikle namazlardan sonra ve dua etmeden önce okunan bu zikrin mânası şudur: “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter”. Birinci hadiste sözünün devamında Resûl-i Ekrem Efendimiz’in tavsiye buyurduğu sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin anlamı ise, “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” demektir.

Hadisimizdeki “Mülk O’nundur” cümlesiyle Cenâb-ı Hakk’ın muazzam saltanatının yüceliği anlatılmaktadır. Melekler âlemiyle birlikte bütün kâinat, daha açık bir ifadeyle yaratılmış ne varsa hepsi O’nun malı, O’nun saltanatının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunlar üzerinde tasarruf etme hakkı da sadece O’nundur. Bir şeyi var etmek, yok etmek, ele geçirmek, yönetmek, nimet vermek, cezalandırmak, büyütmek, küçültmek, yapmak, yıkmak, ağlatmak, güldürmek, kısaca hükmünü icrâ etmek sadece O’nun yetkisi dahilindedir.

Böyle bir varlık her şeye kâdirdir. O’nun gücü her şeye yeter. Hiçbir yardımcıya, hiçbir vekile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Her ne isterse kendi güç ve kudretiyle yapar. O “ol!” der, her şey oluverir.

Şüphesiz mülk ve saltanat, güç ve kudret kime aitse, şânına lâyık hamd de O’na mahsustur.

Bu zikir ne zaman ve kaç defa okunacak? Bazı rivayetlerde bu zikrin sabahleyin yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilâve birinci hadisimizdeki “O gün akşama kadar şeytan kendisine bir fenalık yapamaz” ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu kadar sağlam olmayan bir başka rivayette de sabah namazından sonra ve kimseyle konuşmadan önce on defa okunması tavsiye edilmektedir

(Tirmizî, Daavât, 63)

Birinci rivayette bu zikrin günde yüz defa, ikinci rivayette ise on defa söylenmesi istenmektedir. Zira herkes her gün bu zikri yüz defa söylemeye imkân bulamayabilir. Yoğun işi sebebiyle bu zikri büsbütün terkederek onun sevabından mahrum kalmamak için hiç değilse günde on defa söylenmesi arzu buyurulmaktadır. Namazlardan sonra ve dua etmeden önce bu zikri zaten beş defa söyleyen müslümanların, beş defa daha söyleyerek Efendimiz’in bu tavsiyesini yerine getirmeleri hiç de zor değildir. Bu zikri günde yüz defa tekrarlamak isteyenlerin, hepsini aynı zamanda söylemesi de gerekmez. Şüphesiz en münasibi başlayınca bitirmek ve akşama kadar şeytandan korunmak için de sabahleyin okumaktır. Zaten bu zikrin söylenmesi en fazla 7-8 dakika alır. Buna imkânı ve vakti olmayanlar fırsat buldukça beşer onar defa tekrarlayarak da yüze tamamlayabilirler

Kazanılacak Sevap Miktarı. Birinci hadiste bu zikri yüz defa okuyana on köle âzâd etmiş sevabı verileceği söylenirken, ikinci hadiste rastgele köleler değil de İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan on köleyi âzâd etmiş gibi sevap kazanacağı belirtilmektedir.

Hadisimizdeki “Günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” ifadesini, bu konudaki genel kaideye göre değerlendirmek ve bağışlanan bu hataların küçük günahlar olduğunu bilmek gerekir. Zira yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ'yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ'sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir; şayet günahı kul hakkını ilgilendiriyorsa, kendisine haksızlık ettiği kimseyi bulup onunla helâlleşmesi, ödemesi gereken bir şey varsa ödeyip kendini bağışlatması şarttır. Küçük günahlar, insanın Allah'a karşı sorumlu olup da yapmadığı görevler yüzünden kazanılır.

"Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız"

[Nisâ sûresi (4), 31]

âyetinden de öğrendiğimize göre, küçük günahların bağışlanması, büyük günahlardan sakınma şartına bağlıdır.

Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.

(Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür."

[Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Kim, 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihi.' derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile."

[Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]

1. Bu dua, bir rivâyette:  يُحْيِى وَيُمِيتُ  (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ  (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.

2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.

Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."

“Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber” Zikrimizin Sebebi Hikmeti

«−Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir.» dedi.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN ANLATIMI İLE İSRÂ VE MÎRAÇ HADİSESİ VE O HADiS

Kâinâtın Efendisi Sertâc-ı Enbiyâ -aleyhissalâtü vesselâm- Efendimiz bu hâdiseyi şöyle anlatırlar:

“−Ben Kâbe’nin Hatîm kısmında uyku ile uyanıklık arasında idim... Yanıma merkepten büyük, katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak’tı. Ön ayağını gözünün gördüğü en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibrîl -aleyhisselâm- beni götürdü. Dünyâ semâsına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi.

«−Gelen kim?» denildi.

«−Cibrîl!» dedi.

«−Berâberindeki kim?» denildi.

«−Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-» dedi.

«−Ona Mîrâc dâveti gönderildi mi?» denildi.

«−Evet!» dedi.

«−Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!» denildi ve kapı açıldı.

Kapıdan geçince, orada Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-’ı gördüm.

«−Bu babanız Âdem’dir! O’na selâm ver!» denildi.

Ben de selâm verdim. Selâmıma mukâbele etti. Sonra bana:

«−Sâlih evlât hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!” dedi.

Sonra Hazret-i Cebrâîl beni yükseltti ve ikinci semâya geldik. Burada Hazret-i Yahyâ ve Hazret-i Îsâ -aleyhimesselâm- ile karşılaştım. Onlar teyzeoğullarıydı.

Sonra Cebrâîl beni üçüncü semâya çıkardı ve orada Hazret-i Yûsuf -aleyhisselâm- ile karşılaştık. Dördüncü kat semâda Hazret-i İdrîs -aleyhisselâm- ile, beşinci kat semâda Hârûn -aleyhisselâm- ile, altıncı kat semâda ise Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- ile karşılaştık.

«−Sâlih kardeş hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.

Ben onu geçince, ağladı. O’na:

«–Niye ağlıyorsun?» denildi.

«−Çünkü, benden sonra bir delikanlı peygamber oldu, O’nun ümmetinden cennete girecek olanlar, benim ümmetimden cennete girecek olanlardan daha çok!» dedi.

Sonra Cebrâîl beni yedinci semâya çıkardı ve İbrâhîm -aleyhisselâm- ile karşılaştık.

Cebrâîl -aleyhisselâm-:

«−Bu, baban İbrâhîm’dir; ona selâm ver!» dedi.

Ben selâm verdim; O da selâmıma mukâbele etti. Sonra:

«−Sâlih oğlum hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.

Daha sonra bana:

«−Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir.» dedi.

Sonra Sidretü’l-Müntehâ’ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen’in) Hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi.

Cebrâîl -aleyhisselâm- bana:

«−İşte bu, Sidretü’l-Müntehâ’dır!» dedi.”

Burada dört nehir vardı: İkisi bâtınî nehir, ikisi zâhirî nehir.

«–Bunlar nedir, ey Cibrîl?» diye sordum.

Cebrâîl -aleyhisselâm-:

«–Şu iki bâtınî nehir, cennetin iki nehridir. Zâhirî olanların biri Nil, diğeri de Fırat’tır!» dedi...”[2]

(Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6; Enbiyâ, 22, 43; Menâkıbu’l-Ensâr, 42; Müslim, Îman, 264; Tirmizî, Tefsîr 94, Deavât 58; Nesâî, Salât, 1; Ahmed, V, 418)

Sidretü’l-Müntehâ’da Cebrâîl -aleyhisselâm-:

“–Ey Allâh’ın Rasûlü! Buradan öteye yalnız gideceksin!” dedi.

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Niçin ey Cibrîl?” diye sordu.

O da cevâben:

“–Cenâb-ı Hak bana buraya kadar çıkma izni vermiştir. Eğer buradan ileriye bir adım atarsam, yanar kül olurum!..” dedi.

(Râzî, XXVIII, 251)

Raşit Tunca
Schrems, 09.09.2022
DEVAMINA BAK
   

Raşidi Tarikatında Extra Bonus Dualar

Dualari çektikce, insan mıknatıslık kazandıkça, iyilerin yanında kötü şeyleride kendine çekmeye başlar, ve belalarda gelmeye başlayabilir, kötü şerli inslanlarda etrafımızda toplanmaya başlayabilir, çünkü muhammed dedi: cennetin etrafında çileler mihnetler varki, kolayca girilmesin, cehennemin etrafında güzel cezbedici şeyler varki, insanlar onlara yanılıp cehenneme düşer dedi. o yüzden cennete doğru yaklaşmanın alametidir, çilelerin belaların bizlere doğru akmaya başlaması , herkes için geçerli değildir amma bu kural. İşte belalardan çilelerden bunalmaya başladiginiz zaman bu VAHFIZ Duasina Devam ediniz. Daha yakina varmaya gücünüz yeterse yine daha büyük imtihanlar var burada da.

iSTENiLEN SAATTE KALKMAK iÇiN


قُل لَّوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَدًا

Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ.

Yatarken Kehf Suresi 109. Ayeti Okunur ve sonunda kakilmak istenilen saatte kalkmak istedigimiz Rabbimize söylenir. (1 ile 3 Defa)


Bir Gayri Menkulun Kolayca Satılması veya Kiraya Verilmesi için

Baharda yada yazları taze bir karınca yuvasının etrafındaki kümecikten taze toprak alınır ve karıştırılarak üzerine gönlünüz itimat edinceye kadar cuma suresinin son yarım sayfası tek sayılar adedinca tekrarlanarak okuyup üflenir sonra bu toprak cuma saatinde veya perşembe ikindiden sonra gayri menkulun köşelerine ve iç duvarlar veya sınırı hizasınca saçılır ve gelecek müşterilerden hayırlı olanı seçilir

Cuma suresinin 9-10-11 ayetleri 70 defa okunur her yetmiş defa bir sayilir ve 5 – 10 defa okunur yani 10*70 =700 gibi okunur perşembe günü ikindi den sonra satılması istenen şeyin içine ve etrafına serpilir


Aç Kalınca oku
"Allahumme rabbena enzil aleyna maideten min'es-semai.“

Yalancılara karşı oku:

"Rabbinsurnî bima kezzebûn."

Bir yerden inerken oku
(arabadan ucakdan gemiden yüksekden, ..) oku:
"Rabbi enzilnî munzelen mubareken ve ente hayr'ul-munzilîn."

Hastayken Oku:

"Rabbi Ennî messeniyez-dzurru ve ente erham'ur-rahimîn." (Enbiya, 21/83)

Daraldığında Sıkıştığında Oku:

"La ilahe illa ente subhaneke innî kuntu minez-zalimîn."

Cocuk yapmak için cima ederken oku:

"İnnî uîzuha bike ve zurriyyeteha min'eş-şeytan'ir-racîm."


ihtiyarlayinca Oku:

"Rabbena efriğ aleyna sabran ve teveffenâ muslimîn."

Yolunu kaybedince oku:

"İhdina's-sırat'al-mustegîm. Sıratallezîne en'amte aleyhim ğayr'il-meğzûbi aleyhim veleddâllîn."

Kötü bir günah işleyince oku:

"Rabbena innena amenna fağfir lena zunûbena ve ginâ azab'en-nâr."

Günahkar zalim kafir, .. birini görünce oku:

"Rabbena inneke men tudhil'in-nâre fegad ehzeyte, ve ma li'z-zalimîne min ensâr."

Hikmetini ve nedenini bilmediğin, bir şey bir olay karşısında kalınca oku:

"Rabbena ma halakte haza batila. Subhaneke feginâ azab'en-nâr."

YENi BiR iŞ AŞ EV, .. KAPISI AÇILMASI iÇiN SADECE BELLi SÜRE OKUNCAK DUA

„Allâhümme Eftah aleynâ ebvâbe bi rahmetike, ve yessir aleynâ hadzâine fadzlike ve keramike, yâ ekrame'l ekramîne, ve yâ
erhamerrâhimîn.“ (Günde 313 Defa Seher Vaktinde okunur)

Veya

"Ya Allah, Ya Kerim, Ya Zettavl,Ya Fettah, Ya Vehhab , ya Rezzak,Ya Muğni, yu Muati, ya Rabbel Alemin" isimleri böyle aynen birlikte (Günde 313 Defa Seher Vaktinde okunur)

Düşmanlara gözükmeden gizlice çıkmak için

Bir yerden Düşmanlara gözükmeden gizlice çıkmak istenince Yasin suresi 9. Ayet (1-3-5-7-9 Defa okunur)


Ayet Budur

Ve cealnâ min beyni eydîhim sedden ve min halfihim sedden fe agşeynâhum fe hum lâ yubsırûn. (1-3-5-7-9 Defa okunur)

TUVALETE GİRERKEN OKUNACAK DUALAR

Bir kimse tuvalete gireceği zaman sol ayakla girilmeli, sağ ayakla çıkılmalıdır. Girmeden önce de şu dua okunmalıdır:

„Eûzü billâhi minerricsin-necsel habâisiş-şeytânir-racîm.“

TUVALETTEN ÇIKARKEN OKUNACAK DUALAR

Çıktiktan sonrada şu dua okunmalıdır:

„Elhamdülillâhillezî ezhebe annil ezâ ve âfâ, Ğufrâneke Rabbena ve ileykel masiyr.“


Evden Çıkarken okuncak Dua:

„Bismillahi Tevekkeltü allallahi, la havle vela kuvvete illa billahil aliyyul Aziym.“


istediğin Saatte Uyanmak İçin Okunacak Dua

Sabah Namazına Uyanmak İçin, Teheccüd namazına kalkmak için veya istediğin Saatte Uyanmak İçin Okunacak Dua

gece yatmadan önce bu alttaki ayet okunur ve kalkmak istediğin sati söylenir "Bu ayetin hürmetine Rabbim beni felan saatte uyandır, kaldır" denilir.

قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا

bir rivayette de kef suresinin son 5 ayeti tamamen okunur
bir rivayette de kevser sureside okunur.

kef  son 5 bu

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلْفِرْدَوْسِ نُزُلًا
خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يَبْغُونَ عَنْهَا حِوَلًا
قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا

قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ ۖ فَمَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَٰلِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدًۢا


Arabaya ve bir binege (ucak gemi tren,at,…) binerken okuncak Dua

Dua 1:

سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ
"Subhanellezî sehhara lenâ hazâ ve mâ künnâ lehû mukrinîne, Ve innâ ilâ Rabbinâl münkalibûn."
(Zuhrûf,13'den bir pasaj ve 14)


Dua 2 :

بِسْمِ اللّهِ مَجْرَاهَا وَمُرْسَاهَا إِنَّ رَبِّي لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

„Bismillahi mecrahe ve mürsahe inne rabbi leğafurrurrahim.“
(HUD-41)

Sabah Namazindan sonra oku:

Allahümme inni eselüke hayri ma fi hezel yevmi ve hayri ma beadehu. Ve euzubike şerri ma fi hezel yevmi ve şerri ma beadehu.

Akşam Namazindan sonra oku:

Allahümme inni eselüke hayri ma fi hezel Leyli ve hayri ma beadehu. Ve euzubike şerri ma fi hezel Leyli ve şerri ma beadehu.

Sabah Namazindan sonra Akşam Namazindan sonra oku:

Hüvallahüllezi diye başliyan haşr suresinin son ayetlerini oku

HÜVALLAHÜLLEZİ  BUDUR :

Sabah namazından sonra böyle okunur

“Euzubillahis-Semî`il-Alîmi mines-şeytanirracım, euzubillahis-Semî`il-Alîmi mines-şeytanirracım, esteuzubillahis-Semî`il-Alîmi mines-şeytanirracım Bismillahirrahmenirrahim”

Lev enzelnâ hâzâl kur’âne alâ cebelin le raeytehu hâşian mutesaddian min haşyetillâh(haşyetillâhi), ve tilkel emsâlu nadribuhâ lin nâsi leallehum yetefekkerûn. Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, âlimul gaybi veş şehâdeti, huver rahmânur rahîm. Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, el melikul kuddûsus selâmul mu’minul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir, subhânallâhi ammâ yuşrikûn. Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ, yusebbihu lehu mâ fîs semâvâti vel ard ve huvel azîzul hakîm.” (Haşr Suresi 21-22-23-24)

Akşam namazından sonra böyle okunur :

“Euzubillahis-Semî`il-Alîmi mines-şeytanirracım, euzubillahis-Semî`il-Alîmi mines-şeytanirracım, esteuzubillahis-Semî`il-Alîmi mines-şeytanirracım Bismillahirrahmenirrahim”

Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, âlimul gaybi veş şehâdeti, huver rahmânur rahîm.  Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, el melikul kuddûsus selâmul mu’minul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir, subhânallâhi ammâ yuşrikûn. Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ, yusebbihu lehu mâ fîs semâvâti vel ard ve huvel azîzul hakîm.” (Haşr Suresi 21-22-23-24)


Raşidi Tarikatında Sabah Namazının Vakti ve ikindi Namazının Vakti Ne Zamandır.

“La ilahe illallahu vahdehü la şerikeleh … “ Zikrimizin Hikmeti

Zikirimiz Sabahleyin Zikri edildiğinde öyle bir ayar yapılır ki sabah namazı çıkmamış olması lazım ve zikrimiz in  “La ilahe illallahu vahdehü la şerikeleh … “ öncesine kadar zikredilir, Ondan sonra vakit sabah namazı vakti  ise sabah virdi virdediyorsak sabah namazı kılınır, Eğer İkindiden önce virdimizi zikrediyorsak ikindi namazı, orada kılınır, Namaz kılındıktan Sonra, öncesindeki zikirden başlanarak yani “ sübhanallahi velhamdülillahi” Zikri Ondan sonra da “vahdeke Lâ şerike leh zikri” zikredilir.  Peygamberimiz Hazreti Ali efendimize buyurdular :
Ey Ali Sabah namazının iki  rekatını kıldıktan sonra
“vahdeke Lâ şerike leh zikrini” Çekmen(zikretmen) Doğu ile batı arası esir olmuş müminlerle dolu olsa, Onları Azad etsen, bu zikri zikretmek ondan daha Efdaldir, Allah katında Ecri daha yüksektir.
O yüzden işte bu Bu müjdeye mazhar olmak için, bizim tarikimizin mensupları, sabah ve ikindi namazının kılınma vaktini, zikrimiz in  o bölümüne rast getirmeye Çalışmalılardır. Eğer birkaç defa başarabilirseniz, Ondan sonra sizde ahlâk-ı Hasene olacaktır zaten, yani otomatik olaraktan icra etmeniz Allah’ın izniyle mümkün olacaktır.
Müntesiplerimizin yeni görevi ve adabı hayırlı ve mübarek olsun.

O iki zikir bunlardır

سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ

Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.

لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ

Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.


İsm-i Âzam mertebeside olan “Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh…” Ne demek? anlamı, fazileti, sırları…

لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.

Anlamı: Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de O’dur, ölümü veren de O’dur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir. Her şeyin ve herkesin dönüşü de O’nadır.

Faziletleri

    Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz; Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, herşeye kâdirdir) sözüdür.” [Muvatta, Kur’ân 32, Tirmizî, Da’avât 133]
    Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim, “Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” duasını bir günde yüz kere okursa, kendisine 10 köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz (100) sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez.
    Ebu Sa’id radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim, sabah namazının peşinden ‘Lâ ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.”

“Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikrinin önemi ve fazileti…

Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:

“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.

(Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)

Raşidi Tarikatında Namazların Son Tahiyatına Eklenecek Salavatlar

Sofilerim/Sofiyelerim, Namazlar da ki, son tahiyatta ki, Peygamberimize Yapılan Salli&Barik Salavatının ardına, bu salvatları da ekleyiniz.
SALAVATLAR BUNLARDIR
Allâhumme salli alâ seyyidina Mehdi ve alâ âli seyyidina Mehdi. Kemâ salleyte alâ seyyidina ibrâhîme ve Muhammede ve alâ âli seyidina ibrâhîme ve Muhammede inneke hamîdun mecîd.
Allâhumme bârik alâ seyyidina Mehdi ve alâ âli seyyidina Mehdi. Kemâ bârakte alâ seyyidina ibrahîme ve Muhammede ve alâ âli seyyyidina ibrâhîme ve Muhammede inneke hamîdun mecîd.


Sabah Namazı Adabı

Sabah Namazını Yasin Suresi ile Kılmaya gayret et
Yasin Suresinin Türkçe Okunuşu Budur
YASiN SURESi
(Sadece birinci sayfası, Yahutta tamamı okunur)
3 Tür Okuma usulümüz vardır
Dikkat: Müntesiblerimiz sadece Sabah Namazını Farzında Okurlar Bunu Böyle
Birinci ve basit Usül:
Bu usülde okumak için yasin suresinin birinci sayfasını ezbere bilmek yeterli
Birinci Rekatta Yasin suresinin Birinci sayfası okunur. ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur
ikinci Usülümüz (Orta Zorlukta Olan):
Bu usülde okumak için yasin suresinin tamamını ezbere bilmek gerekir
Pazartesi sabah namazından başlanaraktan Yasin Suresinin birinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Salı Sabahaz Namazında ise Yasin Suresinin ikinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Diğer günlerdede sırası ile diğer sayfalar okunur ve Cumartesi Sabah Namazında Yasin suresi bitirilir. Pazar Tatildir fakat, sadece yasin suresine pazar tatil yapılıp, dinlendirilir, fakat Pazar Sabah namazındaysa birinci rekata iza cae yani Nasr suresi okunur, ikinci rekatta Nas suresinden altta olan bir zammı sure okunur.
üçüncü Usülümüz ( Zor Olan):
Bu usülde okumak için de yasin suresinin tamamını ezbere bilmek gerekir
Burada ya hafıza çok kuvvetli olmalı, yahutta senelik bir takvim ajandası kullanamlıdır ki, yanılmayasın.
Pazartesi sabah namazından başlanaraktan Yasin Suresinin birinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Salı Sabahaz Namazında ise Yasin Suresinin ikinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Diğer günlerdede sırası ile diğer sayfalar okunur ve Cumartesi Sabah Namazında Yasin suresi bitirilir. Pazar sabah namazında Yasin Suresinin birinci sayfasından tekrar başlanaraktan devam edilir. Fakat ikinci hafta Yasin suresi Cuma Sabah Namazında bitirilir. Bu Sefer Cumartesi sabah namazında Yasin Suresinin birinci sayfasından tekrar başlanaraktan devam edilir, yani her 6 günde yasin suresi biter 7. gün yeniden birinci sayfasından tekrar başlanaraktan devam edilir,….. ya hafıza çok kuvvetli olmalı, yahutta senelik bir takvim ajandası kullanılmalıdır ki, yanılmayasın, ve en azından yasinin başladığı ve bittiğı günleri not etmelsin ki, yanılmayasın. Daha da zorlananlar ise her hafta önceden o hafta hangi günlerde hangi sayfayı okuyacağını yazmalı ve takvime bakaraktan, o gün o sayfayı okumalıdır.
YASiN SURESi BUDUR
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yasin
Vel kur’anil hakiym
İnneke le minel murseliyn
Ala sıratım müstekıym
Tenziylel aziyzir rahıym
Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun
Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü’minun
İnna cealna fı a’nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun
Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun
Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü’minun
İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb* fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım
İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm* ve külle şey’in ahsaynahü fı imamim mübiyn
Birinci Sayfa buraya kadar
Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh* iz caehel murselun
İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun
Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey’in in entüm illa tekzibun
Kalu rabbüna ya’lemü inna ileyküm le murselun
Ve ma aleyna illel belağul mübın
Kalu inna tetayyarna biküm* leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym
Kalu tairuküm meaküm* ein zükkirtüm* bel entüm kavmüm müsrifun
Ve cae min aksal medıneti racülüy yes’a kale ya kavmittebiul murseliyn
İttebiu mel la yes’elüküm ecrav vehüm mühtedun
Ve ma liye la a’büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun
E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey’ev ve la yünkızun
İnnı izel le fı dalalim mübın
İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun
Kıyledhulil cenneh* kale ya leyte kavmı ya’lemun
Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn
Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba’dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn
İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun
Ya hasraten alel ıbad* ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun
Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim hla yarciun
Ve in küllül lemma cemiy’ul ledeyna muhdarun
Ve ayetül lehümül erdul meyteh* ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye’külun
Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a’nabiv ve feccerna fiyha minel uyun
Li ye’külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim* efela yeşkürun
Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya’lemun
Ve ayetül lehümül leyl* neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun
Veş şemsü tecrı li müstekarril leha* zalike katdiyrul aziyzil aliym
Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym
Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabirun nehar* ve küllün fı felekiy yesbehun
Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun
Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun
Ve in neşe’ nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun
İlla rahmetem minna ve metean ila hıyn
Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun
Ve ma te’tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu’ridıyn
Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut’ımü mel lev yeşaüllahü at’amehu in entüm illa fı dalalim mübın
Ve yekulune mete hazel va’dü in küntüm sadikıyn
Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te’huzühüm vehüm yehıssımun
Fela yestetıy’une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun
Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun
Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina* haza ma veader rahmanü ve sadekal mursilun
İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy’ul ledeyna muhdarun
Fel yevme la tuzlemü nefsün şey’ev vela tüczevne illa ma küntüm ta’melun
İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun
Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun
Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun
Selamün kavlem mir rabbir rahıym
Vemtazül yevme eyyühel mücrimun
Elem a’hed ileyküm ya benı ademe el la ta’büdüş şeytan* innehu leküm adüvvüm mübiyn
Ve enı’büduni* haza sıratum müstekıym
Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra* efelem tekunu ta’kılun
Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun
Islevhel yevme bima küntüm tekfürun
El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun
Velev neşaü letamesna ala a’yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun
Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun
Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk* efela ya’kılun
Ve ma alemnahüş şı’ra ve ma yembeğıy leh* in hüve illa zikruv ve kur’anüm mübiyn
Li yünzira men kane hayyve ve yehıkkal kavlü alel kafirın
E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en’amen fehüm leha malikun
Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye’külun
Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib* efela yeşkürun
Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun
La yestetıy’une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun
Fela yahzünke kalühüm* inna na’lemü ma yüsirrune ve ma yu’linun
Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın
Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah* kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım
Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah* ve hüve bi külli halkın alım
Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun
Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm* bela ve hüvel hallakul alım
İnnema emruhu iza erade şey’en ey yekule lehu kün fe yekun
Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey’iv ve ileyhi türceun.



Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua

Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua
Sofilerim/Sofiyelerim Ey Yaaar:
Sabah Namazınızı kılıpta, amin deyip, duanızı da yaptıktan sonra, ve Hüvallahülleziyi de okuduktan, ve fatihayı da okuyup, 13 estağfirullahı da çektikten hemen sonra,

Sabah namazından sonra Bu Duayı okuyunuz :


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
يا حَـيُّ يا قَيّـومُ بِـرَحْمَـتِكِ أَسْتَـغـيث ، أَصْلِـحْ لي شَـأْنـي كُلَّـه ، وَلا تَكِلـني إِلى نَفْـسي طَـرْفَةَ عَـين

Bismillahirrahmanirrahim
* Yâ Hayyü yâ Kayyûm Birahmetike esteğisü. Fe’aslıhlî şe’nî Küllehû ve lâ tekilnî ilâ nefsî tarfete aynin.*

Ey Hayy ve Kayyum olan Allahım ! Rahmetinle senden yardımını isterim. Benim bütün işlerimi, hal ve hareketlerimi düzelt. Beni bir göz kırpması kadar bile olsun nefsime bırakma .

(Hakim. Hakim’in sahih olduğunu söylemesine İmam Zehebi de katılır. Bkz. Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib 1/273)


اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحْنا وَبِكَ أَمْسَـينا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور اللّهُـمَّ بِكَ أَمْسَـينا، وَبِكَ أَصْـبَحْنا، وَبِكَ نَحْـيا، وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ المَصـير

Allahumme bike esbehana we bike emseyana we bike nehya we bike nemutu ve ileykel masiyr (veya nuşur)

“Allah’ım! Seninle sabahladık ve seninle akşamladık. Seninle yaşar ve seninle ölürüz. Ve dönüş sanadır.”

(Tirmizi; Bkz. Sahihu’t-Tirmizi: 3/142)

SABAH

أَصْـبَحْنا وَأَصْـبَح مـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَئٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ الـيوم وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ الـيوم وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسَـلِ وَسـؤِ الْكِـبَر ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنْ عَـذابٍ في النّـارِ وَعَـذابٍ في القَـبْر

AKSAM

أَمْسَيْـنا وَأَمْسـى المـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَيءٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ اللَّـيْلَةِ وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ اللَّـيْلةِ وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسَـلِ وَسـوءِ الْكِـبَر ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنْ عَـذابٍ في النّـارِ وَعَـذابٍ في القَـبْر


“Akşamladık, mülk de Allah’ın olarak akşamladı. Hamd, Allah’adır. Allah’dan başka ilah yoktur. O, tekdir ve ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’nadır. Ve O, her şeye gücü yetendir. Rabbim! Senden, bu gecede olan ve bu geceden sonraki hayrı ister; bu gecenin şerrinden ve bu geceden sonraki şerden de sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten ve ihtiyarlığın kötülüğünden sana sığınırım. Rabbim! Cehennemdeki ve kabirdeki azaptan sana sığınırım.”

(Müslim: 4/2088)

Sonrada

Allahım Bu Sabahın ve Günün Başlangıcının Hayrını senden isterim dilerim. Onun devamı olan Gündüzün de Hayrını senden isterim dilerim.
Allahım Bu Sabahın ve Günün Başlangıcının Şerrinden Sana Sığınırım. Onun devamı olan Gündüzün de Şerrinden Sana Sığınırım.
ARAPÇASI:
Allahümme inni eselüke hayri ma fi hezel yevmi ve hayri ma beadehu. Ve euzubike şerri ma fi hezel yevmi ve şerri ma beadehu.
Akşam Namazından sonra da Bu Duayı okuyunuz :
Allahım Bu Akşamın ve Gecenin Başlangıcının Hayrını senden isterim dilerim. Karanllığı Çıktığında, Onun devamı olan Gecenin de Hayrını senden isterim dilerim.
Allahım Bu Akşamın ve Gecenin Başlangıcının Şerrinden Sana Sığınırım. Karanllığı Çıktığında, Onun devamı olan Gecenin de Şerrinden Sana Sığınırım.
ARAPÇASI:
Allahümme inni eselüke hayri ma fi hezel Leyli ve hayri ma beadehu. Ve euzubike şerri ma fi hezel Leyli ve şerri ma beadehu.
Ardından da Felak ve Nas Sureleri Okunur.


سُوۡرَةُ الفَلَق
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّـٰثَـٰتِ فِى ٱلۡعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ


سُوۡرَةُ النَّاس
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَـٰهِ ٱلنَّاسِ مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ ٱلَّذِى يُوَسۡوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ

Felak Sûresi

Bismillâhirrahmanirrahim

E’ûzu birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğasikın izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.

Nâs Sûresi

Bismillâhirrahmanirrahim

E’ûzu birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yuvesvisu fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.



Yatsidan sonar oku

Amenerrasulu yani bakara suresi son ayetlerini oku

Amenerrasulu budur

Bismillahirrahmânirrahîm.
Amenerrasulü bima ünzile ileyhi mirrabbihi vel mü’minun, küllün amene billahi vemelaiketihi ve kütübihi ve rusülih, la nüferriku beyne ehadin min rusülih, ve kalu semi’na ve ata’na gufraneke rabbena ve ileykelmesir. La yükellifullahü nefsenilla vüs’aha, leha ma kesebet ve aleyha mektesebet, rabbena latüahızna innesiyna ev ahta’na, rabbena vela tahmil aleyna ısran kema hameltehü alelleziyne min gablina, rabbena vela tühammilna, mala takatelena bih, va’fü anna, vağfirlena, verhamna, ente mevlana fensurna alel gavmil kafiriyn.

ikindiden sonra

Nebe suresini oku

NEBE SURESI YANi AMME SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞU BUDUR

Bismillahirrahmanirrahim
1. Amme yetesâelûn(yetesâelûne).
2. Anin nebeil azîm(azîmi).
3. Ellezî hum fîhi muhtelifûn(muhtelifûne).
4. Kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).
5. Summe kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).
6. E lem nec’alil arda mihâdâ(mihâden).
7. Vel cibâle evtâdâ(evtâden).
8. Ve halaknâkum ezvâcâ(ezvacen).
9. Ve cealnâ nevmekum subâtâ(subâten).
10. Ve cealnâl leyle libâsâ(libâsen).
11. Ve cealnân nehâre meâşâ(meâşen).
12. Ve beneynâ fevkakum seb’an şidâdâ(şidâden).
13. Ve cealnâ sirâcen vehhâcâ(vehhâcen).
14. Ve enzelnâ minel mu’sırâti mâen seccâcâ(seccâcen).
15. Li nuhrice bihî habben ve nebâtâ(nebâten).
16. Ve cennâtin elfâfâ(elfâfen).
17. İnne yevmel faslı kâne mîkâtâ(mîkâten).
18. Yevme yunfehu fîs sûri fe te’tûne efvâcâ(efvâcen).
19. Ve futihatis semâu fe kânet ebvâbâ(ebvâben).
20. Ve suyyiratil cibâlu fe kânet serâbâ(serâben).
21. İnne cehenneme kânet mirsâdâ(mirsâden).
22. Lit tâgîne meâbâ(meâben).
23. Lâbisîne fîhâ ahkâbâ(ahkâben).
24. Lâ yezûkûne fîhâ berden ve lâ şerâbâ(şerâben).
25. İllâ hamîmen ve gassâkâ(gassâkan).
26. Cezâen vifâkâ(vifâkan).
27. İnnehum kânû lâ yercûne hısâbâ(hısâben).
28. Ve kezzebû bi âyâtinâ kizzâbâ(kizzâben).
29. Ve kulle şey’in ahsaynâhu kitâbâ(kitâben).
30. Fe zûkû fe len nezîdekum illâ azâbâ(azâben).
31. İnne lil muttakîne mefâzâ(mefâzen).
32. Hadâika ve a’nâbâ(a’nâben).
33. Ve kevâıbe etrâbâ(etrâben).
34. Ve ke’sen dihâkâ(dihâkan).
35. Lâ yesmeûne fîhâ lagven ve lâ kizzâbâ(kizzâben).
36. Cezâen min rabbike atâen hısâbâ(hısâben).
37. Rabbis semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâr rahmâni lâ yemlikûne minhu hitâbâ(hitâben).
38. Yevme yekûmur rûhu vel melâiketu saffâ(saffen), lâ yetekellemûne illâ men ezine lehur rahmânu ve kâle sevâbâ(sevâben).
39. Zâlikel yevmul hakku, fe men şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).
40. İnnâ enzernâkum azâben karîbâ(karîben), yevme yanzurul mer’u mâ kaddemet yedâhu ve yekûlul kâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ(turâben).


Bazenleri yatsidan sonra

Mülk suresi oku

TEBAREKE (MÜLK) SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞU BUDUR

Bismillahirrahmanirrahim

1. Tebârakellezî bi yedihil mulku ve huve alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).

2. Ellezî halakal mevte vel hayâte li yebluvekum eyyukum ahsenu amelâ(amelen), ve huvel azî zul gafûr(gafûru).

3. Ellezî halaka seb’a semâvâtin tibâkâ(tibâkan), mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut(tefâvutin), ferciıl basara hel terâ min futûr(futûrin).

4. Summerciıl basara kerrateyni yenkalib lieykel basaru hâsien ve huve hasîr(hasîrun).

5. Ve lekad zeyyennâs semâed dunyâ bi mesâbîha ve cealnâhâ rucûmen liş şeyâtîni ve a’tednâ lehum azâbes saîr(saîri).

6. Ve lillezîne keferû bi rabbihim azâbu cehennem(cehenneme), ve bi’sel masîr(masîru).

7. İzâ ulkû fîhâ semiû lehâ şehîkan ve hiye tefûr(tefûru).

8. Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun).

9. Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey’in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).

10. Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na’kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri).

11. Fa’terefû bi zenbihim, fe suhkan li ashâbis saîr(saîri).

12. İnnellezîne yahşevne rabbehum bil gaybi lehum magfiratun ve ecrun kebîr(kebîrun).

13. Ve esirrû kavlekum evicherû bihî, innehu alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).

14. E lâ ya’lemu men halaka, ve huvel latîful habîr(habîru).

15. Huvellezî ceale lekumul arda zelûlen femşû fî menâkibihâ ve kulû min rızkıhî, ve ileyhin nuşûr(nuşûru).

16. E emintum men fîs semâi en yahsife bikumul arda fe izâ hiye temûr(temûru).

17. Em emintum men fîs semâi en yursile aleykum hâsıbâ(hâsiben) fe se ta’lemûne keyfe nezîr(nezîri).

18. Ve lekad kezzebellezîne min kablihim fe keyfe kâne nekîr(nekîri).

19. E ve lem yerav ilât tayri fevkahum sâffâtin ve yakbıdne, mâ yumsikuhunne illâr rahmân(rahmânu), innehu bi kulli şey’in basîr(basîrun).

20. Em men hâzâllezî huve cundun lekum yansurukum min dûnir rahmân(rahmâni), inil kâfirûne illâ fî gurûr(gurûrın).

21. Em men hâzâllezî yerzukukum in emseke rızkahu, bel leccû fî utuvvin ve nufûr(nufûrın).

22. E fe men yemşî mukibben alâ vechihî ehdâ em men yemşî seviyyen alâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).

23. Kul huvellezî enşeekum ve ceale lekumus sem’a vel ebsâra vel ef’idete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).

24. Kul huvellezî zeraekum fîl ardı ve ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).

25. Ve yekûlûne metâ hâzâl va’du in kuntum sâdikîn(sâdikîne).

26. Kul innemâl ilmu indallâhi ve innemâ ene nezîrun mubîn(mubînun).

27. Fe lemmâ raevhu zulfeten sîet vucûhullezîne keferû ve kîle hâzâllezî kuntum bihî teddeûn(teddeûne).

28. Kul e raeytum in ehlekeniyallâhu ve men maıye ev rahımenâ fe men yucîrul kâfirîne min azâbin elîm(elîmin).

29. Kul huver rahmânu âmennâ bihî ve aleyhi tevekkelnâ, fe se ta’lemûne men huve fî dalâlin mubîn(mubînin).

30. Kul e raeytum in asbaha mâukum gavran fe men ye’tîkum bi mâin maîn(maînin).


Akşam Namazindan sonra bazenleri oku:

Vakia suresini oku

Vakıa Suresi Türkçe Okunuşu Budur

1. İza veka'atilvaki'atu.
2. Leyse livak'atiha kazibetun.
3. Hafıdatun rafi'tun.
4. İza ruccetil'ardu reccen.
5. Ve bussetilcibalu bessen.
6. Ve fekanet hebaen munbessen.
7. Ve kuntum ezvacen selaseten.
8. Feashabulmeymeneti ma ashaulmeymeneti.
9. Ve ashabulmeş'emeti ma ashabulmeş'emeti.
10. Vessabikunessabikune.
11. Ulaikelmukarrabune.
12. Fiy cennatin na'ıymi.
13. Sulletun minel'evveliyne.
14. Ve kaliylun minel'ahıriyne.
15. 'ala sururin medunetun.
16. Muttekiiyne 'aleyha mutekabiliyne.
17. Yetufu 'aleyhim veldanun muhalledune.
18. Biekvabin ve ebariyka ve ke'sin min ma'ıynin.
19. La yusadda'une 'anha ve la yunzifune.
20. Ve fakihetin mimma yetehayyerune.
21. Ve lahmi tayrin mimma yeştehune.
22. Ve hurun 'ıynun.
23. Keemsalillu'luilmeknuni.
24. Cezaen bima kanu ya'melune.
25. La yesme'une fiyha lağven ve la te'siymen.
26. İlla kıylen selamen selamen.
27. Ve ashabulyemiyni ma ashabulyemiyni.
28. Fiy sidrin mahdudin.
29. Ve talhın mendudin.
30. Ve zıllin memdudin.
31. Ve main meskubin.
32. Ve fakihetin kesiyretin.
33. La maktu'atin ve la memnu'atin.
34. Ve furuşin merfu'atin.
35. İnna enşe'nahunne inşaen.
36. Fece'alnahunne ebkaren.
37. 'Uruben etraben.
38. Liashabilyemiyni.
39. Sulletun minel'evveliyne.
40. Ve sulletun minelahiriyne.
41. Ve ashabuşşimali ma ishabuşşimali.
42. Fiy semumin ve hamiymin.
43. Ve zıllin min yahmumin.
44. La baridin ve la keriymin.
45. İnnehum kanu kable zalike mutrefiyne.
46. Ve kanu yusırrune 'alelhınsil'azıymi.
47. Ve kanu yekulune eiza mitna ve kunna turaben ve 'ızamen einne lemeb'usune.
48. Eve abaunel'evvelune.
49. Kul innel'evveliyne vel'ahıriyne.
50. Lemecmu'une ila miykati yevmin ma'lumin.
51. Summe innekum eyyuheddallunelmukezzibune.
52. Leakilune min şecerin min zakkumin.
53. Femaliune minhelbutune.
54. Feşaribune 'aleyhi minelhamiymi.
55. Feşaribune şurbelhiymi.
56. Haza nuzuluhum yevmeddiyni.
57. Nahnu halaknakum felevla tusaddikune.
58. Efereeytum ma tumnune.
59. Eentum tahlukunehu em nahnulhalikune.
60. Nahnu kadderna beynekumulmevte ve ma nahnu bimesbukıyne.
61. 'Ala en nubeddile emsalekum ve nunşiekum fiy ma la ta'lemune.
62. Ve lekad 'alimtumunneş'etel'ula felevla tezekkerune.
63. Efereeytum ma tahrusune.
64. Eeentum tezre'unehu em nahnuzzari'une.
65. Lev neşa'u lece'alnahu hutamen fezaltum tefekkehune.
66. İnna lemuğremune.
67. Bel nahnu mahrumune.
68. Efereeytumulmaelleziy teşrebune.
69. Eentum enzeltumuhu minelmizni em nahnulmunzilune.
70. Lev neşa'u ce'alnahu ucacen felevla teşkurune.
71. Efereeytumunnarelletiy turune.
72. Eentum enşe'tum şecereteha em nahnul munşiune.
73. Nahnu ce'alnaha tezkireten ve meta'an lilmukviyne.
74. Fesibbıh bismi rabbikel'azıymi.
75. Fela uksimu bimevakı'ınnnucumi.
76. Ve innehu lekasemun lev ta'lemune 'azıymun.
77. İnnehu lekur'anun keriymun.
78. Fiy kitamin meknunin.
79. Lya yemessuhu illelmutahherune.
80. Tenziylun min rabbil'alemiyne.
81. Efebihazelhadiysi entum mudhinune.
82. Ve tec'alune rizkakum ennekum tukezzibune.
83. Felevla iza beleğatilhulkume.
84. Ve entum hıyneizin tenzurune.
85. Ve nahnu akrebu ileyhi minkum ve lakin la tubsırune.
86. Felevla in kuntum ğayre mediyniyne.
87. Terci'uneha in kuntum sadikıyne.
88. Feemma in kane minelmukarrebiyne.
89. Feravhun ve reyhanun ve cennetu na'ıymin.
90. Ve emma in kane min ashabilyemiyni.
91. Feselamun leke min ashabilyemiyni.
92. Ve emma in kane minelmukezzibiyneddalliyne.
93. Fenuzulun min hamiymin.
94. Ve tasliyetu cahıymin.
95. İnne haza lehuve hakkulyakıyni.
96. Fesebbih bismi rabbikel'azıymi.


Cuma günü ögleye kadar (bazenleri)

Kehf suresini oku

KEHF SÛRESİ TÜRKÇE OKUNUŞU BUDUR

Bismillahirrahmanirrahim
1. El hamdu lillahillezî enzele ala abdihil kitabe ve lem yec’al lehu îveca

2. Kayyimel li yunzira be’sen şedîdem mil ledunhu ve yubeşşiral mu’minînellezîne ya’melunes salihati enne lehum ecran hasena

3. Makisîne fîhi ebeda

4. Ve yunzirallezîne kaluttehazellahu veleda

5. Ma lehum bihî min îlmiv ve la li abaihim keburat kelimeten tahrucu min efvahihim iy yekulune illa keziba

6. Fe lealleke bahîun nefseke ala asarihim il lem yu’minu bi hazel hadîsi esefa

7. İnna cealna ma alel erdî zînetel leh ali nebluvehum eyyuhum ahsenu amela

8. Ve inna le caîlune ma aleyha saîydem curuza

9. Em hasibte enne ashabel kehfi ver rakîymi kanu min ayatina aceba

10. İz evel fityetu ilel kehfi fe kalu rabbena atina mil ledunke rahmetev ve heyyi’ lena min emrina raşeda

11. Fe darabna ala azanihim fil kehfi sinîne adeda

12. Summe beasnahum li na’leme eyyul hîzbeyni ahsa lima lebisu emeda

13. Nahnu nekussu aleyke nebeehum bil hakk innehum fityetun amenu bi rabbihim ve zidnahum huda

14. Ve rabatna ala kulubihim iz kamu fe kalu rabbuna rabbus semavati vel erdî len ned’uve min dunihî ilahel le kad kulna izen şetata

15. Haulai kavmunettehazu min dunihî aliheh lev la ye’tune aleyhim bi sultanim beyyin fe men azlemu mimmeniftera alellahi keziba

16. Ve izî’tezeltumuhum ve ma ya’budune illallahe fe’vu ilel kehfi yenşur lekum rabbukum mir rahmetihî ve yuheyyi’ lekum min emrikum mirfeka

17. Ve teraş şemse iza taleat tezaveru an kehfihim zatel yemîni ve iza ğarabet takriduhum zateş şimali ve hum fî fecvetim minh zalike min ayatillah mey yehdillahu fe huvel muhted ve mey yudlil fe len tecide lehu veliyyem murşida

18. Ve tahsebuhum eykazav ve hum rukuduv ve nukallibuhum zatel yemîni ve zateş şimali ve kelbuhum basitun ziraayhi bil vesîyd levit tala’te aleyhim le velleyte minhum firarav ve le muli”e minhum ru”a

19. Ve kezalike beasnahum li yetesaelu beynehum kale kailum minhum kem lebistum kalu lebisna yevmen ev ba’da yevm kalu rabbukum a’lemu bi ma lebistum feb’asu ehadekum bi verikîlum hazihî ilel medîneti fel yenzur eyyuha ezka taamen fel ye’tikum bi rizkîm minhu vel yetelattaf ve la yuş’îranne bikum ehada

20. İnnehum iy yazheru aleykum yercumukum ev yuîydukum fî milletihim ve len tuflihu izen ebeda

21. Ve kezalike a’serna aleyhim li ya’lemu enne va’dellahi hakkuv ve ennes saate la raybe fîha iz yetenazeune beynehum emrahum fe kalubnu aleyhim bunyana rabbuhum a’lemu bihim kalellezîne ğalebu ala emrihim le nettehîzenne aleyhim mescida

22. Se yekulune selasetur rabiuhum kelbuhum ve yekulune hamsetun sadisuhum kelbuhum racmem bil ğayb ve yekulune seb’atuv ve saminuhum kelbuhum kur rabbî a’lemu bi îddetihim ma ya’lemuhum illa kalîlun fe la tumari fîhim illa miraen zahirav ve la testefti fîhim minhum ehada

23. Ve la tekulenne li şey’in innî faîlun zalike ğada

24. İlla ey yeşaellahu vezkur rabbeke iza nesîte ve kul asa ey yehdiyeni rabbî li akrabe min haza raşeda

25. Ve lebisu fî kehfihim selase mietin sinîne vazdadu tis’a

26. Kulillahu a’lemu bima lebisu lehu ğaybus semavati vel ard ebsîr bihî ve esmî’ ma lehum min dunihî miv veliyyiv ve la yuşriku fî hukmihî ehada

27. Vetlu ma uhîye ileyke min kitabi rabbik la mubeddile li kelimatihî ve len tecide min dunihî multehada

28. Vasbir nefseke meallezîne yed’une rabbehum bil ğadati vel aşiyyi yurîdune vechehu ve la ta’du aynake anhum turîdu zînetel hayatid dunya ve la tutî’ men ağfelna kalbehu an zikrina vettebea hevahu ve kane emruhu furuta

29. Ve kulil hakku mir rabbikum fe men şae fel yu’miv ve men şae fel yekfur inna a’tedna liz zalimîne naran ehata bihim suradikuha ve iy yesteğîysu yuğasu bi mani kel muhli yeşvil vucuh bi’seş şerab ve saet murtefeka

30. İnnellezîne amenu ve amilus salihati inna la nudîy’u ecra men ahsene amela

31. ulaike lehum cennatu adnin tecrî min tahtihimul enharu yuhallevne fîha min esavira min zehebiiv ve yelbesune siyaben hudram min sundusiv ve istebrakîm muttekiîne fîha alel eraik nî’mes sevab ve hasunet murtefeka

32. Vadrib lehum meseler raculeyni min a’nabiv ve hafefnahuma bi nahliv ve cealna beynehuma zer’a

33. Kiltel cenneteyni atet ukuleha ve lem tazlim minhu şey’ev ve feccerna hîlalehuma nehara

34. Ve kane lehu semer fe kale li sahîbihî ve huve yuhaviruhu ene ekseru minke malev ve eazzu nefera

35. Ve dehale cennetehu ve huve zalimul li nefsih kale ma ezunnu en tebîde hazihî ebeda

36. Ve ma ezunnus saate kaimetev ve leir rudidtu ila rabbî le ecidenne hayram minha munkaleba

37. Kale lehu sahîbuhu ve huve yuhavirruhu e keferte billezî halekake min turabin summe min nutfetin summe sevvake racula

38. Lakinne huvellahu rabbî ve la uşriku bi rabbî ehada

39. Ve lev la iz dehalte cenneteke kulte ma şaellahu la kuvvete illa billah in terani ene ekalle minke malev ve veleda

40. Fe asa rabbî ey yu’tiyeni hayram min cennetike ve yursile aleyha husbanem mines semai fe tusbiha saîyden zeleka

41. Ev yusbiha mauha ğavran fe len testetîy’a lehu taleba

42. Ve uhîyta bi semerihî fe asbeha yukallibu keffeyhi ala ma enfeka fîha ve hiye haviyetun ala uruşiha ve yekulu ya leytenî lem uşrik bi rabbî ehada

43. Ve lem tekul lehu fietuy yensurunehu min dunillahi ve ma kane muntesîra

44. Hunalikel velayetu lillahil hakk huve hayrun sevabev ve hayrun îkba

45. Vadrib lehum meselel hayatid dunya ke main enzelnahu mines semai fahteleta bihî nebatul erdî fe asbeha heşîmen tezruhur riyah ve kanellahu ala kulli şey’im muktedira

46. Elmalu vel benune zînetul hayatid dunya vel bakîyatus salihatu hayrun înde rabbike sevabev ve hayrun emela

47. Ve yevme nuseyyirul cibale ve teral erda barizetev ve hasernahum fe lem nuğadir minhum ehada

48. Ve uridu ala rabbike saffa le kad ci’tumuna kema halaknakum evvele merratim bel zeamtum ellen nec’ale lekum mev’îda

49. Ve vudîal kitabu fe teral mucrimîne muşfikîyne mimma fîhi ve yekulune ya veyletena mali hazel kitabi la yuğadiru sağîyratev ve la kebîraten illa ahsaha ve vecedu ma amilu hadîra ve la yazlimu rabbuke ehada

50. Ve iz kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu illa iblîs kane minel cinni fe feseka an emri rabbih e fe tettehîzunehu ve zuriyyetehu evliyae min dunî ve hum lekum aduvv bi’se liz zalimîne bedela

51. Ma eşhedtuhum halkas semavati vel erdî ve la halka enfusihim ve ma kuntu muttehîzel mudîllîne aduda

52. Ve yevme yekulu nadu şurakaiyellezîne zeamtum fe deavhum fe lem yestecîbu lehum ve cealna beynehum mevbika

53. Verael mucrimunen nara fe zannu ennehum muvakîuha ve lem yecidu anha masrifa

54. Ve le kad sarrafna fî hazel kur’ani lin nasi min kulli mesel ve kanel insanu eksera şey’in cedela

55. Ve ma menean nase ey yu’minu iz caehumul huda ve yestağfiru rabbehum illa en te’tiyehum sunnetul evvelîne ev ye’tiyehumul azabu kubula

56. Ve ma nursilul murselîne illa mubeşşirîne ve munzirîn ve yucadilullezîne keferu bil batîli li yudhîdu bihil hakka vettehazu ayatî ve ma unziru huzuva

57. Ve men azlemu mimmen zukkira bi ayati rabbihî fe a’rada anha ve nesiye ma kaddemet yedah inna cealna ala kulubihim ekinneten ey yefkahuhu ve fî azanihim vakra ve in ted’uhum ilel huda fe ley yehtedu izen ebeda

58. Ve rabbukel ğafuru zur rahmeh lev yuahîzuhum bi ma kesebu le accele lehumul azab bel lehum mev’îdul ley yecidu min dunihî mev’ila

59. Ve tilkel kura ehleknahum lemma zalemu ve cealna li mehlikihim mev’îda

60. Ve iz kale musa li fetahu la ebrahu hatta ebluğa mecmeal bahrayni ev emdîye hukuba

61. Felemma beleğa mecmea beynihima nesiya hutehuma fettehaze zebîlehu fil bahri seraba

62. Felemma caveza kaleli fetahu atina ğadaena le kad lekîyna min seferina haza nesaba

63. Kale eraeyte iz eveyna iles sahrati fe innî nesîtul hute ve ma ensanîhu illeş şeytanu en ezkurah vettehaze sebîlehu fil bahri aceba

64. Kale zalike ma kunna nebğî fertedda ala asarihima kasasa

65. Fe veceda abdem min îbadina ateynahu rahmetem min îndina ve allemnahu mil ledunna îlma

66. Kale lehu musa hel ettebiuke ala en tuallimeni mimma ullimte ruşda

67. Kale inneke len testetîy’a meîye sabra

68. Ve keyfe tasbiru ala ma lem tuhît bihî hubra

69. Kale setecidunî in şaellahu sabirav ve la a’sîy leke emra

70. Kale fe initteba’tenî fe la tes’elnî an şey’in hatta uhdise leke minhu zikra

71. Fentaleka hatta iza rakiba fis sefîneti harakaha kale eharakteha li tuğrika ehleha le kad ci’te şey’en imra

72. Kale e lem e kul inneke len testetîy’a meîye sabra

73. Kale la tuahîznî bima nesîtu ve la turhîknî min emrî usra

74. Fentaleka hatta iza lekîya ğulamen fe katellehu kale e katelte nefsen zekiyyetem bi ğayri nefs le kad ci’te şey’en nukra

75. Kale elem e kul leke inneke len testetîy’a meîye sabra

76. Kale in seeltuke an şey’im ba’deha fe la tusahîbnî kad belağte mil ledunnî uzra

77. Fentaleka hatta iza eteya ehle karyetinistet’ama ehleha fe ebev ey yudayyifuhuma fe veceda fîha cidaray yurîdu ey yenkadda fe ekameh kale lev şi’te lettehazte aleyhi ecra

78. Kale haza firaku beynî ve beynik se unebbiuke bi te’vîli ma lem testetî’ aleyhi sabra

79. Emmes sefînetu fe kanet li mesakîne ya’melune fil bahri fe eradtu en eîybeha ve kane veraehum melikuy ye’huzu kulle sefînetin ğasba

80. Ve emmel ğulamu fekane ebevahu mu’mineyni fe haşîna ey yurhikahuma tuğyanev ve kufra

81. Fe eradna ey yubdilehuma rabbuhuma hayram minhu zekatev ve akrabe ruhma

82. Ve emmel cidaru fe kane li ğulameyni yetîmeyni fil medineti ve kane tahtehu kenzul lehuma ve kane ebuhuma saliha fe erade rabbuke ey yebluğa eşuddehuma ve yestahrica kenzehuma rahmetem mir rabbik ve ma fealtuhu an emrî zalike te’vîlu ma lem testî’ aleyhi sabra

83. Ve yes’eluneke an zil karneyn kul seetlu aleykum minhu zikra

84. İnna mekkenna lehu fil erdî ve ateynahu min kulli şey’in sebeba

85. Fe etbea sebeba

86. Hatta iza belağa mağribeş şemsi vecedeha tağrubu fî aynin hamietiv ve vecede îndeha kavma kulna yazel karneyni imma en tuazzibe ve imma en tettehîze fîhim husna

87. Kale emma men zaleme fe sevfe nuazzibuhu summe yuraddu ila rabbihî fe yuazzibuhu azaben nukra

88. Ve emma men amene ve amile salihan fe lehu cezaenil husna ve senekulu lehu min emrina yusra

89. Summe etbea sebeba

90. Hatta iza belağa matliaş şemsi vecedeha tatluu ala kavmil lem nec’al lehum min duniha sitra

91. Kezalik ve kad ehatna bima ledeyhi hubra

92. Summe etbea sebeba

93. Hatta iza belağa beynes seddeyni vecede min dunihima kavmel la yekadune yefkahune kavla

94. Kalu ya zel karneyni inne ye’cuce ve me’cuce mufsidune fil erdî fe hel nec’alu leke harcen ala en tec’ale beynena ve beynehum sedda

95. Kale ma mekkennî fîhi rabbî hayrun fe eîynunî bi kuvvetin ec’al beynekum ve beynehum redma

96. Atuni zuberal hadîd hatta iza sava beynes sadafeyni kalenfuhu hatta iza cealehu naran kale atunî ufriğ aleyhi kîdra

97. Femestau ey yazheruhu ve mestetau lehu nakba

98. Kale haza rahmetum mir rabbî fe iza cae va’du rabbî cealehu dekka’ ve kane va’du rabbî hakka

99. Ve terakna ba’dahum yevmeiziy yemucu fî ba’dîv ve nufiha fis suri fe cema’nahum cem’a

100. Ve aradna cehenneme yevmeizil lil kafirîne arda

101. Ellezîne kanet a’yunuhum fî ğîtain an zikrî ve kanu la yestetîy’une sem’a

102. E fe hasibellezîne keferu ey yettehîzu îbadî min dunî evliya’ inna a’tedna cehenneme lil kafirînenuzula

103. Kul hel nunebbiukum bil ahserîne a’mala

104. Ellezîne dalle sa’yuhum fil hayatid dunya ve hum yahsebune ennehum yuhsinune sun’a

105. ulaikellezîne keferu bi ayati rabbihim ve likaihî fe habitat a’maluhum fe la nukîymu lehum yevmel kîyameti vezna

106. Zalike cezauhum cehennemu bima keferu vettehazu ayatî ve rusulî huzuve

107. İnnellezîne amenu ve amilus salihati kanet lehum cennatul firdevsi nuzula

108. Halidîne fîha la yebğune anha hîvela

109. Kul lev kanel bahru midadel li kelimati rabbi le nefidel bahru kable en tenfede kelimatu rabbi ve lev ci’na bi mislihî mededa

110. Kul innema ene beşerum mislukum yuha ileyye ennema ilahukum ilahuv vahîd fe men kane yercu likae rabbihî felya’mel amelen salihav ve la yuşrik bi îbadeti rabbihî ehada

------------oOo----------------

Sabah Namazını Yasin Suresi ile Kılmaya gayret et

----------------oOo-----------------
Berat Gecesinde Okunacak Dua(yeni format için)

"Allahümme in künte ketepteni fi ümmil kitabi şakiyyen. Allahümme femhuhe bi berekati ve şefeati seyyidina Muhammed Aleyhisselam vektubni fi ümmil kitabi saiyden."

Büyük zatlar, Berat gecesinde şöyle de dua ederlerdi: -Ya Rabbî, Kur’an-ı keriminde, “Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i mahfuz Onun katındadır” buyuruyorsun.

"Eğer benim ismim saidler [cennetlikler] defterinde ise, orada sabit kıl! İsmim şakiler [cehennemlikler] defterinde ise, ismimi oradan silip, saidler defterine yaz!"

Ey büyük Allah’ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sabit kıl, dininden döndürme, ayırma!


7 defa okunmasi lazimdir

Salavatı Tıbbıl Kulubi (Vücutların Şifası) Duası

Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin tıbbil'kulubi ve devaiha ve afiyetil, abdani ve şifaiha ve nuril'ebsari ve ziyaiha ve ala alihi ve sahbihi ve sellim.

Manası:
Ey Allahım ! kalblerin doktoru ve devası, vucutların şifası, gözlerin nuru ve ziyası olan Muhammed'e (S.A.V.) aline ve ashabına salatu selam eyle.

Bu salavatı şerif vücuda ve gözlere şifa ve zerafet verir.

Hastalıktan kurtulmak için zemzem suyuna 100 defa okunur ve vücudu ovun.
Hastalıktan kurtulmak için günde 100 veya 7 kez okunur.
Mide hastalığı için günde 7 kez oku
Tüm fiziksel ve ruhsal hastalıklar için iyileşinceye kadar günde 313 defa oku
Gözleri zayıf olan kişi bu salavatı günde 7 defa okusun.


Karoglanin Bina Ettiği Birinci "Neccini Duası" - "Kurtar Beni Duası"

Kişiliklerden Kurtulmak için Toplu Temizlik Duamiz "Neccini1- Kurtar Beni" Duamiz


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


قَالَ رَبِّ نَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

Sadakallahul Aziym KASAS Suresi 21. ayetten pasaj
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Okunuşu: “Rabbi neccinî minel-kavmiz-zâlimîn.”

Anlamı: “Ey Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar.” (Kasas, 28/21)


Rivayet olurki :
Hz ibrahim zina edenleri gördü, ve ona göre bu yasakdi, ve Allaha dua etdi "Zinakarlarin helak olmasi için" Allah ricalen kabul etdi ve o günküleri helak etdi, sonra bazi münafiklari gördü ve hemen yine dua etdi, münafiklari helalk etmesi için, ve dua ricalen kabul oldu. ve sonra yine yalancilari gördü yine dua etdiki : Allah, bakdiki yeryüzüdeki kullari azalmaya başladi ve "ey ibrahim benim kullarimi rahat birak" buyurdu.

Biz yaklaşik olarak 2010 ile 2012 seneleri arasinda, tam tarihi bilmiyorum, bir dua bina ettikki isminide Neccini duasi 1 - 2 - 3 koyduk. bu Neccini duasinin, şimdiki zikri raşidi evradimizdaki neccini duasi ile alakasi yokdur.
Ve o eski Duanin aciklamasinada şunu yazdik

"NECCiNi-KURTAR BENi DUASI"

Bu Dua, Nuh Aleyhiselamin ümmetinin, onun islama cagirmasina icabet etmemelerei üzerine, artik Hz Nuh yorulur, ve necini duasini yapar, ve firtina kopar ve Sel ve Tufan olur, kocaman dünya, kafirden küfürden, zalimden zulumden, fasikdan fisikdan, müşrikden, vahşiyattan ve her türlü kötü cibillyatli, hayvanlardan, ve onlarin ahlaklarini taşiyan kötü kişilikli insanlardan, ve kötülükten temizlenir.
Bu bizim "Neccini" duamizda, o duaya atfen bina edilmiş bir duadir. Bu duanin hikmeti ve azameti cok büyüktür, okuduktan sonra sel basma ve su afetleri görülebilir.

Bu duanin, dünyada ve cevremizde temizlik için okunmasi tavsiye olunur, etrafimizda zalim ve günahkar dinsiz cogaldiysa, bu dua ile rabbimizin yardimi ile temizlik istenir.
Ancak bu temizlik toptan temizlikdirki, önce o kötü kişilerin cibilliyati olan, börtü böcük ve hayvnlarda helak olur, yani sivrisinek öldürmek degil, batakligi kurutmak gibi olan, daha hatta, bazilarini  henüz insan olmadan, onlarin börtü böcük hallerini, ve bazi  insan olmuş hallerini,  helak edip temizlemek oldugundan, okunmasi cok hassas ve, bir nevi tehlikeli bir duadir

Cok SIK OKUNMAMAMALIDIR, HAFTADA BIR KEZ, iKi KEZ OKUNUR, TESiRi GÖRÜLDÜMÜ OKUMA KESiLiR, HAKKIN ADALETi, HAKLIYI HAKSIZI AYIRT EDECEKDiR INSALLAH BU DUANIN HÜRMETINE"

diye uyarmişdik, görüyorumki bazi sayfalarda bu dua, o uyari kismi alinmadan, sadece dua kisimi yayinlanmiş, yahut duanin esrarini bilmeyenlerin elinde oyuncak olmuşki, dedikki dikkat tesiri görülünce okuma kesilir, ve öyle olunca işde bazi bilgisizlerin okumasi yüzünden dünyda sel felaketleri cogaldi, ve bu duayi gördügünüz sayfalarda, veya okudugunu duydugunuz kimseler, bu uyari kismina dikkaet etmiyorlasa, onlari uyarin, ve artik bu duayi okumayi kesin. amma yine elimizde mevcut duracak inşallah, zikir evradimizin icine yeni versionda ekliyecegiz ancak, Bu Azametli dua neymiş diye dahi okuyan kimse, önce duayi okumadan niyet etsin, desinki  "Ya Rabbi, dua niyetine degil, bilgi sahibi olmak için okuyorum" diye dua ve niyet edipde oksun, ve sonra duanin esrarini ögrenince, sadece bazi hassas durumlarda, ve onlara okumasi ilham edilince okusunlar. Duanin metnini vaazin sonuna ekledik, ve niyetinide başina yazdik, önce o niyetle okuyun, ve kalbiniz kanaat getirince esrari ve hikmeti üzre okursunuz.

---------------------------
DiKKAT NECCiNi-KURTAR BENi DUASI BUDUR

"Ya Rabbi, dua niyetine degil, bilgi sahibi olmak için okuyorum"

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Rabbi neccini minel kavmil kafiriyn
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minel kavmil müşrikiyn
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minel kavmil münafikiyn
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minel kavmil müfsidiyn
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minel kavmil müsrifiyn
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minel kavmil şamatatýyn
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minel kavmil müneccimiyn
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minel kavmil zalimiyn
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minel kavmil hainiyn
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minel kavmil lainiyn
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minel kavmil vahişiyn
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minel kavmil kaşifiyn
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minel kavmil sahiriyn
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minel kavmin neffasatil ukadiyn
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minel kavmil aduvviyn
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minel kavmil mudzilliyn
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minel kavmil vesvasil hannes
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minel hannes ellezi minel cinneti vennas
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minel kavmit tabuduşşeytan
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minel kavmil asi vel nisyan
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minel kavmil keazibiynel tükezziban
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minel kavmil ehli bidat
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini min amelişşeytan ve hizbuhu
Ve ente erhamurrahimiyn

Rabbi neccini min ameliddeccal ve hizbuhu
Ve ente erhamurrahimiyn

Rabbi neccini minel kavmil zina
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minel kavmil mücrimiyn
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minen nazarel hainiyn
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minen nazarez zalimyn
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minen nazarel hasidiyn
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minen nazarel aduvviyn
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minen nazarel münfekkiyn
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minen nazares sahiriyn
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minen nazarel kaşifiyn
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini minen nazarel kafiriyn
Ve ente erhamurrahimiyn
Rabbi neccini minen nazarel müşrikiyn
Ve ente raufurrahimiyn

Rabbi neccini min tefekkürü küfr
Ve ente raufurrahimiyn
Rabbi neccini min tefekkürü şirk
Ve ente raufurrahimiyn
Rabbi neccini min tefekkürü isyan
Ve ente raufurrahimiyn
Rabbi neccini min tefekkürü zulum ve nisyan
Ve ente raufurrahimiyn
Rabbi neccini min tefekkürü fiski fücur

Ve ente raufurrahimiyn
Rabbi neccini min tefekkürü zina
Ve ente raufurrahimiyn
Rabbi neccini min tefekkürü cürüm
Ve ente raufurrahimiyn
Ve salli a la seyyidina muhammedül emin
Vel eman el eman el eman el eman ya rabbel alemiyne amiyn

Neccini 2.Bölüm

Rabbi Yeşfeul mü minin
Ve ente şifael mü minin

Rabbi Yeşfeul müslimiyn
Ve ente şifael müslimiyn

Rabbi Yeşfeul mühtedin
Ve ente şifael mühtedin

Rabbi Yeşfeul müşfikiyn
Ve ente şifael müşfikiyn

Rabbi Yeşfeul mutasarrifiyn
Ve ente şifael mutaSARRIFIYN

Rabbi Yeşfeul HALiMiYN
Ve ente şifael SELiMiYN

Rabbi Yeşfeul AAAlimiyne
Ve ente şifael muallimiyn

Rabbi Yeşfeul naimiyne
Ve ente şifael en amiyn

Rabbi Yeşfeul mazlumiyne
Ve ente şifael mazlumun

Rabbi Yeşfeul sadikiyne
Ve ente şifael musaddikiyn

Rabbi Yeşfeul vahişiynel mücrimune
Ve ente şifael hayatel tercüman

Rabbi Yeşfeul kaşifiynel mükaşefetiddiyni islam
Vessiratel mü minine ve enames salihiyne ve şüheda ve nebaten nebbiyyyine ve rasulallah
Ve ente şifael mü minin müslimiyn saliyhiyn şüheda ve nebiyyine ve rasulune cemiiiyn

Rabbi Yeşfeul musa ve ashabiyn
Isa ve ashabiyn mehdi ve cemeatiyn
Ve ente şifaes sadikiynel sirateş şereatıyn

Rabbi Yeşfeul halikiyn
Ve ente şifael mahlukiyn

Rabbi Yeşfeul refikiyn
Ve ente şifael merfukiyn

Rabbi Yeşfeul gaametiyn
Ve ente şifael ehli istikametel mü minin

Rabbi Yeşfeun naas
Ve ente şifae insane ellezi zaaifun bel şeytane aduvvin mübiyne minel cinneti vennas

Rabbi Yeşfeul Abdullah
Ve ente şifael mü minine taabudallah

Rabbi Yeşfeul müttekiyne
Ve ente şifael müttekiyn

Rabbi Yeşfeul siddikiyne
Ve ente şifael müsaddikiyn

Rabbi Yeşfeul veledi vel benatil gayri reşidiyn
Ve ente şifael Raşidiynel mürşidiyn

Rabbi Yeşfeul failiynel men faale arifiyn
Ve ente şifael marufun

Ya kahhar DECCAL VE ORDUSUNU KAHREYLE
Ve ente kahharul aziym

Rabbi Yeşfeul mü minine bi sahibi adabel islam vel müslimun
Ve ente şifael sahibu ahlakel melekiyn

Rabbi Yeşfeul mü minin bi sahibi kalbil mutmainniyn
Ve ente şifael tatminiyne bil iman

Rabbi Yeşfeul mü minine sahibi firaset
Ve ente şifael mü minine ellezi nazerel min firaset

Rabbi Yeşfeu tatmeinnel kulub heze min ile zikrullah
ellezi şifael mü minine heza vallahi kitabullah furkanullah kerimul kitap kelamullah amiyne salavatullah ve selamullah alennebiyyine muhammedun rasulullah

Neccini 3.Bölüm

Essalatu vesselamu aleyke ya rasulallah
Essalatu vesselamu aleyke ya habiballah
Esselatü vessselamu aleyke ya şefiallah
Essealtü vesselamun aleyke ya azizallah
Esselatü veselamu aleyke ya seyyidinel evveliyne vel ahiriyne ve selamün alel mürseliyne vel hamdülillahi raabbil alemiyn
Amiyn amiyn bi hurmeti taha ve yasin
Istecib duaene ya rabbel alemiyn

---oOo---

أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--
DEVAMINA BAK
   

Raşidi Tarikatında Zikir Vakitlerini Hesaplama

Virdimiz, iki seher vaktinde okunur. (Yani Sabah seheri ve ikindiden sonra ikindi seheri) Günde iki defa okunup, vird edilir.

Öncelikle yeni girenler Intisab Zikirini Günde Bir defaya mahsus olarak eger mümkünse sabah namazindan hemen sonra güneş doğmadan önce çekerler. Eğer o vakitte müsait değilsek ikindi namazinin hemen ardindan sonra zikiredilir. 1. adab zikiri bu vakitlerde zikiretmekdir . Eğer bu iki vakitte de müsait degil isek vaktimizin en müsait olduğu zamanda zikiredilir.

Seher vakti, fecri kazip (yalancı fecir) dediğimiz gökyüzünde bir kızıllık hasıl olur. Bundan sonra bir beyazlık olur ki, buna fecr-i sadık denir. Bu fecr- i sadık yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar. İşte seher denilen vakit, Bu fecr- i sadık yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar, bu doğru fecir zamanından öyleki ortalığın aydınlandığı, fakat güneşin henüz daha doğmadığı, zaman aralığına kadar “Seher Vakti” denilir.

Eğer sabah namazindan sonra okundu ise zikirimiz Sabah Seher Vakti ele alinir, Vaktimiz müsait degilse, müsait oldugumuz bir vakitte mesala gündüzleri veya güneş doğduktan sonra okunur.

ikindi ile akşam arası okuncak ise, bizim meridyende ikindi vakti, güneş batmaya yüz tutmuşken, diğer meridyende sabah olmak üzre, ve güneş doğmak üzeredir, ve bizdeki ikindi vakti, diğer meridyenin seher vaktidir, ve bizden önceki meridyenlerin ikindi vakti de, bizim seher vaktimizdir, öyle olunca ikindi va sabah hep biryerlerde seher vaktidir.


Bu resime bakin ve

Bu sayfaya girip gösterdigim gibi yaparak bulundugunuz yeri hesaplatabilirsiniz

https://www.timeanddate.de/

   

   

   

   




DEVAMINA BAK


Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua

Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua
Sofilerim/Sofiyelerim Ey Yaaar:
Sabah Namazınızı kılıpta, amin deyip, duanızı da yaptıktan sonra, ve Hüvallahülleziyi de okuduktan, ve fatihayı da okuyup, 13 estağfirullahı da çektikten hemen sonra,

Sabah namazından sonra Bu Duayı okuyunuz :


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
يا حَـيُّ يا قَيّـومُ بِـرَحْمَـتِكِ أَسْتَـغـيث ، أَصْلِـحْ لي شَـأْنـي كُلَّـه ، وَلا تَكِلـني إِلى نَفْـسي طَـرْفَةَ عَـين

Bismillahirrahmanirrahim
* Yâ Hayyü yâ Kayyûm Birahmetike esteğisü. Fe'aslıhlî şe'nî Küllehû ve lâ tekilnî ilâ nefsî tarfete aynin.*

Ey Hayy ve Kayyum olan Allahım ! Rahmetinle senden yardımını isterim. Benim bütün işlerimi, hal ve hareketlerimi düzelt. Beni bir göz kırpması kadar bile olsun nefsime bırakma .

(Hakim. Hakim'in sahih olduğunu söylemesine İmam Zehebi de katılır. Bkz. Sahihu't-Terğib ve't-Terhib 1/273)


اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحْنا وَبِكَ أَمْسَـينا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور اللّهُـمَّ بِكَ أَمْسَـينا، وَبِكَ أَصْـبَحْنا، وَبِكَ نَحْـيا، وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ المَصـير

Allahumme bike esbehana we bike emseyana we bike nehya we bike nemutu ve ileykel masiyr (veya nuşur)

"Allah'ım! Seninle sabahladık ve seninle akşamladık. Seninle yaşar ve seninle ölürüz. Ve dönüş sanadır."

(Tirmizi; Bkz. Sahihu't-Tirmizi: 3/142)

SABAH

أَصْـبَحْنا وَأَصْـبَح مـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَئٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ الـيوم وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ الـيوم وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسَـلِ وَسـؤِ الْكِـبَر ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنْ عَـذابٍ في النّـارِ وَعَـذابٍ في القَـبْر

AKSAM

أَمْسَيْـنا وَأَمْسـى المـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَيءٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ اللَّـيْلَةِ وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ اللَّـيْلةِ وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسَـلِ وَسـوءِ الْكِـبَر ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنْ عَـذابٍ في النّـارِ وَعَـذابٍ في القَـبْر


"Akşamladık, mülk de Allah'ın olarak akşamladı. Hamd, Allah'adır. Allah'dan başka ilah yoktur. O, tekdir ve ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd O'nadır. Ve O, her şeye gücü yetendir. Rabbim! Senden, bu gecede olan ve bu geceden sonraki hayrı ister; bu gecenin şerrinden ve bu geceden sonraki şerden de sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten ve ihtiyarlığın kötülüğünden sana sığınırım. Rabbim! Cehennemdeki ve kabirdeki azaptan sana sığınırım."

(Müslim: 4/2088)

Sonrada

Allahım Bu Sabahın ve Günün Başlangıcının Hayrını senden isterim dilerim. Onun devamı olan Gündüzün de Hayrını senden isterim dilerim.
Allahım Bu Sabahın ve Günün Başlangıcının Şerrinden Sana Sığınırım. Onun devamı olan Gündüzün de Şerrinden Sana Sığınırım.
ARAPÇASI:
Allahümme inni eselüke hayri ma fi hezel yevmi ve hayri ma beadehu. Ve euzubike şerri ma fi hezel yevmi ve şerri ma beadehu.
Akşam Namazından sonra da Bu Duayı okuyunuz :
Allahım Bu Akşamın ve Gecenin Başlangıcının Hayrını senden isterim dilerim. Karanllığı Çıktığında, Onun devamı olan Gecenin de Hayrını senden isterim dilerim.
Allahım Bu Akşamın ve Gecenin Başlangıcının Şerrinden Sana Sığınırım. Karanllığı Çıktığında, Onun devamı olan Gecenin de Şerrinden Sana Sığınırım.
ARAPÇASI:
Allahümme inni eselüke hayri ma fi hezel Leyli ve hayri ma beadehu. Ve euzubike şerri ma fi hezel Leyli ve şerri ma beadehu.
Ardından da Felak ve Nas Sureleri Okunur.


سُوۡرَةُ الفَلَق
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ  مِن شَرِّ مَا خَلَقَ  وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ  وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّـٰثَـٰتِ فِى ٱلۡعُقَدِ  وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ 


سُوۡرَةُ النَّاس
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ  مَلِكِ النَّاسِ  إِلَـٰهِ ٱلنَّاسِ  مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ  ٱلَّذِى يُوَسۡوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ  مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ

Felak Sûresi

Bismillâhirrahmanirrahim

E’ûzu birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğasikın izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.

Nâs Sûresi

Bismillâhirrahmanirrahim

E’ûzu birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yuvesvisu fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.
DEVAMINA BAK



Raşidi Tarikatında Önemli Surelerin Arapça Metni

---oOo---

Yasin suresi - Arapça Okunuşu

سُوۡرَةُ یسٓ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يسٓ (١) وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡحَكِيمِ (٢) إِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ (٣) عَلَىٰ صِرَٲطٍ۬ مُّسۡتَقِيمٍ۬ (٤) تَنزِيلَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ (٥) لِتُنذِرَ قَوۡمً۬ا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمۡ فَهُمۡ غَـٰفِلُونَ (٦) لَقَدۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَىٰٓ أَكۡثَرِهِمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ (٧) إِنَّا جَعَلۡنَا فِىٓ أَعۡنَـٰقِهِمۡ أَغۡلَـٰلاً۬ فَهِىَ إِلَى ٱلۡأَذۡقَانِ فَهُم مُّقۡمَحُونَ (٨) وَجَعَلۡنَا مِنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيہِمۡ سَدًّ۬ا وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ سَدًّ۬ا فَأَغۡشَيۡنَـٰهُمۡ فَهُمۡ لَا يُبۡصِرُونَ (٩) وَسَوَآءٌ عَلَيۡہِمۡ ءَأَنذَرۡتَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تُنذِرۡهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ (١٠) إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّڪۡرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحۡمَـٰنَ بِٱلۡغَيۡبِۖ فَبَشِّرۡهُ بِمَغۡفِرَةٍ۬ وَأَجۡرٍ۬ ڪَرِيمٍ (١١) إِنَّا نَحۡنُ نُحۡىِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَنَڪۡتُبُ مَا قَدَّمُواْ وَءَاثَـٰرَهُمۡۚ وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ فِىٓ إِمَامٍ۬ مُّبِينٍ۬ (١٢) وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلاً أَصۡحَـٰبَ ٱلۡقَرۡيَةِ إِذۡ جَآءَهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ (١٣) إِذۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡہِمُ ٱثۡنَيۡنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزۡنَا بِثَالِثٍ۬ فَقَالُوٓاْ إِنَّآ إِلَيۡكُم مُّرۡسَلُونَ (١٤) قَالُواْ مَآ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرٌ۬ مِّثۡلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَكۡذِبُونَ (١٥) قَالُواْ رَبُّنَا يَعۡلَمُ إِنَّآ إِلَيۡكُمۡ لَمُرۡسَلُونَ (١٦) وَمَا عَلَيۡنَآ إِلَّا ٱلۡبَلَـٰغُ ٱلۡمُبِينُ (١٧) قَالُوٓاْ إِنَّا تَطَيَّرۡنَا بِكُمۡۖ لَٮِٕن لَّمۡ تَنتَهُواْ لَنَرۡجُمَنَّكُمۡ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ۬ (١٨) قَالُواْ طَـٰٓٮِٕرُكُم مَّعَكُمۡۚ أَٮِٕن ذُڪِّرۡتُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ۬ مُّسۡرِفُونَ (١٩) وَجَآءَ مِنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ رَجُلٌ۬ يَسۡعَىٰ قَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُواْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ (٢٠) ٱتَّبِعُواْ مَن لَّا يَسۡـٴَـلُكُمۡ أَجۡرً۬ا وَهُم مُّهۡتَدُونَ (٢١) وَمَا لِىَ لَآ أَعۡبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ (٢٢) ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦۤ ءَالِهَةً إِن يُرِدۡنِ ٱلرَّحۡمَـٰنُ بِضُرٍّ۬ لَّا تُغۡنِ عَنِّى شَفَـٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔ۬ا وَلَا يُنقِذُونِ (٢٣) إِنِّىٓ إِذً۬ا لَّفِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ (٢٤) إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمۡ فَٱسۡمَعُونِ (٢٥) قِيلَ ٱدۡخُلِ ٱلۡجَنَّةَۖ قَالَ يَـٰلَيۡتَ قَوۡمِى يَعۡلَمُونَ (٢٦) بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ (٢٧) ۞ وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندٍ۬ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ (٢٨) إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ خَـٰمِدُونَ (٢٩) يَـٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِ‌ۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَہۡزِءُونَ (٣٠) أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّہُمۡ إِلَيۡہِمۡ لَا يَرۡجِعُونَ (٣١) وَإِن كُلٌّ۬ لَّمَّا جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ (٣٢) وَءَايَةٌ۬ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَيۡتَةُ أَحۡيَيۡنَـٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡہَا حَبًّ۬ا فَمِنۡهُ يَأۡڪُلُونَ (٣٣) وَجَعَلۡنَا فِيهَا جَنَّـٰتٍ۬ مِّن نَّخِيلٍ۬ وَأَعۡنَـٰبٍ۬ وَفَجَّرۡنَا فِيہَا مِنَ ٱلۡعُيُونِ (٣٤) لِيَأۡڪُلُواْ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَيۡدِيهِمۡ‌ۖ أَفَلَا يَشۡڪُرُونَ (٣٥) سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَٲجَ ڪُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ وَمِنۡ أَنفُسِهِمۡ وَمِمَّا لَا يَعۡلَمُونَ (٣٦) وَءَايَةٌ۬ لَّهُمُ ٱلَّيۡلُ نَسۡلَخُ مِنۡهُ ٱلنَّہَارَ فَإِذَا هُم مُّظۡلِمُونَ (٣٧) وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِى لِمُسۡتَقَرٍّ۬ لَّهَا‌ۚ ذَٲلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ (٣٨) وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِيمِ (٣٩) لَا ٱلشَّمۡسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّيۡلُ سَابِقُ ٱلنَّہَارِ‌ۚ وَكُلٌّ۬ فِى فَلَكٍ۬ يَسۡبَحُونَ (٤٠) وَءَايَةٌ۬ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّيَّتَہُمۡ فِى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ (٤١) وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا يَرۡكَبُونَ (٤٢) وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِيخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنقَذُونَ (٤٣) إِلَّا رَحۡمَةً۬ مِّنَّا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِينٍ۬ (٤٤) وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُواْ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ (٤٥) وَمَا تَأۡتِيہِم مِّنۡ ءَايَةٍ۬ مِّنۡ ءَايَـٰتِ رَبِّہِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡہَا مُعۡرِضِينَ (٤٦) وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ ڪَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُ ۥۤ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬ (٤٧) وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ (٤٨) مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ (٤٩) فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ تَوۡصِيَةً۬ وَلَآ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ يَرۡجِعُونَ (٥٠) وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يَنسِلُونَ (٥١) قَالُواْ يَـٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜ‌ۗ هَـٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ (٥٢) إِن ڪَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ (٥٣) فَٱلۡيَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسٌ۬ شَيۡـًٔ۬ا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا ڪُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ (٥٤) إِنَّ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡيَوۡمَ فِى شُغُلٍ۬ فَـٰكِهُونَ (٥٥) هُمۡ وَأَزۡوَٲجُهُمۡ فِى ظِلَـٰلٍ عَلَى ٱلۡأَرَآٮِٕكِ مُتَّكِـُٔونَ (٥٦) لَهُمۡ فِيہَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ (٥٧) سَلَـٰمٌ۬ قَوۡلاً۬ مِّن رَّبٍّ۬ رَّحِيمٍ۬ (٥٨) وَٱمۡتَـٰزُواْ ٱلۡيَوۡمَ أَيُّہَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ (٥٩) ۞ أَلَمۡ أَعۡهَدۡ إِلَيۡكُمۡ يَـٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعۡبُدُواْ ٱلشَّيۡطَـٰنَ‌ۖ إِنَّهُ ۥ لَكُمۡ عَدُوٌّ۬ مُّبِينٌ۬ (٦٠) وَأَنِ ٱعۡبُدُونِى‌ۚ هَـٰذَا صِرَٲطٌ۬ مُّسۡتَقِيمٌ۬ (٦١) وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلاًّ۬ كَثِيرًا‌ۖ أَفَلَمۡ تَكُونُواْ تَعۡقِلُونَ (٦٢) هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمۡ تُوعَدُونَ (٦٣) ٱصۡلَوۡهَا ٱلۡيَوۡمَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ (٦٤) ٱلۡيَوۡمَ نَخۡتِمُ عَلَىٰٓ أَفۡوَٲهِهِمۡ وَتُكَلِّمُنَآ أَيۡدِيہِمۡ وَتَشۡہَدُ أَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ (٦٥) وَلَوۡ نَشَآءُ لَطَمَسۡنَا عَلَىٰٓ أَعۡيُنِہِمۡ فَٱسۡتَبَقُواْ ٱلصِّرَٲطَ فَأَنَّىٰ يُبۡصِرُونَ (٦٦) وَلَوۡ نَشَآءُ لَمَسَخۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ مَڪَانَتِهِمۡ فَمَا ٱسۡتَطَـٰعُواْ مُضِيًّ۬ا وَلَا يَرۡجِعُونَ (٦٧) وَمَن نُّعَمِّرۡهُ نُنَڪِّسۡهُ فِى ٱلۡخَلۡقِ‌ۖ أَفَلَا يَعۡقِلُونَ (٦٨) وَمَا عَلَّمۡنَـٰهُ ٱلشِّعۡرَ وَمَا يَنۢبَغِى لَهُ ۥۤ‌ۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٌ۬ وَقُرۡءَانٌ۬ مُّبِينٌ۬ (٦٩) لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّ۬ا وَيَحِقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِينَ (٧٠) أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا خَلَقۡنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتۡ أَيۡدِينَآ أَنۡعَـٰمً۬ا فَهُمۡ لَهَا مَـٰلِكُونَ (٧١) وَذَلَّلۡنَـٰهَا لَهُمۡ فَمِنۡہَا رَكُوبُہُمۡ وَمِنۡہَا يَأۡكُلُونَ (٧٢) وَلَهُمۡ فِيہَا مَنَـٰفِعُ وَمَشَارِبُ‌ۖ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ (٧٣) وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةً۬ لَّعَلَّهُمۡ يُنصَرُونَ (٧٤) لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَهُمۡ وَهُمۡ لَهُمۡ جُندٌ۬ مُّحۡضَرُونَ (٧٥) فَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡ‌ۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ (٧٦) أَوَلَمۡ يَرَ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَـٰهُ مِن نُّطۡفَةٍ۬ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ۬ مُّبِينٌ۬ (٧٧) وَضَرَبَ لَنَا مَثَلاً۬ وَنَسِىَ خَلۡقَهُ ۥ‌ۖ قَالَ مَن يُحۡىِ ٱلۡعِظَـٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌ۬ (٧٨) قُلۡ يُحۡيِيہَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍ۬‌ۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِيمٌ (٧٩) ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلۡأَخۡضَرِ نَارً۬ا فَإِذَآ أَنتُم مِّنۡهُ تُوقِدُونَ (٨٠) أَوَلَيۡسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخۡلُقَ مِثۡلَهُم‌ۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلۡخَلَّـٰقُ ٱلۡعَلِيمُ (٨١) إِنَّمَآ أَمۡرُهُ ۥۤ إِذَآ أَرَادَ شَيۡـٴً۬ـا أَن يَقُولَ لَهُ ۥ كُن فَيَكُونُ (٨٢) فَسُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىۡءٍ۬ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ (٨٣)

Fetih Suresi Arapça Okunuşu

سُوۡرَةُ الفَتْح
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِنَّا فَتَحۡنَا لَكَ فَتۡحً۬ا مُّبِينً۬ا (١) لِّيَغۡفِرَ لَكَ ٱللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِن ذَنۢبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعۡمَتَهُ ۥ عَلَيۡكَ وَيَہۡدِيَكَ صِرَٲطً۬ا مُّسۡتَقِيمً۬ا (٢) وَيَنصُرَكَ ٱللَّهُ نَصۡرًا عَزِيزًا (٣) هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ فِى قُلُوبِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ لِيَزۡدَادُوٓاْ إِيمَـٰنً۬ا مَّعَ إِيمَـٰنِہِمۡ‌ۗ وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمً۬ا (٤) لِّيُدۡخِلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَـٰتِ جَنَّـٰتٍ۬ تَجۡرِى مِن تَحۡتِہَا ٱلۡأَنۡہَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيہَا وَيُڪَفِّرَ عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِہِمۡ‌ۚ وَكَانَ ذَٲلِكَ عِندَ ٱللَّهِ فَوۡزًا عَظِيمً۬ا (٥) وَيُعَذِّبَ ٱلۡمُنَـٰفِقِينَ وَٱلۡمُنَـٰفِقَـٰتِ وَٱلۡمُشۡرِكِينَ وَٱلۡمُشۡرِكَـٰتِ ٱلظَّآنِّينَ بِٱللَّهِ ظَنَّ ٱلسَّوۡءِ‌ۚ عَلَيۡہِمۡ دَآٮِٕرَةُ ٱلسَّوۡءِ‌ۖ وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيۡہِمۡ وَلَعَنَهُمۡ وَأَعَدَّ لَهُمۡ جَهَنَّمَ‌ۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرً۬ا (٦) وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا (٧) إِنَّآ أَرۡسَلۡنَـٰكَ شَـٰهِدً۬ا وَمُبَشِّرً۬ا وَنَذِيرً۬ا (٨) لِّتُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُڪۡرَةً۬ وَأَصِيلاً (٩) إِنَّ ٱلَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ ٱللَّهَ يَدُ ٱللَّهِ فَوۡقَ أَيۡدِيہِمۡ‌ۚ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ‌ۖ وَمَنۡ أَوۡفَىٰ بِمَا عَـٰهَدَ عَلَيۡهُ ٱللَّهَ فَسَيُؤۡتِيهِ أَجۡرًا عَظِيمً۬ا (١٠) سَيَقُولُ لَكَ ٱلۡمُخَلَّفُونَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ شَغَلَتۡنَآ أَمۡوَٲلُنَا وَأَهۡلُونَا فَٱسۡتَغۡفِرۡ لَنَا‌ۚ يَقُولُونَ بِأَلۡسِنَتِهِم مَّا لَيۡسَ فِى قُلُوبِهِمۡ‌ۚ قُلۡ فَمَن يَمۡلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔا إِنۡ أَرَادَ بِكُمۡ ضَرًّا أَوۡ أَرَادَ بِكُمۡ نَفۡعَۢا‌ۚ بَلۡ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرَۢا (١١) بَلۡ ظَنَنتُمۡ أَن لَّن يَنقَلِبَ ٱلرَّسُولُ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ إِلَىٰٓ أَهۡلِيهِمۡ أَبَدً۬ا وَزُيِّنَ ذَٲلِكَ فِى قُلُوبِكُمۡ وَظَنَنتُمۡ ظَنَّ ٱلسَّوۡءِ وَڪُنتُمۡ قَوۡمَۢا بُورً۬ا (١٢) وَمَن لَّمۡ يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ فَإِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلۡكَـٰفِرِينَ سَعِيرً۬ا (١٣) وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ يَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ‌ۚ وَڪَانَ ٱللَّهُ غَفُورً۬ا رَّحِيمً۬ا (١٤) سَيَقُولُ ٱلۡمُخَلَّفُونَ إِذَا ٱنطَلَقۡتُمۡ إِلَىٰ مَغَانِمَ لِتَأۡخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعۡكُمۡ‌ۖ يُرِيدُونَ أَن يُبَدِّلُواْ كَلَـٰمَ ٱللَّهِ‌ۚ قُل لَّن تَتَّبِعُونَا ڪَذَٲلِكُمۡ قَالَ ٱللَّهُ مِن قَبۡلُ‌ۖ فَسَيَقُولُونَ بَلۡ تَحۡسُدُونَنَا‌ۚ بَلۡ كَانُواْ لَا يَفۡقَهُونَ إِلَّا قَلِيلاً۬ (١٥) قُل لِّلۡمُخَلَّفِينَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ سَتُدۡعَوۡنَ إِلَىٰ قَوۡمٍ أُوْلِى بَأۡسٍ۬ شَدِيدٍ۬ تُقَـٰتِلُونَہُمۡ أَوۡ يُسۡلِمُونَ‌ۖ فَإِن تُطِيعُواْ يُؤۡتِكُمُ ٱللَّهُ أَجۡرًا حَسَنً۬ا‌ۖ وَإِن تَتَوَلَّوۡاْ كَمَا تَوَلَّيۡتُم مِّن قَبۡلُ يُعَذِّبۡكُمۡ عَذَابًا أَلِيمً۬ا (١٦) لَّيۡسَ عَلَى ٱلۡأَعۡمَىٰ حَرَجٌ۬ وَلَا عَلَى ٱلۡأَعۡرَجِ حَرَجٌ۬ وَلَا عَلَى ٱلۡمَرِيضِ حَرَجٌ۬‌ۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُ ۥ يُدۡخِلۡهُ جَنَّـٰتٍ۬ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡہَـٰرُ‌ۖ وَمَن يَتَوَلَّ يُعَذِّبۡهُ عَذَابًا أَلِيمً۬ا (١٧) ۞ لَّقَدۡ رَضِىَ ٱللَّهُ عَنِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذۡ يُبَايِعُونَكَ تَحۡتَ ٱلشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِى قُلُوبِہِمۡ فَأَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ عَلَيۡہِمۡ وَأَثَـٰبَهُمۡ فَتۡحً۬ا قَرِيبً۬ا (١٨) وَمَغَانِمَ كَثِيرَةً۬ يَأۡخُذُونَہَا‌ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمً۬ا (١٩) وَعَدَكُمُ ٱللَّهُ مَغَانِمَ ڪَثِيرَةً۬ تَأۡخُذُونَہَا فَعَجَّلَ لَكُمۡ هَـٰذِهِۦ وَكَفَّ أَيۡدِىَ ٱلنَّاسِ عَنكُمۡ وَلِتَكُونَ ءَايَةً۬ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ وَيَهۡدِيَكُمۡ صِرَٲطً۬ا مُّسۡتَقِيمً۬ا (٢٠) وَأُخۡرَىٰ لَمۡ تَقۡدِرُواْ عَلَيۡہَا قَدۡ أَحَاطَ ٱللَّهُ بِہَا‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ ڪُلِّ شَىۡءٍ۬ قَدِيرً۬ا (٢١) وَلَوۡ قَـٰتَلَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوَلَّوُاْ ٱلۡأَدۡبَـٰرَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّ۬ا وَلَا نَصِيرً۬ا (٢٢) سُنَّةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلُ‌ۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبۡدِيلاً۬ (٢٣) وَهُوَ ٱلَّذِى كَفَّ أَيۡدِيَهُمۡ عَنكُمۡ وَأَيۡدِيَكُمۡ عَنۡہُم بِبَطۡنِ مَكَّةَ مِنۢ بَعۡدِ أَنۡ أَظۡفَرَكُمۡ عَلَيۡهِمۡ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرًا (٢٤) هُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَصَدُّوڪُمۡ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ وَٱلۡهَدۡىَ مَعۡكُوفًا أَن يَبۡلُغَ مَحِلَّهُ ۥ‌ۚ وَلَوۡلَا رِجَالٌ۬ مُّؤۡمِنُونَ وَنِسَآءٌ۬ مُّؤۡمِنَـٰتٌ۬ لَّمۡ تَعۡلَمُوهُمۡ أَن تَطَـُٔوهُمۡ فَتُصِيبَكُم مِّنۡهُم مَّعَرَّةُۢ بِغَيۡرِ عِلۡمٍ۬‌ۖ لِّيُدۡخِلَ ٱللَّهُ فِى رَحۡمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ‌ۚ لَوۡ تَزَيَّلُواْ لَعَذَّبۡنَا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ عَذَابًا أَلِيمًا (٢٥) إِذۡ جَعَلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلۡحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ ٱلۡجَـٰهِلِيَّةِ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَڪِينَتَهُ ۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَأَلۡزَمَهُمۡ ڪَلِمَةَ ٱلتَّقۡوَىٰ وَكَانُوٓاْ أَحَقَّ بِہَا وَأَهۡلَهَا‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىۡءٍ عَلِيمً۬ا (٢٦) لَّقَدۡ صَدَقَ ٱللَّهُ رَسُولَهُ ٱلرُّءۡيَا بِٱلۡحَقِّ‌ۖ لَتَدۡخُلُنَّ ٱلۡمَسۡجِدَ ٱلۡحَرَامَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمۡ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ‌ۖ فَعَلِمَ مَا لَمۡ تَعۡلَمُواْ فَجَعَلَ مِن دُونِ ذَٲلِكَ فَتۡحً۬ا قَرِيبًا (٢٧) هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُ ۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُ ۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ‌ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدً۬ا (٢٨) مُّحَمَّدٌ۬ رَّسُولُ ٱللَّهِ‌ۚ وَٱلَّذِينَ مَعَهُ ۥۤ أَشِدَّآءُ عَلَى ٱلۡكُفَّارِ رُحَمَآءُ بَيۡنَہُمۡ‌ۖ تَرَٮٰهُمۡ رُكَّعً۬ا سُجَّدً۬ا يَبۡتَغُونَ فَضۡلاً۬ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضۡوَٲنً۬ا‌ۖ سِيمَاهُمۡ فِى وُجُوهِهِم مِّنۡ أَثَرِ ٱلسُّجُودِ‌ۚ ذَٲلِكَ مَثَلُهُمۡ فِى ٱلتَّوۡرَٮٰةِ‌ۚ وَمَثَلُهُمۡ فِى ٱلۡإِنجِيلِ كَزَرۡعٍ أَخۡرَجَ شَطۡـَٔهُ ۥ فَـَٔازَرَهُ ۥ فَٱسۡتَغۡلَظَ فَٱسۡتَوَىٰ عَلَىٰ سُوقِهِۦ يُعۡجِبُ ٱلزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِہِمُ ٱلۡكُفَّارَ‌ۗ وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ مِنۡہُم مَّغۡفِرَةً۬ وَأَجۡرًا عَظِيمَۢا (٢٩)
#

Rahman Suresi Arapça Okunuşu

سُوۡرَةُ الرَّحمٰن
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ٱلرَّحۡمَـٰنُ (١) عَلَّمَ ٱلۡقُرۡءَانَ (٢) خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ (٣) عَلَّمَهُ ٱلۡبَيَانَ (٤) ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ بِحُسۡبَانٍ۬ (٥) وَٱلنَّجۡمُ وَٱلشَّجَرُ يَسۡجُدَانِ (٦) وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلۡمِيزَانَ (٧) أَلَّا تَطۡغَوۡاْ فِى ٱلۡمِيزَانِ (٨) وَأَقِيمُواْ ٱلۡوَزۡنَ بِٱلۡقِسۡطِ وَلَا تُخۡسِرُواْ ٱلۡمِيزَانَ (٩) وَٱلۡأَرۡضَ وَضَعَهَا لِلۡأَنَامِ (١٠) فِيہَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَٱلنَّخۡلُ ذَاتُ ٱلۡأَكۡمَامِ (١١) وَٱلۡحَبُّ ذُو ٱلۡعَصۡفِ وَٱلرَّيۡحَانُ (١٢) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (١٣) خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن صَلۡصَـٰلٍ۬ كَٱلۡفَخَّارِ (١٤) وَخَلَقَ ٱلۡجَآنَّ مِن مَّارِجٍ۬ مِّن نَّارٍ۬ (١٥) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (١٦) رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقَيۡنِ وَرَبُّ ٱلۡمَغۡرِبَيۡنِ (١٧) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (١٨) مَرَجَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ يَلۡتَقِيَانِ (١٩) بَيۡنَہُمَا بَرۡزَخٌ۬ لَّا يَبۡغِيَانِ (٢٠) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٢١) يَخۡرُجُ مِنۡہُمَا ٱللُّؤۡلُؤُ وَٱلۡمَرۡجَانُ (٢٢) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٢٣) وَلَهُ ٱلۡجَوَارِ ٱلۡمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلۡبَحۡرِ كَٱلۡأَعۡلَـٰمِ (٢٤) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٢٥) كُلُّ مَنۡ عَلَيۡہَا فَانٍ۬ (٢٦) وَيَبۡقَىٰ وَجۡهُ رَبِّكَ ذُو ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ (٢٧) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٢٨) يَسۡــٴَـلُهُ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ كُلَّ يَوۡمٍ هُوَ فِى شَأۡنٍ۬ (٢٩) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٣٠) سَنَفۡرُغُ لَكُمۡ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ (٣١) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٣٢) يَـٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ إِنِ ٱسۡتَطَعۡتُمۡ أَن تَنفُذُواْ مِنۡ أَقۡطَارِ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ فَٱنفُذُواْ‌ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلۡطَـٰنٍ۬ (٣٣) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٣٤) يُرۡسَلُ عَلَيۡكُمَا شُوَاظٌ۬ مِّن نَّارٍ۬ وَنُحَاسٌ۬ فَلَا تَنتَصِرَانِ (٣٥) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٣٦) فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ وَرۡدَةً۬ كَٱلدِّهَانِ (٣٧) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٣٨) فَيَوۡمَٮِٕذٍ۬ لَّا يُسۡـٴَـلُ عَن ذَنۢبِهِۦۤ إِنسٌ۬ وَلَا جَآنٌّ۬ (٣٩) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّڪُمَا تُكَذِّبَانِ (٤٠) يُعۡرَفُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ بِسِيمَـٰهُمۡ فَيُؤۡخَذُ بِٱلنَّوَٲصِى وَٱلۡأَقۡدَامِ (٤١) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٤٢) هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِہَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ (٤٣) يَطُوفُونَ بَيۡنَہَا وَبَيۡنَ حَمِيمٍ ءَانٍ۬ (٤٤) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٤٥) وَلِمَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ (٤٦) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٤٧) ذَوَاتَآ أَفۡنَانٍ۬ (٤٨) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٤٩) فِيہِمَا عَيۡنَانِ تَجۡرِيَانِ (٥٠) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٥١) فِيہِمَا مِن كُلِّ فَـٰكِهَةٍ۬ زَوۡجَانِ (٥٢) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٥٣) مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشِۭ بَطَآٮِٕنُہَا مِنۡ إِسۡتَبۡرَقٍ۬‌ۚ وَجَنَى ٱلۡجَنَّتَيۡنِ دَانٍ۬ (٥٤) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٥٥) فِيہِنَّ قَـٰصِرَٲتُ ٱلطَّرۡفِ لَمۡ يَطۡمِثۡہُنَّ إِنسٌ۬ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَآنٌّ۬ (٥٦) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٥٧) كَأَنَّہُنَّ ٱلۡيَاقُوتُ وَٱلۡمَرۡجَانُ (٥٨) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٥٩) هَلۡ جَزَآءُ ٱلۡإِحۡسَـٰنِ إِلَّا ٱلۡإِحۡسَـٰنُ (٦٠) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٦١) وَمِن دُونِہِمَا جَنَّتَانِ (٦٢) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٦٣) مُدۡهَآمَّتَانِ (٦٤) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٦٥) فِيہِمَا عَيۡنَانِ نَضَّاخَتَانِ (٦٦) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٦٧) فِيہِمَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَنَخۡلٌ۬ وَرُمَّانٌ۬ (٦٨) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٦٩) فِيہِنَّ خَيۡرَٲتٌ حِسَانٌ۬ (٧٠) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٧١) حُورٌ۬ مَّقۡصُورَٲتٌ۬ فِى ٱلۡخِيَامِ (٧٢) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٧٣) لَمۡ يَطۡمِثۡہُنَّ إِنسٌ۬ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَآنٌّ۬ (٧٤) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٧٥) مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفۡرَفٍ خُضۡرٍ۬ وَعَبۡقَرِىٍّ حِسَانٍ۬ (٧٦) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٧٧) تَبَـٰرَكَ ٱسۡمُ رَبِّكَ ذِى ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ (٧٨)



Mülk Suresi (Tebareke) Arapça Okunuşu

سُوۡرَةُ المُلک
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
تَبَـٰرَكَ ٱلَّذِى بِيَدِهِ ٱلۡمُلۡكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ۬ قَدِيرٌ (١) ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡمَوۡتَ وَٱلۡحَيَوٰةَ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلاً۬‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفُورُ (٢) ٱلَّذِى خَلَقَ سَبۡعَ سَمَـٰوَٲتٍ۬ طِبَاقً۬ا‌ۖ مَّا تَرَىٰ فِى خَلۡقِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ مِن تَفَـٰوُتٍ۬‌ۖ فَٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ هَلۡ تَرَىٰ مِن فُطُورٍ۬ (٣) ثُمَّ ٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ كَرَّتَيۡنِ يَنقَلِبۡ إِلَيۡكَ ٱلۡبَصَرُ خَاسِئً۬ا وَهُوَ حَسِيرٌ۬ (٤) وَلَقَدۡ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِمَصَـٰبِيحَ وَجَعَلۡنَـٰهَا رُجُومً۬ا لِّلشَّيَـٰطِينِ‌ۖ وَأَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابَ ٱلسَّعِيرِ (٥) وَلِلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّہِمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ‌ۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ (٦) إِذَآ أُلۡقُواْ فِيہَا سَمِعُواْ لَهَا شَہِيقً۬ا وَهِىَ تَفُورُ (٧) تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلۡغَيۡظِ‌ۖ كُلَّمَآ أُلۡقِىَ فِيہَا فَوۡجٌ۬ سَأَلَهُمۡ خَزَنَتُہَآ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ نَذِيرٌ۬ (٨) قَالُواْ بَلَىٰ قَدۡ جَآءَنَا نَذِيرٌ۬ فَكَذَّبۡنَا وَقُلۡنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ۬ كَبِيرٍ۬ (٩) وَقَالُواْ لَوۡ كُنَّا نَسۡمَعُ أَوۡ نَعۡقِلُ مَا كُنَّا فِىٓ أَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ (١٠) فَٱعۡتَرَفُواْ بِذَنۢبِہِمۡ فَسُحۡقً۬ا لِّأَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ (١١) إِنَّ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَيۡبِ لَهُم مَّغۡفِرَةٌ۬ وَأَجۡرٌ۬ كَبِيرٌ۬ (١٢) وَأَسِرُّواْ قَوۡلَكُمۡ أَوِ ٱجۡهَرُواْ بِهِۦۤ‌ۖ إِنَّهُ ۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ (١٣) أَلَا يَعۡلَمُ مَنۡ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلۡخَبِيرُ (١٤) هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ ذَلُولاً۬ فَٱمۡشُواْ فِى مَنَاكِبِہَا وَكُلُواْ مِن رِّزۡقِهِۦ‌ۖ وَإِلَيۡهِ ٱلنُّشُورُ (١٥) ءَأَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يَخۡسِفَ بِكُمُ ٱلۡأَرۡضَ فَإِذَا هِىَ تَمُورُ (١٦) أَمۡ أَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يُرۡسِلَ عَلَيۡكُمۡ حَاصِبً۬ا‌ۖ فَسَتَعۡلَمُونَ كَيۡفَ نَذِيرِ (١٧) وَلَقَدۡ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ (١٨) أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلطَّيۡرِ فَوۡقَهُمۡ صَـٰٓفَّـٰتٍ۬ وَيَقۡبِضۡنَ‌ۚ مَا يُمۡسِكُهُنَّ إِلَّا ٱلرَّحۡمَـٰنُ‌ۚ إِنَّهُ ۥ بِكُلِّ شَىۡءِۭ بَصِيرٌ (١٩) أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِى هُوَ جُندٌ۬ لَّكُمۡ يَنصُرُكُم مِّن دُونِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ‌ۚ إِنِ ٱلۡكَـٰفِرُونَ إِلَّا فِى غُرُورٍ (٢٠) أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِى يَرۡزُقُكُمۡ إِنۡ أَمۡسَكَ رِزۡقَهُ ۥ‌ۚ بَل لَّجُّواْ فِى عُتُوٍّ۬ وَنُفُورٍ (٢١) أَفَمَن يَمۡشِى مُكِبًّا عَلَىٰ وَجۡهِهِۦۤ أَهۡدَىٰٓ أَمَّن يَمۡشِى سَوِيًّا عَلَىٰ صِرَٲطٍ۬ مُّسۡتَقِيمٍ۬ (٢٢) قُلۡ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَكُمۡ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَ‌ۖ قَلِيلاً۬ مَّا تَشۡكُرُونَ (٢٣) قُلۡ هُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ (٢٤) وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ (٢٥) قُلۡ إِنَّمَا ٱلۡعِلۡمُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۟ نَذِيرٌ۬ مُّبِينٌ۬ (٢٦) فَلَمَّا رَأَوۡهُ زُلۡفَةً۬ سِيٓـَٔتۡ وُجُوهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَقِيلَ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ (٢٧) قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَهۡلَكَنِىَ ٱللَّهُ وَمَن مَّعِىَ أَوۡ رَحِمَنَا فَمَن يُجِيرُ ٱلۡكَـٰفِرِينَ مِنۡ عَذَابٍ أَلِيمٍ۬ (٢٨) قُلۡ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَيۡهِ تَوَكَّلۡنَا‌ۖ فَسَتَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ فِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬ (٢٩) قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَصۡبَحَ مَآؤُكُمۡ غَوۡرً۬ا فَمَن يَأۡتِيكُم بِمَآءٍ۬ مَّعِينِۭ (٣٠)


Nebe Suresi (Amme) Arapça Okunuşu

سُوۡرَةُ النّبَإِ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ (١) عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ (٢) ٱلَّذِى هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَ (٣) كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ (٤) ثُمَّ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ (٥) أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدً۬ا (٦) وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادً۬ا (٧) وَخَلَقۡنَـٰكُمۡ أَزۡوَٲجً۬ا (٨) وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتً۬ا (٩) وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسً۬ا (١٠) وَجَعَلۡنَا ٱلنَّہَارَ مَعَاشً۬ا (١١) وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعً۬ا شِدَادً۬ا (١٢) وَجَعَلۡنَا سِرَاجً۬ا وَهَّاجً۬ا (١٣) وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٲتِ مَآءً۬ ثَجَّاجً۬ا (١٤) لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبًّ۬ا وَنَبَاتً۬ا (١٥) وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا (١٦) إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَـٰتً۬ا (١٧) يَوۡمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجً۬ا (١٨) وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٲبً۬ا (١٩) وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا (٢٠) إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادً۬ا (٢١) لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابً۬ا (٢٢) لَّـٰبِثِينَ فِيہَآ أَحۡقَابً۬ا (٢٣) لَّا يَذُوقُونَ فِيہَا بَرۡدً۬ا وَلَا شَرَابًا (٢٤) إِلَّا حَمِيمً۬ا وَغَسَّاقً۬ا (٢٥) جَزَآءً۬ وِفَاقًا (٢٦) إِنَّہُمۡ ڪَانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابً۬ا (٢٧) وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابً۬ا (٢٨) وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ ڪِتَـٰبً۬ا (٢٩) فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا (٣٠) إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ مَفَازًا (٣١) حَدَآٮِٕقَ وَأَعۡنَـٰبً۬ا (٣٢) وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابً۬ا (٣٣) وَكَأۡسً۬ا دِهَاقً۬ا (٣٤) لَّا يَسۡمَعُونَ فِيہَا لَغۡوً۬ا وَلَا كِذَّٲبً۬ا (٣٥) جَزَآءً۬ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابً۬ا (٣٦) رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَہُمَا ٱلرَّحۡمَـٰنِ‌ۖ لَا يَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابً۬ا (٣٧) يَوۡمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ صَفًّ۬ا‌ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابً۬ا (٣٨) ذَٲلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلۡحَقُّ‌ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا (٣٩) إِنَّآ أَنذَرۡنَـٰكُمۡ عَذَابً۬ا قَرِيبً۬ا يَوۡمَ يَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلۡكَافِرُ يَـٰلَيۡتَنِى كُنتُ تُرَٲبَۢا (٤٠)

Cuma Suresi Arapça Okunuşu


سُوۡرَةُ الجُمُعَة
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡمَلِكِ ٱلۡقُدُّوسِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ (١) هُوَ ٱلَّذِى بَعَثَ فِى ٱلۡأُمِّيِّـۧنَ رَسُولاً۬ مِّنۡہُمۡ يَتۡلُواْ عَلَيۡہِمۡ ءَايَـٰتِهِۦ وَيُزَكِّيہِمۡ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَإِن كَانُواْ مِن قَبۡلُ لَفِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬ (٢) وَءَاخَرِينَ مِنۡہُمۡ لَمَّا يَلۡحَقُواْ بِہِمۡ‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ (٣) ذَٲلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُ‌ۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ (٤) مَثَلُ ٱلَّذِينَ حُمِّلُواْ ٱلتَّوۡرَٮٰةَ ثُمَّ لَمۡ يَحۡمِلُوهَا كَمَثَلِ ٱلۡحِمَارِ يَحۡمِلُ أَسۡفَارَۢا‌ۚ بِئۡسَ مَثَلُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ‌ۚ وَٱللَّهُ لَا يَہۡدِى ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ (٥) قُلۡ يَـٰٓأَيُّہَا ٱلَّذِينَ هَادُوٓاْ إِن زَعَمۡتُمۡ أَنَّكُمۡ أَوۡلِيَآءُ لِلَّهِ مِن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُاْ ٱلۡمَوۡتَ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ (٦) وَلَا يَتَمَنَّوۡنَهُ ۥۤ أَبَدَۢا بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡ‌ۚ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّـٰلِمِينَ (٧) قُلۡ إِنَّ ٱلۡمَوۡتَ ٱلَّذِى تَفِرُّونَ مِنۡهُ فَإِنَّهُ ۥ مُلَـٰقِيڪُمۡ‌ۖ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَـٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ (٨) يَـٰٓأَيُّہَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نُودِىَ لِلصَّلَوٰةِ مِن يَوۡمِ ٱلۡجُمُعَةِ فَٱسۡعَوۡاْ إِلَىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَذَرُواْ ٱلۡبَيۡعَ‌ۚ ذَٲلِكُمۡ خَيۡرٌ۬ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ (٩) فَإِذَا قُضِيَتِ ٱلصَّلَوٰةُ فَٱنتَشِرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَٱبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرً۬ا لَّعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ (١٠) وَإِذَا رَأَوۡاْ تِجَـٰرَةً أَوۡ لَهۡوًا ٱنفَضُّوٓاْ إِلَيۡہَا وَتَرَكُوكَ قَآٮِٕمً۬ا‌ۚ قُلۡ مَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٌ۬ مِّنَ ٱللَّهۡوِ وَمِنَ ٱلتِّجَـٰرَةِ‌ۚ وَٱللَّهُ خَيۡرُ ٱلرَّٲزِقِينَ (١١)

Bakara Suresi 153 ile 157 . Ayetler

سُوۡرَةُ البَقَرَة
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱسۡتَعِينُواْ بِٱلصَّبۡرِ وَٱلصَّلَوٰةِ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّـٰبِرِينَ (١٥٣) وَلَا تَقُولُواْ لِمَن يُقۡتَلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمۡوَٲتُۢ‌ۚ بَلۡ أَحۡيَآءٌ۬ وَلَـٰكِن لَّا تَشۡعُرُونَ (١٥٤) وَلَنَبۡلُوَنَّكُم بِشَىۡءٍ۬ مِّنَ ٱلۡخَوۡفِ وَٱلۡجُوعِ وَنَقۡصٍ۬ مِّنَ ٱلۡأَمۡوَٲلِ وَٱلۡأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٲتِ‌ۗ وَبَشِّرِ ٱلصَّـٰبِرِينَ (١٥٥) ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَـٰبَتۡهُم مُّصِيبَةٌ۬ قَالُوٓاْ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيۡهِ رَٲجِعُونَ (١٥٦) أُوْلَـٰٓٮِٕكَ عَلَيۡہِمۡ صَلَوَٲتٌ۬ مِّن رَّبِّهِمۡ وَرَحۡمَةٌ۬‌ۖ وَأُوْلَـٰٓٮِٕكَ هُمُ ٱلۡمُهۡتَدُونَ (١٥٧)


AYETEL KÜRSİ BAKARA Suresi Âyet - 255

سُوۡرَةُ البَقَرَة
ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَىُّ ٱلۡقَيُّومُ‌ۚ لَا تَأۡخُذُهُ ۥ سِنَةٌ۬ وَلَا نَوۡمٌ۬‌ۚ لَّهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ‌ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشۡفَعُ عِندَهُ ۥۤ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦ‌ۚ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ‌ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىۡءٍ۬ مِّنۡ عِلۡمِهِۦۤ إِلَّا بِمَا شَآءَ‌ۚ وَسِعَ كُرۡسِيُّهُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضَ‌ۖ وَلَا يَـُٔودُهُ ۥ حِفۡظُهُمَا‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِىُّ ٱلۡعَظِيمُ   (  ٢٥٥  )



Haşr Suresi Son Ayetler (Levenzelna veya Hüvallahüllezi) Arapça Okunuşu 21 ile 24. Ayetler

سُوۡرَةُ الحَشر
لَوۡ أَنزَلۡنَا هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ۬ لَّرَأَيۡتَهُ ۥ خَـٰشِعً۬ا مُّتَصَدِّعً۬ا مِّنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِ‌ۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلُ نَضۡرِبُہَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ (٢١) هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ‌ۖ عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ‌ۖ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلرَّحِيمُ (٢٢) هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَـٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ ٱلۡمُهَيۡمِنُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡجَبَّارُ ٱلۡمُتَڪَبِّرُ‌ۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِڪُونَ (٢٣) هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَـٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُ‌ۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ‌ۚ يُسَبِّحُ لَهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ (٢٤)



Tarık Suresi Arapça Okunuşu

سُوۡرَةُ الطّارق
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ (١) وَمَآ أَدۡرَٮٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ (٢) ٱلنَّجۡمُ ٱلثَّاقِبُ (٣) إِن كُلُّ نَفۡسٍ۬ لَّمَّا عَلَيۡہَا حَافِظٌ۬ (٤) فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَـٰنُ مِمَّ خُلِقَ (٥) خُلِقَ مِن مَّآءٍ۬ دَافِقٍ۬ (٦) يَخۡرُجُ مِنۢ بَيۡنِ ٱلصُّلۡبِ وَٱلتَّرَآٮِٕبِ (٧) إِنَّهُ ۥ عَلَىٰ رَجۡعِهِۦ لَقَادِرٌ۬ (٨) يَوۡمَ تُبۡلَى ٱلسَّرَآٮِٕرُ (٩) فَمَا لَهُ ۥ مِن قُوَّةٍ۬ وَلَا نَاصِرٍ۬ (١٠) وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجۡعِ (١١) وَٱلۡأَرۡضِ ذَاتِ ٱلصَّدۡعِ (١٢) إِنَّهُ ۥ لَقَوۡلٌ۬ فَصۡلٌ۬ (١٣) وَمَا هُوَ بِٱلۡهَزۡلِ (١٤) إِنَّہُمۡ يَكِيدُونَ كَيۡدً۬ا (١٥) وَأَكِيدُ كَيۡدً۬ا (١٦) فَمَهِّلِ ٱلۡكَـٰفِرِينَ أَمۡهِلۡهُمۡ رُوَيۡدَۢا (١٧)



Duha Suresi Arapça Okunuşu


سُوۡرَةُ الِضُّحىٰ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلضُّحَىٰ (١) وَٱلَّيۡلِ إِذَا سَجَىٰ (٢) مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ (٣) وَلَلۡأَخِرَةُ خَيۡرٌ۬ لَّكَ مِنَ ٱلۡأُولَىٰ (٤) وَلَسَوۡفَ يُعۡطِيكَ رَبُّكَ فَتَرۡضَىٰٓ (٥) أَلَمۡ يَجِدۡكَ يَتِيمً۬ا فَـَٔاوَىٰ (٦) وَوَجَدَكَ ضَآلاًّ۬ فَهَدَىٰ (٧) وَوَجَدَكَ عَآٮِٕلاً۬ فَأَغۡنَىٰ (٨) فَأَمَّا ٱلۡيَتِيمَ فَلَا تَقۡهَرۡ (٩) وَأَمَّا ٱلسَّآٮِٕلَ فَلَا تَنۡہَرۡ (١٠) وَأَمَّا بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثۡ (١١)



inşirah Suresi Arapça Okunuşu


سُوۡرَةُ الشَّرح
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلَمۡ نَشۡرَحۡ لَكَ صَدۡرَكَ (١) وَوَضَعۡنَا عَنكَ وِزۡرَكَ (٢) ٱلَّذِىٓ أَنقَضَ ظَهۡرَكَ (٣) وَرَفَعۡنَا لَكَ ذِكۡرَكَ (٤) فَإِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرًا (٥) إِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرً۬ا (٦) فَإِذَا فَرَغۡتَ فَٱنصَبۡ (٧) وَإِلَىٰ رَبِّكَ فَٱرۡغَب (٨)



Vettin - Tin Suresi Arapça Okunuşu


سُوۡرَةُ التِّین
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلتِّينِ وَٱلزَّيۡتُونِ (١) وَطُورِ سِينِينَ (٢) وَهَـٰذَا ٱلۡبَلَدِ ٱلۡأَمِينِ (٣) لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ فِىٓ أَحۡسَنِ تَقۡوِيمٍ۬ (٤) ثُمَّ رَدَدۡنَـٰهُ أَسۡفَلَ سَـٰفِلِينَ (٥) إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَلَهُمۡ أَجۡرٌ غَيۡرُ مَمۡنُونٍ۬ (٦) فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعۡدُ بِٱلدِّينِ (٧) أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِأَحۡكَمِ ٱلۡحَـٰكِمِينَ (٨)



Kadir Suresi Arapça Okunuşu

سُوۡرَةُ القَدر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِنَّآ أَنزَلۡنَـٰهُ فِى لَيۡلَةِ ٱلۡقَدۡرِ (١) وَمَآ أَدۡرَٮٰكَ مَا لَيۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ (٢) لَيۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ خَيۡرٌ۬ مِّنۡ أَلۡفِ شَہۡرٍ۬ (٣) تَنَزَّلُ ٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ وَٱلرُّوحُ فِيہَا بِإِذۡنِ رَبِّہِم مِّن كُلِّ أَمۡرٍ۬ (٤) سَلَـٰمٌ هِىَ حَتَّىٰ مَطۡلَعِ ٱلۡفَجۡرِ (٥)


Tekasür Suresi Arapça Okunuşu


سُوۡرَةُ التّکاثُر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلۡهَٮٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ (١) حَتَّىٰ زُرۡتُمُ ٱلۡمَقَابِرَ (٢) كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ (٣) ثُمَّ كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ (٤) كَلَّا لَوۡ تَعۡلَمُونَ عِلۡمَ ٱلۡيَقِينِ (٥) لَتَرَوُنَّ ٱلۡجَحِيمَ (٦) ثُمَّ لَتَرَوُنَّہَا عَيۡنَ ٱلۡيَقِينِ (٧) ثُمَّ لَتُسۡـَٔلُنَّ يَوۡمَٮِٕذٍ عَنِ ٱلنَّعِيمِ (٨)



Asr Suresi Arapça Okunuşu


سُوۡرَةُ العَصر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلۡعَصۡرِ (١) إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَفِى خُسۡرٍ (٢) إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡحَقِّ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ (٣)



سُوۡرَةُ الفِیل
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصۡحَـٰبِ ٱلۡفِيلِ (١) أَلَمۡ يَجۡعَلۡ كَيۡدَهُمۡ فِى تَضۡلِيلٍ۬ (٢) وَأَرۡسَلَ عَلَيۡہِمۡ طَيۡرًا أَبَابِيلَ (٣) تَرۡمِيهِم بِحِجَارَةٍ۬ مِّن سِجِّيلٍ۬ (٤) فَجَعَلَهُمۡ كَعَصۡفٍ۬ مَّأۡڪُولِۭ (٥)

سُوۡرَةُ قُرَیش
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
لِإِيلَـٰفِ قُرَيۡشٍ (١) إِیلَـٰفِهِمۡ رِحۡلَةَ ٱلشِّتَآءِ وَٱلصَّيۡفِ (٢) فَلۡيَعۡبُدُواْ رَبَّ هَـٰذَا ٱلۡبَيۡتِ (٣) ٱلَّذِىٓ أَطۡعَمَهُم مِّن جُوعٍ۬ وَءَامَنَهُم مِّنۡ خَوۡفِۭ (٤)


سُوۡرَةُ المَاعون
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَرَءَيۡتَ ٱلَّذِى يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ (١) فَذَٲلِكَ ٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلۡيَتِيمَ (٢) وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ (٣) فَوَيۡلٌ۬ لِّلۡمُصَلِّينَ (٤) ٱلَّذِينَ هُمۡ عَن صَلَاتِہِمۡ سَاهُونَ (٥) ٱلَّذِينَ هُمۡ يُرَآءُونَ (٦) وَيَمۡنَعُونَ ٱلۡمَاعُونَ (٧)


سُوۡرَةُ الکَوثَر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِنَّآ أَعۡطَيۡنَـٰكَ ٱلۡكَوۡثَرَ (١) فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَٱنۡحَرۡ (٢) إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلۡأَبۡتَرُ (٣)


سُوۡرَةُ الکافِرون
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ يَـٰٓأَيُّہَا ٱلۡڪَـٰفِرُونَ (١) لَآ أَعۡبُدُ مَا تَعۡبُدُونَ (٢) وَلَآ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ (٣) وَلَآ أَنَا۟ عَابِدٌ۬ مَّا عَبَدتُّمۡ (٤) وَلَآ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ (٥) لَكُمۡ دِينُكُمۡ وَلِىَ دِينِ (٦)

سُوۡرَةُ النّصر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِذَا جَآءَ نَصۡرُ ٱللَّهِ وَٱلۡفَتۡحُ (١) وَرَأَيۡتَ ٱلنَّاسَ يَدۡخُلُونَ فِى دِينِ ٱللَّهِ أَفۡوَاجً۬ا (٢) فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَٱسۡتَغۡفِرۡهُ‌ۚ إِنَّهُ ۥ ڪَانَ تَوَّابَۢا (٣)


سُوۡرَةُ لهب / المَسَد
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
تَبَّتۡ يَدَآ أَبِى لَهَبٍ۬ وَتَبَّ (١) مَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُ مَالُهُ ۥ وَمَا ڪَسَبَ (٢) سَيَصۡلَىٰ نَارً۬ا ذَاتَ لَهَبٍ۬ (٣) وَٱمۡرَأَتُهُ ۥ حَمَّالَةَ ٱلۡحَطَبِ (٤) فِى جِيدِهَا حَبۡلٌ۬ مِّن مَّسَدِۭ (٥)


سُوۡرَةُ الإخلاص
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ (١) ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ (٢) لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ (٣) وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ (٤)


سُوۡرَةُ الفَلَق
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ (١) مِن شَرِّ مَا خَلَقَ (٢) وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ (٣) وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّـٰثَـٰتِ فِى ٱلۡعُقَدِ (٤) وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ (٥)


سُوۡرَةُ النَّاس
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ (١) مَلِكِ النَّاسِ (٢) إِلَـٰهِ ٱلنَّاسِ (٣) مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ (٤) ٱلَّذِى يُوَسۡوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ (٥) مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ (٦)

DEVAMINA BAK
   

Raşidi Tarikatında Zikir Adabı Yani Vird Adabı

Raşidi Tarikatında Zikir (Vird) Adabı

Zikrullah dört türlü yapılır.

1-Yalnız lisan ile yapılan zikir:

2- Yalnız kalp ile zikir:

3- Kalben ve lisanen zikir:

4 – Namaz gibi beden ile yapilan Zikir

5 – Hac gibi sadaka gibi mal ile yapilan Zikir

(Vird) Adabı


1. Vakit
Öncelikle yeni girenler Intisab Zikirini Günde Bir defaya mahsus olarak eger mümkünse sabah namazindan hemen sonra güneş doğmadan önce çekerler. Eğer o vakitte müsait değilsek ikindi namazinin hemen ardindan sonra zikiredilir. 1. adab zikiri bu vakitlerde zikiretmekdir . Eğer bu iki vakitte de müsait degil isek vaktimizin en müsait olduğu zamanda zikiredilir.

2. SAYI ADET

yeni intisab edenler sadece intisab zikirimizi  40 gün okuyuncaya kadar devam ederler, eger onlarda 40 gün icerisinde, bu zikirler rahat okunur hale gelip, ahlak halini alinca, cekmeden duramaz hale gelince, yani 40 günün sonunda, tarikat pirinden destur almaya gerek kalmadan,  1. SINIF zikirini çekmeye başlarlar. yine birinci sinif sofiler, bu zikir onlarda ahlak olunca kolayca okur hale gelince, yine tam 40 gün okuyunca, hani burda 40 günden kasit, ard arda 40 gün olmasi şart degildir. aynen nasil bir şirkette işe girince takavite ayrilmak için, en az 5000 iş günü sigortali calişmiş olmak gerektigi gibidir, yani adam 5000 iş gününü, ya ard arda her gün calişip, bu toplam 15 seneye tevafuk eder, ve ya adam senenin iki ayi boş geciyordur, sezon işcisidir, sezon kapaninca boşda kaliyordur, öyle olunca, bu adamin her sene iki ay acigi var, o yüzden 5000 iş gününü 15 senede tamam edemez, ve  o aciklari da, ne zaman calişip doldururda toplam 5000 iş gününü doldurursa, o zaman takavite hak kazanir, amma şimdi birde yaş yasasi cikardilar, o yeni durumlar. hani burda bunu misal olarak verdik, yani işde sizde bu 40 günün 30 gününü ard arda cekmiş olursaniz, bir hafta mesala cekemdiniz, yahut iki gün cekemediniz,  hasta falan filan oldunuz, o zaman işde, o cekdiginiz gün sayisi not edilir, yani takvim tutulur, ve iyi oldukdan sonra, yine cekilmye devam edilir, ve ne zaman tam 40 gün oldu o zaman intisab zikiri cekiyorsa 1.SINIFA gecer  Yahut 1.SINIF zikiri cekiyorsa, 2. sinifa gecer, 2 yse 3e gecer. ve ilk 3 sinifin zikirlerini yazdik sayfamizda, ondan sonrakiler yakinda eklencek yine, ve ondan sonrakilerde belli zikirler sadece sayi olarak degişcekdir, ve  amma ana kadran koruncakdir. yine birinci sinif zikiri cekerken, vaktim var mesala, bir cekilcekleri, iki  ceken, 2 cekilcekleri üc ceken olmaz, birinci sinif sadece bir cekecek, ikinci sinif iki yazan yerleri iki, 10 yazani on cekecek, sayiya dikkat edilcek, yoksa ikinci gün cekemezsiniz. ve yine 10. sinif sofiler zikiri aynen zikir evradi pro 8 de yazdigi gibi ceklerler, adetler ordakigibi. 10. SINIF ceklenerde o zikir ahlak olunca  artik mevsim zikirine gecme vaktinin geldigini gösterir.

3. Mevsim Zikiri

10. SINIF sofi artik zikir onda ahlak olunca artik günde iki defa zikretmeye başlar, yani zikiri 1,5 saate, düşürenler artik salavat ve fatihada da okumaya  başlar, ve sonra ise, ondan 40 gün dolunca, artik ahlak olunca, ilkbahar ve yazlari, eger vakit müsaitse sabah uzun, “Hizbül Kebir”,  tam zikiri okur, ikindiden sonra “Hizbül Kasr” okunur ve yine sonbhar ve kışları ise bu sefer sabah “hizbül kasr” akşamlari “hizbül kebir” okunur ve yine salavat ve fatihalarda okunur  fatihalar sadece günde 1 defa okunur.

3. HER SINIFIN SÜRESi

Normalde her sinif zikiri 40 günde katedilir, 40 günde ahlak halini almamiş ise, biraz daha gayret edilir, amma zorlanmaz, ve o zikir onda ahlak olunca, kolay hale gelince, bir üst sinifa gecilir. üst sinifa gecmek için tarikatin pirinden destur almaya gerek yokdur, üst sinifa gecilir, eger üst simnif zikirmni cekerken onda sendeleme olmuyorsa, devam edilir, üst sinifda sendeleme olursa, tekrar bir alt sinifa dönülür.

Zikir Nasıl Yapılır ?

Sessiz  sakin olmalıdır. (Yüksek  sesle  değil,  kendi  duyacağın kadar  sesle olmalı.)

Mutlaka abdestli olunmalı diye bir kuralimiz yok, eger abdestli olmak mümkünse abdestli olunur, abdest mümkün degilse, evde arabda iş yerinde bir adet ince iki el sigacak büyüklükdeki fayans bu işi görür, toprak cinsi taş cinsi cam cinsi herşeye teymmüm edilerekde zikiredilebilir, yine abdest ve teyemmüme fırsatımız olmadıysa, mesal trende otobüsde gidiyorsak, abdestsiz olarakda zikiredilebilir, carşida, pazarda, otobüsde, bir yerden bir yere, işimize aşimiza giderken dahi, vakti degerlendirip, zikirimizi eda edebiliriz, yine zikir artik ezber olunca, televizyon seyrederkende zikir edilbeilir, bir yandan televizyon, ve bir yandan da zikir de müsaitdir, arabanin licht maschinesinin elektrik ürertmesi gibi, arabanin hareket etmesi, zaten onun elektrik üretmesini sagliyor, ve öyle olunca hereket ettikce üretir, bir yandanda aküyü doldurur degilmi, öyle olunca onun saga sola gitmesi, durmasi kalkmasi, elektrik üretmesine engel degildir. sadece stop edince  durunca yani motoru susturunca üretmez degilmi, yani sen susunca  zikrinin enrjisi üretilmez, yoksa televizyon seyrederkende, dilin bir yandan zikredebilir, yani tevizyonu seyretmek dilinin zikiretmesine engelmi yani, degil, o zaman nedir yani.

Zikirmizin kazasi yokdur

DiKKKAT  Zikirimizin kazasi yokdur yani bir gün zikir edemedin diye, ikinci gün müsait olunca, o gün dünkünüde ceken olmaz, ikinci gün, sadece o günkü cekilir, yani öncekini kaza edip iade etmek yokdur.

EXTRA zikirler
o hal ve durum vuku bulunca cekilir.

GAFLETLE YAPILAN VE RUTiN OLMUŞ ZiKiR, ZiKiR  DEĞiLDiR

Gafletle kılınan namaz, namaz değil, zikirde zikir değildir, yani zikir ve namaz uyaniklik halidir. ve zikir Allahi anma ve hatirlamadir, cuma namazi o haftaki olaylari müzakeredir. nitekim namazda her ne kadar aklimiza, o gün yapip ettiklerimiz, ve edeceklerimiz, o beş dakikanin icine, hücum etsede, işde o beş dakika, sanki günü müzakere etme, ve yine allahi hatira getirme vaktidir. Gününü müzakeresinde ben bunu yapinca ne oldu, Allah ne murad etdi gibi tefekkür lazim, yine zikirler manasizca, şuursuzca cekilince tesir göstermez. yani onun sendeki oluşturacagi ulvi tefekkür, ve olacak olan marifet açığa çıkmaz, ne zaman uyanik olrak zikirettin, şuurunda hergün acilma olup, Allahin ilim deryasina dalmya başlayacaksindir. bir gün olmasa, bir ay sonra sende de bu tefekkürler başlayip, meleklerden ilham almaya başlayacaksin amm aiyi ilahm ile kötü ilhami ayirt edecek kadar islam şeriatini bilmen lazim. hatta bazen uzaklardaki birilerini hatta ölülerden, dirilerden haber gelecek.  Amma sen uyanik olrak zikredersen. Az önce dedik  tv seyrederken de zikiredilir. yani biz imam hatipde trampet takiminda tembirdekciydik, hem bir yandan tembirdek çalcan, hemde notasina göre çalacan hemede ayaklarını grubla birlikte sağı solu denk atacan şaşirmayacan, ve yine geçit alanına gelince de selam vercen birde. yani iki üç iş yapmak zikirede engel degildir. yine araba kullanmak gibi, ayaklar ayri iş, eller ayri iş, gözelr ayri iş , ve yine akıl ilede, her an uyanık olmayı gerektirir, bir an uyudun, kaza yapar geberirsin, o yüzden zikir  ve namzda Allahı andığını bilmekdir. Allahı unutupda gafil gafil zikredip birde bundan meded beklemek kadar ahmaklık olamaz, yani zikirleri cekerken onun manalarinida ögrenmek, ve ne dedigini bilmek, şuurlu cekmekdir. sonra onlari şuurlu cekince, yine yani gafil degil, gecit alanina gelince selam vermek gibi, hani namazda şeytan günün meşgalelerini aklina getirir dalarsin, sonra birden bire, namazi hatirlarsin, cünkü o vesves veerip cikmişdir, sen o cikinca kendine gelince, ücmü kildim, ikimi unutuveririsin, cünkü daha önce namazda degildinki, tarlada takkada, işde aşda, karida kizda cocukdaydin, aklin başina gelipde, namazda oldugunu hatirlayinca, sapittin işde, öyle olunca namaz  ve zikir uyanik olma halidir. amma insan ne kadar zorlarsa zorlasin, illa o vesves gelcekdir, gaflette olcakdir, amma işde uyanik olmaya gayret etmek demek, gecit alanina gelince selam verecegini unutup es gecmemek demekdir.yani uynaik olup bir nota atlamamak gerekir, tv seyrederkende zikirde neyi ne zaman kac kere cekdigini unutmamak lazimdir. işde yine  usta olmuş bir şoför, rutin her gün gidip geldigi bir yolda, bir da uzunsa yol, ve trafikde karman corman degil, ve sakin ise, giderken birden gaflet basar, ve uykun gelirya, zikirde böyleldir, rutin olmuş ezber olmuş bir zikiri cekerken daha iki üc tesbih gecince, seni uyku basar. ve şeytan,  seni zikirden  alakoymak ister , ne yapacan o zaman, oturuyorsan, ayaga kalk, ve odada yürüyürek cek, veyahut  elini duvara biryere meshet, ve başina kaplama mesh yap, yahut  sonra elinin tersi ile ensene dokunki gözlerin acilsin, yahut ensen soguk su cal, yahut direk aydinlik ve işiga bak, ve uykun acilsin sonra zikret. veya yürüyerek zikredersen, yine sana uyku veremez , oda da gezinerek zikret.

Zikirde Tökezleme veya Durma olursa

Biz bazen zikirde tembellik edebiliriz uhrevi ve bazi manevi sebebler bize engel olur cünkü sürüde topal koyunlar vardir sürünü bazen onlari beklemesi lazim gelir yoksa sürü vediri giderse o topal kör koyunlar arkada kalir ve kurtlar yem olur ve helak olur, öyle olunca ben cekmiyon diye sende cekmecen diye birsey yok
mesela ben istanbuldan ankaraya ucakla giden birisiyim ucak bazen rotar yaparsa sen ise istanbuldan ankaraya mesala trenle gidiyor olabilirsin ucak rotar
yapinca trende rotar yapmaz azizim yine trende rotar yapdiysa mesala otbüsle gidenler zikiri cekicek kardeşim yani otobüs rotar yapmaz yahut taksi yahutta ankara balgatan kizılaya yürğyen gibi ankaradan ankaraya giden  zikir ceken en basit zikiri cekenlerde var onlarda bu kadar basit zikirı cekemezse balgattan ankaraya yürüyemezse ben daha ne diyen. bu kadar ahmakliga kardeşim. ben bekliyorsam veya bekletiliyorsam bilki sürüde tökezliyin veya tökezleten birilri var demek olur, yani onlari beklemek icabet ediyor hani muhammed sürüsü gidiyordu hz ayşenin çişi yada haceti geldi, sürü durmadi, ve yürüdü sonra ayşe geride kaldi cişini hacetini yapti devam etdi, bu sefer de  iftira etdiler ve dediler  ayşe zina etdi, işde orda sürü duruverseydi bu olmazdi azizim, muhamed  başinda dururdu cişini yaptirirdi ve yola devem edirdi ve bu iftira da omazdi, ama işde orda sürüyü durdurmadigi için başina bela buldu, ve bize dur geldiyse,  biz o sürünün başi oldugumuz için, amma  sürünün reisi muhamed diyebilirdiki ben ayşeyle kalan siz gidekoyun ben size yetişirin deseydi, onlarda yavaş yavaş giderlerdi sonra o onlara yetişirdi olmazsa az ilerde onlarda dururdu beklerlerdi zaten

mesele budur vesselam.


SAYIYA RiAYET HUSUSUNDA

Anlatilirki muhammed namazda rukudan kalkinca semiallahu limen hamideh der , ordan bedevinin biri coşar başlar dua etmeye rabbene ……. ve uzunca dua eder namazin sonunda selam verince, kimdi o der muhammed, ve o na kizmadi  ve tasdik etti derler,

peki öylemidir bu hadis?

Namazda adab ve erkan diye birşey vardir, rükunlari ardi ardina yapmak diye bir kural vardir, yani seri birşekilde sekteye ugratmadan yapmak lazimdir. ve öyle olunca sen eger rukudan sonra secdeye gitmeyipde iki saat dua edersen ne olur, git birde yemek ye su icde gel o zaman, oldumu bu bazi mezhebler bunu esas almiş, nasil mezheb imamiymişki bu adam, böyle bir hüküme karar vermiş ve bu adama uyan ve onun duasina iştirark eden herkesin namazi bozuldu, namazdan cikmiş oldualar, cünkü muhammed rukunun ardina secde etmek zorunda, ve semiallah dedi ve rukuya gitdi, bu adam haala ayakda, haaala ayakda dua ediyon diye secdeye varmadi, ne oldu ,namazdan düşmüş oldu. ve öyle olunca bu adamin ardina takilan adamlarinda namazi bozuldu, ve muhammed bazi meseleleri aciklarken “ben nasil yapiyorsam, bana bakin, ve ben gibi yapin.” dedi mesala adam kek yapmasini bulmuş, ve sen önce, kek yapmasini ögreneceksen, ayni onun koydugu kadar un, onun koydugu kadar şeker, yumurta koycan, önce bir usulu ögrencen, eger daha usulu ögrenmeden kalkip icine birazda fistik katan, bimem cilek katan olmaz, yani hukukda okurken, mezun olmadan kendini avukat hakim sanip, davaya bakmak hakkin yok. büro acmak gibi bir yetkin yok, barolar birligiude bir bilrik var avukatlar birligi, o sana müsade edince ve bir baroya baglaninca büro acabilirsin, yok öyle hemn büro acmak, hani sahte dişciler vardir, adam dişcinin yaninda cirakdir, onu ver bunu ver derken, doktora baka baka yetenekli olunca ögrenir, ve köylere dişcilige gitmeye başlar, halbuku diş hekimi degil, denizli calda cokdur böyleleri, yani elinden bir kaza ciksa, sorumlu kendinsin, cünkü adam mütehassis degil, öyle olunca biz zikirimizde ve yaptiklarimizda nasil yapiyorsak, bize bakip, öyle yapin, kafanizdan uydurmayin, biz duayi bina ettik, önce bir ögrettigimizi cek ve sende ahlak olsun, ondan sonra tarikimizden mezun olunca, sende icine cilek kat üzüm kat kendi formülünü yap, amma kek tarifi bize ait tarif ise , aslini bozma, yoksa kekden başka bir şeyde sen icad et, bizim kekimizide bozma bari degilmi. yani bu yüzden bir tane M.A. diye bir hoca var adam, diyor şunlarida okursan iyi olur diyor, ve hatta belkide kendisi okurken onlarida okuyor, ve onun ardindan giden, onun inandirdiklarinin hepsi, o rukudan sonra, uzun uzun dua eden amca gibi, namazdan cikmiş oldu. yani tarikattan düşmüş oldu, ve namazdan cikmiş oldu, ve bütün sürüyüde tökezletti, o muydu bu muydu demeye başladi herkes, ey M.A hoca biz nasil tarif ettiysek, öyle yapicaksin, kendin bişey katmaycan, ve ilk motoru ford bulunca, adam daha ikinci sene birde 4 motorlu ucak icad etmedi, seneler sonra ucak icad oldu, yani öyle pire gibi boyundan fazla ziplama amca, dur otur oturdugun yerde, amma pireyede ziplama dersen olmazki, insanlik adim adim ilerledi, bir insan bir adim boyu ilerler, koşsa bile adim adim ilerler, yok öyle pire gibi kendi boyunun yüz kati ziplamak, işde bazi pire cibilliyatlilar girince, böyle hemen ziplayivermek ister, ve böyleri bazen okulda iki sinif sinif gecerler, ona bakan herkesde yanilir, onun zipladigi kadar karincayi nasil ziplatcaz, yahut bit var, bit pirenin ziplayamayanidir. hani bayram namazinda, bilmeyen, bilen birinin yanina dururki, ne zaman tekbir alcak, bakanda bende yanilmayan diye, amma eger o bakdigi adam zaten ahmaksa bilmiyorsa, bütün sürü onun yanindakilerde yanilir, yanliş adim atar. yine trampet takiminda bir adam veya bir sira yanliş adim attimiydi, onun ardindakilerde yanliş atmaya başlar, bütün sürünün düzeni bozulur, M.A. amca kizmadim amma, bu birdir ikidir olmadi, artik yeter, herkesi tökezletiyon, sana nasil tarif ettiysek, öyle oku, bundan sonra ne bir eksik, nede bir fazla tamammi, mezuin oldukdan sonra, kendi dükkanini acar tarikatmi cizcen, sonra cizersin yahut bizi birak, yada kendi tarikini kur kendi zikirini bul onu oku azizim.
BESMELE DUASI ve BiTiRiŞ DUASI

Dedigimiz gibi virdimizi tarikimizin mensubu olan kimseler, Normal hali ile, hiçbir başka iş ile iştigal etmeden, sadece zikiri çekebilecekleri gibi, otobüsde işe çarşiya giderken yine televizyon seyrederken veya ,…. gibi başka işler ile meşgul ikende bir yandan virdimizi çekebiliriz, ancak virdimize başlarken virdimizin besmelesi ve giriş duasi olan

“Esteuzubillah. Inne ibadillahissalihiyne ve evliyaullahu, la havfün aleyhim velahüm, yahzenun.
Ya Eyyuheşşeytanirracim ve hizbühü!
Ya Eyyühed deccal ve havaasike!
inneküm leyse bi sultanillehüm. Vela Tağviyennehüm, vela tusallitennehüm, belhüm ibadillahilmuhlasiyn, Ve inneküm ve Hizbeküm illa şeytanirracim.
Fahruc min hazel bedeni, min hazel beyti, min hazeşşehri, min hazel medinati, feinneküm raciym, ve inne aleyküm leanete ila yevmiddin.”( ilk başlarken 3 defa)

amma sonra herhangi bir sebeble, dünya kelami araya girerse, yani zikiri bölersek, ve herhangi bir sebebden konuşursak, o zaman virde, yani zikire tekrar dönmek istedigimizde yine bu giriş duamiz, bu sefer bir defa olmak kaydiyla, tekrar okunur, ondan sonra zikire devam edilir, yoksa araya dünya kelamı girerse, mesala rabbimizden eselüke duasi okuyorduk,  tam o sirada otobüsde giderken adamin biri bizi kizdirdi, ve  o adama” Allah belani versin e.. herif “dedin mesala, amma sen zikirdeydin ve zikirde Allahdan istek yapilan duayi okuyordun, ve orada zikirin ardina bu kelilerde girince, bu sefer Allahdan birde o adam için bela istegi yapmiş oldun, yani Allah muhafaza ya o adam cok kötü bir duruma düşerse, o duanin etkisiyle, sen mes ul olursun, yani hani evliya celebi rüyasinda peygamberimizi görür, ve onu görünce, rivayet olurki “şefaat Ya Rasulallah” diyeckken, dili dolaşir ve derki ” seyahat Ya Rasulallah” der, ve ondan sonra gezmedik yer birakmaz,  ve “seyhatnameyi” yazar derler, yani işde yanliş yerde yapilcak yanliş bir kelam, ya senin cok kötü bir hale dücar olmana, yada başkasinin öyle bir hale dücar olmasina sebeb olabilirsin. yada mesala diyoruzki duanin bir yerinde vedfea duasinda  “şeytani ve hizbini askerini benden uzak et” diye dua ediyoruz,  amma tam o sirada yanimizdaki biri tiksirdi, ve elhamdülillah dedi, senin üzerine ona yerhamukellah demek vacip oldu, ve sende zikiri birakip o sirada “yerhumukellah” dedin ve sonra zikire devam ettin, ne oldu şimdi, şeytana rahmet dilemiş olursun, yani öyle olunca zikiri herhangi bir sebebden zikiri ve virdi birakan kimse, zikire geri dönececeği zaman, önce giriş duamızı okuyacak, ondan sonra zikiri devam edecek.

Yine duamızın bitiriş duasi vardir, aynen kuran okurkan okunan, yani kuranı okumayı bitirnce  okunan “sadakallahul aziym” diye bitiriş duası olan kelimeyi kullanmamız gibi
bizim bitiriş duamiz ise
1- „Rabbi inneke semîud duâi.“
2- „Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym.“
3- “Adede ma vesiahu ilmullah”

dir yani  ya zikirmizi tamamen bitirince, yada  herhangi bir sebebden zikiri bırakan, ve o an artık devam edemeyecek olan, sonra sabahsa, kalan kısmı artık ancak akşam devam edebilcek ise, ve bu arada yapılanlar var, edilenler var, söylenenler var, ve sen akşam zikiri bitirnce,  bu üc son bitiriş dausını yapınca, o zikir arasında olan bütün fiileride artık, Allahdan dua niyetine istemiş olursun, ve birde kabul etmesini istemiş, birde bunları çoookca kere katla demiş olursun, yani öyle olunca, ya o arada yalan bir söz söyeldinse ne olacak o zaman, ya günah işlemişsen ne olcak o zaman, öyle olunca herhangi bir sebebden zikirden ayrılacak olan  kimse, hemen bu bitiriş duasını, üc duayı birer defa okur, ve öyle zikirden ayrılır yani ama küçük “evet, hayir, sağdan git ,soldan gel” gibi küçük bazli söz ve ayrılmalarda gerekmez, bu  bitiriş duasını okumak.

DUANIN VE ZiKiRiN VAKTi

bir sohbet Meclisi’nde dinledim diyor ki : namaz kılacağım zaman namazın vakti geldiğini, ezan okuduğunda anlarsın, ezan okununca namaz vakti girmiştir, Peki dua edeceğini nereden anlarsın, o da başına bir sıkıntı geldiği zaman, dua edeceğinin vakti gelmiş demektir, hasta olduğun da dua vakti geldi, dua et, yağmursuz kaldın, o zaman dua vakti geldi, dua et yağmur yağsın diye tarif ediyor, duanın vaktini. Acaba öyle midir.

Tarikatlar ve Sofiler ve gerçek Müminler Allahu Teala yi zikrederler, zikirler de öyle sadece tek kelime ile telaffuz edilen şeyler değildir. Mesela Allahu Teala Kuranı Kerim’de Felak Suresi diye bir sureyi zikir olaraktan vermiş, 5 ayetten oluşuyor, tek bir kelime değil, ve başında diyor ki “rabbe sığınırım” de diyor, sadece onu demekle de kalma başka 5 ayrı cümle daha var. Öyle olunca zikirler öyle sadece, Esmaül Hüsna daki Allah, Rahman, Rahim gibi tek kelimelerden ibaret değildir. Biz tek kelimeyle derdimizi nasıl anlatacağız, Çocuk muyuz ki biz, Tek kelime ile anlatalım. Hani çocuk su isteyecektir, ve eskiden çocuklara, bizim vaktimiz de, suyu Düm düm diye tarif ederdik biz, Çünkü çocuğun dili düm diyecek kadar anca gelişmiş, O yüzden çocuk su istediği zaman, düm düm dediği zaman, Ha o su istiyor, susamış anlaşılırdı yani, Ama biz tek kelimeyle meramımızı nasıl anlatacağız. mesela Rahman baba demek, baba, baba dedin de, baban sana döndü sordu, Ne istiyorsun oğlum dedi? sadece Baba demekle bir şey anlatabilir miyiz biz, baba,baba,baba, 50 kere, 100 kere, milyon kere baba de, bir mana oluşur mu? oluşmaz. peki Kuranı Kerim böyle tek kelimelerden mi oluşuyor, yoksa cümlelerden mi oluşuyor, bir kitap cümlelerden mi oluşur, ve cümlelerin birleştiği sayfalar dan ve sayfaların birleştiği bölümlerden yani, surelerden mi oluşuyor, yine surelerin de birleştiği, Kitaptan mı oluşuyor, Yoksa sadece tek cümle, tek kelimeler den mi, Rahman, Rahim, Mümin, gibi, bizim kitabımızda bunlar mı yazıyor, sadece tek kelimeli mi bizim kitabımız? halbuki bir isteğimizi, meramımızı anlatmak için, tek bir cümleye mi ihtiyacımız var, bi olay ve problem tek kelime yada tek cümleyle de anlatılacak bir şey değil. Ama mesela tek kelimeyle Baba dedin, baban döndü sana baktı, ama gerisi yok, Ne istiyorsun oğlum dedi, gerisi yok demek, ikinci bir cümle kelimeye ihtiyacımız var, Öyle olunca işte Kuranı Kerim’de Allahu Teala, bazı zikirleri, nasıl şekilde telaffuz edip te, istememiz gerektiğini, bize anlatıyor. Çünkü mesela savcılığa vereceğin bir dilekçe de anlatacağın meseleyi, kısa ve özlü cümlelerle anlatman gerekir, uzun uzun masal yazılmaz. o gibi yani Allahu Teala orada meşgul edilmez, isteyeceğin şeyler kısa ve özlü cümleler halinde olmalıdır, Vallahi Kuranda Allahu Teala, da bunu bize öğretiyor zaten, isteme yöntemlerini de öğretiyor, Kuranı Kerim’de falancı peygamber : “falan falan” dedi de istedi, filanci peygamberde : “filan filan dedi de istedi” diye bize Kuranı Kerim’de yer vermiş öğretiyor, bize istemenin de yöntemlerini kısa ve öz bir şekilde anlatmış, ve onların ki ni kullandığımız zaman, bizde dogru istemiş oluruz. Çünkü mesela Almanya’ya gittin, marketten yahut, eskisi gibi Bakkal olduğunu düşünelim, 3 tane ekmek isteyeceksin, bunun bir Almanca cümlesi var, o cümleyi Sen kullandığın, zaman Almanya’daki bakkal da senin 3 tane ekmek istediğini anlar, sana verir. Aynı kelimeyi bugün, Google’da tercüme ettir, Fransa’ya git, Fransızca tercüme ettir, Fransızca aynı cümleyi kullandığın zaman, Fransızca olarak iste, yine sana üç Ekmek verir, Öyle olunca, şimdi peygamberlerin hangisini ne ve nasıl istediyse, onların istediği gibi istemek, Senin de o isteğinin yerine gelmesine sebeptir bu. ve Sen mesela iki ekmek istiyorum da, yanında bir de peynir istiyorum diyebilirsin, bunda bir mahsur yoktur.

Sofiler Derler ki : sen Vız Vız yap, balı yapan Allah’tır. Yani sen zikrini çek, Allah Allah de, Allah sen ne istiyorsan verecektir zaten demek gibi. Halbükü demin dedim, yani baba baba demekle iş bitmiyor, Babandan bir şey istiyorsun ama, onu da dile getirmek lazım, yahut bakkala gittin orada Bakkal amca, bakkal amca de dur, oğlum Bakkal amca benim, tamam ne istiyorsun? diye sana sorduğu zaman, diyecek bir şeyin yoksa, bakkala Niye gittin sen, bakkali ne rahatsız ediyorsun, amca amca deyip duruyorsun. Yani zikirleri de diyorlar ki işte : Esmaül Hüsna dan birsini mesela 2000 kere, 3000 kere, 5000 kere çek, Tamam Sonunda istediğin şey ne Onu söylemedikten sonra, dile getirmedikten sonra, onunla ilgili bir şey dile getirmedikten sonra, senin 50 000 kere o ismi çekmenin Manası yok, bir adama Bakkal amca diye 50 000 kere, Bakkal amca, bakkal amca, bakkal amca dediğin zaman mı, o amca sana bakar cevap verir, yoksa sadece bir defa Bakkal amca bana ekmek ver dediğin zaman mı, bakıp da Ekmek verir sana. 50 000 kere Bakkal amca demenin manası nerede burada, duyuramadın mı, yani Vız Vız işi de biraz yaş mesela yaş.

Bir kez Allah dese aşk ile lisan
Dökülür cümle günah misl-ü hazan
Süleyman ÇELEBİ (Mevlidi NEBEVİ)

Hulusi kalple bir kez Allah derse dökülür cümle günah misli Hazan diyor Süleyman Çelebi, yani 50 kere Allah Allah demenin 100 kere Allah Allah demenin manası da yok, bir kere Hulusi kalbi ile Allah der isen, cümle günah dökülür misli Hazan, yani Hazan Gülleri Gibi, Hazan yaprakları gibi, yani sonbahar yaprakları gibi dökülüverir günahlarin diyor.

“Elin işte, gözün oynaşta”

olmayacak yani, dilin zikirde ama, kalbin Allah ile değilse, bir mana çıkmaz ki oradan. Duanın Vakti de öyle sıkıntıya geldiğin zaman, sana dua et diye Allah uyandırıyor demek değildir. namaz vakti gibi, Ezan okunuyor, Haydi namaza, dua vakti geldi, haydi dua eden değildir o dua etmenin vakti.

Bunu da şu misal ile anlatayım:

DUANIN VAKTi NE ZAMANDIR?

Mesela Evde tuz bitti, Hanım sana tuz alman gerektigini söyleyecek ama, bunu sana söylemedi, ve tuz bitince, tuzsuz yemek yaptı, ve senin önüne koydu. Akşam geldin, tuzsuz Yemeği yiyince, Hanıma bir de bağırdın, bu yemeğin tuzu yok dedin, Nerede tuz, tuz getirin dedin,

Hanım da dedi :

Evde tuz kalmadı dedi, Ben de tuzsuz yemek yaptım dedi.

sen demez misin ki o zaman, ya Hanım tuz bitmeden önce bana niye demedin ki, ben bitmeden önce, Markete gittiğimde tuz alıp gelseydim demez misin sen orada, şimdi bittimi mi aklına geldi de söylemek demez misin? Orada tuz bitince mi, tuz isteme vakti gelmiştir? tuz Alma Vakti gelmiştir? Halbuki tuz paketindeki tuz azalinca, yeni tuz paketini alma vaktinin geldiğini bileceğiz, ve dua da öyle, hastalandımi dua etmek, yani senin başın belaya girdikten sonra mı, dua etmenin vakti gelmiştir acaba?

Halbuki nasil önceden, tuz bitmeden, tuzun bitmek üzere olduğunu farkına varırsın ve, markete gidişinde, tuzu yedeklersin, ve bitince o paket, yeni peketi açıp ondan devam edersin, ve arada fasıla yani, arada kesilme olmaz. ama sen Ahmak isen, işte böyle tuz biter, yemek tuzsuz pişer, önüne koyulur ve, sonunda hanımın ilede bu yüzden kavga edersin, ve sonra tuz almaya gidersin. hastalandı mı dua etmek, biraz gec degilmi o zaman hani fravun denizlerin dibine garkolunca ben musanin rabbina iman ettim dediy di ya ,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَجَاوَزْنَا بِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْياً وَعَدْواًۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُۙ قَالَ اٰمَنْتُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا الَّـذ۪ٓي اٰمَنَتْ بِه۪ بَنُٓوا اِسْرَٓائ۪لَ وَاَنَا۬ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ

آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ

فَالْيَوْمَ نُنَجّ۪يكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةًۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰيَاتِنَا لَغَافِلُونَ۟

وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْض۪ي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve câveznâ bi benî isrâîlel bahre fe etbeahum fir’avnu ve cunûduhu bagyen ve advâ, hattâ izâ edrakehul garaku kâle âmentu ennehu lâ ilâhe illâllezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene minel muslimîn.

Âl’âne ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidîn.

Fel yevme nuneccîke bi bedenike li tekûne limen halfeke âyeten, ve inne kesîren minen nâsi an âyâtinâ le gâfilûn.

Ve lekad bevve’nâ benî isrâîle mubevvee sıdkın ve razaknâhum minet (:::)ât, fe mâhtelefû hattâ câehumul ilmu, inne rabbeke yakdî beynehum yevmel kıyâmeti fî mâ kânû fîhi yahtelifûn.

Meali :

Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Böylece firavun ve onun ordusu, azgınlıkla (zulümle), düşmanlıkla onları takip etti. (Sular), onu boğacak düzeye erişince, Sonunda Firavun boğulmak üzereyken şöyle dedi “İsrailoğullarının kendisine (O’na) inandığı ilâhtan başka (ilâh) olmadığına ben de îmân ettim. Ve ben (de), müslümanlardanım (teslim olanlardanım, İslâm’a girenlerdenim).” dedi.”Elhak inandım ki, İsrâiloğulları’nın iman ettiğinden başka tanrı yokmuş! Ben de artık kendini O’na teslim edenlerden biriyim.”

Şimdi mi? Şimdi (mi) (teslim oldun, öyle mi?) Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın.

Böylece senden sonraki nesillere, bir delil (ibret) olman için, bugün seni bedeninle kurtaracağız. Ve insanların çoğu, elbette âyetlerimizden gâfillerdir.İnsanların pek çoğu gösterdiğimiz delillerin bilincinde değildirler.

Ve andolsun ki; İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik. Ve onları temiz, helâl rızıktan rızıklandırdık. Bundan sonra onlara ilim gelinceye kadar ihtilâfa düşmediler. Muhakkak ki senin Rabbin, kıyâmet günü, onlarin o hakkında ihtilâfa (anlaşmazlığa) düşmüş oldukları şeyde de, rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü elbette verecektir.

Sadakallahul Aziym Yûnus Suresi – 90-93 . Ayet


O zaman, Allah a da, yağmursuz kaldı mı dua etmek, yada hasta oldumu dua etmek de böyle bir şeydir yani.

“Yumurta götünün ağzına geldi mi, folluk aranmaz.”

(Atasözü)

Yani yumurtlamalik yer, son dakika aranmaz diye bir atasözü vardr. Yani işini son dakikaya bırakmak meselesi. Hatta son dakikada geçmişte yağmursuz kalmış, yada hasta olmuş da, ondan sonra Allah’a dua ediyor, Yağmur ver diyerekten, o zamana kadar aklın neredeydi, niye ağaç dikmedin, yağmura sebep olan şeylere yapışmadın Sen!

Mesela : ben Ankara’ya gideceğim diyorsun sen ama, otobüs Garına gitmiyorsun, bilet almıyorsun, bavulunu hazırlamıyorsun, sadece Ben Ankara’ya gideceğim de, ben Ankara’ya gideceğim diyorsun. bunu demek ile Ankara’ya gidemezsin ki, sebeplere yapışmak lazım, senin Ankara’ya giden bir otobüs bir araba bulman lazım, yola çıkman lazım, Peki Yağmur yağmadığını Fark ettiğinde, o zaman mi aklına dua etmek geldi? yağmur yağma masına sebep olan şeyleri ortadan kaldırmayı niye önceden düşünmedin, Niye sebeblere yapışmadın da şimdi Allah tan mucize bekliyorsun. son dakka Allah a Dua et de, Allah hücceti ile kalkıp gelsin, gelsin de sana Yağmur versin, ondan sonra mucize yapsın sana, bunlarda olmayince bu sefer, ondan sonra da, “dua ettik ama, yağmur yağmadı ya” Masalları .

Nitekim peygamberimizde hastalıklara karşı önleyici Tıp usulleri kullanmış, mesela
Yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın demiş, ağzınızı yıkayın demiş, ve Eğer birisi elini ağzını yıkamadan yatıp da, sabah kalktığında hasta olaraktan uyanırsa vebali kendisine ait demiş.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Yemekten önce elleri yıkamak yoksulluğu, yemekten sonra yıkamak ise günahları giderir, cinneti de önler.”

( Hadis-i Şerif ,Taberani, Gazali, İhya)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri ve ağzı yıkamaktadır.”

( Hadis-i Şerif ,Tirmizi, Şemail, 79)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse, eğer gece başına bir sıkıntı gelir ise, bu durumda hatasını başkasında değil, kendisinde arasın.”

( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvûd, Et’ime:53, no:3852)

Yani Öyle olunca Dua Etmek de, fiili dua ile olmali ve, yumurta kapıya gelince değil, daha önceden tedbir almak gerektiği yine Kuranı Kerim’den Yusuf suresindeki Yusuf kıssası ile bize anlatılmak da : ve hapiste yatan Yusuf Aleyhisselam’ın o zamanın Firavun’un rüyasını yoraraktan 7 sene kıtlık, 7 sene bolluk diye yorum getirmesi üzerine, Firavun’un bile buna iman edip, kabul edip, ve ona göre tedbir almaları için, onu Yusuf’u Vezir edip, bu işin başına geçirip, bu tedbirleri almasını ona Emir buyurması ile, gelecek kıtlıkta, Onların rahat bir hayat sürmeleri ne sebep olmuş. Peki bu önlem almak ve Yusuf Hikayesi kime? bu nu bir hikaye ve masal mı zannettin sen bunu Eger yağmur yağmadı ise, iş bitti, artık son noktaya geldi demek olur, yumurta kapının ağzına geldi, ondan sonkraki dua ise, Sen dua et ki Allah’tan mucize bekle!!!
Yusuf öyle mi yapmış? o zaman gelsin dua ederizmi demiş? o vakit gelmeden önce rüya ile haberdar olunca, kıtlık vaktinin alametleri gözükünce, hemen tedbire başlamış, 7 sene bolluk oldugunda, daha 7 sene önceden ambarlara buğday doldurmaya başlamış.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقَالَ الْمَلِكُ إِنِّي أَرَى سَبْعَ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعَ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ يَا أَيُّهَا الْمَلأُ أَفْتُونِي فِي رُؤْيَايَ إِن كُنتُمْ لِلرُّؤْيَا تَعْبُرُونَ
قَالُواْ أَضْغَاثُ أَحْلاَمٍ وَمَا نَحْنُ بِتَأْوِيلِ الأَحْلاَمِ بِعَالِمِينَ
وَقَالَ الَّذِي نَجَا مِنْهُمَا وَادَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَاْ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِ فَأَرْسِلُونِ
يُوسُفُ أَيُّهَا الصِّدِّيقُ أَفْتِنَا فِي سَبْعِ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ لَّعَلِّي أَرْجِعُ إِلَى النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ
قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِي سُنبُلِهِ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تَأْكُلُونَ
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تُحْصِنُونَ
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ النَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kâlel meliku innî erâ seb’a bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’a sunbulâtin hudrin ve uhara yâbisât (yâbisâtin), yâ eyyuhâl meleu eftûnî fî ru’yâye in kuntum lir ru’yâ ta’burûn.
Kâlû adgâsu ahlâm(ahlâmin), ve mâ nahnu bi te’vîlil ahlâmi bi âlimîn.
Ve kâlellezî necâ minhumâ veddekere ba’de ummetin ene unebbiukum bi te’vîlihî fe ersilûni.
Yûsufu eyyuhâs sıddîku eftinâ fî seb’ı bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’ı sunbulâtin hudrin ve uhare yâbisâtin, leallî erciu ilân nâsi leallehum ya’lemûn.
Kâle tezraûne seb’a sinîne deebâ(deeben), fe mâ hasadtum fe zerûhu fî sunbulihî illâ kalîlen mimmâ te’kulûn.
Summe ye’tî min ba’di zâlike seb’un şidâdun ye’kulne mâ kaddemtum lehunne illâ kalîlen mimmâ tuhsinûn.
Summe ye’tî min ba’di zâlike âmun fîhi yugâsun nâsu ve fîhi ya’sırûn.

Meali :

Ve Melik şöyle dedi: “Gerçekten ben, yedi (adet) zayıf ineğin, yedi (adet) semiz ineği yediğini görüyorum. Ve yedi yeşil başak ve diğerlerini de kurumuş görüyorum. Ey (kavmin) ileri gelenleri! Şâyet siz (rüya) tabir edenlerseniz, bana rüyamı yorumlayın.”
“Karmakarışık rüyalar, biz böyle rüyaların yorumunu bilenler değiliz.” dediler.
O ikisinden kurtulmuş olanı (unuttuğunu) hatırladı ve (şöyle) dedi: “Ben, size bir süre sonra onun tevîlini (yorumunu) haber vereceğim. Hemen beni gönderin.”
Yusuf, ey sıddîk! Yedi (adet) semiz inek, onları yiyen yedi (adet) zayıf (inek) ve yedi (adet) yeşil sümbül (başak) ve kurumuş olan diğerleri hakkında bize yorum yap. Belki (umarım) ben insanlara dönerim. Böylece (seni ve rüyanın anlamını) onlar öğrenirler.
“Yedi yıl eskisi gibi ekin ekin. Böylece (bunlardan) yediğiniz az bir kısmı hariç, hasat ettiklerinizi başağında bırakın.” dedi.
Bir süre sonra, bunun arkasından zor 7 (kıtlık yılı) gelecek. Biriktirdiklerinizden az bir kısmı hariç daha önce onlar için sakladıklarınızı yiyecekler.
Bundan sonra içinde insanlara bol mahsûl olan bir yıl gelecek ve o yıl da meyvelerin suyunu sıkacaklar.

Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 43,44,45,46,47,48,49. ayetler


Demek ki bazi haber alabilenlere ilham, alabilenlere, bazi olaylarin emmareleri, 7 sene öncesinden görülebilmekte.
Dünyamız da şu anda can çekişiyor, gidiyorum diyor, Herkes daha onun üstüne birde bıçak dürtüyor, öldürmek için, ona yardım etmemiz gerekirken, ona bir de zarar veriyoruz. Kıyametinde alametleri ni saymış Peygamber Efendimiz : şunlar şunlar olmadan Kıyamet kopmaz dediği binler hadis var. Ve bugün bunların yüzde sekseni, yada yüzde yetmişi tahakkuk etmiş vaziyette, ve biz hala bu dünyamız ve, ahiretimiz için, geleceğimiz için, hiçbir şey yapmamaktayız. Bizim iyi işler yapmamız, dünyamızın geleceği için gerekli olan şey, dünyamızın geleceği iyi olursa, Burası cennet halini alır, Ama dünyamızı böyle kendi ellerimizle öldürürsek, orası Cehennem halini alır, ve Kıyametler kopar, Bir de

Rasûlullâh (sav) Efendimiz’e bir adam geldi ve:

“–Yâ Rasûlallâh! Kıyâmet ne zamandır?” dedi. Efendimiz (sav):

“–Kıyamet için ne hazırladın?” diye sorunca o da:

“–Allâh ve Rasûlü’nün muhabbetini…” cevabını verdi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimiz:

“–Öyleyse sen sevdiğinle beraber olacaksın.” buyurdular.

bu söz nedir nicedir, bu söz. ona karşı ne tedbir aldın, namaz kıldım oruç tuttum mu diyecegiz bizler, camiye gidip gelmekle iş bitti mi? dünyanın bütün işleri, sen ben beş vakit namazı kılınca bütün işler rayinda döndü mü, o yapıldı mı, o zaman bütün insanlık camiye Her gün beş vakit gidip gidip gelelim, işi aşi birakalim bu cark nasil döncek, kurtulcak mi dünya? Ben medinedeyken sünnet olan kırk vakitiı camide kilcan derken, namazdan namaza camiye gitmekden, başka hiçbir şey yapamadım, böyle yaprasak bu dünya nasil mamur olcak, nasıl kurtulacak, böyle kurtulur mu dünya, ondan sonra ya Her şey güllük gülistanlık mı olur.
Halbuki taşın altına elini sokmak diye bir deyim vardır, yani dünyamızı kurtaracak olan bizleriz, hep birlikte iyi işler yaparaktan, Salih ameller yaparaktan kurtaracağız, Salih amel nedir, adaletli davranmak, haklının hakkını vermek, çalmamak, alkol içmemek bile, yani Alkol içtin Sarhoş sarhoş Arabaya bindin kaza ettin mesela, başkasına zarar verdin, kendi malına zarar verdin, gittin birde hanımla kavga ettin, boşanma durumuna geldin, işe de gidemedin, rizkini da kazanamadın, binler zararı var, Allah sana bunlari yapmazsan, ödülünü ahirette vereceğim dediyse, Bunu sen öldükten sonrami anladin? halbuki bunlari yapmayinca bak geleceketeki hayatin güzel olur, bu belalara maruz kalmazsin, Yani bu işin faidesi, Kişi öldükten sonramı fayda edecek? yoksa içki içmezsen, bu dünyada bu bela başına gelmeyip de, bu dünyada mı güzel bir hayat sürersin, ahiret algisi yanlış kardeşim, ahiret demek gelecek demek, gelecek, zukunft.


Zikir imizi ve evradı mızı Hızlı okumanın sebebi ve hikmeti şunlardır


Düşünün Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye hicret ederken düşmanlarının ensesine kadar gelmesini, yine Hazreti Musa Aleyhisselam'ın firavundan Kaçarken denize dayandığı vakit, firavun ve ordusunun arkasından onları öldürmek için olanca gayretleriyle peşlerini bırakmamaları, şeytan aleyhillane Adem Atamızdan bu yana, İnsanoğlu yaratılmadan yaratıldı, ve insan yaratıldı yaratılalı dan bu yana insanoğluna düşman olup, bu kininden nefretinden vazgeçmeyip, her an insanoğlunun ensesinde onu yanıltmak ve onu helak etmek için peşinde ve ensesinde. şu anda Deccal aleyhillane, kendisine şeytanı rehber ediğindiği için, şeytan kendine iyi bir komutan bulmuş vaziyette Eskiden kendi çocuklarıyla birlikte savaşırken, şimdi insanlardan olan, bir de kendine iyi  bir komutan buldu, ve Deccal'in askerleri ve Şeytanın Askerleri hep birlikte müminleri helak etmek için uğraşmak da. Düşünün Aynen Musa'nın kaçtığı gibi Muhammed'in Mekke'den Medine'ye kaçtığı, gibi zikrimiz de de, işte gayretiniz öyle olmalı ki, şeytan ve deccal, Siz okurken herhangi bir yerini unutturup onu yanlış okutmak için, size yetişip bir yerlerini çalmasın. O yüzden olanca gayretiniz ile sınıflara gayret edin, 11. sınıfa geldiğinizde zikrin tamamını ezberlemiş olmanız lazım. yine sabah namazlarınıda bizim Yasin okuma yöntemi  ile kılmaya gayret ediniz, bu yönteme dikkat edin, Ve bu üç yöntemden birisini seçip,Yasin ile sabah namazı kılmaya gayret edin. Ve zikrimizi de herhangi bir yanlış okuma olmadan, düzgün telaffuzla, en hızlı okuyabileceğiniz şekilde, okumaya gayret edin ki, heran ardımızda ensemizde olan şeytan, bizi yanıltmak için, ve ayağımıza çelme takmak, için fikrimizi zikrimizi çalmak, ve zikrederken bizim dediklerimizi söyletmemek, Rabbimize o dileklerimizi iletemememiz için olanca gayretiyle çaba sarf etmekte, Deccal da ona yardım edip, frekans silahlarıyla, bugünkü değişik silahlarıyla, fiziksel elektriksel, her türlü ona destek ve yardım etmekte. O yüzden Ey Sofi Sofi Sofiye ve Müridimiz, gücünün yettiği kadar Zikiri hızlı okumaya gayret et, ama zikir okumadan, bu sınıflar süresinde de, zikirlerin ne manaya geldiğini, zikirde ne dediğini de öğren, tercümelerine bak, Bunların hepsi ya ayet, veya hadis, ya da salavat, bunları internette aradığın zaman, yahut bir Hoca'ya sorduğun zaman tercümlerini bulabilirsin, inşallah yakında Biz video yapacağız bunların açıklamasınıda anlatacağız, o güne kadar gayret edin, o güne kadar google de de aradığın zaman, her zikrin  veya ayetin veya hadisin manasının ne olduğunu bulabilir, onların manasını, internetten, ya da bir Kur'an mealinden, hadis kitabından öğrenebilirsin, ne dediğini ne zikrettiğini bil, fakat dediğim gibi işte, 11 sınavı geçtikten sonra, benim Zikri  okuduğum  gibi okui zikrret. ve zikiride olanca gayretinle hızlı okumaya çalış, fakat telaffuzları ve mahreçleri yanlış okuma, her Mahreç ayrı bir frekans, zaten şeytan frekans bu peltek se dyzafdakı dad harıufı gıbı farklkli frekans Yayınlarını Deccal ters çeviremez, onun için her harf ayrı bir frekans, O yüzden Her tını ayrı bir nota, ayrı bir sesleniş, ayrı bir yayılım gösteriyor, O yüzden harflerin mahreçleri de dikkat et ve hızlı okuyorum diye de, bir yerlerini de yutma, onu yutman demek, unutman zaten yanlış da,zikirde unutturup da o zaman aklına gelmemesi işte, şeytanın çalması demek, Eğer kur'an-ı Kerim gezen yürüyen Kur'an Muhammed ve yani, ademoğlunun bedeni, ve bir insan demek ise, Senin ondan unuttman yada unuturulman demek,ondan bir parçanın çalınması demek, insanoğlunun bozulması, kainatın bozulması demek, Senin orada yapacağın bir yanlış, işte yukarı ölçekde çok şeylerin değişmesine bozulmasına sebep olacaktır. O yüzden biz Allah'ın askerleri olaraktan, bunlara dikkat edeceğiz, ve insanoğlunun kıyamete kadar, ayakta sağlam, ve Kur'an'ın yeryüzünde sağlam ve ayakta durmasının görevlileri olacağız, O yüzden bize verilen, bizim elimizdeki daha doğrusu bende kalan, bana verilen, benim hafızamda olan bu ayetler, dualar  ve hadisler, bu zikrin içinde, bunları saklamak, ben ve benim askerime düştü, diğer tarikatlar kendileri Onlar hangi araçları duaları var vwe zikrediyorlarsa, Onlara da o görev düşmüştür, bizim mensuplarımıza müntesiplerimize düşen, bizler bu ayetleri saklamak korumak, ve onları kıyamete kadar muhafaza etmek ile sorumluyuz, o yüzden iyi bil görevini ve iyi yap,... vesselam....

Raşidî Tarikatında Letâif Zikri Nasıl Çekilir?

Letâif zikri çekerken 15 taneli ağaç tesbih kullanılır. 14 tanesi büyük boy, bir tanesi ise daha büyük boy olur.

Zikre başlamadan önce abdest alınır; mümkün değilse teyemmüm edilir. Ardından 13 defa Estağfurullah çekilip gözler kapatılır. Tesbih sağ ele alınır, orta parmak ile başparmak birleştirilir ve tesbih bu ikisinin arasına yerleştirilir. İşaret parmağıyla boncuklar hareket ettirilir.

Başparmak ve orta parmakla önce sol memenin dört parmak altına dokunulur ve orada tutulur. 14 defa Allah denir (sesli, ancak kendimizin duyacağı kadar). 15. defada "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denir. Bu şekilde beş defa devam edilir.

Sonra tesbih sağ memenin dört parmak altına tutulur (iki parmakla dokunularak) ve aynı şekilde 14 defa Allah denir. 15. defada yine "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denilerek bu da beş devir tekrar edilir.

Ardından:

  Sonra tesbih sol memenin dört parmak altına tutularak 5 devir,

    Sol memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,

    Sağ memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,

    İki kaşın arasına tesbih tutularak 5 devir zikir yapılır.

Sonra başa dönülür ve bu sefer her bir letâif noktasında 3 devir yapılır. En son 13 defa Estağfurullah çekilip gözler açılır.

Bu şekilde Letâif Zikri, günde 3 defa (sabah, öğlen ve ikindi veya akşam) her gün çekilir. Ta ki letâifler çalışıp buralarda bir enerjinin (elektrik benzeri) döndüğü hissedilene kadar. Kalp ve ruh, tıpkı bir araba lastiğinin veya balonun hava ile dolması gibi, bu enerjiyle şişer. İşte bu enerjiyi kalpten ruha, ruhtan sırra, sırdan hafî ve nefs çatısına kadar döndürebilmeye Letâif Zikri denir.

Letâifler çalışmaya başladığında, kişi kendisine gelen ilhamları (vâridât) ve bilgileri alabilir. İstek ve dualar kabul olur, enerji gönderip alınabilir. Ayrıca râbıta (irtibat bağı) kurularak uzaktaki biriyle kalpten konuşulabilir veya ona ilham verilebilir.


FREKANSIN AKICILIĞI
Zikir demek, kainata ses frekansı yaymak demektir. Mesela evimizdeki lambayı yakmak için düğmeye bastığımızda kablodan iyonlar yani elektronlar akar ve elektronlar iyonlar aktıkça ardı ardına lamba yanar. Ne zaman akışı durdurursak, mesela düğme kapandı ve ana hatta elektrik gelmedi o zaman lamba söner. Lambanın daimi yanması için akıcı bir iyon akışı olması gerekir, yani bir frekans vardır. Bu da bir nevi frekans akışıdır. İşte bizim zikrimizdeki zikirlerin de sayısı vardır. Mesela 66 defa veya 666 defa Allah zikri, yine diğer sınıflara göre bir kere veya on kere söylenen zikirler. İşte bunlar, ses frekansının devamlılığını ve akıcılığını sağlayan şeylerdir.
Bizim tarikatımızda glow etkisi vardır. Alfa insan olmak ve etrafına enerji yaymak için zikir çektiğimizde etrafımıza glow etkisi yaparız. Bu ne kadar uzun zikredilirse o kadar çok ve akıcı bir yayılım yapar ve etrafımızdaki dalga o kadar uzağa gider ve sönmez. Sönmemesi iki seher vaktine kadar sürer. Yani iki seher vaktinde günde iki defa zikretmek, yüksek sınıflar içindir. Mevsim zikri çekenler, beşinci sınıftan itibaren günde iki defa zikrederler ve böylece sabah kuvvetli güneş ışığı ve ikindi ışığı sönümlenecek ışık gibi kısa Hızbül Kasr ve sabah Hızbül Kebir... Sonbahar sabahları Hızbül Kasr yani günler kısa ve kısa glow yansıması, aksamalar uzun ve ikindiden sonra Hızbül Kebir uzun zikir yapılır ki uzun süreli glow akışı olsun, yayılma olsun.

DECCAL ve KEHRWERT TERS FREKANS İLE BOZMA

Deccal, aynen Kur'an'da Allah'ın buyurduğu gibi şeytanın fiskiyesiyle (fesat vermesiyle) yaptı ve deccal ortaya çıktı ve doğayı bozdu. Genlerle oynayarak neredeyse bütün gıdaları bozdu. "İyi yapıyorum" diye dengeyi bozdu. Domates geni ile balık genini karıştırdı, balık kokulu iğrenç domates icat etti. Yine ecinbücük bozuk şekilli domatesler, kokusu ve özü ölmüş domatesler... Yine kabak geni ile karpuzu karıştırdı, kabak yapılı kocaman karpuz ve çekirdeklerini yok etti, çekirdeksiz tohumsuz dölsüz karpuz ve gıdalar... Onlar yine ondan dolayı, kural gereği dölsüz insanlar meydana geldi. Yine hayvanların genleriyle oynandı, hayvanları da bozdu. Şimdi ise insanları kullanma ve bozma işinde.

Ve biz sabah namazını Yasin ile kılarız ve tarikatımızda Yasin ile kılmanın üç yöntemi vardır. Siz de müntesibimiz olarak bu üç yöntemden biriyle sabah namazını kılınız. Ve işte Yasin, Peygamberimizin ismidir, yani Kur'an'ın kalbi dediği Yasin'dir. Yasin ve Kur'an, gezen yürüyen Kur'an Muhammed'dir. Ve işte şeytan ve deccal, biz namaz kılarken Yasin'den bir parça çalıp bizi unutturursa insan bir zarar görecektir. Yasin'den bir yerin eksik olması bozuk genli insan üretimidir. Öyle bir durum vaki olunca ben namazda derim ki: "Benden sonrakiler okusun." Ve sizden kiminin aklına evinde, çarşıda, pazarda ben ve Yasin suresinden bir ayet düşerse, hemen Yasin'in o bölümünü doğru şekilde okusun veya açıp Kur'an'ı düzgünce okusun. Ve sizin okumanız, ayna nöron yöntemi ile birbirimize ulaşır ve Kur'an-ı insanî ve Yasin'i ve Muhammed'in yazılımını onarmış oluruz. Bu sayede siz de okurken unutursanız veya bir bölümünü şeytan ve deccal çalarsa aynısını yapın. "Benden sonrakiler okusun" deyip hemen rükûya varın ve namazı tamamlayıp bitirin.

Yani Kehr Wert ters frekans etkisi ile kainatı bozma meselesinde, Deccal'in bozması meselesinde : Yani mesela sen duanda veya zikrinde olumlu bir cümle ile bir şey için yap veya yardım et veya koru veya git gibi olumlu bir fiil kullandın ve dua ettin. İşte Deccal onu tersine, ters frekans etkisi ile tersine çeviriyor. O zaman "yap" dediğin "yapma" oluyor, "yardım et" dediğin "yardım etme" oluyor, "koru" dedin "koruma" oluyor hatta "zarar ver" oluyor, "git" dediysen "gitme" veya "burada kal" oluyor. Yani olumlu cümleyse olumsuza, negatife çeviriyor; olumsuz cümleyse olumluya çeviriyor. Bu ters frekans etkisi ile...

İşte ondan korunabilmek için dualarımızı Kur'an'daki dualar halinde yapmamız gerekir. O yüzden Kur'an'daki dualar veya onun türevleri halinde, yani Allah kelamını bozamaz o Deccal ve şeytan. O yüzden Arapça ve harflerinin mahreçlerine dikkat ederek okunup zikredilmeli. Mesela peltek se ayrı bir tını, ayri bir frekans. Bazı frekanslar öyle ki sadece Arapça'da olan kelimeler ve bunların, hele hele bunların tersini almak çok zordur. Dad harfi, peltek zel, hırıltılı ha gibi. O yüzden mahreçleri öğrenip ona göre okuyup zikretmek, bu ters frekans silahına karşı bir çözümdür. Yani Allah kelamı olan Kur'an'daki ayetlerin bir yapısı var, o yapı ile söylenen tersine çevrilmez. Mesela Tebbet kelimesi tersinden de okunsa Tebbet'tir, düzünden de okunsa Tebbet'tir. Palindrom kelimedir. Bunun gibi palindromik kelimeler kullanmak da bir nevi ters frekans silahını etkisiz hale getirir.

———-oooooooooooooooooo——–

şimdilik bu kadar, sonra yine devam ederiz adab ve kolayliklara. arada sirada buraya yine bak ki, yeni bilgiler eklenmişmi haberdar olabilesin
DEVAMINA BAK
   

Raşidi Tarikatında Sarık Dersleri

Raşidi Tarikatında Sarık Meselesi Hakkında
Raşidi Tarikatında Sarık var mıdır diye sorulduğunda bizim Tarikatımızda üç ana Sarık rengi vardır, yeşil turuncu ve beyaz fakat, yeşil Sarık sadece Peygamberimizin soyuna Şerifler kolundan bağlı olanlar ve bir de hem Şerif hem Seyid olaraktan bağlı olanların takabileceği Renktir yeşil Sarık. Onun dışında turuncu ve beyaz sarığı diğer Sofiler bu tarikata intisap etmiş olan kimselerde takabilir.Fakat sarık dersi almamış kimseler Sarık takmasınlar diye uyarmıştık. Seyid kolundan olanlar beyaz Sarık takarlar (Tüm Renkler Beyazdadır üçgen Prizma), Renkli Sarık takmazlar onlar gizlidir arada kim oldukları belli olmaması gerekir. Şerifler yeşil takarlar İki kola iki suyun birleştiği yerden Doğan kimseler de yeşil Sarık takarlar ama diğer sarikları da takarlar gizlerler kendilerini.
Sarık dersinde turuncu sarığımızın sebebi güneşi ve sıcaklığı ve geceyi temsil eder. beyaz Sarık ise aydınlık ve kışı temsil eder. şimdi bu nasıl olur denince İki zıt oluyor, turuncu Sarık geceyi ve Yaz mevsimini temsil ediyor beyaz Sarık ise kış mevsimini ve gündüzü temsil ediyor. peki böyle İki zıt nasıl bir arada bulunur Dediğiniz zaman kış Aslında siyah olması, siyahla beyazın bir araya gelmesi gerekirken, neden turuncu.
Her Sarık bir Peygamberin nuru ve bir makamıdır.
Sarı renk Mesela kırmızı ile birleştiği zaman turuncu ortaya çıkar, Sarı ve kırmızı iki yanlarda ortada turuncu vardır, mitras tapınağında bulunan (üç nokta) ortadaki Güneş, Yine sarı eğer mavi ile birleşirse bu sefer ortada yeşil Güneş Ortaya çıkar. Soyun İsmail tarafına ve İbrahim’den İsmail koluna bağlı olduğunu gösterir. turuncu ise kırmızı ile birleştiği için İbrahim koluna hem Muhammed koluna Bir üst musluktan bağlı olduğunu gösterir. İbrahim Aleyhisselam’ın rengi kırmızı, ve Mavi ise, İsa Aleyhisselam’ın kolunun rengi, yani İshak kolu. Yeşil ise mavi ile sarının arasından çıkan grub. geçişken elektron, erkek olan, aradaki geçişi sağlayan, yani erkek elektron, yani tohum sarıdır, maviyi de yeşile çeviren, kırmızıyı da turuncuya çeviren sarıdır. geçişken elektron yani erkek tohum sarıdır. üst musluk kırmızı, Eğer kırmızı mavi ile birleşirse, bu sefer mor veyahutta bordo meydana gelir, bordo kırmızı, israil kolu, Yahudi kolu, Yahudi kırmızısı denilen trabzonspor’daki “idared” (Yahutta Kızılelma) denilir. sarıklar bu şekilde çeşitlidir. siyah Sarık vardır. yine yol Cafer efendimize, yani imamdan sonraki. imamdan sonraki imama bağlı olanlar, siyah Sarık sararlar. yedek imamdan sonraki imama bağlı olanlar, yani Mehdi den sonraki imama bağlı olanlar, Mehdi son İmam, yedek İmam, 13. İmam, Ondan sonraki İmam, Caferüttayyar koluna bağlı olanlar, siyah Sarık sararlar. usulü bilmeyen Sarık takmasın. Kendini bilmeyen, soyunu bilmeyen, milleti kandırmasın.Bbizim tarikatımızda 3 Ana renk Sarık vardır dedik. Diğer sarıklar, kendinizin kim olduğunu bıldığiniz, soyunuzunn kim olduğunu bildiğiniz gün, babanızın kim olduğunu, Rabbinizin kim olduğunu bildiğiniz gün, takabileceği sarıktır. Nefsini bilen Rabbini de, babasını da bilir. Babasını Anasını bilen, o kola badan bağlı olan babasının sarığının rengini takar, Anasından bağlı olan Anasının babasının(Dede) sarığının rengini takar, fakat taylasanı sola sarkar. yani geçişken elektronu Kim? Rabbi kim? Bu sırra ermeyen Sarık marık takmasın.

Taylasan Nedir?

Taylasan, sarığın arka kısmında, kafaya sarılmayıp, aşağı sarkıtılan, sarığın ucuna verilen isimdir. o sarkıtılan ucu, Seyidler sırtının arkasına sarkıtır ken, hem Şerif hem Seyyid olanlar da ve Sadece Şerif koluna bağlı olanlar, Sağ omuzun ön tarafına sarkıtırlar. Sol omuza sarkıtılanTaylasanlar, tohumun değil de, toprağın O yola bağlı olduğunu, annesinin, o soya bağlı olduğunu bildirir. Bu taylatasın sebebi ise, Yıldız’ın kuyrukluyıldız olduğunu gösterir. o kimsenin Yıldızı’nın kuyruklu yıldız olduğunu gösterir. Her peygamberin soyundan hem Şerif hem Seyyid vardır. Yolun çatallaştığı yer demektir. ibrahim Aleyhisselam da İshak ve İsmail olaraktan yol çatal vermiştir. Seyidlik şeriflik onlarda, ismaililik veya İshakilik olaraktan tezahür gösterir. Bu da dikkate alınsın. işte taylasan demek kuyrukluyıldız demek, hem Seyyid hem Şerif demektir, iki kola da aynı anda bağlı olan demektir.


Raşidi Tarikatında Sarık Meselesi Hakkında

Raşidi Tarikatı'nda sarık var mıdır diye sorulduğunda, bizim tarikatımızda üç ana sarık rengi vardır: yeşil, turuncu ve beyaz. Ancak yeşil sarık, sadece Peygamberimizin (s.a.v.) soyundan gelen Şerifler koluna bağlı olanlar ile hem Şerif hem Seyyid olanların takabileceği bir renktir. Diğer müritler ise turuncu veya beyaz sarık takabilir. Fakat sarık dersi almamış kimselerin sarık takmaması gerektiğini önemle belirtmiştik.

Seyyid kolundan olanlar beyaz sarık takarlar (zira tüm renkler beyazda birleşir - üçgen prizma misali). Renkli sarık takmazlar; çünkü onların kimlikleri gizli kalmalıdır. Şerifler ise yeşil sarık takar. İki kolun (soyun) birleştiği noktadan gelen kişiler de yeşil sarık takabilir, ancak gerektiğinde diğer renkleri tercih ederek kendilerini gizleyebilirler.
Sarık Renklerinin Anlamları

    Turuncu sarık: Güneşi, sıcaklığı ve geceyi temsil eder.

    Beyaz sarık: Aydınlığı ve kışı simgeler.

Burada ilginç bir tezat vardır: Turuncu sarık geceyi ve yazı, beyaz sarık ise gündüzü ve kışı temsil eder. Peki bu iki zıt unsur nasıl bir arada bulunur? Kışın rengi siyah olması gerekirken neden turuncu kullanılmıştır?

Sarıkların Peygamberler ve Soyla İlişkisi

Her sarık, bir peygamberin nurunu ve makamını yansıtır:

    Sarı + Kırmızı = Turuncu: Mitras Tapınağı'ndaki üç noktada ortadaki güneşi temsil eder. Bu, İbrahim (a.s.) koluna ve Muhammed (s.a.v.) soyuna bağlılığı gösterir.

    Sarı + Mavi = Yeşil: İsmail (a.s.) kolunu temsil eder.

    Kırmızı + Mavi = Mor/Bordo: İshak (a.s.) ve İsrail (Yahudi) kolunu ifade eder.

Sarı renk, geçişken elektron gibi erkek tohumdur; maviyi yeşile, kırmızıyı turuncuya dönüştürür.

Siyah Sarık ve Diğer Detaylar

    Siyah sarık: İmam Cafer-i Tayyar koluna bağlı olanlar (Mehdi'den sonraki imamet silsilesi) tarafından takılır.

    Usulsüz sarık takılmaz: Kişi kendi soyunu, babasını ve Rabbi’ni bilmiyorsa sarık takmamalıdır.

    Nefsini bilen Rabbini bilir: Babasından gelen soy rengini takar, annesinden gelen soy rengini takacaksa taylasanı sola sarkıtır.

Taylasan Nedir?

Taylasan, sarığın arka kısmından sarkıtılan uç kısımdır:

    Seyyidler: Taylasanı sırtlarına sarkıtır.

    Şerifler ve hem Şerif hem Seyyid olanlar: Sağ omuzun önüne sarkıtır.

    Annesinin soyuna bağlı olanlar: Sol omuza sarkıtır (bu, toprağa/kadın soyuna bağlılığı gösterir).

Taylasan, kuyruklu yıldız gibidir; iki kola birden bağlılığı simgeler. İbrahim (a.s.)'ın İsmail ve İshak kolları gibi yolun çatallaştığı noktadır.

Sonuç:

    Sarık, kişinin kimliği ve manevi bağlılığının bir göstergesidir.

    Renkler ve taylasanın konumu, soyun hangi koldan geldiğini açıklar.

    Bu sırlara vakıf olmayan, sarık takmamalıdır.

   

   

   

Raşit Tunca
Schrems, 6 Ekim 2021 Çarşamba saat 19.57
DEVAMINA BAK
   

Raşidi Tarikatında Tövbe Adabı

Tövbe ve istigfar Nedir ve neden ve nasıl yapılır ve özel bir vakti varmıdır?

Raşidi Tarikatında Tövbe Adabı

Soru: Tevbe-istigfar nedir, nasıl yapılır?

Cevap : İstigfar etmek, estagfirullah demektir. Tevbe, haram işledikten sonra, pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya azmetmek, karar vermektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Tevbe, günahtan sonra o günahı bir daha yapmamaktır.) [İ.Ahmed]

Günahtan hemen sonra tevbe etmek farzdır. Tevbeyi geciktirmek de büyük günahtır.

Bunun için de, ayrıca tevbe etmek gerekir.


وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا

"ve tûbû ilâllâhi cemîan"

Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

"Topluca Allah’a tevbe edin "

(Nur Suresi 31.Ayetten pasaj)

اللّهُ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ

"innallâhe yuhıbbut tevvâbîne ve yuhibbul mutetahhirîn."


"Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever."

(BAKARA Suresi 222. ayetten pasaj)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا

"Yâ eyyuhâllezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhan."


Meali

Ey iman edenler! Allah’a sahih bir tövbe ile tövbe edin. (Sahih tövbe demek

geçerli veya kabul olunmuş Tövbe demekdir)

Tövbenin kabul olundugu zaman hakkindaki ayettede

زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاء وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ  قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَلِكُمْ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا

الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللّهِ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ  الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالأَسْحَارِ


Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en‘âmi vel hars(hars), zâlike metâul hayâtid dünyâ, vallâhu indehu HÜSNÜL MEÂB. Kul e ünebbiukum bi hayrin min zâliküm, lillezînettekav inde rabbihim cennâtun tecrî min tahtıhel enhâru hâlidîne fîhâ ve ezvâcun mutahharatun ve rıdvânun minallâh(minallâhi), vallâhu basîrun bil ıbâd. Ellezîne yekûlüne rabbenâ innenâ âmennâ fağfir lenâ zünûbenâ ve kınâ azâben nâr. Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel münfikîne vel müstağfirîne bil eshâr.

Meali:

İnsanlara, kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan şehvetler (aşırı düşkünlükler) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Allah ise O’nun katındaki en güzel sığınaktır. De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. Onlar (takva sahipleri): “Rabbimiz, biz hiç şüphesiz mümin olduk (îmân ettik), artık bizim günahlarımızı (sevaba çevirerek) bize mağfiret et ve bizi ateş azabından koru.” derler. (Onlar) sabredenler, sâdıklar (ahdlerine vefa edenler), kânitîn olanlar (Allah’ın huzurunda saygı ile duranlar), infâk edenler (Allah için verenler) ve seherlerde mağfiret dileyenlerdir (seherlerde tövbe edenlerdir).

*(Âl-i İmrân Suresi, 14-17. ayetler)*

Rabbimiz o tövbesi kabul olmuş olan müminlerden bahsederken onlar “seherlerde tövbe edenlerdir” diyor. Öyleyse nasuh, gerçek ve geçerli bir tövbenin de vakti vardır. Birinci vakit günahtan hemen sonra, ikincisi seherlerdedir.

Seher vakti tam olarak ne zamandır?

Seher vakti, fecr-i kâzib (yalancı fecir) dediğimiz gökyüzünde bir kızıllık hâsıl olur. Bundan sonra bir beyazlık olur ki buna fecr-i sâdık denir. Bu fecr-i sâdık, yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar. İşte seher denilen vakit, bu doğru fecir zamanından öyle ki, ortalığın aydınlandığı fakat güneşin henüz daha doğmadığı zaman aralığına denilir.

Bu husuda kuranda yine

إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ  آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُحْسِنِينَ  كَانُوا قَلِيلًا مِّنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ  وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

İnnel muttakîne fî cennâtin ve uyûnin. Âhizîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû

kable zâlike muhsinîn. Ve bil eshârihum yestağfirûn

Meali  :

Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır. Rab’lerinin onlara verdiği şeyi alanlar; muhakkak ki onlar, bundan önce muhsin olanlardır. şüphe yok ki onlar, bundan önce, iyilik ederlerdi(muhsinler denen kimselerdi). Kânû kalîlen minel leyli mâ yehceûn, öyleki onlar Gecelerin az bir kısmında uyurlardı. Ve onlar, seher vakitlerinde Tövbe edip mağfiret
dilerler bağışlanma dilerlerdi.

(ZARİYAT Suresi 15. 16. 17. 18. ayetler)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim! Kim ki bana duâ ederse, ona cevap veririm. Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder."

(Tirmizî, Namaz, 326)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

"Fecir vaktinde iki rekat dünya ve içindekinden hayırlıdır."

( Hadis-i Şerif )

Bu seher vaktinin önemi yüzünden biz Raşidi Tariqatı Zikir Evradımızın

10_2. BABINDA

10_2. Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr.Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.

(1 den 10 defaya kadar)

Eğer zikrimizi sabah namazından sonra çekiyorsak ve vakit seher vaktine ayarlanmışsa, bu zikri çektiğimiz vakit seher vakti ise hemen ardından:

“Estağfirullâh ellezî lâ ilâhe illâ hû, el-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh.”
(3 defa)

ve sonra:

“Estağfirullâhel azîme ve etûbü ileyh.”
(71 defa)

Bu zikrin normaldeki yeri 25. Bâb’dır.

“Estağfirullâhel azîme ve etûbü ileyh.” (71 defa) Bu zikrin normaldeki yeri burasıdır. Ancak eğer sabah namazından sonra okundu ise zikrimiz, o zaman seher vakti olduğu için yukarıdaki yerde okunur. Burada ikinci defa okunmasına gerek yok. Ama zikrimiz mesela gündüzleri veya güneş doğduktan sonra ya da akşamları okunacak ise burada okunur. Zikrin normaldeki yeri 25. Bâb’dır.

Ayrıca 5 vakit namazın hemen öncesinde sağ el, sol memenin altına getirilir, kalp hizasına. Baş parmak ile diğer parmakların boğumları tesbih edilerek 12 defa “Estağfirullah” denilir ve 13. defa denirken el yumruk yapılır, öyle söylenir ve gelmiş geçmiş günahlara tevbe edilip pişman olunur.

Yine her gece uyumadan evvel yatağa girince 3 defa:

“Estağfirullâhel azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyel kayyûme ve etûbü ileyh.” denilir.

--------------------

Günaha pişmanlık

Tevbe istigfardan önce yapılmalıdır! Tevbe çirkin şeyi bırakıp güzel olana dönmek demektir. İstigfar, günahın çirkinliğini görüp, ondan yüz çevirdikten sonra, mağfiret talep etmektir. Hadis-i şerifte (Pişmanlık tevbedir) buyuruldu. (Hakim)

Yapılan günahları her hatırlayışta istigfar etmelidir! Günahları hatırladıkça istigfara devam edilirse, geçmiş günahlar affolur.

Tevbe edebilmek, Hak teâlânın büyük nimetlerinden biridir. Günah işleme korkusu ile tevbeyi asla geciktirmemelidir! Çünkü, hadis-i şerifte (Sonra yaparım diyenler helak oldu) buyuruldu. Yani tevbeyi ve diğer iyi işleri geciktirenler, bu günün işini yarına bırakanlar, aldandı, ziyan etti. (İ.Gazali)

İstigfarın fazileti çok fazladır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İstigfar okuyunuz! İmdadınıza yetişirim.) [Hud 52]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, günah işleyip pişman olanı, istigfar etmeden önce affeder.)

[Taberani]

(Küçük günahlarda ısrar edilirse küçük kalmaz. Büyük günahlara istigfar edilirse

büyük kalmaz.) [Deylemi]

(İstigfar eden, günde 70 defa aynı günahı işlese ısrar etmiş sayılmaz.)

[Tirmizi]

(Günde 70 defa istigfar edenin, 700 günahı affolur.) [Beyheki]

(İstigfara devam edeni, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır.

Ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]

(Bir mümin günah işleyince, melek üç saat bekler, eğer o kimse istigfar ederse,

o günahı yazmaz.) [Hakim]

(Günahınız çok olup göklere kadar ulaşsa, pişman olunca, Allahü teâlâ, tevbenizi

kabul eder.) [İbni Mace]

(Günahlar kalbi paslandırır, karartır. Kalblerin cilası ise istigfardır.)

[Beyheki]

(Derdinizi ve devasını bildireyim. Derdiniz, günahlar, devası da istigfardır.)

[Hakim]

(Bir günahkâr, istigfar eder, sonra bu günahı tekrar yapar, sonra istigfar eder.

Üçüncüde yine yapar, yine tevbe ve istigfar ederse, dördüncü defa yapınca, büyük

günah yazılır.) [Deylemi]

(Günaha devam edip, dili ile istigfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır.)

[Beyheki]

(Herkes günah işler. Fakat günahkârların en iyisi tevbe edendir.) [Hakim]

(Günahına pişman olup abdest alıp, namaz kılanı ve günahı için istigfar edeni,

Allahü teâlâ affeder.) [Nesai]

(Kıyamette, amel defterinde çok istigfar bulunana müjdeler olsun!) [Beyheki]

Peygamber efendimiz, (“Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa

hüverrahmanürrahim el-hayy-ül-kayyumüllezi la-yemutü ve etubü ileyh Rabbigfir

li” istigfarını 25 defa okuyanın, odasında, ailesinde, evinde ve şehrinde kaza,

bela olmaz) buyurdu.

Cuma günü sabah namazından önce, aşağıdaki duayı okuyanın bütün günahlarının

affedileceği hadis-i şerifle bildirildi. Dua şudur:
(Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh.)

[Ramuz]

(Allahü teâlâ, istigfara devam edeni, her sıkıntıdan kurtarır, her darlıkta bir

genişlik verir ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]

(İşlediği günahı, Allahü teâlânın bildiğine inanan, günahına tevbe etmese bile,

Allahü teâlâ onu affeder.) [Taberani]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ya Rabbi, iyilik edince müjdelenen, kötülük edince istigfar edenlerden eyle.)

[Buhari]

(Yatağa girince, 3 defa "Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel-

kayyume ve etubü ileyh" diyenin günahları, deniz köpükleri kadar çok olsa da,

affolur.) [Tirmizi]

("Rabbim, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Kötü işlerde bulundum. Senden

başka günahımı affedecek yoktur. Beni affet!" diyenin karıncalar sayısınca

günahı olsa, Allahü teâlâ affeder.) [Beyheki]

(Ey kullarım, koruduklarım hariç, hepiniz günahkârsınız, benden mağfiret

dileyeni bağışlarım. Mağfiret etmeye kadir olduğuma inananı affederim.)

[Tirmizi]

(Günahtan korunmayanı Allahü teâlâ da [dünya ve ahirette felaketlerden]

korumaz.) [İ.Huzeyme]

Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaşır, aklı da azalır.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki :
(Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez.) [İ.Gazali]

Günahların hepsi Allahü teâlânın emrini yapmamak olduğundan büyüktür. Bir

hadis-i şerifte, (Çok az bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların [nâfile]

ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruluyor.


(Günahların küçük görüneninden sakının! Bunlar toplanınca sahibini helak eder.

Bu şuna benzer ki, bir kavim bir vadiye iner, çerçöp, odun ne bulurlarsa

toplayıp getirirler. Böylece koca bir yığın olur. Bunu yakıp ateşinde

ekmeklerini pişirirler. İşte küçük görünen günahlardan hesaba çekilen de helak

olur.) [Taberani]

(Hep günah işleyenin kalbi mühürlenir, artık sevap işleyemez olur.) [Bezzar]

(Bir kimse, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe

ederse, o leke silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür ve

kalbin tamamını kaplar, kalb, kapkara olur.) [Harâiti]


(Günah işleyen, günahını kimseye söylemesin, onu örtsün ve tevbe etsin!)

[Beyheki]

(“Gece şu günahları işledim” diye söylemek, günahı açıkça işlemekten sıkılmamak

demektir. Rabbi gece suçunu örtmüşken, sabah Allah’ın kapattığı bu örtüyü

kaldırmamalıdır.) [Buhari]

(Gizli işlediğin günaha gizli, açık işlediğin günaha açık tevbe et!) [Taberani]
DEVAMINA BAK
   

Raşidi Tarikatına intisab ve intisab Virdi ve Sınıf Adabı

Raşidi Tarikatı Virdinin tamamı, günde bir defa veya, günde iki defa vird edilip okunur. Birinci sınıftan, beşinci sınıfa kadar olan sofi ve sofiyeler, günde bir defa vird edip, zikredip okurlar. Beşinci sınıftan sonraki sınıflar da ki sofi ve sofiyeler, taa ki, onbirinci sınıf sonuna kadar, günde iki defa vird edip okurlar, fakat onlar da yaz ve ilkbahar mevsiminde, sabah uzun vird yani “Hizbül Kebir” öğleden sonra ise kısa vird “Hizbül Kasr” okurlar. Kışları ve sonbaharda ise tam tersi olan sabah “Hizbül Kasr” öğleden sonra ise “Hizbül Kebir” vird edip okurlar. Onbirinci sınıftan sonra, vaktin durumuna göre, günde bir defa veya, günde iki defa “Hizbül Kebir” zikrini vird edip okurlar. Sabah vakti demek, hangi mevsim olduğu farketmeksizin, gece saat üç ten itibaren, ertesi gününü gündüzünün, ikindi vakti ezanı okunasıya kadar olan vakittir, bu vakitlerde sabah virdi okunur. Gündüz ikindi vakti ikindi ezanı okunduktan sonra, o günün gecesinin, gece saat üç e kadar olan vakti de, ikinci virdin vaktidir, o vakitlerde de ikinci vird, vird edilir okunur.
Esteuzubillah demek kısaca “Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmenirrahim” demektir. Virdimizin başlangıcında ister kısaca “Esteuzubillah” veyahut da normal olarak “Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmenirrahim” diyerek başlıyabilirsiniz.
Eğer Sabah ve Seher veya Gündüz Vakti Zikrediliyorsa “istiaze Duası El Evvel” Okunur (Yazları ve Baharları Gece üçten itibaren öğleden sonra saat 14 e kadar Zikrediliyorsa okunur),
Eğer ikindiden Sonra ve Akşam ve Gece Vakti Zikrediliyorsa “istiaze Duası El Ahir” Okunur (Saat 2 den yani 14 ten sonra, gece 03 e kadar zikredilirken okunur).
Zikirimizde Harflerin Mahrecine dikkat ediniz, Her Bir Harf Ayrı Bir Nota, Yahutta Ayrı Bir Tını ve Frekanstır Unutmayınız. (Dad harfi) Harfinin mahreci “dz” şeklinde okunur ki, dil azı dişlerin arasına konarak ze demeye çalılışılır ‘muhammed Diyauddin’ ismi ‘muhammed ziyauddin’ denir yani asli ise ‘Muhammed Dziyauddin’ diye okunur dil sağ azılara veya sol azılar arasına konabilir, ashabdan Ebu Bekr efendimiz iki tarafı ile de bu harfin mahrecini çıkarabilirmiş.
(peltek se) se harfi dil dişlerin arasına konarak se demeye çalılışılır, Zikirimizdeki, her (Dad harfine) gelince, birinci zikirde “dad harfine ” gelince (Dad harfi sağ azı diş ile okunur) ikinci zikirde (Dad harfi, sol azı diş ile okunur) üçüncüde tekrardan (Dad harfi, sağ azı diş ile okunur)…diğerlerinde de buna hakeza.
(Peltek ze) dil dişlerin arasına konarak ze demeye çalılışılır,
Arapça Alfabe yani “Elif, ba” okunurken tesbihimizin iki renkli boncuklu kadranı ile okunur ve, yön onuncu boncuktan imameye doğru okunur. birinci boncukta sıra “dad” harfine gelince
(Dad harfi, sağ azı diş ile okunur) ikinci boncukta (Dad harfi, sol azı diş ile okunur) ve böyle böyle 9 defa alfabe okunur sonuncu seferde yani dokuzuncu seferde yine (Dad harfi, sağ azı diş ile okunurak alfabe tamamlanır bitirilir)
Zikirimizdeki, her (Dad harfine) gelince, birinci zikirde “dad harfine ” gelince (Dad harfi sağ azı diş ile okunur) ikinci zikirde (Dad harfi, sol azı diş ile okunur) üçüncüde tekrardan (Dad harfi, sağ azı diş ile okunur)…diğerlerinde de buna hakeza.
Virdimiz, iki seher vaktinde okunur. (Yani Sabah seheri ve ikindiden sonra ikindi seheri) Günde iki defa okunup, vird edilir.sınıfa kadar salavat altta yazan usul ile okunur, ondan sonra bu virdimizdeki gibi, hepsine hergün, imkan dahilinde, günde iki defa veya, günde bir defa okunur, selam gönderilip, selamet dilenir.
Salavati kebiredeki “Safura” “Daniele” Ra’le” “Gabriela”, “Michaela”, “Raffaella, “Zara”, ” Azra”, Zaraelle”,“Feryail” ve “Ferruh” a salavat, haftada bir defa yapılır, diger günler onlara salavat okunmaz. Ve Salavati kasr daki “Feryail” ede okunmaz.
Feryail ve Ferruh Rüzgarlarların Melekleridir,
Feryail : Keder Elem,… Rüzgarlarının komutanıdır.
Ferruh: Feerah sevinç ve mutlulukların rüzgarının komatanıdır.
insan ömründe, bu iki rüzgarın galip geldiği zamanların orantısı, Feryail komutasında %40, Ferruh komutasında %1, yani bu oran 1/40 dır. yani (1sene Ferruh/40 sene Feryail) Hz Adem, ilk defa topraktan halkolduğunda, Allahü Teala hazretleri, Hz Adem’in çamurunun kuruması için, üzerine, 40 sene Feryail rüzgarı estirmiş. Bir sene de Ferruh rüzgarını estirterekten, kurutmuştur, velhasıl kelam.
Virdimizi sadece okumak niyetiyle okuyanlar, okuyabilir. Fakat vird şeklinde okumak isteyen, ve faydasını görmek isteyenler, Raşidi Tarikatına intisab etmek mecburiyetinde. Ve intisab Duası, Tek bir defa olmak üzre, ilk defa girmek istenince okunacak duadır.
Seyyidina Remzi ve Yalçın- Samson – uzun saçlı adam
Samson ve sevgilisi Daleyla veya Leyla, yani gücünü saçından alan adam. Bu adam Highlander, ve salavatimizin her zaman, 40. veya 41. bogumunda yer alacak, çünkü bu iki adam bize Etek ve koltuk alti traşımızı hatırlatacaklar, Etek ve koltuk altı traşımızın, en fazla geciktrime süresi, 40 gün, veya biraz üstü kadardır. şayet, unutur yada, geciktirirsek, bizzat bize gelip haber etmeleri için, engeç KIRK günde bir traş, ve gecikirsek, onlar bekcimiz, bir yerden “Yalçın, Remzi, Leyla, Higlander, iskoçyalı” haberi gelirse size, bilinki ….traş vakti geldi geciyor.
12 Havarinin isimleri Hakkında Hıristiyan Kaynaklarından Edindiğim Bilginin Tercümesi
“İsa bir dağa çıktı ve onunla birlikte istediklerini çağırdı. Yanına geldiler ve havariler dediği on iki kişiyi atadı. Sürekli onunla birlikte olacaklardı ve onları oraya göndermek istedi. Onun atadığı on iki kişi şunlardı: Peter adını verdiği Simon, Zebedi’nin oğlu Yakup, Yakup’un kardeşi Yuhanna – her ikisine de Boanerges adını verdiği (“Gökgürültüsü Oğulları” anlamına geliyor) – Andreas, Philip Bartholomäus, Matthew, Thomas, James, Alphaeus’un oğlu, Thaddäus, Zealot Simon ve İsa’ya ihanet eden Judas Iscariot. ” – Matta 10: 2-16; Markos 6: 8-11; Luke 9: 2-5
SINIF ADABI VE HER SINIFIN SÜRESi
Normalde her sınıfın zikiri 40 günde katedilir, 40 gün, arda arda 40 gün olmayabilr, eğer arada 3 gün çekemediysen, sende 43 gün sonra üst sınıfa geçersin.Zikirimiz sende 40 günde ahlakı Hasene ve Meleke halini almamiş ise, biraz daha gayret edilir, amma zorlanmaz, ve o zikir sende ahlak olunca, yani çekmeden duramaz olunca, veya çekmeyince kendinde eksiklik hissedince, sende ahlak olmuştur. çekmesi kolay hale gelince, bir üst sınıfa geçilir. üst sınıfa geçmek için tarikatın pirinden destur almaya gerek yokdur, üst sınıfa geçilir, eğer üst sınıf zikirini çekerken sende tökezleme hali yani sendeleme birgün çekip birgün çekememe olmuyorsa, devam edilir, üst sınıfda sendeleme olursa, tekrar bir alt sınıfa dönülür.
RAŞiD’i TARiKATINA iNTiSAB (GiRiŞ) DUASI
Raşidi Tarikatına intisab Duası Budur
Rabbi Vedhulni Cemaati ve Zakiri Raşidi ve edhılni müdhalen Sıdkan.
Bu dua okunduktan sonra, sesli olarak Elfatiha denilir. Sonra orada kim varsa, herkes bir defa fatiha okur, ve onlar şahidimiz olur. Orada kimse yoksa, kendimiz okuruz, ve ordaki melekler okur, ve melekler şahidimiz olmuş olur.
Eğer Raşidi Tarikatından Herhangi bir sebebden ayrılıp çıkmak istenirse aşağıdaki dua okunur, ve çıkmak isteyen kimse zikirlerimizi okumayı bırakır.
Raşidi Tarikatından Çıkış Duası Budur
Rabbi Vahrucni Cemaati ve Zakiri Raşidi ve ehricni muhracen Sıdkan.
Bu dua okunduktan sonra, sesli olarak Elfatiha denilir. Sonra orada kim varsa, herkes bir defa fatiha okur, ve onlar şahidimiz olur. Orada kimse yoksa, kendimiz okuruz, ve ordaki melekler okur, ve melekler şahidimiz olmuş olur.

---------------------------

9. SINIF SOFiLER

Allah Zikiri günde bir defa olmak üzere, 6666 defa Allah zikredilir.
Burasi Güneş Makamidir. izinsiz cekmeyiniz. Günde sadece “hizbul kasr” ve “6666” Allah zikiri cekilir.

10 ve 11. SINIF SOFiLER

Mevsim tesbihi talim edilir ve muhtarlar başkanlar kaymakamlar valiler tayin edilir. (bunlar manevileri) sonra “onlarin hatrina güneş dogar yagmur yagar kar yagar” hadisine devam edilip mutmain oluncaya kadar talim edilir. ve deneme yaptirtilir.
Bu sofiler manen ilham yoluyla bilirler bu makamda olduklarini.

13. SINIF SOFiLER

Her bölgede bir tane güneş makamina birisi tayin edilir ve onlara güneş nasil dogar yagmur nasil yagar mikail iliminin birinci bölümü talim ettirilir. Ve birer tanede yardimci tayin edilirki, o hasta olunca digeri görevi devam ettirsin.

15.SINIF SOFiLER

Zamanin hakimi olmak ögretilir, ve zaman nasil geriye alinir, ve nasil ileriye alinir ögretilir.


16.SINIF SOFiLER

Muhammed dediki "iki günü birbirine eş olan zarardadir."

şeytan ve deccal aleyhillane hic boş durmuyorlar, hergün bize karşi yeni bir silah üretiyorla, ve bizimde onlarla savaşacak yeni silahlara ihtiyacimiz var, allah bize, o gün hangi silahi ikram ederse, onu alip zikir corbamiza katmak zorundayiz, yoksa onlarla savaşamayip yenik düşeriz.
ve yine bize varid olduki yine, yeni bir silah kuşanmamiz lazim, cünkü dedikya kafir deccal frekans ile oynuyor, ve bizim yazdigimiz bu dualarinda kehrwertini aliyor, ve mesala duamaizin başinda, "onlar namazlarini muhafaza ederler" diye zikrediyozki, biz de o ayette gecen o nlar zümresini kaitilipda nerde olursak olalim namazimizi kilip kacirmayalim istiyoruz, ve kafir ise, ben bunu zikredip cekdikce, o da onu ters ceviriyor ve oluyormu sana "onlar namzlarini kacirirlar" ve o zaman bir de bakmişin öglen namazi calinmiş, ucmuş bilme ertesi gün sabah gitmiş, veya hakeza hakeza, siz anlyin artik, yine biz "ya halim ya selim" cekiyoz yani sakin olabilmek için, ve o da onu ceviriyor ve bize bir hiddet geliyor, ve yanardag gibi yeri gögü püskürüyoz, yani zor azizim, bu kafirlerle mücadele zor, silah lazim, ve yine varid olan silah ise, tam olarak :

Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bir gece Rabbine şöyle dua etmiştir:

"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."

"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."

(Hadis-i Şerif )

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَمْحُو اللّهُ مَا يَشَاء وَيُثْبِتُ وَعِندَهُ أُمُّ الْكِتَابِ

Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah, dilediği şeyi siler, yok eder (mahveder) ve (dilediği şeyi) sabit kılar ve ümmülkitap (ana kitap), O'nun indindedir (nezdindedir).

(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 39. ayet )

ve saliklarimiz yol tarikatimiza tabi olan, yol arkadaşlarimiz, bizim yolumuzda, şu an durdugumuz yer olan yere gelince, belalar musibetler etraflarını sarınca, ve atıkları her ok kendinizi vurar olunca, ve hatta elinde tuttugun senin olan bir bicak bile seni kesmeye yeltenince, anlaki buraya ayak bastin, ve Allah bize burada bu silahi gönderdi ki henüz bende tam manasi ila kullanmiyorum, amma kullanim talimatnamesi şu olaki, biz o duanin sadece

Zikirimiz Budur

"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (Extern o bela gidesiye kadar Günde 41 defa)

işde bu ayeti okurken öyle tefkkür edesin ki ey salik, ey yolcu:
Allahdan gayri bir mevcudat yokdur öyle olunca o sana hişimlanan bicak da allah var ancak o bicak bir sükastci şeytan veya cin veya deccal askerinin eline gecmiş (amma gercekden leinde amma frekansi elinde) ve onunla sana karşi savaşiyorlar, ve sen o bicagi, o esir edilmiş halden kurtarip senin safina gecmesi için de ki işde :
Ey yüce Rab "Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." ve şu an sen bana hişimlanan bir bicak oldun, cünkü kainatta sendan başka bir mevcudat yok ise, öyleyse o senin hişimlanan bicak oldugun halindende, senden, sana yüce rabbe siginirim, senin o bicagin veya frekansin esir edilmemiş ele gecmemiş, ve galip olan Allah haline iltica edip siginirim diye tefekkür et. ve bu yukardaki duayi günde 41 defa okuamaya devam et. dedimya sayida degişiklik olabilir henüz tam testden gecmedi daha.

Dua bu, ve bu dereceye erenler için 16.SINIF SOFiLER icindir

"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (41 defa Haricen okuncak)


17.SINIF SOFiLER

Deprem ögeretilirki ve Mikail aleyhisselamin ikinci kisim görevleri talim edilir ve deprem nasil olur nasil yapilir ögretilir.

19.SINIF SOFiLERE

Hizir makami ögretilip talim ettirilir ve tarikatin pirini, olay vuku bulunca aramasi talim edilir. Bizatihi onunla (tarikatin piiri ile) kelam etmesi lazim geldigi ögeretilir ve kimler o göreve (HIZIRLIK makamina )secildi liste tutulur.

Bu 19. sinif sofiler Tesbihlerine Birinci kadrandaki 10 boncugun birincisi mevsim rengi ikincisi beyaz olrak, digeri yine mevsim rengi, ve digeri beyaz.... 10 boncuk dizlerler ve Alfabe duasindan önceki Arapca Elif ba yani alfabeyi 9 defa okurken, birinci boncukda Dad Harfi sag azı dişler arasına konarak okunur, ikinci boncukda sol
azı dişler arasına konarak okunur,sonra yine digerine sonra yine digerine konarak 9 boncuk sayilir.

Dad Harfinin Mahreci

"Dad" harfi dilin ucu azı dişlerin arasına konarak "da" denmeye calışılır d ile z arasi bir ses çıkar
'muhammed Diyauddin' ismi 'muhammed ziyauddin' denir yani asli ise
'Muhammed Dziyauddin' diye okunur dil sag azilara veya sol azilar arasina konabilir, ashabdan ebu bekr efendimiz iki tarafi ile de bu harfin mahrecini cikarabilirmiş

21.SINIF SOFiLER

Kiyamet talim ettirilir ve oraya cikan kimseye kilit ve mühür vurulur.

23.SINIF SOFiLER

Mevsimleri Ayarlama görevi talim edilir, ve bu kainatin öyle otamatik pilotta calişmadigi, bizatihi yaşatarak ögretilir, ve bu görevi hak eden tek bir kimseye bu SIR verilir. (veliaht halife)

24.SINIF SOFiLER

Güneşin Çırasının tutuşturulmasi ögretilir.

27. SINIF SOFiLER

Kader bahsi ve SIRAT köprüsü Talim edilir, ve telepati telefonunu kullanmasi talim ettirilir.

28. SINIF

MEVLUD SIRRI talim ettirilir.


--------------------------
RAŞiD'i TARiKATINA iNTiSAB (GiRiŞ) DUASI

Bu Alttaki Dua yi 40 gün okuyan RAŞiD'i TARiKATINA intisab etmiş olur.


Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim (3 Defa)

Hasbünallahivenimelvekil (5 Defa)

Ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr, ğufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr (1 Defa)

Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn (5 Defa)

Bismillahirrahmanirrahim
Kul eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.

Bismillahirrahmânirrahîm
Kul e'ûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.

Bismillahirrahmânirrahîm
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.

La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.

Rabbic’alni mukimessalati ve min zürriyeti. Rabbena ve tekabbel dua. Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab.

Ülaikellezine hüm aleyhim salavatihim yuhafizun.

Ellezîne yu’minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn.

Rabbenâ âtinâ min ledünke rahmeten ve heyyi’lenâ min emrinâ raşedâ.

Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard, rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ, subhâneke fekınâ azâben nâr


Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr.Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.

Vallâhu gâlibun alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemun

Kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr, innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.

Keteballâhu le aglibenne ene ve rusulî, innallâhe kaviyyun azîz.

Rabbî enniy messeniyeş şeytanu binusbin ve azâba. Rabbî eûzübike min hemezâtiş şeyâtıyni ve eûzü bike rabbî en yahdurun.

Mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut, ferciıl basara hel terâ min futûr. Summerciıl basara kerreteyni yenkalib ileykel basaru hâsien ve huve hasîr

Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn(mecnûnun). Ve ma huve illa zikrun lil'alemiyne
iSTIAZE DUASI EL EVVEL

istiaze Duası El Evvel Budur

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim


vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müşrikiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil münafikiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hasidiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil fasıkıyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hainiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kazibiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müfsidiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müsrifiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil aduvviyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil sahiriyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil mücrimiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil zalimiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil vahişiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna ales kavmis seyyietil müseyyi iyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alen kavmin nazerel hainiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil bahilliyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil gafelel El gafiliyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil yüraun
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil inkarel münkiriyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil iftirael müfteriin
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmis seerigal müseerigun
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmin naakısel munkısun
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)
vağfu anna vağfirlenaVerhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.


Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun.

Rabbi inneke semîud duâi,
Rabbi inneke semîud duâi,
Rabbi inneke semîud duâi.

Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym,
Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym,
Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym.

Adede ma vesiahu ilmullah,
Adede ma vesiahu ilmullah,
Adede ma vesiahu ilmullah.

Sadakallahül Aziym. Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.


أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَاراً

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ

سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ

وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
DEVAMINA BAK
Raşidi Tarikatında Abaküs Tesbih Modelleri

KIŞ MEVSiMi TESBiHi - ARALIK SIYAHA BEYAZ

   

KIŞ MEVSiMi ZEMHERi TESBiHi - ARALIK SONU OCAK  BEYAZ SIYAH

   

SONBAHAR MEVSiMi TESBiHi  SARI TURUNCU

   

YAZ MEVSiMi TESBiHi KIRMIZI BEYAZ

   

iLKBAHAR MEVSiMi TESBiHi YEŞiL BEYAZ

   

iLKBAHAR MEVSiMi TESBiHi - MART AYI PEMBE

   

iLKBAHAR MEVSiMi TESBiHi YAĞMUR - SAYDAM YEŞiL

   

iLKBAHAR MEVSiMi TESBiHi - MART AYI MOR

   

SONBAHAR  MEVSiMi TESBiHi KASIM AYI GRi



DEVAMINA BAK
Delailü'l Hayrat
دلاأيلول حايرات

Delailü'l-Hayrat hakkında bilgi

RİVAYET OLUNUR Kİ

Seyyid Muhammed b. Süleyman el-Cezulî Hazretleri, abdest almak üzere bir kuyunun başına gitti. Ve fakat, kuyudan su çekecek birşey bulamadı. Bir vakit, kuyunun ötesinde berisinde haline çare olacak bir cisim aradı. Kuyudan yüksekçe bir mevkide, küçük bir kız çocuğu vardı ve hazretin müşkil vaziyetini seyretmekte idi. Bulunduğu yerden seslendi: “Sen kimsin?” Hazret, ismini söyledi, kendini tanış etti. Küçük kız: “Yazık! Sen ki, insanlar arasında müteber bir kimse olarak bilinirsin, fakat bir kuyudan su çekemedin!” dedi ve kuyunun başına gelip içine tükürdü. O vakit kuyu, kayalık gözelerden fışkıran pınarlar gibi coştu, suyu dışarıya kadar taştı. El Cezulî de, abdestini bir güzel aldı. Sonra da o küçük garip kızcağıza sordu: “Yaradanın aşkına söyle, sen küçük bir kız çocuğu iken, böyle bir mertebeye nasıl kavuştun?” Küçük kız: “Ben ki, çöllük ülkelerde gezerken, vahşi hayvanatın eline eteğine sarıldığı, Muhammed(S.A.V.) Efendimiz’e çokca salat-u selam ede ede bu mertebeye eriştim.” Süleyman el Cezûli Hazretleri o vakit, Fahr-i Kâinat Efendimiz (S.A.V.) için bir salat-u selam kitabı yazmaya yemin verdi. Ardından da, cümle Muhammed(S.A.V.) ümmeti arasında şöhret bulan, Delâilül-Hayrat (Hayırlı Deliller) kitabını, Cenab-ı Hakk’ın avn ü keremi ile telif eyledi. Yine rivayet olunur ki, Süleyman el Cezûli Hazretleri’nin mübarek bir hanımcığı vardı. Bu saliha kadın, her gece yatağından kalkar ve ortalıktan sır olurdu. Hazret bir gece hanımına sordu: “Sen her gece nereye gidiyorsun?” O saliha kadın dedi: “Ben Medine-i Münevvere’ye, Resûl-i Ekrem Efendimiz Hazretleri’ni ziyarete gidiyorum!” “Fesubhanallah! Sen böyle mucizevî bir yolculuğu yapacak mertebeye nasıl eriştin?” “Pek kutlu bir salavat-ı şerif var. Onu okuyorum.” “Onu bana da söyle!” “Söyleyemem! İzin yok! Fakat sen cümle salavat-ı şerifleri topla bir kitap yap. Ben bakayım, eğer orada var ise sana ‘vardır’ söylerim.” İşte bu iki rivayetin ya ikisi, ya da bir tanesi üzerine, el Cezûli Hazretleri, Delâilül-Hayrat kitabını telif etti. Hanımı baktı ve: “Evet bir kaç yerinde vardır!” dedi.

Okuma Usulu :

pazartesi günü en sonda gelen pazartesi2 bölümü okunur sonra hatim duası yapılır. Böylece bitmiş olur.
Sonra yeniden başlanır, en başa dönülür. Önce başlangıç duasısonra niyet duası, sonra iftitah duası,sonra Esma-i Hüsna, Tevfik duası, Esma-i Nebi sırasıyla okunur. Sonra pazartesi kısmı okunur. Böylece yeni okuma başlamış olur.

Delailü'l Hayrat Oku

Delailü'l Hayrat - Pazartesi

PAZARTESİ



Rahman ve Rahım olan Allahın adıyla.
1- Alâh-u Teâlâ efendimiz ve sahibimiz Muhammed’e onun âl-i ve ashabına salât ve selam eylesin.
2- Allahım, Efendimiz ibrahime salât ettiğin gibi Efendimiz Muhammed’e onun zevcelerine ve zürriyyetine de salat eyle. Allahım, Efendimiz ibrahime bereket ihsan ettiğin gibi Efendimiz Muhammed’e onun zevcelerine ve zürriyyetine de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin. (Sen her türlü övgüye layıksın. Yücelik ve şeref de senin elindedir.)
3- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Efendimiz İbrâhîm’e bütün âlemde bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ven onun âl-i’nede bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.
4- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Efendimiz İbrâhîm’e bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ven onun âl-i’nede bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.
5- Allahım, efendimiz ümmî olan nebî Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.
6- Allahım, , kulun ve Rasulün efendimiz Muhammede salât eyle.
7- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.
8- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.
9- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne merhamet ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de merhamet eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.
10- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne şefkat gösterdiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de şefkat göster. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.
11- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne selamet verdiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de selamet ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.
12- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne bütün âlemde bereket, merhamet ve salat ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat, bereket, merhamet ve ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.
13- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e salat ettiğin gibi, Efendimiz Nebî Muhammed’e mü’minlerin anneleri olan onun zevceleri, zürriyyeti ve Ehl-i Beyt-i’ne de salat eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.
14- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e bereket ihsan ettiğn gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.
15- Ey yerleri donatan, yüksek semaları yaratan ve kalpleri kötüsüyle iyisiyle yaratıldığı hal üzere çekip çeviren Allahım ! Batıl ehlinin ordularını mağlûb eden, hakkı en doğru şekilde ilan eden, kendisinden öncekileri tamamlayan, kapatılan iman kapılarını açan, rasulün ve kulun Muhammed’e rahmetinin en üstününü, bereketlerinin artarak devam edenlerini ve şefkatinin en sıcağını ikram eyle. Zira o rasulün senin vahyini gönlünde tutarak ahdini koruyup emrini yerine getirmekte hiç gecikmeksizin rızana koşarak, emrin olduğu için sana itaat etti. O’nun bu itaati de elde etmek isteyen için parlak bir nur halini aldı. Böylesi bir nurla Allah’ın ihsanı, efendimizi işaret eden vesilelerle ancak ehil olana ulaşır. Kalplerse günah ve fitneler bataklığına dalıp gittikten sonra Rasulle hidayete kavuşur. Zira O Rasul isimleri izah etmeye, hükümleri açığa çıkarmaya ve İslam’ın gönülleri aydınlatmasına ışık tutar. Çünkü o senin güvenilir kıldığın emînin, saklı ilminin sâdık koruyucusu, kıyamet gününde şâhidin, nimet ve rahmet olarak hakla gönderdiğin rasulündür.
16- Allahım ! Adn cennetinde onun yerini genişlet, fazlından onu kat kat hayırla mükafaatlandır. Herhangi bir sıkıntı olmadan ve ardı arkası kesilmeden, hayırların ona bol bol ulaşmasını ihsan eyle.
17- Allahım ! O’nun firdevs cennetindeki makamını insanların makamından yüce kıl. O’na senin katındaki has makamını ve ihsanını ikram eyle. Peygamber olarak gönderdiğin için O’nu şehadeti makbul, sözü rızaya uygun, âdil sözlü, konuşması açık ve büyük bir burhan sahibi olarak mükafaatlandır.
18- Şüphesiz Allah ve melekleri bu Nebî’ye çok salât etmektedirler. Ey îmân edenler sizde onun üzerine salat edin. Tam bir teslimiyetle selam verin.
19- Allahım ! Davetine icabet ettim. Rabbim, senden saadetler dilerim. Çok merhametli ve iyilikler ihsan eden Allahım! mukarrebûn makamındaki ve Allah’a en yakın meleklerin, nebîlerin, sıddıkların, şehit*lerin, salihlerin okuduğu ve seni tesbîh eden her şeyin salavatı, senin izninle İslam’a davet eden müjdeci, şâhit, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın Rasulü takva sahiplerinin imamı, rasullerin efendisi, nebîlerin sonuncusu, efendimiz Abdullah oğlu Muhammed’e olsun. O’na selam olsun.
20- Allahım ! Salatlarını ve bereketlerini rahmetini rasullerin efendisi, takva sahiplerinin imamı, nebîlerin sonuncusu, rahmet peygamberi hayrın önderi ve imamı olan rasulün ve kulun efendimiz Muhammed’in üzerine ikrâm eyle.
21- Allahım ! O’nu öncekilerin ve sonrakilerin gıpta edeceği makamı Mahmud’a ulaştır.
22- Allahım ! efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.
23- Allahım ! Allahım, efendimiz İbrâhîm’e bereket ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.
24- Efendimiz Muhammed’e, onun âl-i’ne, ashabına, çocuklarına, zevcelerine, zürriyetine, ehl-i beytine, evlilikten doğan akrabalarına, ensarına, kendisini takip eden fırkrlarına, sevenlerine, ümmetine ve onlarla beraber hepimize salât eyle. ey merhametliler merha*metlisi Allahım !
25- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e salât edenlerin sayısınca salât eyle. Salât etmeyenlerin sayısınca salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e kendisine salât okumamızı emrettiğin salât gibi salât eyle. Efendimiz Muhammed’e nasıl salât edilmesini istiyorsan o şekilde salât eyle.
26- Allahım ! kendisine salât okumamızı emrettiğin salât gibi, Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne layık olduğu şekilde salât eyle.
27- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne layık olduğu şekilde salât eyle.
28- Allahım ! kendisi için sevip razı olacağın şekilde efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne salât eyle.
29- Efendimiz Muhammed’in ve âl-i’nin rabbi olan Ey Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne salât eyle. Cennette’ki vesîle makamını ve dereceyi ona ihsan eyle.
30- Efendimiz Muhammed’in ve âl-i’nin rabbi olan Ey Allahım ! Efendimiz Muhammed’e layık olduğu şekilde mükafaat ihsan eyle.
31- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e o’nun âl-i ve ehl-i beyti’ne salât eyle.
32- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne salât adına verilmedik hiç bir salât eksik kalmayıncaya kadar salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne rahmet adına verilmedik hiç
bir rahmet eksik kalmayıncaya kadar rahmet ihsan eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne bereket adına verilmedik hiç bir bereket eksik kalmayıncaya kadar bereket ihsan eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne selam adına verilmedik hiç bir selam eksik kalmayıncaya kadar selam eyle.
33- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e önceki rasuller, nebîler ve ümmetler arasında salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e sonraki, kıyamete kadar gelecek olan ümmetler arasında salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e nebîler arasında salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e rasuller arasında salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e mele-i âlâ, mertebeleri en üstün olan melekler, mukarrebûn, rûhâniyyûn, nûraniyyûn arşiyyûn arasında kıyâmet gününe kadar salât eyle.
34- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e cennetteki derecelerin en üstünü olan vesîle makamını, fazileti, şerefi ve büyük mertebeyi ihsân eyle.
35- Allahım ! Görmediğim halde Efendimiz Muhammed’e îmân ettim. Cennetler içerisinde O’nu görmekten beni mahrum eyleme. Kendisiyle sohbet etmeyi bana nasib eyle. Beni O’nun dîni olan İslâm üzere öldür.
İçtikten sonra asla susuzluk hissertmeyeceğimiz, içimi rahat, insanın içine sinen ve doyurucu olan havzından bana da içir. Şüphesiz sen her şeye gücü yetensin.
36- Allahım ! Efendimiz Muhammed’in ruhuna tahıyyat ve selâmımı ulaştır.
37- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e kendisini görmediğim halde îmân ettiğim gibi cennetlerde O’nun cemâlini görmekten beni mahrum eyleme.
38- Allahım ! Efendimiz Muhammed’in şefaati kübrasını kabul eyle. O’nun yüksek derecesini daha da yücelere çıkar. Efendimiz İbrahim ve Musa’ya verdiğin gibi O’na dünya ve âhirette de bütün istediklerini ihsan eyle.
39- Allahım ! efendimiz İbrâhîm ve onun âl-i’ne salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Allahım ! efendimiz İbrâhîm ve onun âl-i’ne bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.
40- Allahım ! Nebin ve rasulün efendimiz Muhammed’e hem seçilip çıkartılmış, tertemiz dostun efendimiz İbrâhîm’e, hem de kendisiyle konuştuğun, kelîmullâh ve sana vâsıtasız münacaat eden neciyyullâh efendimiz Mûsâ’ya, ayrıca senin emrinle anasız babasız meydana gelen Rûhullâh ve her bir şeye (senin emrinle) ol deyince oluveren Kelîme efendimiz Îsâ’ya ve meleklerin, rasullerin, nebilerin, hayırlı kulların, yer ve gök ehlinden seçilip çıkarttığın asfiyâ, Allâh’ın ikrâmına ulaşmış hâlis kullar ve velî kullarının hepsine de salat ve selâm eyle. Bereket ihsân eyle.
41- Allâh-u Teâlâ mükafaatının sayısınca salavat okumaya razı olacağı ve bizzat istediği salavat sayısı kadar, arşının ağır*lığınca, kelimelerinin sayısı ve çokluğu kadar, zikredenlerin O’nu zikrettiği, zikrinden gâfil olanların da gafleti kadar lâyık olduğu şekilde efendimiz Muhammed’e, ehl-i beyt’ine ve pâk nesline kelimenin tam mânâsıyla salat ve selâm eylesin.

42- Allahım ! Bina ettiğin günden bu zamana kadar, gökyüzünden yağan yağmurların sayısınca efendimiz Muhammed’e, onun zevcelerine zürriyyetine, nebî, rasul, melek, mukarrebûn makamındaki diğer melekler ve salih kullarının hepsine salat eyle. Allahım ! donatıp yaydığın günden bu zamana değin, yeryüzünde biten bitkilerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salat eyle. Sayılarını ancak senin bildiğin semadaki yıldızlar miktarınca, efendimiz Muhammed’e salat eyle. Yarattığın günden bu zamana kadar ruhların nefesleri kadar efendimiz Muhammed’e salat eyle. Ayrıca yaratmış olduğun ve yaratılacaklarınla ilminin kuşattığı ve bunların katları kadarınca efendimiz Muhammed’e salat eyle.
43- Allahım ! Yarattıklarının sayısı, arşının ağırlığı, kelimelerinin miktarı, ilminin kuşatacağı şeyler ve âyetlerinin sayısınca ve bizzat razı olacağın kadar efendimiz Muhammed’e salat eyle.
44- Allahım ! Bütün yarattıklarının üzerinde senin üstünlüğün ve faziletin gibi kendilerine salavat okuyan bütün kullarının salavatından üstün ve fazıletli olan salat ve selamla onlara salat eyle.
45- Allahım ! Gece ve gündüzlerin aralıksız devam edip gittiği zaman süresince, gece ve gündüzler boyu, sağnak ve ince ince yağan yağmur tanelerinin sayısınca hiç bir üzüntü ve kesinti olmaksızın onlara salat eyle.
46- Allahım ! yarattıklarının adedince, zatının rızası, arşının ağırlığı, kelimelerinin sayısı, ilminin sonsuzluğu ve bütün mahlukatının ağırlığınca, ilminin kuşattığı ve ilminle bildiklerinin katlarınca sürekli devam eden kullarına nazaran zatının fazıleti gibi bütün kullarından salavat okuyanların salavatlarından daha fazla ve üstsn salavat olması için hem efendimiz nebin Muhammed’e hem de efendimiz dostun İbrâhîm’e ve bütün peygamberlerine yer ve gök ehlinden seçip çıkardığın asfiya kullarına salat eyle.
Bu Salavâtın Ardından Cenâb-I Hakk Tarafından Kabul Edileceğini Umarak Şu Duâ Okunur

47- Allahım ! beni nebîn ve efendimiz Muhammed’in dininden ayrılmayanlardan, onun hürmetine ta’zim edip kelimesini, kelime-i şahâdeti aziz bilenlerden, ahdini tevhid ve risalet inancını ve zimmetini kur’ân ve sünneti koruyanlardan, dininde samîmi olan mensuplarına ve onun çağrısına yardım edenlerden, ona tâbî olanları ve onun ümmeti
olmayı kabûl edenleri çoğaltanlardan eyle. Beni kıyâmet günü, onun hamd sancağı altında toplanan zümreden, onun yoluna ve sünnetine aykırı hareket etmeyenlerden eyle.
48- Allahım ! ben onunsünnetine sımsıkı sarılmakistiyorum, onun getirdiği emir ve yasak olan şeyleri değiştirmekten sana sığınıyorum.

49- Allahım ! efendimiz, nebîn, rasulün, Muhammed’in senden istediği hayırlardan bende istiyorum, onun sana sığındığı ve şer olan şeylerin hepsinden sana sığınıyorum.
50- Allahım ! beni fitnelerin şerrinden koru. Bütün meşakkatlerden bana âfiyet ihsân eyle. Benden görünür ve görünmez meydana gelen işleri ıslâh eyle. Kalbimi kin ve hasetten temizle. Beni üzerinde hiç bir kul hakkı kalmayan biri eyle.
51- Allahım ! şüphesiz ben senin bildiğin hayırların en güzeline yapışmak, yine senin kötü olarak bildiğin şeyleri terk etmek istiyorum. Rızkıma kefîl olmanı, yeterli olana kanaat edebilmeyi, her şüpheli şeyden doğru bir îzah tarzı bulmayı, her delilde hak olanı gerçekleştirmeyi, öfke rızâ hâlinde âdil olmayı, kaderin cereyân ettiği işlerde teslîm olabilmeyi, zenginlik ve fakirlik hâlinde iktisatlı davranmayı, sözde ve fiilde tevazû göstermeyi, ciddî veyâ şaka bütün sözlerde dosdoğru olmayı senden taleb ediyorum.
52- Allahım ! şüphe yok ki gerçekleştiği sadece seninle benim aramda bilinen bâzı günahlarım var. Bir de insanlarla benim aramda olanlan, hem senin hem de insanların bildiği nice günahlarım var.
53- Allahım ! bu günahlardan seninle aramda olanı bağışla. İnsanlarla aramda olan günahlarımı tekeffül eyle. O günahları da benden al. Fazlınla beni ihtiyaçsız kıl. Şüphesiz sen bağışlaması çok olansın.
54- Allahım ! kalbimi ilminle nurlandır. Bedenimi taatinde kullan. Rûhumu fitnelerden temizle. Fikrimi mûteber işlerle meşgûl eyle. Şeytanın vesveselerinden beni koru. Ey Rahmân olan Allahım ! Ey Rahmân, üzerimde şeytanın hiç bir gücü kalmayıncaya kadar beni ondan kurtar.


Delailü'l Hayrat -salı

SALI




1- Allahım ! şüphesiz ben senin bildiğin hayırlardan ister, senin bildiğin şerlerden yine sana sığınırım. Senin bildiğin günahdan bağışlanmamı taleb ederim. Şüphesiz bilen sensin. Biz bilmeyiz. Sen gaybları tam anlamıyla bilensin.

2- Allahım ! yaşadığım bu zamanda fitnere düşmekten, cü’et ehl-i kimselerin bana sataşmasından ve zaafa düşürmelerinden beni koru. Bana merhamet et.

3- Allahım ! beni zâtından gelen himâye ile ömrümün sonuna kadar kurtulmuş olabilmem için bütün yarattıklarının şerrinden metin bir sığınakta muhafaza eyle.

4- Allahım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ona salât okuyanların sayısınca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ona salât okumayanların sayısınca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ona salât okunmasının lâyık olduğu şekilde salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ona salât okunması vâcib olan salavat gibi salât eyle. Hattâ Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne okunmasını emrettiğin şekilde salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne kendi nûru nurların bile nûru sayılan ve bu sayede sırrının şuâsıyla nice sırların aydınlandığı salât ile salât eyle.

5- Allahım ! efendimiz Muhammed’e, âl-i’ne ve ebrâr olan bütün ehl-i beyt’ine salât eyle.

6- Allahım ! senin nurlarının ummânı, sırlarının kaynağı, varlığını isbat eden delillerin lisânı, mülk âleminin direği, huzuruna ulaşmak isteyenlerin imamı, peygamberlerin sonuncusu, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, yüce zâtın devâm ettikçe devâm eden, yüce zâtın bâkî kaldıkça ebedî kalacak olan, seni de onu da razı edecek okuduğumuzda bizden de râzı olacağın salâtla ona salât eyle. Ey âlemlerin rabbi olan Allâhım.

7- Ey hıll ve harem’in rabbi, ey ! meş’ari harem’in rabbi, ey ! beyt-i haram’ın rabbi, ey ! rükn ve makâm’ın rabbi olan Allâhım ! efendimiz ve sahibimiz Muhammed’e bizden selâm ulaştır.

8- Allâhım ! önceki yaratılmışların ve kıyâmete kadar yaratılacak olanların efendisi, efendimiz ve sahibimiz Muhammed’e salât eyle.

9- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e her an ve her zaman salât eyle.

10- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kıyâmete kadar, en yüce meleklerin bulunduğu makamda, mele-i âlâ da salât eyle.

11- Allâhm ! yeryüzü ve üzerinde bulunanlar görevlerini tamamlayıp huzurunda toplanıncaya kadar, efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle. Zîrâ sen sâhip olanların en üstünüsün.

12- Allâhım ! efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz ümmî nebî Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin. Allâhım ! efendimiz İbrâhîm’e bereket ihsân ettiğin gibi, Efendimiz ümmî nebî Muhammed’e bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.

13- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ezelî ilminin bildiği, kader ilminin gerçekleştiği, irâdenin cereyân ettiği, meleklerinin de ona salât ettiği kadar hem sürekli fazlınla hem de sonsuzluğuna asla son olmayacak ihsânınla hep ebedî kalacak şekilde salat eyle.

14- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ilminin kuşattığı, Kur’ân-ı Kerîm’in zikrettiği, meleklerin de ifâde ettiği şahadet sayısınca salât eyle. Onun ashâbından râzı ol. Ümmetine merhamet eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.

15- Allâhım ! efendimiz ve sahibimiz Muhammed’e, onun âl-i’ne ve bütün ashâbına salât eyle.

16- Allâhım ! efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Bütün âlemlere bereket ihsân ettiğin gibi onlara da bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.

17- Allâhım ! secde hâlindeki kalp huşûu ile sana sığınıyorum. Ey efendim! ey Allâh ! ey celîl. Verilen sözlere senin kadar vefâ gösteren yoktur. Nurla süslü kürsîden itibâren yüce ve şerefli arşına kadar neler varsa, onların hatırı ve arşının altında bulunanların hakkı için dileğimi sana arzediyorum. Sen semaları ve gökgürlemelerinin seslerini yaratmadan önce, birliğinle ilah olarak bilindiğin ve dâim olduğun gibisin. Ey Allâhım ! beni zâtın için sevenlerden, senin tarafından sevilen kullardan, sana yakınlaşmış büyük zatlardan ve sana tutkun âşıklardan eyle.

Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Vedûd.

18- Allâhım ! Ezelî ilminle bildiğin şeyler sayısınca efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle.

19- Allâhım ! Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen şeyler sayısınca efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle.

20- Allâhım ! kudretinin nüfûz ettiği şeyler sayısınca efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle.

21- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e irâdenin tahsîs şeyler sayısınca salât eyle.

22- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e ona emrettiğin ve yasakladığın şeyler sayısınca salât eyle.

23- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e senin duyma kudretinin kavradığı şeyler sayısınca salât eyle.

24- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e senin görme kudretinin kavradığı şeyler sayısınca salât eyle.

25- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kendisini hatırlayıp yâdedenlerin sayısınca salât eyle.

26- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kendisini hatırlayıp yâdetmekten gâfil olanların sayısınca salât eyle.

27- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e yağan yağmur tâneleri sayısınca salât eyle.

28- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e ağaçların yaprakları sayısınca salât eyle.

29- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e yaban hayvanları sayısınca salât eyle.

30- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e deniz hayvanları sayısınca salât eyle.

31- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e denizlerdeki sular miktârınca salât eyle.

32- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e gece karanlığının kendilerini bürüdüğü ve gündüz aydınlığının kuşattığı şeyler sayısınca salât eyle.

33- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e gece ve gündüz salât eyle.

34- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kumlar miktârınca salât eyle

35- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kadın ve erkek kulların sayısınca salât eyle.

36- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e bizzat senin râzı olacağın kadar salât eyle.

37- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e senin kelimelerin sayısınca salât eyle.

38- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e yer ve gök dolusunca salât eyle.

39- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e arşının ağırlığı kadar salât eyle.

40- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e bütün mahlûkâtın sayısınca salât eyle.

41- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e zâtından gelecek olan salavâtının en fazîletlisi ile salât eyle

42- Allâhım ! rahmet peygamberine salât eyle.

43- Allâhım ! bu ümmetin şefaatçisine salât eyle.

44- Allâhım ! darlığı gideren zâta salât eyle.

45- Allâhım ! zulmeti aydınlatan zâta salât eyle.

46- Allâhım ! nîmeti ulaştıran zâta salât eyle.

47- Allâhım ! rahmeti getiren zâta salât eyle.

48Allâhım ! kevser şarabının bulunduğu havuz sâhibi olan zâta salât eyle.

49- Allâhım ! Makâm-ı Mahmûd sâhibi olan zâta salât eyle.

50- Allâhım ! kıyâmet günü hamd sancağı sâhibi olan zâta salât eyle.

51- Allâhım ! mi’râc gecesi ulaştığı makâm sâhibi olan zâta salât eyle.

52- Allâhım ! kerem ve cömertlikle tavsîf ettiğin zâta salât eyle.

53- Allâhım ! semâda Mahmûd ve yeryüzünde Muhammed adıyla anılan efendimize salât eyle.

54- Allâhım ! nübüvvet mührü sâhibi olan zâta salât eyle.

55- Allâhım ! doğumunda ve doğumundan sonra zuhûr eden alâmetler sâhibi zâta salât eyle.

56- Allâhım ! her türlü ikramla sıfatlanmış olan zâta salât eyle.

57- Allâhım ! öncekilerin ve sonra gelenlerin efendisi, seyyidi olma özelliği kazanan zâta salât eyle.

58- Allâhım ! bulutun kendisini gölgelediği zâta salât eyle.

59-Allâhım ! arkasındakini tıpkı önünde olan kimseyi gördüğü gibi gören zâta salât eyle.

60-Allâhım ! kıyâmet günü şefaat talebi kabûl edilen ve şefaat eden zâta salât eyle.

61- Allâhım ! tevâzu’ sâhibi olan zâta salât eyle.

62- Allâhım ! şefaat sâhibi olan zâta salât eyle.

63- Allâhım ! en yüce cennetlerin en yüce makâmı olan vesîle sâhibi zâta salât eyle.

64- Allâhım ! fazîlet sâhibi olan zâta salât eyle.

65- Allâhım ! cennetteki derecelerin hepsinden en yüce olan yüksek derece sâhibi zâta salât eyle.

66- Allâhım ! sünnet olarak taşıdığı baston sâhibi olanzâta salât eyle.

67- Allâhım ! İncil’de zikredilmiş sıfatı olarak, ayaklarına nalın giyinmiş olan zâta salât eyle.

68- Allâhım ! peygamberliğine işâret eden delîl hüccet sâhibi zâta salât eyle.

69- Allâhım ! peygamberliğini açıkça gösteren ısbât, burhân sâhibi zâta salât eyle.

70- Allâhım ! herkese hükmünü geçiren, hükümranlık sâhibi olan zâta salât eyle.

71- Allâhım ! Mi’rac’da başına giydirilen nurdan tâc sâhibi zâta salât eyle.

72- Allâhım ! Mi’rac’a çıkma şerefine sâhib olan zâta salât eyle.

73- Allâhım ! kılıç sâhibi olan zâta salât eyle.

74- Allâhım ! Necîb adındaki deveye binen zâta salât eyle.

75- Allâhım ! Mi’râc gecesi Burağa binen zâta salât eyle.

76- Allâhım ! yedi kat semâyı yarıp geçen zâta salât eyle.

77- Allâhım ! bütün insanlara şefaat eden zâta salât eyle.

78- Allâhım ! elinde yiyeceğin tesbîh ettiği zâta salât eyle.

79- Allâhım ! kendisinden ayrıldığında hurma kütüğünün inleyip ağladığı zâta salât eyle.

80- Allâhım ! sakrâ kuşlarının kendisiyle sana sığındığı zâta salât eyle.

81- Allâhım !elinde küçük çakıl taşlarnın tesbîh ettiği zâta salât eyle.

82- Allâhım ! huzûruna geyiğin gelip kendisinden en fasih ifâdeyle şefaat talebinde bulunduğu zâta salât eyle.

83- Allâhım ! herbiri büyük mürşîd olan ashâbıyla mecliste sohbet ederken meleklerin kendisiyle konuştuğu zâta salât eyle.

84- Allâhım ! insanları cennetle sevindiren ama cehennemle de korkutan zâta salât eyle.

85- Allâhım ! aydınlatıcı kandil gibi nur saçan zâta salât eyle.

86- Allâhım ! devenin kendisine hâlinden şikâyet ettiği zâta salât eyle.

87- Allâhım ! parmaklarının arasından tatlı su akan zâta salât eyle.

88- Allâhım ! maddî mânevî pisliklerden temizlenmiş olan zâta salât eyle.

89- Allâhım ! nurların nûru olan zâta salât eyle.

90- Allâhım ! Ay’ın kendisi için ikiye ayrıldığı zâta salât eyle.

91- Allâhım ! maddeten ve mânen tertemiz olan zâta salât eyle.

92- Allâhım ! en üstün makamda sana en yakın olan zâta salât eyle.

93- Allâhım ! şirkin ve küfrün karanlığını yok edip, âleme îman nûrunu yayarak tan yerini ağartan zâta salât eyle.

94- Allâhım ! karanlığı delen yıldız misâli O’zâta salât eyle.

95- Allâhım ! tutunulacak sapa sağlam biricik zâta salât eyle.

96- Allâhım ! dünyâ ehlini cehennemle korkutan zâta salât eyle.

97- Allâhım ! kıyâmet gününün şefaatçisi olan zâta salât eyle.

98- Allâhım ! insanlara kevser havuzundan içirecek olan zâta salât eyle.

99- Allâhım ! Livâil-Hamd sâhibi zâta salât eyle.

100- Allâhım ! insanları hak yola irşâd ederken bütün varlığıyla İslâm Dîni’ni tebliğe yönelen zâta salât eyle.

101- Allâhım ! râzıolduğun hususta tam mânâsıyla gayret eden zâta salât eyle.

102- Allâhım ! son nebîye salât eyle.

103- Allâhım ! son rasûle salât eyle.

104- Allâhım ! hakkı ayakta tutan Mustafâ’ya salât eyle.

105- Allâhım ! Rasûlün Ebu’l-Gâsım’a salât eyle.

106- Allâhım ! âyetler sâhibi olan zâta salât eyle.

107- Allâhım ! bütün insanlara emir ve yasakları açıklayarak doadoğru yolu gösteren deliller sâhibi olan zâta salât eyle.

108- Allâhım ! anlattıklarınındışında nice ilâhi sırlar ve işâretlere sâhibi olan zâta salât eyle.

109- Allâhım ! peygamberliğinden önce kendisinden meydana gelen ve adına irhâsât denilen hârikulâdelikler anlamındaki kerâmetler sâhibi olan zâta salât eyle.

110- Allâhım ! alâmetler sâhibi zâta salât eyle.

111- Allâhım ! peygamberliğine delâlet eden açık âyetler ve burhanlar sâhibi olan zâta salât eyle.

112- Allâhım ! mu’cizeler sâhibi olan zâta salât eyle.

113- Allâhım ! hârikulâde işlerin sâhibi olan zâta salât eyle.

114- Allâhım ! taşların kendisine selâm verdiği zâta salât eyle.

115- Allâhım ! huzûrunda ağaçların secde ettiği zâta salât eyle.

116- Allâhım ! nûrundan çiçeklerin açıldığı zâta salât eyle.

117- Allâhım ! bereketiyle mahsullerin tadlandığı zâta salât eyle.

118- Allâhım ! aldığı abdest suyunun artığıyla ağaçların yeşerdiği zâta salât eyle.

119- Allâhım ! nûrundan bütün nurların yayılıp dağıldığı zâta salât eyle.

120- Allâhım ! kendisine okunan salavât sâyesinde günahların silindiği zâta salât eyle.

121- Allâhım ! kendisine okunan salavâtla ebrâr makâmındaki kulların makâmına erişilen zâta salât eyle.

122- Allâhım ! kendisine okunan salavâtla büyüklerin ve küçüklerin rahmete nâil oldukları zâta salât eyle.

123- Allâhım ! kendisine okunan salavâtla hem bu dünyâda hem âhirette nîmetlere erişilen zâta salât eyle.

124- Allâhım ! kendisine okunan salavâtla Azîz ve Ğaffâr olan Allâh’ın rahmetine erişilen zâta salât eyle.

125- Allâhım ! düşmanların kalbine korku salmakla güçlendirilmiş ve yardım olunmuş olan zâta salât eyle.

126- Allâhım ! seçilmiş azâmet ve şeref sâhibi olan zâta salât eyle.

127- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle.

128- Allâhım ! boş sahrâlarda yürüdüğünde vahşî hayvanların bile onun eteğine yapıştığı zâta salât eyle.

129- Allâhım ! O’na âl-i’ne ve ashâbına tam mânâsıyla salât eyle. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsûsdur.
(ikinci dörtte birin başı)

130- Günahlarda dâhil olmak üzere her şeyi bilmesine rağmen engin merhametinden dolayı Allâh’a hamd olsun. Aynı şekilde günahları helâk etmekte dâhil olmak üzere her şeye kaâdir olan afv eden Allâh’a hamd olsun.

131- Allâhım ! şüphesiz ben fakirlikten, zâtından başka birine zelîl olmaktan, senden başkasından korkmaktan, yalan söylemekten, bütün günah çeşitlerini işlemekten ve senin affına aldanıp gururlanarak günâha dalmaktan, düşmanların şamatasından, dermansız dertlerden, ümîdin boşa gitmesinden, nîmeti kaybetmekten, belânın ansızın gelmesinden hep sana sığınırım.

132- Allâhım ! habîbinin lâyık olduğu şekilde efendimiz Muhammed’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.

Allâhım ! habîbinin lâyık olduğu şekilde efendimiz Muhammed’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.

Allâhım ! habîbinin lâyık olduğu şekilde efendimiz Muhammed’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.

133- Allâhım ! dostunun lâyık olduğu şekilde efendimiz İbrâhîm’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.

Allâhım ! dostunun lâyık olduğu şekilde efendimiz İbrâhîm’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.

Allâhım ! dostunun lâyık olduğu şekilde efendimiz İbrâhîm’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.

134- Allâhım ! mahlûkâtının ve arşının ağırlığı, kelimelerinin sayısı ve tamâmen hoşnutluğunla bütün âlemlerde efendimiz İbrâhîm’e salât, merhamet ve bereket ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salât eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.

135- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât okuyanların sayısınca ona salât eyle.

136- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât okumayanların sayısınca ona salât eyle

137- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât okunan sayısınca ona salât eyle.

138- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e okunan salavâtın katlarınca ona salât eyle.

139- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e lâyık olduğu şekilde ona salât eyle.

140- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e lâyık gördüğün sevip râzı olduğun şekilde ona salât eyle.


Delailü'l Hayrat -çarşamba

ÇARŞAMBA



1- Allâhım ! efendimiz Muhammed’in ruhlar arasındaki rûhuna, cesetler arasındaki cesedine, kabirler arasındaki kabrine, onun âl-i’ne ashâbına salât ve selâm eyle.

2- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e onu zikredenlerin her zikredişinde ona salât ve selâm eyle.

3- Allâhım ! efendimiz Muhammed’i yâd edip hatırlamaktan gâfil olanların sayısınca ona salât eyle.

4- Allâhım ! ümmî nebî efendimiz Muhammed’e, mü’minlerin anneleri olan zevcelerine, zürriyetine, ehl-i beytine sonsuz salât ve selâmla salât eyle, selâm eyle, bereket ihsân eyle.

5- Allâhım ! ilminin kuşattığı ve Ku’ân-ı Kerîm’in bildirdiği gerçekler sayısınca ancak senin râzı olacağın ve kendisine lâyık olan salâtla efendimiz Muhammed’e salât eyle. Vesîle makâmını, fazîlet ve yüksek dereceyi ona ihsân eyle. Allâhım ! kendisine va’d ettiğin Makâm-ı Mahmûd’a onu ulaştır. Lâyık olduğu şekilde onu mükâfaatlandır. Nebîlerden, sıddıklardan, şehitlerden ve sâlihlerden olan bütün kardeşlerine de salât eyle.

6- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât eyle. Onu kıyâmet günü sana en yakın makâma yerleştir.

7- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât eyle.

8- Allâhım ! ona izzet, rızâ ve cömertlik tâcını giydir.

9- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e kendisi için senden istediği şeylerin en fazîletlisini ona ihsân eyle. Allâhım ! herhangi bir kulunun efendimiz Muhammed için senden istediği şeylerin en fazîletlisini de ona ihsân eyle. Allâhım ! efendimiz Muhammed’e kıyâmet gününe kadar senden istenilmiş olanların en fazîletlisini kendisine ihsân eyle.

10- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e; Âdem, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ, ve Îsâ’ya, bunlar arasındaki bütün nebîlere rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun. Allâhım ! efendimiz Muhammed’e; Âdem, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ, ve Îsâ’ya, bunlar arasındaki bütün nebîlere rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun. Allâhım ! efendimiz Muhammed’e; Âdem, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ, ve Îsâ’ya, bunlar arasındaki bütün nebîlere rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun.

11- Allâhım ! efendimiz Âdem babamıza, annemiz Havvâ’ya meleklerinin salâtı kadar salât eyle. Allâhım ! efendimiz Âdem babamızı ve annemiz Havvâ’yı en yüce firdevs cennetine koyup üstün nîmetlerde râzı edinceye kadar, onlara bol rahmet ve kereminden ihsân eyle.

12- Allâhım ! ana-babayı çocukları sâyesinde mükâfaatlandırdığın şeylerin en fazîletlisiyle onları mükâfaatlandır.

13- Allâhım ! efendimiz Cebrâîl’e, Mîkâîl’e, İsrâfîl’e, Azrâîl’e, arşı taşıyan meleklere, diğer meleklere, mukarrabûn makâmındaki meleklere bütün nebî ve rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun.

Allâhım! efendimiz Cebrâîl’e, Mîkâîl’e, İsrâfîl’e, Azrâîl’e, arşı taşıyan meleklere, diğer meleklere, mukarrabûn makâmındaki meleklere bütün nebî ve rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun.

Allâhım! efendimiz Cebrâîl’e, Mîkâîl’e, İsrâfîl’e, Azrâîl’e, arşı taşıyan meleklere, diğer meleklere, mukarrabûn makâmındaki meleklere bütün nebî ve rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun.

14- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e bildiklerin sayısınca, bildiklerinin sonsuz ağırlığınca hattâ kelimelerinin adedince salât eyle.

15- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e hiç eksilmeyen salâtla salât eyle.

16- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e sonsuzluğa kadar hiç eksilmeyen, hattâ zaman tükense bile bitip tükenmeyen salâtla salât eyle.

17- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e yaptığın salât ve selâmla ona salât ve selâm eyle. Ayrıca onu lâyık olduğu şekilde mükâfaatlandır.

18- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e hem hoşnûd olacağı hem de kendisini menûn edecek ama bizden de memnûn olacağı salâtla ona salât eyle. lâyık olduğu şekilde onu mükâfaatlandır.

19- Allâhım ! nurlarının denizi, sırlarının mâdeni, tek ilâh oluşunu kullarına açıklayan, hükümranlığının altında bulunan herşeyin nâdidesi, tevhîd makâmının imâmı varlık âlemine güzellik katan süsü, her türlü rahmetinin hazînesi, dîninin yolu, tevhîdinle lezzet alan, varlık özünün insanı, her vâr olanın varlık sebebi, yaratılmışların özünün özü, senin aydınlığının nûruna yakın olan efendimiz Muhammed’e Yûce Zâtın vâr oldukça devâm edecek, ancak sen yeterli gördüğünde bu salât son bulacak, hem seni hemde onu memnûn edecek, ama bizden de râzı olmana vesîle olacak olan salâtla ona salât eyle. Ey âlemlerin Rabbi olan Allâhım.

20- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e senin ilminde gizli olanlar sayısınca ve senin mülkün devâm ettikçe devâm edecek olan salâtlasalât eyle.

21- Allâhım ! yarattıklarının sayısınca, bizzat senin rızân, arşının ağırlığı, kelimelerinin sayısı, yarattıklarının geçmişte seni zikrettikleri ve gelecek zamanda seni zikredecek olanların sayısınca, her sene, her ay, her Cuma, her gün, her gece, her saat, her koku almada, her nefeste, gözün her açılıp kapanmasında, her canlının gözünü hareket ettirmesinde, sonsuzluğun sonsuzluğuna dünyâ ve âhiretin de sonsuzluğuna kadar hem bunların kat kat fazlasıyla, öncesi olmayacak ve sonu gelmeyecek bir şekilde efendimiz İbrâhîm’in âl-i’ne salât ettiğin ve bereket ihsân ettiğin gibi efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salât eyle. Bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.

22- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ona olan muhabbetin kadar salât eyle.

23- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e olan lutuf ve ihsânın kadar kendisine salât eyle.

24- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e senin katındaki şânına lâyık ve kıymetine uygun olarak salât eyle.

25- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e öyle salât eyleki o salâtla bizi bütün âfetlerden ve korkulardan kurtar, bütün isteklerimizi yerine getir. Bütün günahlardan bizi temizle. Bizi en yüksek derecelere yükselt. Hem bu dünyâda hem de ölümden sonra bizi bütün hayırlarda en son hedefe ulaştır.

26- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e râzı olacağın salâtla salât eyle. O’nun ashâbından da tam anlamıyla râzı ol.

27- Allâhım ! nûru yarattıklarının arasında önde, vâroluşu âlemlere rahmet olan efendimiz Muhammed’e, onun âl-i’ne ve ashâbına, yarattıkların arasında şu âna dek ne kadar gelip geçen varsa, onlardan sa’ıd ve şakî olanların sayısınca, bütün sayıları içine alan, sınırları kuştan, sonu olmayan, bitip tükenmeyen ve zâtınla ebediyyen devâm eden salâtla salât eyle. Aynı şekilde de tam mânâsıyla da selâm eyle.

28- Allâhım ! kalbini celâl, gözünü cemâl sıfatınla doldurduğun, böylece destek ve yardım ikrâm ederek sevindirdiğin, Allâhım ! efendimiz Muhammed’e âl-i’ne ve ashâbına, salât eyle. tam mânâsıyla da onlara selâm eyle. Hamd sâdece Allâh’a âittir.

29- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e, zeytin yaprakları ve bütün meyvelerin yaprakları sayısınca salât eyle.

30- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e, olmuş ve olacakların sayısınca, gecenin kararttığı ve gündüzlerin aydınlattığı canlı-cansız varlıklar adedince salât eyle.

31- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e, onun âl-i’ne, zevcelerine, zürriyetine ümmetinin sayısınca salât eyle.

32- Allâhım ! efendimiz sallallâh-ü aleyh-i vesellem’e yapılan salavâtın bereketi hatrına, bizi dünyâ ve âhirette ona okuduğumuz salât sâyesinde kurtulanlardan, onun kevser havuzuna varıp içenlerden, ona itaat edip sünnetiyle amel edenlerden eyle. Ey âlemlerin Rabbi olan Allâhım. Onunla bizim aramıza kıyâmet günü perde koyma. Bizi, ana-babamızı ve bütün müslümanları bağışla. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsustur.
(ikinci üçte birin başı)

33- Allâhım ! tarafından ihsân edilen kolaylıkla peygamber olarak gönderilmiş, görevini hakkıyla yerine getiren, nebî ve rasullerin en fazîletlisi, en yücesi, yarattıklarının en üstünü, nebîler, rasuller, melekler ve velîlerle sana ulaşan ufukların kandili, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne ardı ardına devâm eden, nurları kâinâtı aydınlatan salâtla salât eyle, selâm eyle.

34- Allâhım ! Âyetinle medh edilen en fazîletli zât, şeriatin olan ipine sarılan dâvetçilerin en şereflisi nebî ve rasullerin sonuncusu olan efendimiz Muhammed’e, onun âl-i’ne dünyâ ve âhirette bizi umûmî fazlına ve râzı olacağın keremine vuslatına eriştirecek olan salâtla salât ve selâm eyle. Bereket ihsân eyle.

35- Allâhım ! kulların arasında keremli olanların en keremlisi, irşâd yollarına çağıranların en şereflisi, bütün yerlerin ve beldelerin kandili olan efendimiz Muhammed’e, âl-i’ne bitip tükenmeyen dâimâ artan ve bizleride çeşit çeşit ikramlara ulaştıran salâtla salât ve selâm eyle. Bereket ihsân eyle.

36- Allâhım ! makâmı yüce, kendisine ta’zîm ve hürmet vâcib olan efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, ebediyyen kesilmeyen hattâ sayılarla bile sayılamayan salâtla salât ve selâm eyle. Bereket ihsân eyle.

37- Allâhım ! bütün âlemlerde efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne salât ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne de salât eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin. Allâhım ! kendisini hatırlayanların her yâd edişinde, ismini zikretmekten gâfil olanların her gaflete düşmesinde, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne salât eyle.

38- Allâhım ! efendimiz İbrâhîm ve onun âl-i’ne salât, merhamet ve bereket ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne, salât eyle, merhamet eyle, bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.

39- Allâhım ! maddeten mânen temiz ve temizlenmiş olan, ümmî nebî efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle. selâm eyle.

40- Allâhım ! kendisiyle peygamberliği sona erdirdiğin, kevser havuzu ve şefaat etme hakkı vermekle kendisine yardım edip kuvvetlendirdiğin zâta selâm eyle.

41- Allâhım ! Hüküm ve hikmet peygamberi, en parlak kandil, en büyük ahlâkla donatılmış mi’râc sâhibi son peygamber, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne, ashâbına ve sapasağlam yolunda yürüyen tâbiîlerine de salât eyle.

42- Allâhım ! karanlığı şiddetli ve korkulu gecelerde kendileriyle yol bulunan, aynı zamanda karanlığın kandilleri gibi olan İslâm yıldızlarının yollarını efendimizle azametli kıl. efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e, âl-i’ne ve ashâbına ve sapasağlam yolunda yürüyen tâbiîlerine denizde dalgalar coştukça, uzak yollardan gelen hacılar Kâbe’yi tavâf ettikçe ardı arkası kesilmeyen salâtla salât eyle.

43- Salavâtı şerîfelerin ve selâmın en fazîletlisi, Allâh’ın yüce rasûlü, kulları arasında seçilmiş olan ve âhirette yaratılmışların şefaatçisi, Makâm-ı Mahmûd ve Havz-ı Kevser’in sâhibi, risâlet ve umûmî tebliğin yükünü taşıyan, en büyük ıslâh konusu, din ve dünyâ işlerinde gayret gösterme şerefiyle şereflenen, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun.

44- Allâh-u Teâlâ ona, âl-i’ne gece-gündüzler boyu devâm eden salâtla salât eylesin.

45- Efendimiz Muhammed sallallâh-u aleyh-i vesellem, kendisinden önce yaratılanların ve kendisinden sonra yaratılacak olanların efendisi ve en fazîletlisidir.

45- Salavât okuyanların en fazîletli salavâtı, selâm verenlerin verdiği selâmın en iyisi, zikredenlerin en güzel zikri, Allâh’ın salâtlarının en fazîletlisi, en güzeli, en mükemmeli, en bol olanı, en eksiksiz ve noksansız olanı, en açık olanı, en yüce olanı, en temiz olanı, en pâk olanı, en bereketlisi, en iyisi, en çok artıp çoğalanı, en yeterlisi, en parlak olanı, en ulvî olanı, en çok olanı, en toplu birikmiş olanı, en umûmî olanı, en devamlısı, en kalıcısı, en azîz olanı, en üstün olanı, en ulusu, en fazîletlisi, en güzeli, en değerlisi, en keremlisi, en mükemmeli, en tamâm olanı, en azâmetli olanı, Allâh’ın yarattıkları arasında en fazîletlisi ve yarattıklarının biriciği olan, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Bütün bu salâtlar Allâh’ın yarattıklarının en fazîletlisi, en güzeli, en iyisi, en cömerdi, en mükemmeli, en tamâm olanı, Allâh katında en değerlisi, Allâh’ın rasûlü, nebîsi, habîbi, Allâh’ın seçip çıkarttığı ve Allâh’a devamlı münâcaatta bulunan rasûlü, Allâh’ın has dostu, isyandan uzak olan dostu, Allâh’ın emirlerini güvenle yerine getiren emîni, Allâh’ın kulları arasından seçtiği, yarattıkları arasından özenle çıkardığı, nebîleri arasından hâlis ve en seçkin olan kulu, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Bütün bu salâtlar kulların kurtulabileceği Allâh’ın en sağlam bağı, Allâh’ın en mâsum kulu, Allâh’ın kullarına nîmeti, rahmet anahtarı, rasuller arasında seçilmiş olanı, Allâh’ın kulları arasında en güzîde olanı, istediğ ve istemediği her husûsta dileklerine ulaşanı, kendisine bağışlanan nîmetlerde ihlâs sâhibi, en yüce peygamber, en doğru sözlü, şefaat ettiğini kurtaran, şefaat etme hakkı verilenlerin en fazîletlisi, kendisine bırakılan emânetlerde emîn, tebliğ ettiği hususlarda doğru sözlü, rabbinin emrini açıklayan, verilen en ağır vazîfeyi yüklenen, Allâh’a ulaşmakta rasullerin Allâh’a en yakın olanı, kıyâmet günü makâm ve fazîlet itibâriyle peygamberlerin en yücesi, nebîler arasında en kerem sâhibi olan efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Yine bütün bu salâtlar Allâh katında en temiz, Allâh’a peygamberlerin en sevimli olanı, derece itibâriyle Allâh katında peygamberlerin en yakın olanı, en çok ecir ve sevâb alanı, kullarının en keremlisi, Allâh katında peygamberlerin en çok rızâya nâil olanı, derece ve makam itibâriyle insanların en yücesi, mekân itibâriyle onların en büyüğü, güzellik ve fazîlet bakımından insanların en mükemmeli, derece yönüyle nebîlerin en fazîletlisi, getirdiği kânunlar itibâriyle peygamberlerin en mükemmeli, soy itibâriyle nebîlerin en şereflisi, konuşması ve kendisine hitâb etmesi yönüyle peygamberler arasında tebliğini en iyi açıklayanı, doğum, hicret, soy ve ashâb yönüyle peygamberlerin en fazîletlisi, neseb itibâriyle insanların en üstün olanı, kabîle bakımından insanların enşerefli olanı, bütün insan ve peygamberlerin bizzay en hayırlı olanı, kalbi vesveselerden arındırılıp nur ve hikmet doldurulmak sûretiyle en temiz olanı, insanların ve peygamberlerin en doğru sözlüsü, ameli en temiz olanları olan efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Bütün bu salâtlar asâlet itibâriyle insanların en sâbit olanı, ahde vefâ yönüyle peygamberlerin en ileri olanı, şeref itibâriyle en oturaklısı, tabiatı en mükerrem olanı, yaratılışı en güzel, zürriyeti en temizleri, dinleyip itaat etme noktasında ilâhî emirlere en çok itaat edeni, makâmı en yûce olanı, ifâde yönüyle peygamberlerin en tatlı konuşanı, selâmı en bol vereni, değer itibâriyle onların en takdire lâyık olanı, üstün sıfatlarla insanların en çok övüleni, en güzel ahlâka sâhib olmakla en çok beğenileni, Mukarrebûn makâmındaki Allâh’a en yakın olan melekler arasında peygamberler içinde en çok zikredileni, ahde vefâ da insanların en ileride olanı, vaâd etmekte en sadâkatli olanı, insanların en çok şükredeni, yaptığı iş yönüyle en üstün olanı, sabrı en güzel olanı, hayır itibâriyle insanların en güzel olanı, kolaylığa en yakın olan, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Ve tüm bu salâtlar mekân itibâriyle insanların ulaşamayacağı kadar en uzak olanı, şânı en yüce, delîli en sağlam, kıyâmet günü mîzanda insanlar arasında hayrı en ağır gelip de en tercih edileni, îmân yönüyle insanların ilki, muhâtablarına merâmını anlatmakta konuştuğunu en açık dile getireni, lisânı en fasîh olanı, delîl ve hüccet bakımından hükmünü dinletmekte insanların en üstünü, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun.


Delailü'l Hayrat -perşembe

PERŞEMBE



1- Allâhım ! kulun, rasûlün, ümmî nebî efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.

2- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, kendisine mükâfaat vermek için senin rızânı sağlayacak salâtla salât eyle. O’na vesîle makâmını, va’d ettiğin Makâm-ı Mahmûd’u ve fazîlet ihsân eyle. Bir nebî kavmi adına, bir rasûlü de ümmeti adına mükâfaatlandırdıklarının en fazîletlisiyle bizim adımıza onu lâyık olduğu şekilde mükâfaatlandır. Ey merhametliler merhametlisi. Nebîlerden ve sâlihlerden olan onun bütün kardeşlerine de salât eyle.

3- Allâhım ! salavatının en fazîletlilerini, artıp çoğalan faydaların en şereflilerini, bereketlerinin artmasını, şefkat, merhamet ve ikrâmından ileri gelen ihsanlarını, çeşitli nîmetlerin en fazîletlilerini, hayrın önderi, iyilikler fâtihi, rahmet peygamberi ve bu ümmetin efendisi olan, âlemlerin Rabbi Allâh’ın Rasûlü ve Rasullerin efendisi, efendimiz Muhammed’e ihsân eyle.

4- Allâhım ! makâmı öncekilerin ve sonrakilerin gıpta ettiği, veefendimizin memnûn olacağı, sana olan yakınlığını artıracağın Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır.

5- Allâhım ! fazlı, fazîleti, şerefi, cennetin en yüce makâmı olan vesîleyi, üstün derece ve makamların en üstününü efendimiz Muhammed’e ihsân eyle.

6- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e vesîle makâmını ihsân eyle. O’nu emellerine ulaştır. O’nu ilk şefaat eden ve şefaati ilk kabûl edilen kişieyle.

7- Allâhım ! nübüvvetine işâret eden delillerini muazzam eyle. O’nun mîzânını ağır eyle. O’nun hüccetini aydınlık kıl. Derecesini yedinci kat semâda bulunan mukarrebûn melekler, peygamberler, şehitler, velîler ve âlimlerin ruhlarının bir araya geldiği, yüce makâm ehl-i arasında yükselt. Makâmını mukarrebûn makâmının da en üsyüne çıkart.

8- Allâhım ! bizi onun sünnetiyle canlandır. O’nun dîninde hayat sürerek öldür. O’nun şefaatine erenlerden eyle. O’nun cemaati aasında haşreyle. Bizi kevser havuzuna ulaştır. Havuzun kadehlerinden ayıplarımız meydâna çıkarılmaksızın içir. Pişmân olmadan, şüpheye düşmeden, hiç bir değişiklik olmaksızın, fitneye düşenlerden ve düşürülenlerden de olmaksızın, o kevser havuzunun kadehleriyle bize kevser şarabından içir. Ey âlemlerin Rabbi olan Allâhım.

9- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, vesîle makâmını, fazîlet ve yüksek dereceyi ihsân eyle. O’nu nebîlerden olan kardeşleriyle berâber, kendisine va’d ettiğin Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır. Allâhım ! bu ümmetin efendisi ve rahmet nebîsi olan efendimiz Muhammed’e, babamız Âdem’e, annemiz Havvâ’ya ve bunlardan dünyâya gelen nebîler, sıddıklar, şehitler ve sâlihlerden olan zâtlara, yer ve gök ehlinden olan bütün meleklerine ve onlarla birlikte bize de salât eyle. Ey merhametliler merhametlisi olan Allâhım.

10- Allâhım ! beni, günahlarımı, ana-babamı bağışla. Allâhım ! beni küçükken terbiye edip yetiştirdiği için, anne-babama merhamet eyle. Bütün kadın ve erkek mü’minleri, bütün kadın ve erkek müslümanları, onlardan ölmüş olanların ve dirilerinin de günahlarını bağışla. Kendimizle onlar arasında ihtimâm göstermek, düşmanlık etmemek, birbirimize duâ etmek gibi hayırlarla bize yardım eyle. Rabbim beni bağışla, bana merhamet eyle. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın. Güç ve kuvvet ancak yûce ve azîm olan Allâh’ındır.

11- Allâhım ! nurların nûru, sırların sırrı, ebrâr makâmındaki ümmetin en sâdık en hayırlı kullarının efendisi, şerefli rasullerin süsü, gecenin üzerine karardığı ve gündüzün aydınlattıklrının en kerem sâhibi efendimiz Muhammed’e, dünyânın ilk ânından son vaktine değin inen yağmur tâneleri, bitkiler ve bütün ağaçlarda bitenlerin sayısınca, Vâhid ve Kahhâr olan Allâh’ın mülkü devâm ettikçe devâm eden salâtla salât eyle.

12- Allâhım ! efendimiz Muhammed’in dünyâda Ravza-ı Mutahhara’sını, âhirette ise Firdevs-i Âlâ’ daki makâmını, çeşitli ikrâmlarla mükerrem ve muazzam kılacağın, kıyâmet günü kendisinin arzu ettiği ve râzı olacağı şeylere ulaştıracağın salâtla ona salât eyle.

13- Efendimiz ey Muhammed ! bu salât, üzerimize vâcib olan senin hakkını ta’zîm içindir.

Efendimiz ey Muhammed ! bu salât, üzerimize vâcib olan senin hakkını ta’zîm içindir.

Efendimiz ey Muhammed ! (Sallallâh-ü Aleyh-i ve Sellem) bu salât, üzerimize vâcib olan senin hakkını ta’zîm içindir.

14- Allâhım ! –Hâ- sı rahmet, iki –Mîm- i hükümranlık ve –Dâl- harfinde işâret edilen bütün yaratılmışların sığınağı M-u-Ha-m-M-e-D-’e, seyyîd, bütün fazîletlere sâhib, kâmil, nûru ilk yaratılan olmakla, âlemlere rahmet ve nübüvveti tamamlayan efendimiz Muhammed’e, ilminde bulunanların sayısınca, zikredenlerin seni ve onu zikrettiği, gâfillerinse senin ve onun zikrinden gâfil kaldıkları sürece ve yûce zâtın ebedî devâm ettikçe bâkî kalacak, yeter olduğuna senin hükmetmen hâriç sona ermesi söz konusu bile olmayacak salâtla salât eyle. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin.

15- Allâhım ! hidâyet güneşlerinin en güzeli ve nûr bakımından en şereflisi olan ümmî nebî efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât eyle. Zîrâ efendimiz Muhammed (Sallallâh-ü Aleyh-i ve Sellem) risâletine âit haberler husûsunda peygamberlerin en meşhûru ve övülmeye en lâyık olanı, nûru bütün peygamberlerin nûrundan daha parlak, daha şerefli ve daha berrak, ahlâk îtibâriyle onların en pâk ve daha tertemiz olanı, yaratılış yönüyle de onların en mükerrem ve vücûdu en sağlam olanıdır.

16- Allâhım ! ayın ondördünden daha güzel, yağmur bulutları ve okyanuslardaki suların bolluğundan bile daha cömert olan efendimiz ümmî nebî Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât eyle.

17- Allâhım ! zâtı ve hayâtı bereketin tâ kendisi olan, onun zikri ve kokusunun mânevî güzelliği yaratılmışların her birini mest eden efendimiz ümmî nebî Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât eyle.

18- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât ve selâsm eyle.

19- Allâhım ! efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne salât, merhamet ve bereket ihsan ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’nede salât, merhamet ve bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin.

20- Allâhım ! kulun, nebîn, rasûlün, ümmî nebîn efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât eyle.

21- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâ ve âhiret dolusunca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâ ve âhiret dolusunca bereket ihsân eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâ ve âhiret dolusunca merhamet ihsân eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâ ve âhiret dolusunca selâm eyle.

22- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e kendisine salât okumamızı emrettiğin şekilde salât eyle. Efendimiz Muhammed’e salât okunması en uygun olan şekilde salât eyle.

23- Allah’ım! bütün peygamberler arasından seçilen nebine, bütün kulların arasından kendisine razı olduğun rasulüne, Hz. Âdem (a.s.)’dan vucut alemine teşrif edinceye kadar en şerefli mahlukatın arasından seçtiğin veline, semâvî vahiy konusundaki eminine salat eyle.

24- Allah’ım! A’râf Sûresi’nde anlatılan, adalet ve merhameti ayakta tutan öncekilerinin en kerem sahibi ve en şerefli babalarının sulbünden, hatta ana tarafındanda en temiz asillerin soyundan getirerek islama karşı gelenleri kendisiyle hidayete erdirip, iffet yolunu açıkladığın Abd-i Menâf Oğlu Aabdulmuttalib’in neslinden seçip çıkardığın, efendimiz Muhammed’e salat eyle.

25- Allah’ım! Senden istenen şeylerin en faziletlisi hatırına, isimlerinin sana en sevimli ve en mükerrem olanı hatırına, nebimiz efendimiz Muhammed (s.a.v.) vesilesiyle bize ihsan ettiğin nimetler hatırına, Hz. Muhammed vasıtasıyla bizi sapıklıktan koruduğun, kendisine salavat okumamızı emrettiğin, ona okuduğumuz salavatı hem dünya ve ahirette makam kabul ettiğin, hemde zatından gelen bir lutuf ve ihsan olarak, günahlarımızı affettiğin için, emrine saygı gösterip bu husustaki tavsiyene uyarak özellikle nebimiz efendimiz Muhammed (s.a.v.) in hakkını eda etmek için yüce zatından bize vaad edilenlerin yerine getirileceğine tüm kalbimizle inanarak, sana yalvarıp dua ediyoruz. Ey Allah’ım! Kâlû Belâ’da biz ona iman edip kendisini tastik ettiğimizde, efendimize indirilen Kur’ân-ı Kerîm’e tabi olduğumuz vakit, hani Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştun: “Şüphesiz Allah ve melekleri peygambere çok salat ederler. Ey iman edenler ! sizde ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam edin.” Bu şekilde peygamberine salavat okumayı kullarına farz kıldın. Salavat okumalarını onlara emrettin. Ey Rabbim ! yüce zatının hürmetine, azamet nurunun ve ihsan makamındakiler için zatına vacip kıldıkların hatırına, kulun, rasulun, nebin ve yarattıklarının en hayırlısı olan, o şanlı efendimiz Hz. Muhammed’e, yarattıklarından herhangi birine salat ettiğin salatın en faziletlisiyle, senin ve bütün meleklerinin salat etmesini istiyoruz. Şüphesiz sen methedilmeye layık azamet ve şeref sahibisin.

26-Allah’ım! Efendimiz muhammed’in derecesini yükselt. Makamını yücelt. Kıyamet günü onun mizanını ağır kıl. Delilini aydınlık, dinini daima belirgin, mükafatını bol, nurunu aydın, iki cihanda şerefini daim eyle. Ve gözünü aydınlatacak neslini ve Ehl-i Beyt-i’ni onunla beraber eyle. O’nu kendisinden önce gelip geçen nebiler arasında azamet sahibi kıl.

27- Allah’ım! Efendimiz Muhammed’i kendisine tabi olanlar itibariyle, peygamberler arasında ümmeti ve veziri en çok olan, nuru ve yücelği bütün peygamberlerin en faziletlisi olanı, derece itibarıyla da peygamberlerin en üstünü, cennetteki makamını ise, en uçsuz bucaksız geniş olanı eyle.

28- Allah’ım! O’nu önde gidenlerden, derecesini seçinen zatlar arasından, makamını halis kulların arasından seçilip çıkarılanlardan, mekanını ise, zatına yakınlığı olan mukarrebun makamındaki kimselerden eyle.

29- Allah’ım! Efendimiz Muhammed’i senin katında derecesi keremlilerin en keremlisi, sevabı en faziletlisi, meclisi zatına en yakın, makamı en sâbit kalıcı, sözü en doğru, isteği en güzel yerine getirilen, katında kendisine ihsan edilecek olanların en faziletlisi, senin katındakilerin en çok rağabet edileni eyle. O’nu kendisinin üzerinde hiçbir derece olmayan, ve en yüce cennetlerden biri olan firdevs köşklerinde konuk eyle.

30- Allah’ım! Efendimiz Hz Muhammd’i en doğru konuşan, dileği hemen yarine getirilen, ilk şefaatçi, ümmeti hakkında öncekilerin ve sonrakilerin gıpta edicekleri şefaaatle şefaat ederek, şefaati kabul edilen, kullarını cennetlik ve cehennemlik olarak ayırmak için seçtiğinde,

efendimiz Muhammed’i söz sahipleri arasında en doğru sözlü olanı, yolunu hidayetle erdirilenler arasında en yakîn ve amel edenlerin en iyisi bir peygamber eyle.

31- Allah’ım! Peygamberimizi bizim için arkadan gelen ümmetine imkanlar hazırlayan öncü, kevser havuzunu önce ve sonradan varanlarımıza buluşma yeri eyle.

32- Allah’ım! Bizi onun cemaati arasında haşreyle. Sünnetiyle amel etmek nasip eyle. O’nun dini üzere yaşarken bizi öldür. O’nun nur cemalini bize göster. Bizi onun cemaati ve tabileri arasına dahil et.

33- Allah’ım! Biz görmeden ona iman ettik, birbirimize kavuştur. Bizi onun kevser havuzuna ulaştırana değin, onun girdiği yerlere bizleride dahil edinceye kadar, onunla aramızı ayırma. Bizi kendilerine nimetler verilen, nebiler, sıddıklar, şehitler ve onun salih arkadaşlarından eyle. Onlar ne güzel arkadaştırlar. Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.

34- Allah’ım! Efendimiz Muhammed ( s.a.v.) hidayet nuru, insanları hayıra sevkeden, iki cihan saadetine insanları davet eden, rahmet peygamberi, takva sahiplerinin imamı, kendisinden sonra asla peygamber gelmeyecek olan alemlerin rabbi Allah’ın resulüdür. Efendimiz Muhammed ( s.a.v.); risaletini tebliğ ettiği, kullarına nasihat ettiği, ayetlerini onlara okuduğu, dini yasakları işleyenlere şer’i ölçüler olarak, Had’leri yerine getirdiği,

hükmünü yerine getirdiği, sana itaati emrettiği, sana isyanı yasakladığı, dostluk edilmesini istediğin kimseleri dost edindiği, düşmanlık edilmesini istediğin kimseleri de düşman kabul ettiği için efendimiz Muhammed’e salat eyle.

35- Allah’ım! Cesetler arasında Hz. Muhammed’in cesedine, ruhlar arasında Hz. Muhammed’in ruhuna, durak yerleri arasında onun durduğu makamlara, Meşhedler; cesetlerin bulunduğu yerler arasındaki, mübarek cesedinin metfun bulunduğu meşhedine, zikredilince zikrine, tarafımızdan nebimiz Muhammed’e salat eyle.

36- Allah’ım! Zikredildiği şekilde yüce zatının selamını rahmet ve bereketlerini tarafımızdan ona ulaştır.

37- Allah’ım! Mukarrebun makamındaki meleklerine, bütün ayıplardan pak nebilerine, ilahi kitapla gönderilen resullerine, arşı taşıyan meleklerine, efendimiz Cebrail (a.s.), Mikail (a.s.), İsrafil (a.s.), Azrail (a.s.), cennetin bekçisi Rıdvan, ve cehennemin bekçisi Malik’e, insanların sağında ve solunda bulunan hayır ve şerleri kaydeden, Kiramen Katibîn’e, bütün yer ve gök ehlinden sana itaat edenlere, salat salat eyle.

38- Allah’ım! Rasullerin Ehl-i Beyt’lerinden herhangi birine verdiğin şeylerden daha faziletlisini, peygamberinin Ehl-i Beyt’inede ihsan eyle. Rasullerin ashabından herhengi birini mükafatlandırdığın şeylerin daha faziletlisiyle, peygamberimizin ashabınıda mükafatlandır.

39- Allah’ım! Mü’min kadın ve erkekleri, müslüman kadın ve erkekleri, onların ölülerini ve dirilerini bağışla. “.. Rabbimiz ! bizi ve bizden önce ölen din kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma. Rabbimiz şüphesiz sen çok şefkatli, çok merhametlisin.”

40- Allah’ım! Haşimi soyundan olan efendimiz Muhammed nebiye onun ali ve ashabına salat eyle.tam manasıyla selam eyle.

41- Ey merhametliler merhametlisi Allah’ım! Senin hoşnut olacağın, seni ve kendisini razı edecek, bizdende memnun kalacağın salatla, insanlığın en hayırlısı efendimiz Muhammed’e salat eyle.

42- Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e onun âl-i ve ashabına, her tarafa güzel kokular yayan, içinde bereketler bulunan, Allah’ın mülkü devam ettikçe devam edecek olan, bol, güzel ve tam manasıyla salat ve selam eyle.

43- Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne feza dolusu, ve gökteki yıldızlar sayısınca, bugüne kadar yattıkların ve kıyamete kadar yaratacakların miktarınca, yer ve gök yüzünü dengede tutacak olan salat ile salat eyle.

44- Allah’ım! Efendimiz İbrahim’e salat ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Bütün alemlerde efendimiz İbrahim’e ve onun âl-i’ne bereket ihsan ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen met edilmeye layık azamet ve şeref sahibisin.

45- Allah’ım! Ben; din, dünya ve ahiret işlerimde bütün günahlardan bağışlanma, afet ve kederlerden ise, selamet bulmak istiyorum.

46- Allah’ım! Günahlarımızı, ayıp ve isyanlarımızı, yüce kereminle ört.

Allah’ım! Günahlarımızı, ayıp ve isyanlarımızı, yüce kereminle ört.

Allah’ım! Günahlarımızı, ayıp ve isyanlarımızı, yüce kereminle ört.

47- Allah’ım! Yüce hakkın ve nur Cemal’inin hatırına, yüce Arş’ın, azametin, celalin, cemalin, kudret, güç ve kuvvetinle. Arş’ını taşıyan Kürsî’nin hakkı için, ve yarattıklarından hiçbir kimsenin bilgisinin olmadığı, sır hazinelerinin isimleri hürmetine, ya rabbi ! senden talep ediyorum.

48- Allah’ım ! Sırlarını üzerine koyduğunda geceyi karartan, gündüzün açıklığına koyduğunda gündüzleri aydınlatan, gökyüzünü direksiz tutan, yeryüzünde sapa sağlam duran, dağların üzerine yerleştirdiğinde ise dağları yerine çakan, denizlere ve vadilere yazdığında suları taşıyıp akıtan su pınarlarını coşturan, bulutun üzerinede yerleştirdiğinde de yağmurlar yağdıran, ismin hürmetine ya rabbi ! senden talep ediyorum.

49- Allah’ım! Efendimiz İsrafil (a.s.)’ın alnında yazılmış olan isimler, ve efendimiz Cebrail (a.s.)’ın alnında yazılmış olan isimler hatırına, mukarrebun makamındaki meleklerin üzerinde yazılmış olan isimler hürmetine senden istiyorum.

50- Allah’ım! Arş’ın etrafında yazılmış isimler, ve Kürsî’nin çevresinde yazılmış isimler hatırına senden istiyorum.

51-Allah’ım! Zeytin yaprağı üzerine yazılmış olan İsm-i Âzam hatırına, senden talep ediyorum.

52- Allah’ım! Zatını kendileriyle isimlendirdiğin, bildiğim ve bilmediğim, yüce isimlerle senden talep ediyorum.



Delailü'l Hayrat -cuma

CUMA



1- Allâh’ım! Efendimiz âdem (a.s.)’ ın sana duâ ettiği isimlerle, sana dileklerimi arz ederim. Efendimiz Nûh (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Hûd (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İbrâhîm (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Sâlih (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûnûs (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Eyyûb (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yakûb (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûsûf (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle,

2- Efendimiz Mûsâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Harun (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Şuayb (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İsmâîl (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Dâvûd (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Süleymân (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle efendimiz Zekeriyyâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yahyâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Ermiyâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle,

3- Efendimiz Şâ’ya (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İlyâs (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Elyesâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Zülkifl (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûşâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Îsâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Muhammed (s.a.v)’in (ona ve tüm nebîlerin rasullerin hepsine salât ve selâm olsun.) sana duâ ettiği isimlerle, ey alemlerin rabbi olan Allâh’ım ! zikrettiğim nebîler ve resuller hürmetine onların sana münâcaatta bulunduğu ve duâ ettiği isimler hürmetine,

4- Semâ kurulmadan, yeryüzü döşenmeden, dağlar yerinde sâbit tutulmadan, denizler gürül gürül akmadan, su kaynakları kaynayıp coşmadan, nehirler çağlamadan, güneş doğmadan, ay aydınlatmadan, yıldızlar parlamadan önce, yarattığın şeyler sayısınca, nebîn, efendimiz Muhammed’e senin salât etmeni istiyorum. Zîrâ sen zâtında olduğun gibisin, senin durumunu hiçbir kimse bilmez, ancak sen bilirsin sen birsin ve ortağın da yoktur.

5- Allâh’ım! Hilm’in sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle, İlminin sayıları miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Bitmez tükenmez kelimelerinin adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Nîmetlerinin sayıları miktarınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Semâlar dolusunca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Yeryüzü dolusunca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Arşının dolusu kadar, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Ve onun ağırlığınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Levh-i Mahfûz’da, olmuş ve olacak her şeyi yazan kaleminin yazdığı şeyler sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Yedi kat semâda yarattıklarının sayısı miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Kıyâmet gününe kadar, her gün bin defâ, efendimiz Muhammed’e salât eyle.

6- Allâh’ım! efendimiz Muhammed’e dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gökyüzünden yeryüzüne yağan yağmur tânelerinin sayısınca, her gün bin kere salât eyle.

7- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, seni Sübhânellâh diyerek Tesbîh, Lâilâhe İllallâh diyerek Tehlîl, Tekbîr, Sübhâne Rabbiyel Azîm diyerek, Ta’zîm, edenlerin sayısınca, her gün bin kere efendimiz Muhammed’e salât eyle.

8- Allâh’ım! Onların nefesleri ve lafızları sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle.. Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, onların aralarında bulunan ve yaratmış olduğun ruh taşıyan her canlı adedince, her gün bin kere efendimiz Muhammed’e salât eyle..

9- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e, hareket eden bulutlar adedince, salât eyle. Esen rüzgârlar sayısınca, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, her gün bin kere salât eyle..

10- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yerle gökyüzü arasında yarattıklarının tamâmı, ve üzerinde rüzgârın esip, hareket ettirdiği dallar, yapraklar, ağaçlar ve meyveler sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün bin kere salât eyle..

11- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gökyüzündeki yıldızlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün bin kere salât eyle..

12- Allâh’ım! Senin kudret ve azâmetine işâret eden, yeryüzünün taşıdığı şeyler dolusunca, efendimiz Muhammed’e salât eyle..

13- Allâh’ım! Hakkındaki bilgiyi ancak yüce zâtının bildiği, yedi denizde yarattığın varlıklar sayısınca, kıyâmet gününe kadar her gün bin kere, efendimiz Muhammed’e salât eyle.

14- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e yedi deniz dolusunca salât eyle. Yûce Zât’ının kudretini işâret eden, bu yedi denizin taşıdığı ağırlık miktarınca salât eyle.

15- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, denizlerdeki dalgalar sayısınca, her gün bin kere, efendimiz Muhammed’e salât eyle.

16- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yeryüzünün derinlikleri, ovaları ve dağlarında bulunan kum tâneleriyle, çakıl taşları sayısınca, her gün bin kere, efendimiz Muhammed’e salât eyle..

17- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, tatlı ve tuzlu sular, hareket edip dalgalandığındaki dalgalar adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Toprağın üzerinde ve yeryüzünün derinliklerinde, doğuda, batıda, ovalarda, dağlarda, vadilerde, yeryüzündeki her yerde ve her yolda îmâr edilmiş yâhut harâb kalmış yerlerde ve bütün bunların üzerinde ve içinde, yaratmış olduğun ne kadar çakıl taşı ve küçük taş ve kuru çamur, kırıntılarına varıncaya kadar neler varsa, o tâneler sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün bin kere salât eyle..

18- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yeryüzünün doğusu, batısı, kıble istikâmeti, ovaları, dağları ve vâdîlerindeki ağaçlar, meyveler, yapraklar, ekinler ve bütün bunlardan bereketle çıkan bitkilerinin sayısınca, efendimiz nebî Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle.

19- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yaratmış olduğun ve yaratacağın cinler, insanlar ve şeytanlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle.

20- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, onların bedenlerinde, yüzlerinde, başlarında, bulunan her tüy sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle.

21- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, kuşlar kanat çırptıkça, cinler ve şeytanlar uçtukça, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle..

22- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, sayılarını ancak Yûce Zât’ının bildiği, yeryüzünün doğusu ve batısındaki, insanlar ve cinlerin sayısıyla, küçük-büyük dört ayaklı olarak yarattığın her hayvan adedince, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle..

23- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yeryüzünde onların adımları sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle..

24- Allâh’ım! Kendisine salât okuyanların sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Kendisine salât okumayanların sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Biten bitkiler ve yağan yağmur damlalarınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle.. Vâr olan her şey adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle..

25- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e karardığında geceleyin, gündüz aydınlandığında, salât eyle.. Dünyâda ve âhirette, efendimiz Muhammed’e salât eyle.. Efendimiz Muhammed’e tertemiz bir genç olduğu zamân ki halinde de salât eyle. efendimiz Muhammed’e râzı olduğun olgunluk hâlinde de salât eyle.. Efendimiz Muhammed’e beşikte çocuk olduğu andan beri salât eyle. Efendimiz Muhammed’e salât etmekten geriye artacak hiçbir şey kalmayıncaya kadar salât eyle..

26- Allâh’ım! Söyleyince tasdik ettiğin, isteyince her istediğini verdiğin, efendimiz Muhammed’e vaâd ettiğin Makam-ı Mahmûd’u ikrâm eyle.

27- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’in yolunu yûce, burhânını şerefli, peygamberliğini açıklayan dellilerini belirgin, faziletini bütün yaratılmışlara aşikâr eyle.

28- Allâh’ım! Onun ümmeti hakkındaki şefaatini kabûl eyle. Bize sünnetiyle amel etmeyi nasîb eyle. Bizi onun dini üzere yaşayıp ölmeyi nasîb eyle. Bizi onun cemaati arasında ve sancağı altında haşreyle. Bizi onun arkadaşları arasına kat. Kevser havuzuna ulaştır. O havuzun kadehleriyle kevser şarabından içir. Onun muhabbetiyle bizleri nasîblendir.

(Burada Okuyucu kendi ismini okumalıdır. Mesela: Okuyucunun ismi Ali, Babasının ismi Ahmed olsun. (Ali Bin Ahmed), der. Mesela: Okuyucunun ismi Fâtıma, Babasının ismi Ahmed olsun. (Fâtıma Binti Ahmed), der.)

29- Allâh’ım! Sana duâ ettiğim isimler hürmetine, anlatmaya çalıştıklarım ve ilmini ancak Yûce Zât’ının bildiği şeyler sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât etmeni, bana da merhamet etmeni, tövbemi kabûl edip, maddî mânevî musîbetlerin hepsinden beni kurtarmanı, bana âfiyet vermeni, kadın-erkek bütün mü’minlere, ve kadın-erkek bütün müslümanlara, onların ölü ve dirilerine, merhamet etmeni bu günahkâr ve hatâlı zayıf kulunun tövbesini kabûl ederek bağışlamanı, senden taleb ediyorum. Ey âlemlerin rabbi olan Allâh’ım! Âmîn...

30- Peygamberimiz (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurmuştur: “ Kim bu salavâtı bir kez okursa, Allâh (c.c)’u ona kabûl olunmuş bir hac ve İsmâîl (a.s.)’ın çocuklarından bir köleyi âzâd eden kimsenin sevâbını verir.”



--- Allâh (c.c)’u şöyle buyurmaktadır: “ Ey Meleklerim ! Bu bir kuldur ki; Habîbim Muhahammed (s.a.v.)’e çokça salât etmiştir. İzzetime, Celâlime, varlığıma, övülmeye lâyık olmama ve Yûce olmama yemîn olsun ki, salât ettiği her harf mukâbilinde cennette ona bir saray vereceğim. Onun yüzünün nûru, Ay’ın ondördü gibi, kıyâmet gününde Livâü’l-Hamd sancağı altında bana gelecek ve avucu Habîbim Muhammed (s.a.v.)’in avucunda olacaktır.” Bu fazîlet bu salavâtı Cum’â Günü okuyan kimse içindir. Allâh (c.c) büyük fazîlet sâhibidir. [1]

31- Allâh’ım! Azâmet, kudret, celâl, izzet ve saltanatın adına, Kürsî’nin taşıdıkları hürmetine, zâtını kendisiyle isimlendirdiğin ve Kur’ân-ı Kerîm’in içine yerleştirdiğin katındaki gayp ilmine seçip ayırdığın gizli olan yüce isminin hatırına, kulun ve resulün, efendimiz Muhammed’e salât etmeni istiyorum. Allâh’ım kendisiyle sana duâ edildiğinde kabûl ettiğin, onunla bir şey istenildiği zamân verdiğin, ismin hatırına senden talep ediyorum.

32- Allâh’ım geceye koyduğunda zamânı karartan, gündüzünde ise aydınlatan, gökyüzünü direksiz tutan, yer yüzünüde sapa sağlam duran, dağların üzerine yerleştirdiğin de dağları yerine çakan, kuvvetli ve zâlim kimseye baş eğdiren, semâdan suları akıtan, bulutlar üzerine yerleştirdiğinde yağmurlar yağdıran, ismin hürmetine, senden talep ediyorum.

33- Allâh’ım! Nebîn efendimiz Muhammed’in sana duâ vesîlesi edip istediği ismin hatırına senden istiyorum. Allâh’ım nebîn efendimiz âdemin sana duâ vesilesi edip istediği ismin hürmetine, senden talep ediyorum. Allâh’ım nebîlerin, resullerin bütün mukarrebun makamındaki meleklerin, Allâh’ın salât ve selâmı hepsinin üzerine olsun. Ve bütün taat ehlinin sana duâ vesîlesi edip istediği ismin hatırına, senden istiyorum

34- Gökyüzü binâ edilmeden, yeryüzü dürülüp döşenmeden, dağlar yerinde sabit tutulmadan, pınarlar coşup kaynamadan, nehirler akıp durmadan, güneş doğmadan, ay aydınlatmadan, yıldızlar parıldatmadan önce yarattığın şeyler sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âline salât etmeni istiyorum

35- Allâh’ım! Efendimiz Muhammede onun âl-i’ne, ilminin alâkalı olduğu şeyler sayısınca, salât eyle. Affının ilgili olduğu, hilm sıfatının adedince, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle. Levh-i Mahfuz’un senin yüce ilminden ihtiva ettiği kısmının sayısınca, Efendimiz Muhammed’e onun âl-i’ne salât eyle..

36- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne katında bulunan şeytan yahut cinlerin dokunamadığı ve asla değiştirilemeyen olmuş ve olacakların yazıldığı Levh-i Mahfuz’da hükmeden Kalem’in yazdığı hükümler adedince salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne yeryüzü dolusunca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne semâlar dolusunca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar yaratacakların sayısınca salât eyle..

37- Allâh’ım dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, meleklerin safları, tesbihleri, takdisleri, temcitleri, tekbirleri ve tehlilleri sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.

38-Allâh’ım! dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, hareket eden bulutlar ve grup grup esen rüzgârlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.

39-Allâh’ım! şimdiye kadar semalarından yeryüzüne düşen yağmur damlaları ve kıyâmete kadar düşecek olan her yağmur damlası sayısınca efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.

40- Allâh’ım! dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, rüzgarların estiği miktarca, ağaçların, yaprakların, ekinlerin hareketlerinin sayısınca, ve özel muhafazası içinde yaratmış olduğun ve bütün tohumlar sayısınca Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.

41- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yağmur damlaları ve bitkiler sayısınca salât eyle.

42- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gökyüzündeki yıldızlar sayısınca salât eyle.

43- Allâh’ım! İlmini ancak senin bildiğin, kıyâmet gününe kadar yaratacak olduğun ve yedi denizinde yaratmış olduğun mahlûkat sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.

44- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne yeryüzünün doğusunda ve batısında mevcut olan çakıl taşı ve kum tâneleri sayısınca salât eyle.

45-Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne şimdiye kadar yarattığın ve kıyâmet gününe kadarda yaratacağın cin ve insanlar sayısınca salât eyle.

46- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, insan ve cinlerin nefesleri, sözleri ve göz açıp kapayıncaya kadar geçen zamânları zarfınca, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.

47- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, cin ve meleklerin uçuşları sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.

48- Allâh’ım! Yeryüzünün doğusunda ve batısında olan kuşların, vahşi hayvanların, hatta insan, hayvan ve böcek vücudundan beslenerek yaşayan küçük hayvanların sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.

49- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne diriler ve ölüler sayısınca salât eyle.

50- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gecenin üzerine karardığı ve gündüzün aydınlattığı şeyler adedince efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.

51-Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, iki veya dört ayaküzeri yürüyen hareket eden canlılar sayısınca salât eyle.

52- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, efendimiz Muhammed’e salât okuyan cin, insan ve melek sayısınca ona salât eyle.

53-Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e salât okumayan kimseler sayısınca kendisine salât eyle..

54- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, kendisine salât okunması gerektiği şekilde, salât eyle..

55- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât okunması şanına layık olduğu şekilde, kendisine salât eyle..

56- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, üzerine okunacak salât adına hiçbir salât hariç kalmayacak şekilde, bütün salâtlarla salât eyle..

57- Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’e önceki peygamberler ve bütün mü’minler, kendisinin ahirete intihalinden sonra gelen mü’min, sıddık, şehit, salih kimseler arasında, salât eyle.. Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e Allâh katında makamları, mekanları yüce olan meleklerin makamı olan Mele-i Âlâ’da kıyâmet gününe kadar salât eyle.. Allâh’ın dilediği olur. Yüce ve Azîz olan Allâh’ın güç ve kuvvetinden başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur.

Delailü'l Hayrat -cumartesi

CUMARTESİ



1- Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle. Efendimiz Muhammed’e vesîle makâmını, yüksek derece ve fazîleti ihsân eyle, va’d ettiğin Makâmı Mahmûd’a onu ulaştır. Şüphesiz sen va’dînden dönmezsin.



2- Ey yûce arşın Rabbi ! Ey âlemlerin Rabbi olan Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’in şânını yücelt, dînini aşikâr kıl, nübüvvetini işâret eden delillerini aydınlat. O’nun fazîletini ortaya çıkar, onun ümmeti hakkındaki şefaatini kabûl eyle. Bize de sünnetiyle amel etmek nasîb eyle.



3- Bizi onun sancağı altında cemaatiyle berâber haşreyle. Kevser şarabından kâsesiyle içir. Muhabbetiyle faydalandır. Ey âlemlerin Rabbi olan Allah !



4- Ey Rabbim ! tarafımızdan selâmın en fazîletlisini ona ulaştır. Ümmeti adına ona ihsân eyle.



5- Allâh’ım ! Ey Rabbim ! beni bağışlamanı, bana merhamet etmeni, tövbemi kabûl etmeni, gökten gelen, yerden çıkan, bütün belâlardan bana âfiyetle muâmele etmeni diliyorum. Sen rahmetinle her şeye güç yetirensin. Ey Rabbim ! rahmetinin hatırına, kadın erkek bütün mü’minleri, kadın erkek bütün müslümanları ve onların ölüleriyle dirilerini de af ve mağfiret etmeni istiyorum.

Allâh-u Teâlâ; mü’minlerin pâk anneleri olan, peygamberimizin zevcelerinden, dünyânın kandilleri misâli, hidâyet imamlarının mürşîd âlimleri olan, onun ashâbından ve onların ardından gelen tâbiûnla ashâbı görmüş gibi, onları görenlere tâbi olanlardan, kıyâmet gününe kadar râzı olsun. Hamd elemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsustur.
(üçüncü üçte birin başı)

6- Ey ! Ruhların ve çürümüş cesetlerin Rabbi olan Allâh’ım ! cesetlerine dönen ruhların ve damarlarıyla birleşen cesetlerin itaati hatırına senden istiyorum. Bütün yaratıklar senin huzûrunda rahmetini ümîd ederek, azâbından korkarak, hüküm vermeni beklerken, bütün ruhlara ve cesetlere geçerli olan kelimelerin hatırına ve onlardan her türlü hakkı alabilmen hatırına, bana hak olanı iyice görebilmem için gözümde nûr, gece-gündüz dilimde zikir ve sâlih amel ihsân etmeni senden taleb ediyorum. İşte bunlarla beni rızıklandır Ya Rabbi !



7- Allâh’ım ! Efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin, bereket ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e de salât eyle. Bereket ihsân eyle.



8- Allâh’ım ! Efendimiz İbrâhîm ve onun âl-i’e salavât ve bereketler ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’e de salât eyle. Bereketler ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin. Allâh’ım ! efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’e bereket ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’in âl-i’ne de bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin.



9- Allâh’ım ! Kulun ve rasûlün efendimiz Muhammed’e, kadın-erkek bütün mü’minlere, kadın-erkek bütün müslümanlara salât eyle.

10- Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, ilminin kuşattığı, kitâbının miktârını tesbit ettiği, meleklerinin şâhid olduğu şeyler sayısınca, Allâh’ın mülkü devâm ettikçe, devâm edecek olan salâtla salât eyle.



11- Allâh’ım ! Bildiğim ve bilmediğim yûce isimlerin, zâtını isimlendirdiğin isimler hatırına, kulun, nebîn, efendimiz Muhammed’e, gökyüzü binâ edilmeden, yer yüzü yayılıp döşenmeden, dağlar ayakta tutulup çakılı durmadan, su kaynakları coşup taşmadan, nehirler gürül gürül çağlamadan, güneş doğmadan, ay aydınlatmadan, yıldızlar ışıldamadan, denizler dalgalanmadan, ağaçlar meyveye durmadan önce, yarattığın şeyler sayısınca salât etmeni senden taleb ediyorum.



12- Allâh’ım ! İlminin adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! Hilminin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! bitmez tükenmez kelimelerin sayısınca efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! nîmetlerin sayısınca efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! fazlın kadar efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! cömertliğinin sayısınca efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! semâların adedince efendimiz Muhammed’e salât eyle. . Allâh’ım ! yer yüzü kadar efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yedi kat gökte bulunan yaratmış olduğun melekler sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yer yüzündeki cin, insan, vahşi hayvanlar, kuşlar ve yaratmış olduğun diğer yaratıklar adedince efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! gayb ilminde Levh-i Mahfûz’da kaderi yazan Kalem’in yazdıkları ve kıyâmete kadar diğer yazacağı şeyler adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yağmur ve yağmur tanecikleri sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! sana hamd edenlerin, sana şükredenlerin, seni Lâ İlâh’e İllellâh diyerek tehlîl edenlerin, seni İnne-ke Hamîd’ün-mecîd, sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibi olansın diyerek, temcîd edenlerin, yûce zâtının

Allâh olduğuna şehâet edenlerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât etmeni diliyorum. Allâh’ım ! senin ve meleklerinin ona getirdiği salât miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yarattıklarından ona salât edenlerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! efendimiz Muhammed’e salât okumayanların sayısınca, ona salât eyle. Allâh’ım ! dağlar, kumlar, çakıl taşları adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! ağaç ve yaprakları, kuru çamur ve ağırlıklarınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! her sene ve o senede yaratacakların ve öleceklerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! her gün yaratacakların ve her gün öleceklerin sayısınca, kıyâmet gününe kadar efendimiz Muhammed’e salât eyle.



13- Allâh’ım ! Yer ve gökyüzü arasında hareket eden bulutların yağdırdığı, sular miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yer yüzü ve gök yüzünün, doğu-batı, kıble istikameti ve derinliklerinde emir altına girmiş rüzgarlar adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! gök yüzündeki yıldızlar kadar, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! denizlerde yarattığın balıklar, canlı hayvanlar, sular, kumlar ve bunların dışında kalan diğer malûkâtın sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! bitkiler ve çakıl taşları sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! karıncalar adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! tatlı-tuzlu sular miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! bütün yarattıklarına ihsân ettiğin nîmetler miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! kendisini inkâr edenlere karşı verdiğin azâbın ve cezân kadar, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! dünyâ ve âhiret devâm ettiği müddetçe, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! cennette yaratıkların var olduğu müddetçe, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! cehennemde yarattıkların mevcûd olduğu sürece, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! efendimiz Muhammed’i, sevip râzı olduğun kadar, ona salât eyle. Allâh’ım ! efendimiz Muhammed’in de, seni sevip, senden râzı olduğu müddetçe, ona salât eyle. Allâh’ım ! sonsuza kadar, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Onu kendi katında, en yakın makâma konuk eyle. Ona, cennetteki en yüksek derece olan Vesîle Makâmı’nı, fazîleti, şefaati, yüksek dereceyi, kendisine va’d ettiğin Makâm-ı Mahmûd’u ihsân eyle. Şüphesiz sen va’dinden dönmezsin.



14- Allâh’ım ! Şüphesiz sen dünyâ ve âhiret işlerimde sâhibim, efendim, her hâlimde başvuracağım makâmım, güvencem, bütün işlerimi zâtına havâle edeceğim ümîdim, ihtiyaçlarımı, emellerimi ancak kendisine arz edeceğim yûce zat olduğun için, Şehr-i Harâm, Beldey-i Harâm, Meş’ari’l-Harâm ve Peygamberimiz ( s.a.v. ) Efendimiz’in Kabr-i Şerîf’i hürmetine, gerçeğini ancak yûce zâtının bildiği kadar, bana hayır bağışlamanı, ve yine hakîkatini ancak yûce zâtının bildiği kadar kötülükten beni korumanı senden taleb ediyorum.



15- Efendimiz Âdem’e; efendimiz Şît’i, efendimiz İbrâhîm’e; efendimiz İsmâîl ve İshâk’ı bağışlayan, efendimiz Yûsûf’u; efendimiz Yâkûb’a kavuşturan, efendimiz Mûsâ’yı; annesine ulaştıran, efendimiz Hızır’ın ilmini artıran, efendimiz Dâvûd’a; efendimiz Süleyman’ı bahşeden, efendimiz Zekeriyyâ’ya; efendimiz Yahyâ’yı bağışlayan, annemiz Meryem’e; efendimiz İsâ’yı veren, efendimiz Şuayb’ın kızını; efendimiz Mûsâ (a.s) ile karşılaştırmak suretiyle koruyan, Ey Allâh’ım ! Ey Rabbim ! efendimiz Muhammed’e, bütün nebî ve rasullere, senin salât etmeni istiyorum. Efendimiz Muhammed’e, şefaati ve yüksek

dereceyi bağışlayan, Ey Allâh’ım ! günahlarımı bağışlamanı, ayıplarımın hepsini örtmeni, beni cehennem ateşinden kurtarmanı, rızânı, emniyetini, affını ve ihsânını lütfetmeni, kendilerine nîmetler verdiğin nebîler, sıddıklar, şehitler ve sâlihlerle birlikte beni cennetinde nimetlendirmeni senden taleb ediyorum. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter.



16- Allâh-u Teâlâ, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’e rüzgarların, kümelenmiş bulutları sürüklediği, ve her ruh sâhibinin, ölümü tattığı müddetçe, salât eylesin. Ey Allâh’ım ! Selâm yurdunda bulunan selâm ehline selâmı ulaştır.



17- Allâh’ım ! Beni yarattığın işte kullan. Bana tekeffül ettiğin, rızk sağlamakla uğraştırıp kalbimi onlarla dolduracağın şeylerle beni meşgûl etme. Zâten bana rızık vermeyi üzerine almışsın. Senden bunu taleb ettiğim halde beni mahrûm eyleme. Sana istiğfâr ettiğim halde bana azâb eyleme.

Allâh’ım ! Beni yarattığın işte kullan. Bana tekeffül ettiğin, rızk sağlamakla uğraştırıp kalbimi onlarla dolduracağın şeylerle beni meşgûl etme. Zâten bana rızık vermeyi üzerine almışsın. Senden bunu taleb ettiğim halde beni mahrûm eyleme. Sana istiğfâr ettiğim halde bana azâb eyleme.

Allâh’ım ! Beni yarattığın işte kullan. Bana tekeffül ettiğin, rızk sağlamakla uğraştırıp kalbimi onlarla dolduracağın şeylerle beni meşgûl etme. Zâten bana rızık vermeyi üzerine almışsın. Senden bunu taleb ettiğim halde beni mahrûm eyleme. Sana istiğfâr ettiğim halde bana azâb eyleme.



18- Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’e salât ve selâm eyle.

19- Allâh’ım ! Katındaki Habîbin Muhammed Mustafâ’nın hürmetine, sana yönelerek, sevdiğimiz, efendimiz. Ey Muhammed ! seninle rabbine tevessül ederek taleb ediyorum. Yûce Mevlâ katında ey pâk, güzel rasûl, Bize şefaat eyle.



20 - Allâh’ım ! Yanındaki makâmının hürmetine, onu; bizim hakkımızda şefaatçi kıl.

Allâh’ım ! Yanındaki makâmının hürmetine, onu; bizim hakkımızda şefaatçi kıl.

Allâh’ım ! Yanındaki makâmının hürmetine, onu; bizim hakkımızda şefaatçi kıl.



21 - Allâh’ım ! Bizi peygamberimize salât ve selâm okuyan kullarının en hayırlılarından, peygamberimize en yakın bulunanlardan, ve ona kavuşanlardan eyle. Bizi peygamberimize muhabbet duyanlardan, onun yanında kendisine sevgili olanların en hayırlılarından eyle. Bizi mahşer günü onunla sevindir.



22- Onu; bizim için Naîm Cenneti’nde zahmetsiz, meşakkatsiz, hesâba çekilmeksizin, cennete girmek için, irşâd ve hidâyet eden delîl eyle. Bizden râzı olarak onu bize yönelt. Biz şefaat beklerken, onu bize darılmış, kırgın eyleme.



23- Allâh’ım ! Bizi, ana-babamızı, bütün müslümanları, onların ölülerini ve dirilerini bağışla. Son duâmız alemlerin Rabbi Allâh’a hamd etmektir.
(Dördüncü dörtte birin başı)

24- Ben senden istiyorum. Ey Allah ! Ey Allah ! Ey Allah ! Ey Hayyu’l-Kayyûm ! Ey Celâl ve İkram sâhibi olan Allâh’ım ! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tesbih ederim. Ben yûce emirlerini yerine getiremedim, zâlimlerden oldum.



25- Allâh’ım ! Yûce Kürsî’nin, azâmetin, celâlin, izzetin, kudretin ve hükümranlığından taşıdıkları hatırına, yarattıklarından hiçbir kimsenin bilmediği, gizli-saklı pâk isminlerin hürmetine, gecenin üzerine koyduğunda geceyi karartan, gündüzüne koyduğunda gündüzü aydınlatan, göklere koyduğunda direksiz tutan, yer yüzüne koyduğunda onu sâbit kılan, denizlere koyduğunda, suları taşırıp akıtan, su pınarlarına koyduğunda, suları coşturan, bulutların üzerine yerleştirdiğinde, yağmurlar yağdıran, ismin hatırına senden istiyorum.



26- Efendimiz Cebrâîl (a.s)’ın alnına yazılmış olan isimler hakkı için, efendimiz İsrâfîl (a.s)’ın alnındaki yazılı isimlerle, ve bütün meleklerin üzerinde yazılı isimlerle, senden istiyorum.



27- Arşın ve Kürsî’nin etrafında yazılmış isimler hürmetine, senden taleb ediyorum.



28- Yûce zâtını bizzat isimlendirdiğin yûce ismin hürmetine, senden istiyorum.



29- Bildiğim ve bilmediğim bütün isimlerin hatırına,



30- Efendimiz Âdem (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Nûh (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, senden istiyorum. Efendimiz Sâlih (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûnûs (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Mûsâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Hârûn (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Şuayb (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İbrâhîm (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İsmâîl (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Dâvûd (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, senden istiyorum. Efendimiz Süleymân (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Zekeriyyâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûşâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Hızır (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İlyâs (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Elyesâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Zülkifl (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, senden istiyorum. Efendimiz Îsâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, nebîn, rasûlün, habîbin, insanlar arasından seçip çıkardığın, efendimiz Muhammed’in sana duâ ettiği isimler hatırına senden istiyorum. Ey ! sözü hak olan, ve sizi ve yaptıklarınızı Allâh yarattı meâlideki âyette, bize buyuran Allâh’ım ! Allâh’ın hiçbir kulundan hiçbir söz, fiil, hareket ve hareketsizlik meydâna gelemez. Ancak onun ilmi, kazâ ve kaderinde olması gerektiği şekilde, nasıl geçiyorsa, o şekilde meydâna gelebilir.



31- Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! beni peygamberimize tâbi olup, ona muhabbet duyan, herkesi hesap gününde kusurları araştırılmadan, azâb görmeden, azar işitmeden, terslenmeden, onun şefaati ve arkadaşlığıyla rızıklandırmanı istiyorum. Ey Vehhâb ! Ey Gaffâr ! senden günahlarımı bağışlamanı, ve ayıplarımı örtmeni istiyorum. Hesapsız sevap ve mükâfatların verildiği günde, bütün dostlar arasında beni, yûce cemâlini doyasıya seyretmekle nîmetlendirmeni, benden amelimi kabûl etmeni, bilerek, bilmeyerek veyâ yanlışlıkla yaptığım ezelî ilminle bildiğin bütün hatalarımı affetmeni senden taleb ediyorum. En büyük emelim olan peygamber (s.a.v) efendimizin kabrini

ziyârretine, ona ve iki arkadaşına selâm verme nîmetine ihsânınla, fazlınla, cömertliğinle ve kereminle beni ulaştırmanı senden istiyorum. Ey Raûf ! Ey Rahîm ! Ey Velî ! kendisine îmân eden bütün müminler, yoluna tâbî olan kadın-erkek bütün müslümanlar, hem onların âl ve dirileri hem de kendi adıma, yarattıklarından her hangi birini mükâfatlandırdığın şeylerin en çok ve en fazîletli ve etraflı olanıyla, efendimiz Muhammed’i mükâfatlandırmanı senden istiyorum. Ey Kavî ! Ey Azîz ! Ey Alîm !



32- Allâh’ım ! Yûce zâtına yemin ettiğim şeyler hürmetine, henüz gökyüzü binâ edilmeden, yeryüzü yayılıp döşenmeden, dağlar yükselmeden, su kaynakları fışkırıp akmadan, denizler sâkinleşip durulmadan, nehirler coşup çağlamadan, güneş doğmadan, ay aydınlatmadan, yıldızlar karanlığı nurlandırmadan önce, hiçbir kimsenin bilmediği, ancak yûce zâtının bildiği şekilde, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni istiyorum.



33- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, kelimelerinin adedince salât etmeni senden istiyorum.



34- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, Kur’ân ayetleri ve harflerinin adedince salât etmeni senden taleb ediyorum.



35- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât okuyanların sayısınca salât etmeni senden istiyorum.



36- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât okumayanların sayısınca salât etmeni istiyorum.



37- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, yeryüzü dolusunca salât etmeni istiyorum.



38- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, Kalem’in, Levh-i Mahfûz’da kaderle ilgili yazdığı şeyler kadar, salât etmeni istiyorum.



39- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, yedi kat semâda yarattıkların adedince salât etmeni istiyorum.



40- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, kıyâmet gününe kadar yaratacağın şeyler miktârınca, her gün bin defâ, senin salât etmeni istiyorum.



41- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gökyüzünden yeryüzüne düşen yağmur damlaları, ve her bir yağmur tânesi sayısınca, her gün bin defâ, senin salât etmeni senden taleb ediyorum.




Delailü'l Hayrat - Pazar

PAZAR



1- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, seni tesbîh ve takdîs eden ta’zîm ederek, sana secde edenlerin sayısınca, her gün bin kere, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni diliyorum.



2- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar her yıl yaratmış oldukların sayısınca efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât etmeni istiyorum.



3- Allâh’ım! Hareket eden bulutlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât etmeni senden taleb ediyorum.



4- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden, kıyâmet gününe kadar esen rüzgârların sayısınca efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.



5- Allâh’ım! Rüzgârlar esip ağaçların dallarını, yapraklarını, meyvelerini ve çiçeklerini hareket ettirdiği müddetçe, yeryüzü ve gökyüzü arasında yarattığın şeyler adedince, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.



6- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar denizlerin dalgaları sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.



7- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yeryüzünün doğusu, batısı, dağları, ovaları ve vâdîlerinde vâr ettiğin kum, çakıl taşları, kurumuş toprak parçaları ve taşlar adedince efendimiz Muhammed’e, ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni senden taleb ediyorum.



8- Allâh’ım! Yeryüzünün kıble tarafı, doğusu, batısı, ortası ve dağlarında yarattığın bitkilerden; ağaç, meyve, yapraklar, ekin ve bütün bunların yeryüzünden çıkarttığı ve çıkaracakları, bitki ve bütün bereketli mahsûllerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e, ve onun âl-i’ne, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.



9- Allâh’ım! Yarattığın insan, cin, şeytanlar ve kıyâmet gününe kadar yaratacakların sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.



10- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, onların vücûdları, yüzleri ve başlarındaki tüyler adedince her gün bin kere efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât etmeni istiyorum.



11- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar göz açıp kapatacak kadar kısa zamân zarfınca ve onların sözleri ve nefesleri sayısınca, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.

12- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar cinlerin uçuşları ve insanların hareketleri sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.



13- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar yeryüzünün doğusu ve batısında bizce ma’lûm olan ama hakîkatte ancak yûce zâtın tarafından bütün gerçeğiyle bilinen irili-ufaklı yaratmış olduğun hayvanlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni senden taleb ediyorum.



14- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne kendisine salât okuyanların ve okumayanların, hatta kıyâmet gününe kadar salât okuyacakların sayısınca, her gün bin kere salât etmeni senden taleb ediyorum.



15- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne diriler ve ölüler sayısınca, yarattığın balıklar, kuşlar, karıncalar, arılar ve bütün küçük hayvancıklar adedince salât etmeni istiyorum.



16- Allâh’ım! Geceleyin karanlık bastığı, gündüzünse aydınlandığı vakitte efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni senden taleb ediyorum.



17- Allâh’ım! Dünyâ ve âhiret hayâtında efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni istiyorum.



18- Allâh’ım! Beşikteki bebeklik yaşından olgunluk çağına halkı irşâda devâm ettiği dönemden, rûhunu rızânla alıncaya kadar geçen zamânlarda nihâyet onu şefaatçi olarak dirilteceğin kıyâmet gününe kadar, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni senden taleb ediyorum.



19- Allâh’ım! Yarattıklarının sayısı, yûce zâtının rızâsı, arşının ağırlığı ve kelimelerinin adedince, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni istiyorum. Allâh’ım! Vesîle makâmını, fazîlet ve yüksek dereceyi, kevser havuzunu, Makâm-ı Mahmûd’u, bitmez tükenmez yûceliği, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ihsân etmeni istiyorum. Allâh’ım! onun burhânını, peygamberliğinin delillerini aslı İslâm olan, binâsını şerefli kılmanı, dünyâ ve âhiretteki makâmını yükseltmeni istiyorum. Ve ey yûce mevlâmız ! Bize de, onun sünnetiyle amel etmemizi nasîb etmeni, onun dîni üzere bizi öldürmeni, onun cemaati arasında ve sancağı altında bir araya toplamanı, bizi onun arkadaşları arasına katmanı, senden taleb ediyorum. Allâh’ım! Onun Kevser havuzuna varmamızı sağlamanı, kadehleriyle kevser şarabından bize içirmeni, peygamberimizin muhabbetiyle bizi faydalandırmanı, tövbemizi kabûl etmeni, görünür ve görünmez bütün belâ ve fitnelerin hepsinden bize selâmet, âfiyet ihsân etmeni, merhamet etmeni, bizi bütün erkek-kadın mü’minleri, bütün erkek kadın müslümanlarla onların ölüleri ve dirilerini de bağışlamanı senden taleb ediyorum. Âlemlerin rabbi olan Allâh’a hamd olsun. O ne güzel vekîldir. Güç ve kuvvet ancak Yûce ve Azîm olan Allâh’a âittir.



20- Allâh’ım! Güvercinler ötüp, su arayan kuşlar ve hayvanlar dönüp durduğu, tamâim mâsum çocuklara zarar veren şeytan ve cinlerden korunmak için takılan duâlar fayda verdiği, sünnet olarak takılan baştaki sarıklar sıkıştırıldığı, gün be gün sâlih amellerle mânen terakkî edenler terakkî ettiği sürece efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.

21- Allâh’ım! Sabahleyin ortalık aydınlandıkça, rüzgarlar estikçe, canlılar yürüdükçe, gece ve gündüz birbirini takip edip durdukça, kılıçlar kuşanıldıkça, mızraklar sımsıkı bağlandıkça, cesetler ve rûhlar zâhirî ve bâtınî hastalıklardan sıhhat buldukça, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.



22- Allâh’ım! Âlemler döndükçe, gece karanlıkları yayıldıkça, melekler tesbîh ettikçe, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.



23- Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salât eyle. Efendimiz İbrâhîm’e âlemlerde bereket ihsân ettiğin gibi Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin.



24- Allâh’ım! Güneş doğduğu, beş vakit namaz kılındığı, şimşek çaktığı, bardaktan boşanırcasına yağmurlar yağdığı, bulutları emrolundukları yerlere sevk etmekle görevli olan melek, Râd aleyhisselâm tesbîh ettiği müddetçe, Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.



25- Allâh’ım! yeryüzü ve gökyüzü dolusunca, her ikisi arasında bulunan ve dilediğin şeyler dolusunca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.



26- Allâh’ım! Risâlet yükünü üzerine aldığı, insanları cehâletten kurtardığı, küfür ve dalâlet, sapıklık ehliyle cihâd ettiği, seni tek ilâh kabûl etmeye dâvet ettiği, kullarını irşâd ederken zahmet ve sıkıntılara tahammül ettiği için, efendimiz Muhammed’e dilediğini ver, isteklerine ulaştır, ona cennetteki Vesîle Makâmı’nı fazîlet ve yüksek dereceyi vaâd ettiğin Makâm-ı Mahmûd’u ona ihsân eyle. Şüphesiz sen vaadinden geri dönmezsin.



27- Allâh’ım! Bizi onun yoluna Kur’ân ve sünnete uyup amel edenlerden, onun muhabbetiyle sıfatlananlardan, onun hidâyeti, sözleri, fiilleri, emir ve yasaklarıyla hidâyet bulanlardan ve yolunda gidenlerden eyle. Ey merhametliler merhametlisi; bizi elleri, yüzleri, ayakları, aldıkları abdest ve yaptıkları ibâdetlerle nûrlu ve parlak olan, onun ümmetinin tâbiîleri, önde giden taraftarları ve Ashâb-ı Yemîn, Kur’ân-ı Kerîm’de övülen nîmet sâhibleri ve amel defterleri kıyâmet günü sağından verilenler, kurtulanlar arasında haşreyle.



28- Allâh’ım! Bütün meleklerine, mukarrebûn makâmındaki meleklere, nebîlere, resullere, bütün ibâdet ve tâat ehline salât eyle. Bizide kendilerine okuduğumuz salavât sebebiyle rahmetine ulaşanlardan eyle.



29- Allâh’ım! İyiliği ve doğruluğu emreden, kıyâmet günü günahkârların şefaatçisi tıhâm eden, Mekke-i mükerremeden peygamber olarak seçilip, insanlara gönderilen efendimiz Muhammed’e salât eyle.



30- Allâh’ım! Bizim adımıza; nebîmiz, şefaatçimiz ve sevdiğimize en fazîletli salât ve selâmı ulaştır. O’nu pek yûce olan Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır. O’na cennetteki Vesîle Makâmı’nı, bütün nebî, resul, şehit, sıddık ve sâlihlerin bulunduğu yûce makâmda kendisine vaâd ettiğin fazîlet ve yüksek dereceyi ihsân eyle.



31- Allâh’ım! O’na hiç eksilmeyen ve peşi sıra devâm eden salâtla salât eyle.

32- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne şimşek parladığı, güneş doğduğu, gece karanlığı kapladığı ve yağmur bulutlarından damlalar yere düştüğü müddetçe salât eyle. Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne yer ve gökyüzü arasındaki ve yıldızlar arasındaki boşluk dolusunca, gökyüzünün yıldızları misâli, yağmur tâneleri ve çakıl taşları sayısınca salât eyle. Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne sevâbı sayılamayan, hesâbıda yapılamayan, salâtla salât eyle.



33- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e arşının ağırlığı, rızânın ulaştığı makâm, kelimelerinin adedi ve rahmetinin sonsuzluğu kadar salât eyle.



34- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e onun âl-i’ne, zevceleri ve zürriyetine, salât eyle. O’na, âl-i’ne, zevcelerine, zürriyetine efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne salât ettiğin, ve bereket ihsân ettiğin gibi bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin. Allâh’ım! Bizim adımıza onu, ümmetinden bir peygamberi mükâfatlandıracağın şeylerin en fazîletlisiyle mükâfatlandır. Hükümlerinin apaçık yolu sâyesinde bizi hidâyete erenlerden eyle. Onun hidâyet yolunda yürümekle bizi hidâyete ulaştır. Bizi onun dînine inanmış olarak, onun âl-i’ne, ashâbına, nesline, muhabbet eder olduğu halde öldür. Onun cemaati arasında haşreyle.



35- Allâh’ım! Peygamberlerinin en fazîletlisi, seçip çıkardığın kullarının en keremlisi, evliyânın imâmı, nebîlerin sonuncusu, âlemlerin rabbi Allâh’ın habîbi, bütün peygamberlerin şâhidi, günahkarların şefaatçisi, bütün âdem oğullarının efendisi, adı mukarrebûn makâmındaki melekler arasında yükselen müjdeci, korkutucu, dâimâ aydınlatan kandil, sözüne îtimat edilen, hak olanı açıklayan, şefkatli, merhametli, kendisine Kur’ân’ı Kerîm’le birlikte, Fâtiha Süresi’nide lütfedettiğin, böylece insanları dosdoğru hak yola hidâyete sevkeden, rahmet peygamberi, ümmeti hidâyete erdiren, kabirden dirilişte toprağın ilk kez kendisine açılacağı insan, cennete ilk girecek olan, Efendimiz Cebrâîl ve Mîkâîl’le desteklenmiş, Tevrât ve İncîl’de müjdelenmiş, seçilip beğenilerek çıkartılmış, Ebu’l- Kâsım, Hâşim oğlu Abdulmüttalip’in oğlu Abdullâh’ın oğlu efendimiz Muhammed’e salât eyle.



36- Allâh’ım! Gece gündüz hiç gevşeklik göstermeden Allâh’ı tesbîh eden, Allâh’ın kendilerine emrettiği husûslarda hiç isyân etmeyen, emrolundukları her şeyi yerine getiren, mukarrebûn makâmındaki meleklere ve bütün meleklerine salât eyle.



37- Allâh’ım ! Meleklerini resullerini me’mûr olarak seçtiğin, vahyine emîn olarak yarattıklarına şâhit kıldığın, yûce zâtının perdelerini derece îtibârı ile yakînlığına açtığın, kulların bilemeyeceği gayb sırlarından kendilerine haberdar ettiğin, kendilerinden cennetine koruyucular seçtiğin, arşını taşıttığın, ordularından pek çoğunu kendilerinden seçtiğin, yarattıklarına nazâran kendilerini daha fazîletli kıldığın, günahlardan ve alçaklıktan kendilerini temizlediğin, yûce semâlarına yerleştirdiğin, noksanlıklardan ve afetlerden tertemiz tuttuğun için fazîletlerini artırıcı ve devâmlı olan salâtla meleklerine salât eyle. Bizide meleklere okuduğumuz bu salât vesîlesiyle, onların istiğfarlarına lâyık eyle.



38- Allâh’ım! Kalplerini hikmetle doldurarak genişlettiğin, kendilerine nübüvvet zincirini taktığın, kitaplarını indirdiğin, kendileriyle insanları hidâyete sevk ettiğin, tevhîd anlayışına insanları dâvet eden vaâdine, cennetlerdeki nîmetler ve üstün derecelere teşvik eden, cehennemin azâbından korkutan, senin yoluna insanları irşâd eden, huccet ve delîlinle bu yolda sebatla duran, nebî ve resullerin hepsine salât ve selâm eyle. Allâh’ım onlara tam mânâsıyla selâm eyle. Kendilerine okuduğumuz bu salât vesîlesiyle bizede büyük sevâb ihsân eyle.



39- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne üzerimizdeki büyük hakkını yerine getirecek ve sürekli kabûl edilecek olan, salâtla salât eyle.



40- Allâh’ım! Yaratılış ve huy güzelliği olarak tam güzelliğe sâhib anlamında hüsnü Cemâl, dünyâ ve âhiret nîmetleriyle sevinmiş anlamında Behçet, zâtında ve sıfatlarında olgun olarak Kemâl, risâlet ve nübüvvet nûrunun sâhibi, cennette hizmetçi çocukları hûri, konak ve köşklerin sâhibi, şükreden dili, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım! Şükre dalan kalbi ve ilmiyle meşhur askerleriyle muzaffer, kız ve erkek çocuklarıyla pâk zevcelere sâhib, dünyâ ve âhiret derecelerinde ulvî, zemzem ve Makâm-ı İbrâhîm’le Müzdelife’nin hürmetlerine, ta’zîm eden büyük ve küçük bütün günahlardan temiz,

yetimleri terbiye eden, yedirip-doyuran, büyüten, insanlara hac usullerini öğreten, Kur’ân nasıl indirilmişse öylece okuyan, Rahmân olan Allâh’ı tesbîh eden, ramazan ayında oruç tutan, âhiret günü ümmetlerin altında toplanacağı hamd sancağının, kerem ve cömertliğin sâhibi, ahde vefâ gösteren, muhabbetli ümmetini Allâh’ın rızâsı olan işlere kalp ve kalıplarıyla teşvik ettiren, İskenderiye kralı Mukavkıs’ın kendisine hediye ettiği hayber ve huneyn savaşında bindiği ak katıra Necib adlı ata binen, Kadîb adlı kılıcı kullanan, günahlardan tövbe edip kalbini tertemiz tutan, ifâdeleri hatasız ve dosdoğru olan, semâvi kitaplarda sıfatları anlatılan, Allâh’ın kulu nebî ve resullerin sonuncusu olarak nice sırları içinde gizleyip sakladığın, Peygamber Efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ın hucceti kendisine itâat edenin Allâh’a da itâat ettiği, kendisine isyân edenin Allâh’a da isyân ettiği, arap kureyşli zemzem bölgesinde doğup büyümüş, mekkeli nebî, güzel yüzlü sürmeli gözlü, düz uzun yanaklı, kevser havuzunun ve cennet çeşmelerinin sâhibi, kendisiyle zıtlaşanları ve inkârcıları helâk eden, müşrikleri katleden, abdest azaları nûrdan parlayanları cennet nîmetlerine ve Kerîm olan Allâh’a alıp götüren, Efendimiz Cebrâîl’in arkadaşı, âlemlerin rabbi olan Allâh’ın Resûlü, günahkârların şefaatçisi, güneşin sıcaklığında bulutun kendisini gölgelediği, ayın on dördü gibi kabir, mahşer, sırat, cehennem ve cehâlet karanlıklarını aydınlatan, kandil ve dolunay gibi nûrlu zât, efendimiz Muhammed’e ve mahlûkatın en pâk neslinden çıkarılmış olan âl-i’ne ebediyeti kıyâmet ve cennetinde sonsuzluğuna kadar hiç bozulmuycak olan devâmlı salâtla Allâh-u Teâlâ salât eylesin. Ve Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne kendisinin sürûrunu yenileyerek hesapların görüleceği günde kabrinden çıkarak Burak üzerinde mahşer yerine gönderilişinde şeref vesîlesi olacak salâtla salât eylesin. Allâh’u Teâlâ efendimiz Muhammed’e ve onun yıldız misâli parlayan âl-i’ne, üzerlerine peş peşe yağan sağnak yağmurların cömertliğine benzer salâtla salât eyle. Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’i arabın en akıllısı, sözleri ifâde yönüyle en açık, lisanı en fasih, îmânı en yüksek, makâmı en yûce, kelâmı en tatlı, ahde en vefâlısı ve yaratılışı arabın en temiz olanı olarak gönderdi. Efendimiz Muhammed (s.a.v) de İslâm yolunu îzâh edip insanlara anlattı. İslâm’ı şöhretli kıldı, putları kırdı. Allâh’ın hükümlerini ortaya koydu. İnsanları haramlardan alı koydu. Kendisine inananlara nîmetler sundu. Allâh-u Teâlâ ona ve âl-i’ne melek, cin ve insanların dönüp durduğu her yer ve makâmda salât ve selâmın en fazîletlisiyle, kabirden kalkıp ilk hâle dönüşte ve ilk yaratılışta bizim için ebedî nîmet ve lütuf olarak verdiğin âhiret azığı gece ve gündüz virdimiz olacak şekilde kabûl edeceği salâtla salât eylesin. Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne peşinden ferahlık ve miskden daha güzel rahmânî kokunun geldiği, onuda Allâh’ın mağfiret ve rızâsının takip ettiği salâtla salât eylesin. Allâh-u Teâlâ kendisinden iyilik alınanların en fazîletlisi, övünülecek şeylerin değeri, kendisiyle artan alnındaki nûrdan, güneş ve ayın nûr aldığı, cömertliğinin yanında bulutların ve denizlerin ufacık kaldığı, yer yüzünün alâmetlerle aydınlandığı, mûcizelerini Kur’ân-ı Kerîm ve mütevâtir haberlerin anlattığı, efendimiz ve peygamberimiz Muhammed’e salât eylesin. Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ve kendisiyle hicret eden, böylelikle onun dînine yardım eden ve hicretinde yardımcı olan ashâbına ki onlar ne güzel muhâcir ne güzel ensârdılar. Kuşlar Allâh’ı zikir tesbîh terennümleriyle sık ağaçlarda şakıyıp durdukça, şimşeksiz bulutlar sağnak yağmurlar döküp durdukça, devâm edecek salâtla salât eylesin. Salavâtının devâmıyla Allâh’u Teâlâ ona kat kat ecir ihsân eylesin.



41- Allâh’ım! Celâl ve ikrâm sâhibi olan yûce zâtın devâm ettiği için devâm edecek ve hiç kesilmeyecek olan salâtla efendimiz Muhammed’e onun pâk ve yûce âl-i’ne salât eyle.



42- Allâh’ım! Şeref ve ululuğun kutbu, nübüvvet ve risâlet güneşi, dalâletten hidâyete sevk eden, cehâletten kurtaran, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Gece ve gündüzlerin birbirini tâkip etmesiyle ardı-ardına gelen ve hiçbir kesintiye uğramadan devâm eden salâtla, Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’e salât eylesin.

BURADA OKUMA BiTTi

---------------
_________

--oOo--

BiLGi

DELAİLÜ'L-HAYRAT


Şeyh Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî (ö. 870/1465) tarafından derlenen salavat mecmuası.

Türkler arasında daha çok Delû'il-i Şerif, Delâ'il-i Hayrat ve Dela'il diye bilinen risalenin tam adı "Delâ'ilü'l-hay­rat ve şevâriku'l-envâr fî zikri's-salât 'ale 'n - nebiyyil-muhtar"dır. Şâzeliyye tarikatının Cezûliyye kolunun kurucusu olan Şeyh Cezûlî'nin bu risalesi müridleri arasında bir tarikat evradı olarak çok okunmuş ve dolayısıyla çok sayıda istin­sah edilmiştir. Eserin nüshaları arasın­da bazı farklar görüldüğünden Cezûlî'­nin müridi ve halifesi Ebû Abdullah es-Sehlî farklılık gösteren nüshaları düzen­leyerek vefatından sekiz yıl önce şeyhi­ne sunmuş, şeyh de bu fazlalıkların bir bölümünü Delâ'il metnine dahil etmiş­tir. Delâil'in bu tür nüshalarına "Nüsha-i Dâhiliyye-i Sehliyye", satırların dışı­na kaydettiği fark ve fazlalıkları ihtiva eden nüshalarına ise "Nüsha-i Hâriciyye-i Sehliyye" adı verilmiştir.

Delâ'il'in Sehlî tertibi olmayan nüshaları da mu­temet olan ve olmayan diye ikiye ayrılır. Mutemet olanların satır içine yazılanına "mu'temede-i dâhiliyye", satır dışına ya­zılanına "mu'temede-i hâriciyye" denir. Mutemet olmayanlar ise daima satır dışına yazılır. Bu farklar "sin", "gayın" ve "mim" harfleriyle gösterilir. Bu durum eserin metnine verilen değeri açık bir şekilde göstermektedir.

Delâ'il'i sadece Cezûliyye veya Şâze­liyye mensupları değil diğer tarikat men­supları, hatta bir tarikata bağlı olmayan Müslümanlar dahi, faziletine inanarak düzenli bir biçimde okumuşlardır. Ön­ sözünde, salavatı belli zamanlarda düzenli bir şekilde okuyanların çok sevap kazanacakları, Hz. Peygamber (asm)'in şefaatına nail olacakları, günahlarının affedileceği, kötü huyları terkedip iyi huylar edinecekleri, maddî ihtiyaçlarının karşı­lanacağı ve dünya işlerinin düzeleceği belirtilmiştir. Bu salavatı düzenlemiş ol­ması sebebiyle Cezûli'nin kabrinin misk gibi koktuğuna inanılır.

Dela'il'in yazılış sebebini anlatan bir menkıbeye göre keramet sahibi bir kız çocuğu, Cezûliye bu mertebeye Hz. Peygambere (asm) salavat okuyarak ulaştığını söy­lemiş, ancak onun ısrarına rağmen bu salavatın metnini kendisine söylemeyip belli salavatlann içinde bulunduğunu ifa­de etmiş, bunun üzerine Cezûlî bütün meşhur salavatları derleyip kıza göster­miş, kız da söz konusu salavatın bu der­lemede birkaç defa geçtiğini bildirmiş­tir. Diğer bir menkıbeye göre ise Cezûli'nin bu eseri yazmasına keramet sahi­bi olan hanımı sebep olmuştur.

Delâ'il her gün, gün aşırı, dört gün­de veya haftada bir defa olmak üzere beş tertip üzere okunur. Okumaya pazar­tesi günü başlanır; hangi gün nerelerin okunacağı sayfa kenarına not edilmiştir. Delâil'i okumaya başlamadan önce ni­yet ve istiğfar etmek, esmâ-i hüsnâ oku­mak, başlama ve bitirme duası yapmak âdâbdandır. Delâil okumak için izin almak gerektiğine, izinsiz okuyanların çıl­dırdıklarına dair söylentilerin aslı yok­tur. Fakat ehlinden usulüne göre Delâ'il okumanın öğrenilmesi tavsiye edilir.

Kuzey Afrika'da ve özellikle Anadolu'­da büyük bir rağbet gören Delâ'il, Mısır ve İstanbul'da 1260-1320 (1844-1902) yılları arasında on dört defa basılmıştır.(bk. Karatay, Arapça Basmalar, s. 441). Ri­salenin ayrıca Petersburg'da yapılmış bir baskısı bulunmaktadır (1258/1842).

Birçok şerhi yapılan eserin Türkçe şerhleri de vardır. Bunların en meşhuru Kara Dâvudzâde Mehmed Efendi'nin (ö 1170/ 1756) yaptığı şerh olup, "Tevfîku muvaffikı'l-hayrat fî îzâhi meânî Delâili'l-hayrat" adını taşıyan bu eser birçok defa basıl­mıştır. Kara Dâvudzâde diğer kay­naklardan aktardığı tasavvufi menkıbe ve bilgilerle eserin hacmini oldukça ge­nişletmiştir.

Şeyh Hasan el-Adevî'nin "Bulûğu'l-müsirrât alâ Delâ'ilil-hayrat", Muhammed Mehdî el-Fâsi'nin "Metâli'u'l-müsirrât bi-cilâ'i Delâ'ilil-hayrat" adlı Arapça şerhleri basılmıştır.(DiA, Delailü'l-Hayrat Md.)

Delâil-i Hayrât Bedîüzzaman Hazretleri tarafından yeniden düzenlenmiş ve zenginleştirilmiş ve "Delaili'n-Nur" ismini vermiştir. İçinde hemen her salâvattan sonra büyük dertlerimizin devası, Allah’tan yüksek dereceler ve makamlar istenir; dünyevî ve uhrevî cümle âfetlerden ve musibetlerden Allah’a sığınılır, bütün ihtiyaçlarımızın karşılanması, bütün günahlardan arınmamız ve bütün hayırlara ulaşmamız, duânın ilerleyen satırlarında istenir. Üstad Bedîüzzaman Hazretleri bu büyük salâvat metninin adını "Delâli’n-Nur" koyarak, kendisine ve talebelerine hususî bir vird yapmıştır.

Delaili'n-Nur'un salavattan başka diğer bölümleri şunlardır:

a. Sekine: Sekine tamamı Kur’an’da geçen Allah’ın güzel isimlerinden ve ayetlerden oluşmaktadır. Bilindiği gibi Hz. Ali (ra), Hz. Peygamberimiz (asm)'in ifadesiyle “ilim şehrinin kapısıdır”. Çocukluğundan beri Peygamberimiz (asm)'in özel terbiyesi ile yetişmiş müstesna bir kabiliyettir. Peygamberimiz (asm)'den Kur’an’ın bazı özel sırlarını ders almıştır. Bu sekine de Peygamberimiz (asm)'in Hz. Ali (ra)’ye özel ders verdiği ism-i a’zam manası taşıyan altı esma ile her biri 19 harfli, 19 Kur’an ayetinin, 19’ar defa okunduğu bir metindir.

Sekine hakkında esas olan özetle şudur:

1) Tamamı Kur’an kaynaklıdır. Dolayısıyla vahiy kaynaklı olduğunda zerrece şüphe yoktur.

2) Metnin tertibini ve okunuş şeklini de Peygamberimiz (asm)'in has talebesi ve velilerin şahı ünvanına sahip Hz. Ali (ra)’in ya bizzat Peygamberimiz (asm)'den ders aldığı veya kendisinin tertip ettiği mühim bir Kur’an’î virddir.

b. Münâcat-ı Veyse’l-Karânî: Veysel Karânî Hazretlerinin çok kuvvetli bir duâsıdır. Bu münâcat, Risâle-i Nur’un önemle işlediği “acz, fakr, şefkat ve tefekkür” mesleğine uygun duâ cümlelerinden meydana geliyor. Üstad Bedîüzzaman daimî bir virt olarak kabul etmiş, kendisi daima okumuş ve talebelerine de tavsiye etmiştir.

c. Dua-i Tercüman-ı İsm-i Azam: Bu duânın aslı vahiyle Peygamber Efendimiz (asm)'e hediye edilmiştir. Allah’ın isimleri şefaatçi kılınarak cehennem azabından Allah’a sığınmamızı sağlayan bir duâdır. Bu duayı Üstad Bedîüzzaman Hazretleri sabah ve ikindi namazlarından sonra okunacak şekilde Namaz Tesbihatı'na almıştır.

d. Dua-i İsm-i Azam: Allah’ın isimlerinden bir demet olup, aslı vahiy ile Peygamber Efendimiz’e (asm) bildirilmiştir. Üstad Hazretleri bu duayı öğle, akşam ve yatsı namazlarının Namaz Tesbihat'ına dâhil etmiştir.


DEVAMINA BAK

ALLAH
Allah

BAYRAK
TC.Bayrak

WEB-TUNCA
Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY
G A L A T A S A R A Y

FENERBAHÇE

F E N E R B A H C E

BEŞiKTAŞ
B E Ş i K T A Ş

TRABZONSPOR
T R A B Z O N S P O R

MiLLi TAKIM
M i L L i T A K I M

ETKiNLiKLERiMiZ


"Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al"
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN
"Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca,
Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca,
Hak intikamını,
Kulunun Eliyle Alır da,
Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."

(Hz. Mevlana)



TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca