MUHAMMED
Muhammed

BAYRAK
TC.Bayrak

Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir.

Kullanıcı Adı
  

Şifre
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üye: 7
» En Son Üye: Fatma
» Toplam Konular: 678
» Toplam Yorumlar: 1,024

Ayrıntılı İstatistikler

DOWNLOADEN


"Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri, E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz"
(Raşit Tunca)




AYET
"Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır"
ENBİYA Suresi 105

FELSEFEMiZ
"iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR,
Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir.
islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip,
Onunla Yaşayabilmekdir"

(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

Raşit Tunca Sözü
"Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun."
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ
"Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır."
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



iyinin Yaninda Kötüde Var - Kötünün Oldugu Heryerdede iyi Var ve Var da Olacakdir


(Kar©glanin 23 Ocak 2019 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا  إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe inne meal usri yusrâ, İnne meal usri yusrâ.

Meali :

Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Muhakkak ki zorluk ve kolaylık beraberdir.

Sadakallahul Aziym inşirah suresi 5. ve 6. ayet


---oOo---

Hz. Ömer anlatıyor:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

   “Âdem hata işlediği zaman,

   ‘Ya Rabbi! Muhammed’in hakkı için beni affetmeni istiyorum.’ diye yalvardı. Allah,

   ‘Ey Âdem! Kendisini daha yaratmamışken, sen Muhammed’i nereden öğrendin?’ diye sordu. Âdem:

   ‘Ya Rabbi! Sen beni elinle yaratıp ruhundan bana üflediğinde, başımı yukarıya kaldırdım. Arşın sütunlarında “La ilahe illellah, Muhammedurresulüllah” yazılı olduğunu gördüm ve bundan anladım ki, ismini kendi isminin yanında yazdığın kimse yarattıkların arasında sana en sevgili olandır.’ Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu:

   ‘Ay Âdem, doğru söyledin; hiç şüphesiz Yarattıklarımdan bana en sevimli olan Odur. Onun hakkı için istediğinden ötürü seni bağışladım. Bilesin ki, eğer o olmasaydı, seni yaratmazdım.”


( Hadis-i Şerif ,Beyhakî, Taberanî, Hakim (bk. Hâkim, Mustedrek, II/615; Suyuti, ed-Dürrü'l-Mensûr, 1/116. Yusuf Nebhanî, Hucetullahi ale’l-âlemin, s. 210)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Cennetin kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur. Yap­tığı iyiliği başa kakan, içki müptelası, anne ve babasına kar­şı gelen kimse, buna rağmen Cennetin kokusunu duyamaz."

( Hadis-i Şerif , Müslim: Cennet, 52, Mu'cemü'l-Evsat, 5:493 (4945.))

Peki bu hadisdeki güzel kokan cennet nerede o zaman, sen her hafta cennet burasi diyorsunda, bu güzel kokan yer neresi hani, derseniz:

Kabe, her arafat vakti, hacilar arafata cikdiginda, mis ve amber ile ile yikanmiyor mu? peki kabenin kokusu, ve hacca gidenler, hacidan döndügünde, adam mesela hacca taa amerikadan gelmiş, ve evine geri dönmüş, ve amerikadaki evine yeniden varinca, kabenin kokusu adamin üstünde zaten,  bilen bilir bunu, bilmeyen kokuyu alamyana ben ne diyen daha. hacidan gelen adamlarin zemzem koktugu, mis koktugunu bilmeyen varmi, ve ordan mis alip götürmeyen haci var mi? ve mislerinden ahbablarinada dagitmayan HACI adam var mi? öyleyse işte hacinin kokusu amerikada tüttümü? tüttü. Amerika nere? kabe nerede degilmi? ve bir tane astranotu al gel hac yaptir, sonrada al götür ayda astronotluga, o mis kokusu inan aydaykende yanindakiler alacakdir, o nun hacda geldigi beli olacakdir zaten, ama işde, ne hac nasip olmuş, ne de kokusu, ne de zemzemi nasip olmayan insanlar bahtsizlar. mesela adam hacca kendisi gidemez de, belki amcasi gitmişdir, ya da arkadaşi gitmişdir, ve ona, gelince, zemzem, tesbih, takke, seccad ve mis ikram etmişdir, işde o sayede, sende cennetin kokusunu aldin, amma hac ile, kabe ile, peygamber ile, alakasi olmayip, bunlarin tümünü inkar eden adamin neyine mis, neyine hac, neyine kabe, neyine bilmem mescidi nebevi ve ravza degilmi yani o cennetin kokusunu falan alamaz işte.

ve öyle olunca bu cennet tasvirlerimize devam, ederken buna rastladim biliyordumda, bana bu ufuk acildi, resimdeki yazan, yani bu cennetteki peygamerimizin

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kabrim ile minberim arası cennet bahçesidir.”

( Hadis-i Şerif )

yazan yerdeki cennetin kapilarinda, bir kapisinda yani ravzanin kapisinda yazan isimlere bakin şimdi

[attachment=118184]

[attachment=118185]

Endülüslü büyük alim Kadı Iyaz’ın Şifa-i Şerif’inde geçtiği üzere, Hz. Âdem (as), kendisine yasaklanan meyveden yedikten sonra, Cenâb-ı Allah’a O’nu şefaatçi ederek yalvarmış;

- “Muhammed hürmetine beni affet!” demiştir. Cenâb-ı Allah’ın,
- “Sen Muhammed’i nereden biliyorsun?” sorusuna karşılık da,
- “Ben, Cennet’in kapısında ‘Lâ ilâhe illallah, Muhammedün rasûlüllah' yazısını gördüm. İsmi, Senin İsm-i Şerifi’nin yanında anılan biri, Sen’in yanında en kıymetli olmalıdır.” şeklinde cevap vermiştir.

[attachment=118186]

o zaman cennetin kapisida buradaysa, daha ne? vaktim ve vaktiniz, yaşadiginiz bu vakit, mehdinin vakti ve altin cag degilde ne? cennet burada degilde, peki nerede? hadi sen göster bana o zaman.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Hz. Mehdi (as) Çekik Gözlüdür(Japon gözlü yani)

( Hadis-i Şerif )

Humrân bin A’yân der ki:

İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam’a şöyle arzettim: … Mehdi’nin GÖZLERİ ÇEKİKTİR, …

(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 252)

Eski Resimlerimizden bir tane

[attachment=118187]

Bu resimdeki adamda Çekik Gözlü birimi acaba, yani öyle estetik yüstetik degil. Delikanli iken nasilsa, Çekik Gözlü isek, şimdide öyle, buraya Avusturya ya geldigimde, ilk Hoheneich diye bir yere geldim, ve ordaki disko ve gasthaus un sahibinin karisi beni japon zannetti ilk gördügünde, ve "sen japonmusun?" dedi bu gözler ve simsiyah saclar yüzünden. japon degilim de, amma peygammerin Çekik Gözlü diye tarif ettigi birine benziyorum belki degilmi haa?

ORJiNAL iLLAKi ORJiNALDiR

Ey insanoglu o zaman durunda bir miktar tefekkür ediniz,  kullarin orjinali bozarak yaptigi özellik ve güzelliklermi daha güzel, yoksa, hak tealanin veridigi makam ve güzeliklermi daha güzel ve orjinal acaba demek yokmu

Ve Anonakilerden 10 bin sene ömür yaşayanlar vardi diye söz ediliyor, ve hz Adem  atamiz için ise  3000 yil ömrü oldugu söyleniyor ve Hz Nuh yaklaşik bin yil, ve o zaman eger ölümsüzlük keşfolursa, ve Hz Adem nerede? buradami şu zamandami, yoksa gecmişdemi yaşadi, burdan aşagimi indi? buradan yukardamiydi? nerede, evvel nere? ahir nere? Allah kim? el evvel Allah kim? el ahir Allah kim? son Allah, son Anonaki kim? Ahir Allah kim? ve ben cennet cennet derken ise, bakin kiyamete dogru gidiyormuşuz meger. korktum, birden ürperdim, ve daha coooook önceleri yazdigim bir vaazim aklima geldi, ve namazda tahiyat, bir miktar, yani etahiyatüyü okuyacak kadar Allah için oturmak ibadetmiş. öyle olunca, bizden önce cemeatle namaz kilmayi caldilar, sonra abdest ile kiliyorduk onu, caldi deccal, ve teyemmüm ile kilar olduk, ve sonra onunlada yetinmedi ve, ayakda kiliyorduk, koltukta oturarak kilar olduk, ve bunun ucu nereye kadar peki, hallac kimdir bilirmisiniz, " Enel Hak yani ben Allah in" deyipde, adami bogazindan kurban keser gibi insanlarin kestigi adamin, ölüsüde Allah demiş ve akan kani yerde Allah yazmiş. ve öyle olunca işde bizde vahdeti vücud olunca, zamanin hallaclarindan olunca, bizim ölümüzde Allah der, dirimizde. dinde öyle bir hal vardir ki, hicbiryerin kiynaşmasa bile, gözün  ile ima  ile Allah der, namaz kilabilirisn, ve artik, son bir Allah diyen kalinca vaktinde dogru giyoruz

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Yeryüzünde Allah diyen Müslüman kaldıkça kıyamet kopmaz"

( Hadis-i Şerif , Müslim)

ve o benimiyim ki diyesim var, ve eger elinizden herşey alinirsa, oturun bir vakit, bir miktar, üc sübhanallah diyecek kadar bir zaman Allah i sadece kafanizdan düşünün yani Tefekkür edin, oda yeter elbet. bir anlik tefekkür, bin yil ibadete bedeldir demiş rasulallah

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır.”

( Hadis-i Şerif ,Suyutî, Camiu’s-Sağir, II/127; Aclûnî, I/310)

Kiyamatleri başima koparmak için yol arayan şeytan ve deccal, eger dilmiz gözümüz dursa, kalbimiz Allah dedikce, sana yine galip gelcegiz inşallah, ne zaman bu kalp durdu, yapacak birşeyim belki o zaman kalmaz, amma yinede kanimiz belki hallac gibi yinede Allah yazar, Allah der. Ölümüzde Allah der, dirimizde, sen dirin neye yarar, ölün neye yarar, rabbini bilmeyen ahmak oldukdan sonra. bir köpek bile yemek yedigi kapiya hürmet eder, kapisini beklerken, sen yillardir Allahin verdiklerini yiyip icip, birde o na yani Allah a karşi düşmanlik edersin.

ve işte Allah dogada, magnetizma diye bir şey yaratmiş ve, yani MIKNATIS, miknatisin bir parcasini kirsan, o toplu ignenin başi kadar bile kücük olsa, bülünür bölünmez, hemen iki kutup oluşturur, ve biri N pol biri biri de S pol kuzey kutbu ve güney kutpu, yani işde öyle olunca, sen bu yasayi degiştiremezsin, en kücük bir kafir kalsa, dünyada, onun yaninda  bir tanede iyi ve mümin biride olacakdir. ve eger kafir kalmasa bir kücük kafir kalsa bile, dünya mümin dolsa, yine o bir kafir, kutupluk etmeye devam edecekdir. magnetizma yasasi, Allah in dualite ve kutupluluk ve ezvac yasasi, iyi nerede, kötü de orada olmak zorunda, kötü nerede, orada iyi de olmak durmunda işte.

Kötü ile iyi ezvacdir yada kardeştir, yine aci ile tatli, mümin ile kafir, deccal ile mehdi, ve zorluk ile kolaylik örnegi ise kuranda bunun bir formül oldugunu gösterir, yani ayni formülü, bütün diger örneklerdede kullanabilelim diye, işde her ne kadar bu bir ay zor gecsede, kolaylikda onunla beraberdir elbet. Allahin yasasi bu, benim sözüm falan degil.

iyi ile kötü beraberdir de, ve fakat matemetik işaretlerinden olan Plus, yani ARTI işereti ile, minus yani EKSi işaretine baktigimizda, ARTI işaretinde EKSi Zaten var, fakat eksi işaretinde sadece eksi var. yani iyi bir insanin icinde kötülükde var, o da kötülük yapabilir amma, o cüzi irdesini iyiye kullanip, o frene basip, kötülük yapmayan kimse, amma kötü, yani minus ve eksi bir kimsenin icinde iyilik yok, cebbar zalim kafir, o yüzden, onun imansiz oldugunu anliyorz

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَسَوَاء عَلَيْهِمْ أَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn.

Meali :

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

(Sadakallahul Aziym YASİN Suresi 10. ayet)


ve sivilara baktigimizda, bu plus minus etkisi, mesela isinmiş, derecesi artmiş suya, plus derecesi veriliyor, ve yani aslinda minus dercedeki bir suyuda isitirak plus derecelere cikarabiliriz, kaynatipda ateşe maruz birakarak onu plus derece yapariz,
matematikde baktigimizda, kendini cogaltmiş olanlar, plus sayi oluyor, ve kendisini azaltmiş olanlar minus oluyor.
mümin ve kafirde ise, kendini geliştirmiş ve takva sahibi kimseler iyi kimseler ve kendini geliştirmemişler kafir olmuş oluyor.
yine iman bahsinden bakinca, imanli kimse iyi kimse, ve plus veya pozitif kimse, kafir ise imansiz ise negatif kimse demek oluyor. ve yine Allah kainata yine minus plus etksi ve yasasi koymuş, ve bilgisayardada bu, siyah ve beyaz renk, veya dogru ve yanliş algisi ile, dogru yanliş sitemi, yani  metrix yazilimi, bilgisayarin arkasindaki enerjinin akiş sistemine verilen isme, biz bugün metrixel yazilim diyoruz. ve matrix filiminde, en sonda  deccali yani mr. smiti yenmeye calişan neo ve mehdi, işde artik enerjinin akiş yollarini gözleri kör iken bile görebiliyor, yani enerjinin akiş sistemi ise, bir yazilim, ve bu dogru tru veya yanliş false sisteminin versiyonlarindan ibaret, bütün digital sistem bunun üzerine kurulu, ve digital ve deccaliyet sistemide  bunun üzerine kurulu yani. ve herşeyin digital hesabini ele geciren  deccal, yani frekansal boyutunu bilen kafir, onu ters cevirerek, iyiyi  kötüye, aciyi tatliya, ve hatta cehennemi bile cennet veya cennetide cehennem yapabilmekde demek olur bu. ve cennetide cehenneme cevirebiliyor. yani o yüzden işde, alim birisini bile delirtip, manyakca hareketler yaptirabilcek gizli frekans ve sinyaller yolayarak da manuple edebiliyor, yani digital, sayisal sistem, ve hasib olan Allahin kainata koydugu ebced degerlerini, veya frekans degerlerini en iyi bilen bir kafir, veya hatta o öyleki, belkide yari insan yari robot, ve gözüde iki göze ihtiyaci yok, cünkü mesela sykpte  msn eden görüşmek için, senin iki kameraya ihtiyacin yok, bir kamere ve birde ekrana ihtiyacin var, o yüzden tek göz, tek kamera, yani  digital göz, tek göz demekde belki bu olabilir, ve digtal sistem ise, işde sayilar, eksi sayilar, minus sayilar ve, plus sayilar yasasi var kainatta, öyle olunca, iyinin oldugu heryerde kötü de var budur yani, arti 5 varsa, onun ZIDDI olan eksi 5 de var degilmi, o zaman bütün sisteme dualite halinde, ve birinin varligi, digerininde var olmasina sebeb, meger hepsi yok olsa, yine sifir kalsa, sifir ortada, sifir var ya sifirda yine iki halde, varlik ve yokluk halinde, yine ezvac ve sayisal ve digit halde yani.

DECCAL veya DEGiTAL veya DIGITAL demekde işte, Kanaatimce, Bir nevi idraksiz bir varlik, yani idrak demek ne demektir derseniz : yani karar verme ve tefekür etme yetenegi olan irade sahibi bir varlik demek, irade ise bir şeyin olmasini isteyen, ve bunu isteyince de, bunun olmasinin yollarini arayan kimse demekdir. ve bu irade cüzi miktarda insana verilmiş, ve o mesela elma yemeyi ister murad eder, ve gider  marketten elma alir yer, yahut elma agaci diker kendi yetiştirip yer, ve muradina erer, ve irade etmiş olur. oysaki bir bilgisayar ve sayisal degerleri kullanarak hareket eden, bir nevi robot ve insan karişimi bir varlik, irade edemez, onun cani elma cekmez, ve elma yemek için bu prosdürlerede ihtiyaci yokdur, ve o ancak onun programina yazilan, bir ve sifirlardan oluşan, yani dogru ve yanliş kurallarina uyarak izledigi bir uygulmadan ibretttir. Bir nevi aynen bir cay veya nehir düşünün, ve o cay yada nehir boyunca yanlardaki tarla sahiplerinin, o nehir yada caya üstten bir nevi baraj, veya aynen su samuru gibi önünü germek için kapaklar koydugunu, ve sirasi ve nöbeti, sulama nöbeti gelenin, suyun önünü gerip, suyun onun tarlasina akmasini sagladigi, ve o sularken, suyun bütün diger yerlerden engellendigini onlara akmasinin kaldirilidigi, ve ondan aşagi dogruda artik suyun akmadigi gibi, işte o aynen elektrikde SPS sistmeindeki  1 demek, bilgisayarin metrixel yaziliminda da yalniş anlami taşir, ve eger bir kapakciga gelince, orayi acip acmamasi hakkindaki karari verecegi zaman, eger o kimsenin tarlasina su akmayacaksa, ordaki kapakcigin yanina veya üstüne gelince, o an nöbet onda degilse, kapakcikda 1 yazar, ve o zaman bilgisayar metrixel sistem ve enerji, veya su, yan tarlaya sapamadan düz akmaya devam eder, ve o kapakcigi acmaz, cünkü 1 yanliş demkdir. ve eger nöbet onda olan tarla sahibinin kapakcigina gelincede, oradada nöbet o gün ve o saat onda oldugu için, oun kapakciginin üstünde sifir yazar, ve  sifir ise dogru, turue demekdir ve işte Turue ve False sistemi ile calişir bu metrixxel yazilim, ve billgisayar cipi ve beyni, ve robotlarda ayni kural üzere calişan iradesiz ve idraksiz varliklar, ayni cehennemdeki, Allah in zebanileri hakkinda veya melekler hakkinda buyurdugu iradesiz varliklardir. yani zebanler, onlar kör sagir duymazlar, ve cehhenem ehli o zebanilere beni götürme cehenneme diye, ne kadar ciglik atarsa atsin, onlar onu duymaz ve acimadan alip götürüp cehennemin icine atarlar, ve yine melekler günah işlemez demek sadece emre itaat eder demekde budur, iradesiz varlik, kendi iradesi yok, sadece ayni robot gibi true ve false ve helal ve haram kurallarina uyan varliklar.  amma cebrail mikail ve israfil ve azrail bunlardan bir üstün melek grubu, ve bunlar yaratilinca, Allah ilk defa iradeli varlik halketmiş ve bu dört melek cinsi, irade kuveti en yüksek olan dört melek, ve onlara ademi yaratacagi zaman anlatilan kissada işte anlatilirki :

Nitekim genellikle sahih kabul edilen bir rivayete göre “Allah, Adem’i yeryüzünün her tarafından alınan toprak örneklerinin birleşiminden yaratmıştır. Bu toprağın çeşitliliğinden dolayı da Âdem’in nesli değişik karakterler taşır.” (bk. Ebû Dâvûd, Sünnet, 16; Tirmizî, Tefsîr, 2/1; Müsned, IV, 400, 406)

Yüce Allah; Âdem Aleyhisselâmı yaratmak istediği zaman (1), yere:

   "Ben, sen­den bir halk yaratacağım ki, onlardan, bana itaat edenler de olacak, onlardan, bana isyan edenler de olacaktır. Onlardan, bana itaat eden kimseyi, Cennet'e koyacağım. Bana isyan eden kimseyi ise, Cehennem'e sokacağım!"

diye Vahy etti. Sonra da (2), Cebrail Aleyhisselâmı, yerden (3), bir avuç toprak (4), çamur getirmesi için, gönderdi. Yer, Cebrail Aleyhisselâma:

   "Ben, senin, benden bir şey eksiltmenden, beni, yaramaz hale getirmenden, Allah'a sığınırım!(5) Ben, senin, beni eksiltmeni, istemiyorum! Çünki, Allah, benden bir halk yaratacak, bu halk da, Allah'a âsi olacak. Allah, onlardan dolayı, beni, bir ceza ile cezalandırır!" dedi.(6)

Bunun üzerine, Cebrail Aleyhisselâm, ondan, bir şey almaksızın (7) geri döndü.

   "Yâ Rabb! Yer, sana sığınınca, onu, sığındırdım.(8) Onun üzerinde durmayı, kendisini zorlamayı uygun görmedim." dedi.(9)

Yüce Allah, bundan sonra, Mikâil Aleyhisselâmı gönderdi.(10) Yer, Ona da, Cebrail Aleyhisselâma söylediği gibi söyledi.(11) Onun yapacağı şeyden dolayı da, Allah'a sığındı. Mikâil Aleyhisselâm da, onu, sığındırdı.(12) Yer, böyle, kendisinden bir şey alınmasından, Allah'a sığınınca (13), Mikâil Aley­hisselâm. ondan bir şey almaksızın (14) dönüp Yüce Allah'a, Cebrail Aleyhisselâmın söylediği gibi söyledi. Bunun üzerine. Yüce Allah, yere, Ölüm Meleğini gönderdi.(15) Yer, yine kendisinden alacağı şeyden dolayı (16), Allah'a sığınınca (17), ölüm me­leği:

   "Ben de. Allah'ın emrini, yerine getirmemiş olarak dönmemden Allah'a sı­ğınırım!" dedi.(18)

Yer yüzünden alacağını aldı ve tek yerden almadı.(19) Kırmızı, beyaz ve siyah topraktan aldı.(20) ve karıştırdı.(21) Böyle, yer yüzünden alınan topraktan yaratılmış olduğu için, Âdem Aleyhisse­lâma "Âdem" ismi verilmiştir.(22)

öyle olunca işte, cebrail ve mikail ve israfilin topragin veya insanin feryadini duyup, ona merhamet ettiklerini, ve fakat azrailin de, ayni şekilde iradeli olup ve fakat o iradesini Allahin emirine itaatden yana daha fazla kulandigi, ve öyle olunca, burada bir nükte daha ki demek ki, mikailden sonra Allah cinleri ve şeytanlari halketti, ve iradeli varliklar, ve fakat sonra şeytanin irade kuvvetini farkli yönde kullandigi ortaya cikinca,  Allah ona karşi Azraili halkettiki, şeytan, Allah a bile itaat etme konusunda ters irada kullandigi için, ve cebrailin mikalilin ise iradelerini insanin hayrina kullandigi için ve azraili halketti ki iradesini,  ne insandan tarafa, nede kendi menfaatinden tarafa irade edip, ve fakat iradesini Allahin emirina itaatden yana tutan Azrail halkolmuş oldu. ve onun bir türüde ceheennem askerleri oldu, malik ve askerleri ve bir türde cennet askerleri ve HURi ve GILMANLAR halkoldu yani.

ve Allahu Teala, bunlarin dişinda dünyada birde, veya hatta kainatta, Mischkultur varliklarin yaşamasina müsade etti, ve onlar ise, yani insan ve robot karişimi biyonik varliklar murad etti, ve onlardan ilki de DIGITAL ve ya DEGITAL ve DECCAL dirki, ve o ise bir nevi hata ürünü veya hatali varlik, ve aynen şeytanin iradeli varlik olup, ve fakat iradesini kendi menfatinden yana kullanan ve, bu konuda Allaha bile isyan eden türdeki iradeli varlik grubunun, şeytan ve robot karişimindan oluşanina DECAL ve digital varliklar grubu denildi. ve fakat yine huri ve GILMAN üretildiki, bunlarda insan ve robot karişimi biyonik varliklar, ve fakat bunlar ise, insana itatten ve fayda vermekden başka iradeleri olmayan iradeli biyonik varliklar demek olur. ve işte Deccal iradesiz, veya iradesini kendi menfaatine ve şeytani tarafa kullanan, insan şeytan ve robot ve melek ve cin karişimi bir Mischkultur karişik yaratiliştaki varliklar demek oluyor (Mr. Smitler) işte yani bir nevi hacker varlik, bozucu ifsad edici varlik, ve Allahin nefyetme kuvvetinin teceli ettigi bir varlik türü.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû atîûllâhe ve atîûr resûle veliyyul emir minkum, fe in tenâza’tum fî şey’in fe ruddûhu ilâllâhi ver resûli in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhir(âhiri). Zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ

Meali :

Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan veliyyul emire de itaaat edin. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.

(Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 59)

Buradaki ayete yillardir, harekeleme hatasi yüzünden, o ayetteki kelimeyi ulul emir diye ele almişlar, ve üstünüzdeki başbakanin emirine uyun diye yorum ve mana vermişler, halbuki o ayetin harekelemesi öyle degil, o veliyyul emirdir ki, ve nasil bir hastanin havela ve sevkiyat etme prosüdürü ve sisteminde, eskiden önce, eger bakan dokdorun yapabilcegi alet erdavat techizat yoksa, bugün bu ev dokdorlari icinde ayni, önce ilk saglik ocagina havale eder, sonra orada da techizat yoksa, orasida hastaneye havale eder, orada da yeterli degilse, üniversite hastanesine havale erderse. işte Allaha itaat, anne babaniza itaat, peygambere itaat, sonrada peygamberlerden sonraki makam, başbakan degil, Allah dostlari diye anilan, Allah a yakin olup, emrine itaat eden ve, veli denen kullar, evliya ve ermiş velayet kazanmiş, yani Allahin dostlugunu kazanmiş kimseler gelir. Bir başbakanin Allah dostu oldugu nerden belli, git Amerikan  veya italyan veya fransiz başbakani  Allah dostumu ki itaat etmede sira ona gelsin. peygamberden sonra halbuki o ayette o an ki vahdeti vücuduna delalet etmekde, ve kainatin yönetimi, peygamberden sonra velilere gecer ve o an ki veli, baş veli, en büyük veli kim ise, önce o na sonrada diger kücük velilere itaati gerektirir bu itaat emri. ve burada demek ki onlara itaat demek Allah a itaat demekmiş ki, aynen azrailin itaatini ve iradesini Allah dan tarafa kullanmasi gibi de, insanoglununda itaat iradesini, Allah tan tarafa kullanmasi ögretiliyor ki, böyle yaparsa dünyada daha rahat ve huzur icinde yaşyacagi ona telkin edilmekde kurandaki bu ayet  ile ve birde nisa 69 da ki ayette işte

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَن يُطِعِ اللّهَ وَالرَّسُولَ فَأُوْلَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللّهُ عَلَيْهِم مِّنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاء وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ أُولَئِكَ رَفِيقًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve men yutiıllâhe ver resûle fe ulâike meallezîne en’amellâhu aleyhim minen nebiyyîne ves sıddîkîne veş şuhedâi ves sâlihîn(sâlihîne), ve hasune ulâike rafîkâ

Meali :

Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.

(Sadakallahul Aziym NİSÂ Suresi 69. ayet)

ve işte irdesinide aynen böyle Allah a itaatte kullananlarinda, aynen yukardaki ayette gecen iradeli  kimseler grubuna dahil olacagi  gibi nimet ve derceler ile ödüllendirilcekler belirtiliyor işte.

ve cihat etmek ise cehd etmek yani gayret göstermek demekdir, yoksa Allah bundan bozucu ve ifsad edici yikici olmayi kastetmez benim kanaatimice. cünkü sen bir araba yap, ve bunun için bütün mühendisini kullan, bütün bilgili kimselerin bilgisini ve teknolijini yetenegini kullan, bir araba yap, ve arabada yürüsün, ve Celal Bayar gelsin benzini bitti diye bunu atip cürümeye biraksin ve bu ilmin körelmesine yol acsin, ve yilardir bunun izdirabini Türkiye cekmiyor mu haa. ve işte aynen o arabayi yaptikdan sonra, bütün emekleri üstten bir vinc ile vurup ezmek gibi, ve işe Allah insan yaratsin, ve irade versin, ev dam iş aş versin, o bir yanliş irade verdi diye, biri gelsin, onu öldürsün, bunca emek zayi olsun, sen istermisin, sera yapip, biber dometes yetiştir, ve tam biber versin, ve dometes versin, ve de ki yarin hasat edip almanya ya export edecegiz de. gece gelsin firtina, bütün hepsini tarumar etsin, ne aci degilmi, o kadar emek ne oldu, zayi oldu, sen nasil bundan izdirap duyarsan, Allah da emeklerinin zayi olmasindan elbet izdirap duyar, Allah yarattigi firavunundan bile vazgecmiyor, musa gibi peygamberi, elli kere (elli kinaye cokluk kastettim) ona teblig için gönderiyor  degil mi. öyle olunca savaş ve adam öldürüp orayi burayi yikmak, ifsad etmek de kerih görülen şeylerdir ki, Allah katinda da insanlar katinda da, ve işte iradesini ancak, o digital ve deccaldan tarafa kullananlar işte, menfaatleri için cigarasni yakmak için romayi ateşe verirler işte.


Rabbim, Mehdi ve Askerine, iradisini, Allah tan tarafda kullanmayi nasip edip, azrailin nasil ittatli bir melek oldugunu, ölümü bilipde,  ölüm meleginin kötü olmadigini anlamak, ve iradesini, menfaatinden tarafa kullanan digital ve deccal türü varliklarin şerrinden ve fitnesinden bizleri muhafaza buyursun inşallah.


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 24 Ocak 2019 Perşembe

Original Kar © glan
DEVAMINA BAK

Mehdi ve Altın Çağ - Goldene Zeit

(Kar©glanin 6 Ocak 2019 Vaazi)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِن بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lekad ketebnâ fîz zebûri min ba’diz zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn

Meali :

Andolsun ki biz, Zebur'da da yazdık ve zikirin sonuna ekledik ki :Yeryüzüne sonunda, salih kullarımız varis olacaktır”

Sadakallahul Aziym ENBİYA Suresi 105. ayet


---oOo---

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanların fakirleri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek şöyle dediler:

– Varlıklı Müslümanlar cennetin en yüksek derecelerini ve ebedî nimetleri alıp götürdüler. Bizim kıldığımız namazları onlar da kılıyorlar. Tuttuğumuz oruçları onlar da tutuyorlar. Fazla malları olduğu için hac ve umre yapıyorlar, cihad ediyorlar ve sadaka veriyorlar, biz veremiyoruz.

Bunun üzerine

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Sizden önde gidenlere yetişebileceğiniz, sizden sonra gelenleri geçebileceğiniz, sizin yaptığınızı yapanlar dışında herkesten üstün olacağınız bir şeyi haber vereyim mi?” diye sordu.

“Evet, söyle yâ Resûlallah!” dediler.

Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Her namazın ardından otuz üçer defa Allah’ı tesbih eder, O’na hamdeder ve tekbir getirirsiniz.”

Hadisi Ebû Hüreyre’den rivayet eden Ebû Sâlih’in söylediğine göre, sahâbîler bu zikirleri nasıl okuyacaklarını sorunca Resûl–i Ekrem şöyle buyurdu:

“Her birinden otuz üçer defa olmak üzere sübhânallah, elhamdülillah, Allâhü ekber, dersiniz.”[14]

Müslim’in bir rivayetinde şu ilâve vardır:

Birkaç gün sonra fakir muhâcirler Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e tekrar gelerek:

“Zengin kardeşlerimiz bizim yaptığımız zikirleri duymuşlar. Aynını onlar da yapıyorlar.” dediler.

Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ne yapalım! Artık bu Allah’ın bir lütfudur, Allah lütfunu dilediğine verir.”

( Hadis-i Şerif , Müslim, Mesâcid 142)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Çok zamandır Diyoruz ki cennet burada. ve cennet vakti, veya Ahirzaman, ahiret veya ahiret Yurdu burası.  ve Rabbimizin kudretini anlatan bir örnek vereceğim : mesela televizyonlarda diziler var, ama yabancı diziler olsun, ama yerli diziler olsun, Ve fakat dizi ya da filmlere senaryo yazanlar bunu kimden aldılar da yazdılar dersek, ilk senaryo yazan Tabii ki Cenabı Mevla, ve hem de öyle ki bizim dinimizde biz İmanın Şartı olarak kadere iman ederiz ki, kader demek Allah'ın sana yazdığı senaryo, Yani senin filminde Sen, ne oynayacaksın, senin repliklerin nelerdir, kimlerle birlikte oynayacaksın, ve oyunda neler kullanacaksın, Bunların hepsine kader diyoruz biz. Oysaki bugünün insanı buna  senaryo  diyor, çünkü mesela TRT de bir dizi var, "kalk gidelim" diye oradaki MustafaAli karakteri için yazılmış bir senaryo ve kader var, o nun ne yapacağı Ne konuşacağı, kimlerle muhatap olacağı, nelere sahip olacağı, ne giyecek, ve yiyecek, Ne konuşacağı hepsi senaryo içinde yazılı değil mi, Senarist Bunun hepsini yazıyor, Hatta MustafaAli'nin yaptıklarından, Mustafa'Alinin repliklerine kimler ne cevap verecek, onları da yazması gerekiyor, MustafaAli tek başına oynamiyor ki. İnsanoğlu elbet bu  senaryo  işinde,  Allah kadar güçlü ve bilgili olamaz, Mesela bir dizi 2 sene falan sürdümüydü senaryoda tıkanma oluyor. Artık konu üretemiyorlar, Halbuki Allah, şu an dünyamızda 8 milyar insan var ise, 8 milyar insana Kader yazmış, yani senaryo yazmış, Ne yapacagıni, kiminle görüşeceğini, ne giyeceğine, ne yiyeceğini, Hatta bir bitkiye, bir bardağa, bir çanağa, bir tabağa bile, Kader yazmış, yani senaryo yazmış, bardak ne zaman kırılıp da çöpe gidecek, veyahut O bardak hangi dükkana gidip de satın alınacak, orada bir kader yazmış, kaç sene o evde görev yapacak, nerede duracak, ne zaman yıkanacak, kaç gün sonra yıkanacak, hepsi bir kader. ve bir adam oturtsa ve  bir tane insanın başından geçeceklerin hepsini, bütün  ayrıntısıyla yazmak için, adama görev versek, adam bunun hakkından gelemez,  ömrü yetmez O nun  onlarin hepsini yazmaya. ve Allah'ın kudretini ve ilminin genişliğini düşünün, hiçbir tıkanma olmadan, Herkese ayrı kader, her çanağa, tabağa bitkiye, yapraga bile yaprak, bir karıncaya bile kader yazan Allah. binlerce insana insan, bitki yine mesela Bir karınca obasındaki karıncaların sayısını düşünüyormusunuz onların her birine kader yazdığını düşünüyor musunuz, Allah'ın kudreti karşısında, "Allahu Ekber" denmez de ne denir. En iyi kader Yazıcı veya senaryo Yazıcı Allah'tır. ve Allah bize de bu ilminden, rahmetinden bir damla  içirmişte, işte bazı insanlar böyle. film ve dizi senaryosu, veyahut şiir yazarlar, kitap yazarlar, Roman yazarlığı yaparlar, ondan cüzi bir miktar, bir damla bile değil.

Şimdi değişik bazı meseleleri açıklama getireceğim: Mesela bugün tutmuşlar, ne imiş,  hacamat, yani enseden kan aldırmak sağlıklıymiş diye böyle İlkel bir yöntemi, sünnet gözüyle, ve yapılması Elzem bir iş gibi lanse ediyorlar. Lan ahmak, Dün Muhammed, su bulamadığı vakit, taş ile taharet yapmış diye, Bugün biz taş ile taharet yapmak sağlıklı, kağıt ile su ile değil de  taşlar ile mi taharet yapacağız.  kaldı ki bu işlemde temizlenmek önemli olan, bunun  su ila veya kağıt ile yapılması değil önemli olan, bugün Kağıt bol (tuvalet kagiti yapabilcek malzemeler var elhamdülillah) o yüzden kağıt ile yapıyoruz. ve ya su ile veya kağıt ile temizleniyoruz. Yine Muhammed ağız temizliği ve diş temizliği için misvak kullandı diye biliyoruz. Ve misvak Ağaç kökünden yapılmış fırça gibi bir şey, Muhammed'in diş macunu ve fırça fabrikası mı vardı ki, onları kullansın ki, Allah, ona onu gösterdi, o vakitte o vardı, o imkan vardı, onu kullandı. Halbuki misvak ile dişlerin sadece bir tarafını fırçalayabiliyoruz, iç tarafı ve üstlerini fırçalamak diye bir şey yok zaten, onun sünnet olanida öyle ağzına misavagi koy iki yan taraflara  git gel yapıyoruz, fırçaladık sünnet işledik diyorlar.  Hazreti Muhammed'in amacı, ağız temizliği yapmak. ve bugün Hatta eski fırçalar bile yeterli gelmedi de, fırça yapan elektrikli aletler Keşfoldu.dönerek icini dişini kiyisini köşesini hertarafini fırçalayabiliyor. ve bugün Hala biz misvak en sağlıklı olan bu  mu diyecegiz? Yoksa Dişin Her tarafını, aralıklarının  içini dışını temizleyabildiğimiz fırça ve macun larımı daha faydalı diyeceğiz. Bunda  gaye amac ağızı temizlemek mi? yoksa sünnet ve ibadet yapmak mı Muhammed'in amacı, sevap kazanmak değil, ağzının temizliği, dişlerinin zarar görmemesi, ve yine ağzının kokmamasını sağlamaktı, amaç  ve gaye bu idi.
Yoksa bundan  Seninle benim sevap kazanmam değil  gaye ve amaç.  Öyle olunca hacamat meselesi de  bu minvalde yani,  ve Muhammed vaktinde bugünkü gibi kan aldırmak, alıp, birde onu başkalarına kan verme şekli ile, faydalı olma sistemleri olsaydı, Muhammed bunu yapmayıp da, enseden mi  kan aldırirdı.  bugün  ağzını dilini damağına temizleyebilen hassas fırçalar ve macunlar varken,  hala ağız sağlığı için en sağlıklı misvak mı diyeceğiz. misvak dediğin ağaç kökü,  2 fırçala dişleri dökülüyor, sonra ıslak kalıyor mikrop Barındırıyor, yani amaç  ve Maksat nedir bilmeyen İnsan, işte bunu yok sayip, sevab ve ibadeti öne çıkarıp ve bundan çok sevap aldığını zannediyor. Ama bundaki gercek mana ve maksat ise Ağız Sağlığı ve diş hastalığından korunmak, ve ağız kokusu ile başkasına rahatsızlık vermemek, ve diş hastalığına tutulup da, diş çürümesi ile acı ve ağrı çekmemek, vecürük dişli bir yüz vizyonu yerine görünüşünde temiz  ve güzel olması,  yoksa bundan  Gaye cennete götürecek sevap kazanmak değil.  o zaman Muhammed bunu ahiret için değil, bu Dünyası için yapmış olduğu bir amel. bunu ağız temizliği yerine misavak sevap alma sistemini Üstün gören ahmaklara ben ne diyeyim. Evet Misavak kullanmakda Kötü değildir, faydalıdır, faydalı tarafları vardır, ama şu günün şartlarında o tedavülden kalkmıştır. Eğer öyle olmasaydı, biz eski televizyon ve kocaman radyolarda kalırdık, ve bugün LCD televizyonlara geçmezdik. eski makbul olsaydı Osmanlı ayakta dururdu , bak T. amcamız, Osmanlı gibi 600 senelik falan değil, 100 senelik TC Cumhuriyeti bile beğenmedi de, rejimi değiştirmeye kalkıyor, ama yaptığı da yanlış, ileri gitmek  yerine geri gidiyor ve padişahliga geri dönüyor. ve hacamat meselesinde de Muhammed vaktinde elinden kolundan kan aldirip kan vermek sistemi olsaydı, Elbette ki Muhammed elinden kolundan kan aldırirdı, yoksa enseden, tehlikeli bir yerden, böyle bir amele kalkışmazdı. Yani orası  bütün damarların toplandığı yer, sinirlerde orda, bütün hepsi orada, sinir sisteminin  damarlarin hepsinin toplandığı yer, birisine bir zarar gelse, ya felç olursun, ya kolun tutmaz, ya ayakların tutmaz…

Anlatıyoruz anlatıyoruz, Bazı insanlar  anlamamakta direniyorlar, ve anlattığımız robotlar vaktinin, huriler vakti olacağını kabul etmiyorlar, buna itiraz ediyorlar, bunun tehlikeli olacağını savunuyor, ne teknolojiyi kabul ediyorlar, ne de diğerlerini kabul ediyorlar. ileri gidip daha medeni devletler seviyesine ulaşmak yerine, Osmanlı imparatorluğu'nu iyi gösterip, eski padişahlığa dönmeyi çare zannediyorlar. Madem Osmanlı dönemi çok iyi bir dönem, o zaman bunu isteyen insanlar, ellerindeki cep telefonunu bırakacak, evlerindeki interneti kapatacak, evlerindeki televizyonları kapatacak, Hatta Öyle ki bakkaldan makarna bile almayacak, kendi eliyle erişte yapıp öyle yiyecekler, hazır Gıda almayacaklar, Çünkü o fabrikaları kuranlar, Medeni insanlar, ve Medeniyeti geliştiren insanlar, Madem Osmanlı çok Medeniyette gelişmiş insanlar di, o zaman bu yeni modern denilen insanlari  siz kabul etmiyorsanız, o zaman Onların yaptığı teknoloji ve Medeniyeti kullanmayacaksınız, Osmanlı Osmanlı yaşayacaksınız  o zaman.
Bizim insanımız hem medeniyeti kabul etmez, hem de en sonunda, medeniyetin içinde yüzmeye kalkar, elinden cep telonu düşmez oldu, faceden tweten instagramdan cikmaz oldular, yüzüyorlar onun icinde yani. Tasavvuf ehlinden Birisi bir sohbetinde diyor ki istanbul'da 50 metre yol gidemiyoruz, her 50 metrede kasis ve tümsek var, ve bu kasis ve tümsekler işte kainatta da bizim önümüze konulmuş engeller olarakdan karşımıza çıkıyor diyor. Aslında işte gel Avrupa'ya ya da medeniyetli ülkelere, neden bunların ülkelerindeki sokaklarda bu kasislerden yok, Varsa bile, oralara yabancı devletlerden kural tanımaz insanlar gelmiş de, onların sebebiyle konmuştur zaten. Yoksa Medeni devletlerin sokaklarında böyle kasise ihtiyaç yok, çünkü insanlar kurala uyar, kanuna uyar, bizim milletimizin insanı, Şehir için de 80km ve 100km HIZ ile gidiyor, biri çıkarsa çarparım diye düşünce yok. o yüzden de hatta bizim Sandıklı'da kaldırımların boyu 50 yada 70 santim yükseklikte, engebeli koşu yapar gibi, in çık in çık, Avrupada, buradaki Kaldırımlar, 20 santim bile değil, İnsani hiç rahatsız etmez yürürken, neden Bizimkindekiler yüksek, Çünkü arabayla gelip de kaldırımdaki insana çarpmasın diye. bu kadar ahmakların bulunduğu yerdeyiz yani. adam önlem almak için Kaldırımı yüksek yapıyor. Kim, kaldırımdan gidene, arabayla gelip çarpmasın diye, çünkü Kural tanımadıysan, şehir içi 80km 100km İşte bu kasisleri de, bu şehir içi böyle hızlı gidenler, kazaya sebeb olmasınlar diyerekten tümsek yapıyorlar. Ona rağmen iki tümsek arasında 80km-100km gidenler  var. ama hala Kural tanımıyor. ahmak tam  ahmak. Eğer bu ülkede şehir içi hız tahdidi 50km ise, sen 50km yerine 8okm veya  100km ile gidiyorsan, sana Müslüman denmez. Çünkü  kuralı çiğnedin,  o da demek oluyor ki, bu Kural ha Kur'an i çiğnedin, ha trafik kuralini çiğnedin. Çünkü Kur'an'da kurallar zinciri değil mi? Kuran daki kurallari Kimin yararına kurallar, insanların yararına, Peki bu trafik kuralları insanlara zararlı kurallar mi da, onlari çiğniyorsun.
işte bu kasis ve tümseklerde, bu kural tanımaz insanlar, kurala uymaya mecbur olsun diyerekten konulmuş engeller, ama hala kural tanımaz insan yine de kural tanımaz. aşağıya bir video ekledim, bir tane köpek, üç dört yaşındaki çocuğa itaat ediyor, sözünü dinliyor, ipini yere bırakıyor, gidecek gibi oluyor köpek, tekrar dönüyor ona doğru bakıyor gitme diyerekten, köpek o cocuk işini görüp gelesiye kadar gitmiyor. o cocugun  oyunu bitiyor, geliyor, ipininden tutuyor, tekrar yürümeye başlıyor köpek. Yani Bu Kural Tanımayan insanlar, bir köpek kadar olamayan Ahmaklar sürüsü. şimdi bunlar sankii Osmanlıci olunca, ileri seviye mi gidecekler ha. Trafikte kural tanımayan, Allah da tanımaz, kitapta tanımaz, dinde tanımaz, Ata da tanımaz, ana da tanımaz, babada tanımaz.

Arrowunten

https://youtu.be/ZxVSH2Nb1iM

Halbuki Allahü Teala insanın serüvenini anlatırken, başlangıcında, onu bir alaktan yarattık diye tarif ediyor. Peki bu Alak nedir bilir misiniz? spermin içinde, anne karnına, Anne rahmine dahil olan 1 adet özel, kendine özel formülü olan, hemoglobin yani, kırmızı kan hücresi hepsi bu, işte onun anne karnında, rahminde ete dönüşmesi, sonra,  kola, göze, kulağa ve insan bebesi halini almasına  Biz tasavvufta : seyri sülük diyoruz. ve O kan, kırmızı hücre, yani kırmızı renkten mor renge kadar  olan insan yolculuğuna seyri sülük diyoruz. neden mor renk, Çünkü kan kırmızı idi, hemoglobin kırmızı, ve göz hücresi yapıldığında, göz hücresinin görebilecek  oldugu, görme sınırı mor renge kadar algılama yapısı var

##########

Temelde, ışığın dalga özelliği gösterdiğini ve bir nesnenin renginin, yansıttığı ışık dalgalarının frekansı ile ilgili olduğunu hepimiz lise sıralarımızda duymuşuzdur. Frekans basitçe, birim zamandaki salınımların sayısı şeklinde tanımlanabilir.

Bir ışık demeti, frekanslarına ya da dalga boylarına göre sıralanırsa, ışık tayfı ya da elektromanyetik spektrum denilen bir grafik elde edilir. Bu grafikte yaygın olarak, metrenin milyarda biri olan nanometre (nm) kullanılır. Bu grafiğin insan gözü tarafından algılanabilen kısmı, yani görünür ışık aralığı, dalga boyu 400 ile 800 nanometre arasında olan dalgalardır. Görünür ışık, tayfın ortalarında yer almaktadır.[1]

-----------------

İnsan gözünün algılayabildiği ışık aralığı, yani görünür ışık spektrumu, yaklaşık 400 ile 800 nanometre (nm) arasındaki dalga boylarını kapsar. Bu aralık, elektromanyetik spektrumun ortasında yer alır ve renklerin algılanmasını sağlar.

Renklerin Algılanması ve Dalga Boyları

Gözün algıladığı ışığın dalga boyu, beyin tarafından farklı renkler olarak yorumlanır:

Mor (Yüksek Frekans): Dalga boyu daha kısa olan, yaklaşık 400 nm civarındaki ışık mor renk olarak görünür.
Kırmızı (Düşük Frekans): Dalga boyu daha uzun olan, yaklaşık 800 nm civarındaki ışık kırmızı renk olarak görünür.
Ara Renkler: 400 ile 800 nm arasındaki frekanslarda ise mavi, lacivert, yeşil, sarı ve turuncu renkler sıralanır.
Gözün Renk Algılama MekanizmasıSpektrumun Ortası: İnsan gözü, bu spektrumun ortasındaki renkleri en net şekilde ayırt edebilir.
Fizyolojik Etkiler: Renklerin dalga boyları insan fizyolojisi üzerinde farklı etkilere sahiptir. Örneğin, en uzun dalga boyuna sahip olan kırmızı, en derine nüfuz eden renktir ve kollajen sentezini uyarabilir

-------------------

En son yapılan hücre göz hücresi ise, o zaman göz hücresinin de göz algılama dalga frekansı en son mor renk eder, Yani kırmızıdan Mora kadar olan yolculuğa seyri sülük demiş oluyoruz. Kırmızının Mora dönmesi demek de kanın akıl ve bilgiye dönmesi demek oluyor ve İslam Kur'an ile bize hep aklımızı mantığımızı çalıştirmamızı isterken, ve Allah'ta yaratırken bunu, bu sistem üzere yaratması ile, kan akıl ve bilgiye dönmesi istenilen yapıda, bu hal böyleyken, kafasını çalıştırmayan, bütün gruplar hayvanlar ve türler yok olmuşlar, mesela dinozorlar kafalarını çalıştırsalardı, şu anki dünyanın iklimine ve şartlarına ayak uydurmasını bilirlerdi, ve hala hayatta olurlardı ki, kafaları akılları çok küçükmüş ki, şu anda onlardan hayatta kalan ancak, belki kertenkele kadar küçükler, ve yine timsah gibi biraz büyükler, ve yine onların bir grubu da sürüngenlerden yılan O grubun dahil olanlarından. yine bunlarda aynı şekilde Yani, kendi evlatlarını bile yemeyi düşünen bir akıllari  var. evladını yemek veya yiyecek olaraktan görüyor gözleri. peki bunun insan modelinde örnekler kim?  Tabii ki Osmanlı padişahları ve evladını Osmanlı saltanatı sürsün diyerekten öldüren padişah, Bizim atamız dediğimiz Osmanlılardan, olmadı mı bu, Kim yaptı bunu, yine kartallar yavrulayınca, yavrulardan güçlü olan, ayakta kalmak için annesinin getirdiği mamayı kapmak için, kardeşini yuvadan itip ölümüne sebep olan grup değil mi ki, Ve gavur ve kafir dediklerin bunu bildiklerinden, şimdi Kardeşi kardeşe, müslümanı müslümana katlettirip, aynı Osmanlı'nın yaptığını devam ettiriyorlar.


Hazreti Muhammed için deniyor ki : iki Cihan'ın Habibi, iki dünyanın sevgilisi, yani ahiretin ve dünyanın sevgilisi, ahiret demek ise, gelecekteki bir zamandaki Dünya, Hatta o kadar da ileri gidiyorlar ki, bu dünya ve Kainat onun hürmetine halk olmuş yani yaratılmış. öyle olmasına rağmen Muhammed den bir Burak keşfetmesi istenmedi, ve hatta O nun Burak'ın Keşfolmasına kadar dünyada beklemesi de istenmedi, Burak keşfedilecek bilgiyi başkalarına söylemeside istenmedi, o kim Miraç ederken, Keşfolmuş bir binek  olan bir burağa binerekten, Geçmişten geleceğe, Mehdi'nin vaktine, yani ahiret yurduna, veya cennete gitti ve geri döndü, o Burak ile, yani bir binek ile, bir araba ile. Bunu daha önce anlattık, Burak işte beyaz bir  Porsche marka araba veya yine at simgeli olan diğer araba Ferrari bunu keşfedecek bulacak demiştik. işte Muhammed'in onu bulumasına gerek yok, o bulunmuşa bindi de gitti,  ve Hz. Mehdi ninde her şeyi bilmesi bulması, veya bulunmasına sebep olması, görevlerinden birisi değil.
Hazreti Muhammed kendisini tarif ederken dedi ki :  "Ben Atam Hazreti İbrahim in duasıyım" dedi.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ben, atam İbrahim’in duası, kardeşim İsa’nın müjdesi ve annem Âmine’nin rüyasıyım"

( Hadis-i Şerif , Ahmed bin Hanbel, Müsned, 4/127-128)

Bu Dua da aşağıdaki ayeti kerimede geçiyor. o dua bu ayette :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ العَزِيزُ الحَكِيمُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Rabbenâ veb’as fîhim resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtike ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete ve yuzekkîhim inneke entel azîzul hakîm.

Meali :

“Rabbimiz! İçlerinden onlara  bir elçi gönder ki onlara, senin ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onlari akıllı ve zeki kılsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 129. ayet)

ve Mehdi Aleyhisselam da, Hazreti Muhammed'in parçası, ve onun evlatlarından olunca, o zaman Hazreti İbrahim'in duası yine,  Hazreti Mehdi de de tecelli ediyor,  o yüzden biz de diyoruz : "Biz de Hazreti İbrahim atamızın duasıyız, İsa’nın müjdesi ve annem Rabia’nın rüyasıyım." Demek ki ol elçi işte size hikmeti öğretecek ve aklınızı çalıştırmasını öğretecek bilgileri verendir, yoksa onun bunun keşf olmasına yardımcı olacak bilgiler vermek, onun görevleri arasında değil ama, yine de biz bazı tiyolar vermekteyiz.

Yine başka bir mesele bazıları Hızır Aleyhisselam'ın kullandığı teknoloji nin çok Yüksek Teknoloji olduğunu iddia ediyorlar, ve fakat Fatih Sultan Mehmet döneminde, Hızır Aleyhisselam, Bilmem falancı camide Fatih ile buluşuyor du diye anlatıyorlar. Eğer Fatih ile Hızır arkadaş idiyse İstanbul'un fethinde, neden şöyle, o teknolojik ışınlama aletleri ile, İstanbul'u kolayca  fethetmesi için, Sultan Fatih e mesela 10 tane tank alıp iki tane helikopter alip gidip ışınlamadi  da, kolayca İstanbul Fethi olmadı. hani nerede bunun teknolojisi , Hangi Efsanenin olduğu yerde böyle bir teknolojiye rastlandı Madem o geleceğe gidebiliyor, neden Gelecekten Bir şey getirmedi, kendisi görebildiği gidebildiği gibi, yanında da bir şeyler getirip götürebilir. ve bu Belkıs hikayesi ve, Belkıs'ın tahtının ışınlanması hikayesi eğer doğruysa, o zaman Hızır Aleyhisselam onun keşf olduğu zamana gidip, oradaki alet ile,  tank top  savaş ucagi ,savaş helikopteri,füzesi,.... ve daha kolay Fatih e Bilmem mesela helikopter alıp gelip İslam'ın bu zaferi daha kolay kazanmasına sebep olabilirdi. neden yapmamış, Neden böyle bir teknolojiye rastlanmadı. Hızır Kim? ya da  Hızır olmak ne? o zaman.

Ve bizim tarikimizde yani, Raşidi Tarikatında hızırlık bir makamdır, ve onun yaptığı görevde öyle Keramet mucize değildir. yardıma muhtaç birini gördüğün zaman, elini taşın altına koyup, yardım etmendir. Mesela sen  doktor isen, yolda kalbi durmuş birini görünce, bilgin ile hemen müdahale edip, Kalp masajı yaparaktan, onu tekrar hayata döndürmen işte sana bağış olmuş bir hizırlık görevi  ve sen bunu yapınca işte sen o kimsenin hızır'ı, yani yardımcısı ve, hazır ve nazır olan Allah'ı oldun ve, ona yeniden hayat bahşettin. O yüzden Hayatta hiç de öyle mucize ve kerametler, ve süpermenler, süper kahramanlar aramayın, Mehdi de öyle, hem de öyledir, yani süper kahrman yani, ve ama, Hemde öyle değildir. Bak  neredeyse  her güzel şey  akıl ile, ve Aklını kullan kullanan insan oğlu olarak, gökyüzünde, Tonlarca demiri  uçurmayı başardık, uçak yaptık, helikopteri icat ettik. bu mucize ve keramet ile değil cancağızım, bu akıl ile, ilim ile, ve aklını kullanan insanlar yaptı, bizimkiler gibi orada burada kabadayılık yapan, Osmanlıcılık taslayanlar değil, Kavga çıkaranlar değil, aklını kullanıp, ilim biimle uğraşanlar yaptı bunu. bak ne güzel, mesela 2 saatte Mekke'ye gidip geleceksin, Bilmem Amerika'ya 5 saatte gideceksin, Ne kadar güzel bir şey, Nasıl güzel bir buluş, güzel değilmi?

Yine Tonlarca demiri denizde yüzdürmesine başardılar ve, gemi yaptılar. gemi  mesela, Titanik gemisi gibi,  bir şehir  kadar büyük gemi yaptı bu insanoğlu.  Allah O gemiyi batıraraktan, İnsan oğlunun aklını hiçe saymış değil. Kur'an'da Öyle olsa, aklınızı kullanmaz mısınız, Etrafınıza bakmaz mısınız diye, Binlerce Kere ayetlerde bizi uyarirmiydı, Allah indinde Titanik ilmi hiçbir şey olsaydı. Halbuki Allah kullarının daha iyi dereceleri ulaşmasından memnun olan bir zati Kiram.

Dedik ki, insanın  serüveninde,  bir kan hücresi Ete döndü,  et el ve kol oldu,  sonra insan oldu Sonra insanda beyin, ve beyindeki akıl  halini aldı,  ve akıl çalıştığı vakit  bunları icat etti. Öyleyse mucize Keramet aramak boş iştir, hepsi et ve  kan tarafından, insanın yaptığı işlerdir bunlar. Bunun dışında mucize ve keramet aramak, ve kahraman aramak Hot vuruşluktur.

Zaten Allah  Hızır Aleyhisselam ile, Kimin ile kime karşı savaşıyor? veya kime? kime karşı yardım ediyor? karşımızdakiler kim? Biz kimiz? Allah kim? peki bu arada ki Hızır kim? sorular cevapsız. karşımızdakileri de yaratan Allah değil mi? Allah'ın düşmanları mı bunlar? Başka Allah lar mı var? Karşıdakiler kim? Allah'ın gücü nerede burada? onlar Allah'tan daha mı güçlüler ki, işleri böyle tersine çevirebiliyor lar? Peki Hızır Aleyhisselam zamanın son ileri noktasına kadar gidebiliyorsa, şu an bizim vaktimizde cep telefonu diye bir şey vardı, kolayca haberleşme aleti. Muhammed'e neden bir tane cep telefonu götürüp de Muhammed'i her şeyden haberdar etmedi, Muhammed e ve Ashabına birer tane cep telefonu, Depeyede bir tane anten dikip, Muhammed'i o devirde mucize ve keramet ile, daha iyi seviyelere getirmedi. Yok böyle bir şey kardeşim. her şey zamanında, ve zamanın giderlerine de uygun olaraktan halk ediliyor.  söyledik anlattık.  Muhammed, vaktindeki Ashabına Miraç'ta gördüğü Mehdi ve vaktini ballı ballı anlatınca, bütün Ashab yani onun yol arkadaşlari, ağzının suyu akarcasına orayı özledi, ve oraya gitmeyi istediler. Firavunlarada  Onun yani Mehdi nin Vakti gösterildi, Onların da ağzının suyu aktı, İşte o yüzden biz Ra'ya gideceğiz diyerekten kendilerini mumyalattılar. yani bir nevi bugünün insanlarinin, eger ilerde hastaliklarin caresi, ve ölümün caresi bulunursa, bizi yeniden kaldirsinlar düşüncesi ile bendelerini dondurtmalarinin, bir başka minvaldeki yöntemi ile, yani mumya yöntemi ile sakladilar,  RA ve Ra nin  vakti, altın çağ, işte bugün, Tek tab.. Mehdi nin Vakti. ve Buügnlerde mesela Ta.. denilen silah Keşfolduysa, bugünün iyileri de var kötüleri de var. cennet ile cehennem Ezvaç halinde, yani eş, birbirinin eşi, Öyle olunca, Cennet nerede? cehennemde orada. yahut tersiyle, Cehennem nerede? cennette orada. ve aynı minval ile, iyiler nerede? kötüler de orada. yahut yine tersiyle, kötüler nerede? İyiler de orada. işte hal böyle olunca, Tab.. Müminler de kullanıyor, kötüler de kullanıyor. Mümin ırzıni namusunu, vatanını ve milletini savunmak için, malını savunmak için kullanıyor. Kötüler ise, bir yeri soymak, birilerini haksız yere öldürmek,  teröristlik etmek için kullanıyor. Öyle olunca, gerçek Hızır'ın  ulaştığı derece ve makama ve ilme,  kötüler da ulaşmış olmalı, öyle olunca, işte haksız rekabet ederse Hızır Aleyhisselam, kötüler de aynı sistemi kullanıp, iyilere karşı haksız rekabet edeceklerinden, Allah Buna müsaade etmiyor. öyle Hızır Aleyhisselam'ın tank top ışınlamasina müsade etmiyor. Bu konuda bir tane teknolojik kalıntı bulabilir misiniz? yok. Hepsi masal ve hikaye halinde var ama, bir tane kalıntı yok, haksız rekabet kalıntısı da yok.

Ve Aslında Kur'an'da, Zaman Yolcuları olarak  Ashabı Kehf i tarif ediyor. ve onlar, zamanın içinde 300 sene kaybolan insanlar olaraktan gösterilir. Hatta o eski parayı birisine verip te, şehirden ekmek aldırma istemelerinin de, eski de geçen olay, zamanın sonunda, döndüklerinde olan olay değil,  zamanın içinde kayboldukları bir yerde olan bir olay. O nların ismi, zamanın 7 parçasının ismidir. zaman denen şeyin 7 tane parçası vardır, Bir tane de peyk, yani ay gibi uydusu vardır.
Zaman bir elementtir, kararlı bir element, 7 parçadan, 7 kattan oluşur, Yani aynı elektron yapısı gibi yedi kat, ve bir tane de en sondaki  köpek peyk yani uydu elektron. zamanda pendel eden gidip gelen elektron. ama bu "zehner diode"  dedikleri kaypak element yapısında değildir, bilakis  Kararlı bir elementtir, her bir parçasının ismi de, yemleyaha, mekselina, Mislina, mernuş, daberrnuş, Sazenuş, kefetatayyuş, ve birde köpekleri Kıtmir, O da neyi temsil ediyor Güneş sistemimizi. Ve Hazreti Muhammed dedi:
Ashabı Kehf Mehdi vakti geri dönecekler

  "İbni Merdüye, tefsirinde İbni Abbas hadisini merfu olarak tahric etti. O şöyle dedi:

    "Ashabı Kehf, Mehdi'nin yardımcıları olacaktır."

    İmam Ebu İshak Salebi Kur'an tefsirinin Ehli Kehf Kıssasını anlatırken diyor ki:

    "Mehdi çıktığı zaman, Ehli Kehf'e gidip selam verince, Allah onları diriltecek ve Mehdi'nin yanında yerlerini alacaklardır. Daha sonra yattıkları yere dönüp kıyamete kadar da kalkmazlar."

(Kitabü'l-Burhan, VI. Bölüm)

Yani demek ki, zamanda kayboldular, onlar ileri bir zamanda, zamanda yolculuk Keşfoldu ve, İlk Yolcular, bu Ashabı Kehf denen kimseler, ve onlar zamanın içinde kayboldular, ve zamanın içinde gezinirkenn  Mehdi vaktine de gelip geçecekler, sonra tekrar o zamanlarinada geri vardıklarında, bu zaman yolculuğu keşfini tamamlayacaklar. Mehdi vaktinde çıkacak olmaları ise, bu işin temellerinin Mehdi vaktinde atılacağını gösteriyor, onlar bize bunun yolunu gösterecekler, bu konuda . Onlar zamanda kaybolanlar, ve zamanın 7 parçacığının ismi onların ismi. Ve bu konuya şu açıklama ve tiyo ilede,  bu haftaki vazımızı Hitama erdireceğiz. ve insan bedeni kainatın prototipi olunca, elim ayağıma uzanmak için, uzandığında kaç saniye geçiyor ise, yahut Elin ile başına varmak ve başındaki saçına dokunmak için geçen zaman aralığı kaç saniye ise, insanlarda zman ve mekanda yolculuk, yani kainatın bir ucundan bir ucuna gidecek bir yolcunun yapacağı yolculuktaki geçirdiği ve geçireceği zaman,  bu zaman aralığı kadar olmalı ki, zamanda  ve mekanda yolculuk olabilsin,  zamanında gitmek istedigi yerine varabilsin. Böyle Hız yapabilecek bir araç lazım, onun isminede Burak deniyor.  Masanda bir bardak var, Ve sen o bardak ile kahve içeceksin, kahve bardağına elin varmadan önce, bakışın bardağa varıp geri dönüyor, varip geri dönüyor, ondan sonra elin bardağa uzanıyor, bir bakiş ve dalga ile bardağın yeri tespit ediliyor ve  dalga ve sinyal geri dönüyor, sonra elin bardaga gidiyor, tiyo aldınız mı? yani aracın içinde öyle bir sistem olacak ki, önce oraya bir dalga  sinyal gönderecek, ve oradan doğru cevap alınca, araç oraya gidecek, elin onu gördükten sonra bardağa uzanacak yani, ve bu zamanın parçalarını keşfedecek olan bilim adamına yardımcı olalım biraz da, ve bir karateci Karete yaparken, hasmından gelen bir harekete karşı koymak için yaptığı kontratakta, daha yumruk gelmeden, onu önleyecek bir atak yapması için, İçinde Bir His oluşuyor, ve  onun vücudu, o yumruktan  önce davranıyor ve kontraatak yapiyor, o hareketten önce davranıyor, İşte bu kontratak yaptıran biyolojideki parçacık,  ya da mikrobiyoloji, yani kainatın içindeki zaman parçalarından bir parçayı temsil ediyor.
Bunu bilen bulan bilim adamı, diğer parçaları da bulacaktır zaten. Ama bunun tehlikesi, işte Deccal vaktinde, bunun deccalın bulacağı. Biz bunu verdik de, Bizimkiler hala uyuyor, bunu bilip bulacak olan da Deccal aleyhillane olacak, Ona yol göstermiş olduk, ve o da zamanı durdurup  o zaman bir gün 1000 Gün Gibi zaman olacak dedikleri vakti erişeceğiz,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Deccal çıkınca, kırk gün aranızda kalır, ve onun yani Deccalin, birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür."

( Hadis-i Şerif , Sahîh-i Muslim,Fethu'l-Kadîr, 1/156)

işte Rabbim o vakitte Sizlere  Mehdi ile yardım etsin. iyilerin yardımcısı sadece İyiler değildir, Bazen kötülerde İyilere yardım eder, burada Deccal da, bizim bu sistemi keşfetmemize yardım edecek olan adam olacak, o bizim için buluverecek inşallah, Aynen geçen hafta anlattığımız firavuna Musa'nın : "benim rabbim yemez içmez sıçmaz" demesi üzerine Yemeden içmeden sıçmadan Duran Firavun'un istidraç ederekten Nil nehrini istidrac ile ters arktırdığı gibi, yani tetikleme kuvveti, Biz de buradan deccalın zaman yolculuğunu keşfetmesini tetiklemiş olacağız, ve zamanın parçalarını bulunca, zamanı durduracak ve onu tekrar geri çalıştırması da basit bir şey değil, bu doğrultuda çalıştırmasını bilmiyor ki, arayıp da bulana kadar onu geri çalıştırmayı 1000 gün geçmiş olacak, 3 yıl gibi bir süre, 3 yıl içinde bulacak ve tekrar zamanı geri çalıştırmayı, zaman durunca, Nammazlari ne yapacagiz diye soran ashaba Hz. Muhammed  cevaben

Bunun üzerine ashaptan birisi: 'Bir sene kadar uzun olacak günde sadece beş vakit namaz kılmak yetecek midir?' diye sormuş, Hz. Peygamber de cevabında: 'Hayır, (vakit) takdirinde bulununuz.' buyurmuştur.

yani demekki vakit takdiri hesabui yapmamiz lazimmiş yani sabah ile öglen arasina şu günleri ölcü alipda ortalama olarak  5 saat dersek, ögle ile ikindi arasi 4 saat,  ikindi akşam arasi 3 saat ve akşam ile yatsi  arasida 1,5 sat olarak biliyoruz, ondan östeside sabaha kadar olan vakit yani bunlari topla 24 den cikar, oda yatsidan sabah kadar olan vakit, ve saaatler komple durarsa, kum saati işimize yaryacakdir onun durmasi diye birşey olmaz,  bunu ölcü alip namazlarimizi kilmmaz kifayet edecekdir yani.

Bazen kötüler de iyilere yardım eder, bazı kötü sandıklarımız bazen iyidir, her şerde de bir iylik bulunmuyormu hani, bulunuyor, Her icad ve  şey bulunup keşfolamk için işde vakit istiyor ve sabır istiyor kardeşim.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالَ يَا أَيُّهَا المَلَأُ أَيُّكُمْ يَأْتِينِي بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَن يَأْتُونِي مُسْلِمِينَ  قَالَ عِفْريتٌ مِّنَ الْجِنِّ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَ وَإِنِّي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ أَمِينٌ  قَالَ الَّذِي عِندَهُ عِلْمٌ مِّنَ الْكِتَابِ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَآهُ مُسْتَقِرًّا عِندَهُ قَالَ هَذَا مِن فَضْلِ رَبِّي لِيَبْلُوَنِي أَأَشْكُرُ أَمْ أَكْفُرُ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّي غَنِيٌّ كَرِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kâle yâ eyyuhâl meleu eyyekum ye’tînî bi arşihâ kable en ye’tûnî muslimîn. Kâle ıfrîtun minel cinni ene âtîke bihî kable en tekûme min makâmike ve innî aleyhi le kaviyyun emîn. Kâlellezî indehu ilmun minel kitâbi ene âtîke bihî kable en yertedde ileyke tarfuke, fe lemmâ raâhu mustekırran indehu kâle hâzâ min fadlı rabbî, li yebluvenî e eşkur em ekfur(ekfuru), ve men şekere fe innemâ yeşkuru li nefsihî ve men kefere fe inne rabbî ganiyyun kerîm.

Meali :

Hz Süylemn mektubunda belkisa dediki : bak müslüman ol (benim allahima inan ki, benim allahimin kitabindaki verdiği ilim ile biz ) sen gelmeden biz senin tahtini buraya getirmiş olacagiz. (Belkisa)ve Canlilardan bir fert dediki sen daha makamindan kalkmadan sana onu buraya getirim bu gücü bildigime inaniyorum dedi.ve orada onun yaninda kitapdaki bir ilim ile onu ve o daha geri dönmeden omnun tahtini ona getirdi ve bunu gören belksin bu ancak rabbin fazli ilimidir dedi ve iman etti,( yani önce belkisi getirdi ve, daha belkis geri dönmedende tahtini onun yanin getirdi ki, mucize gibi oldu, onun yaninda. yani iim ile ve ilim ise Işinlanma ilmi işte.

(Sadakallahul Aziym NEML Suresi 38,39, 40. ayet)

Belkisin tahtının ışınlanması meselesinde de Kur'an'da geçen ayet de diyor ki kitaptan bilgisi olan birisi bunu alıp getirdi diye tarif ediyor, ilim sahibi kimse, yani aklını çalıştıran, aklını çalıştıran bir adam bunu yapacak diye tarif ediyor, O zaman Süleyman Aleyhisselam geçmişte mi yaşadı yoksa, ışınlanmanın keşfe olduğu vakit olan gelecekte mi yaşadı. zaman nasıl bir şey o zaman. Süleyman Aleyhisselam mi önce Muhammed mi önce? Süleyman Aleyhisselam gelecek de mi, geçmişte mi? teknoloji geçmişte mi vardı, gelecekte mi var, şu anda bizim vaktimizde mi? ve Süleyman Aleyhisselam bu teknolojiye erdiyse, o zaman Süleyman aleyhis selam gelecekte yaşamış olması lazım değil mi? o zaman  Kuranı Kerim bize geçmişten mi bahsediyor? yoksa Gelecekten mi bahsediyor? Zamanin parçalarına bulup zamanı da bu vakitte durduracak olan Deccal vakti bu vakit ise, onun ZIDDI veya EZVACI olan Hz MEhdi de Bu vakite kaim demek olur.  o zaman altın çağ da bu Vakit demek ki.  Daha sizler hangi cennet ararsınız, hangi Altınçaği ararsınız? Kuran da ki yeryüzüne Salih kullarım hakim olacak, varis olacak buyurdu cenabi mevla, Mehdi ile onun Ashabi vaktinde  de, İyiler olduğu gibi, kötüler de var, Cennet burada olduğu gibi, cehennem ve cehennemlikler de burada var. cehennemi dolduranlar cehennemlikler, cenneti dolduranlar da cennetlikler. cehennemliklere cehennemde yaşayacak  yer varsa, o zaman onlarda burada yaşayorlar zaten,  onlar bir grupta,  Bizler de başka  bir grubuz.


Ve son noktayı da yine kader ve senaryo yazma meselesiyle koyalım. ve kader bahsi ve Kadir Gecesi. Yani karar gecesi. ve senin karar ve Kadir kitabının. yani kader kitabının indiği gece.  ve bunu Hocanın Birisi diyor ki:  Eger bir ayeti sen duymadin ve ögrenmedin ise, o ayet sana henüz inmedi daha, o ayeti bilmiyorsan yaşamadıysan henüz sana inmedi, sonra  herkes yani  başka Hayatlar insanlara bu ayet ayri ayri binlerce kere her gün her inmekde diyor, yani Kur'an  her an yeninden inzal olup iniyor. Kadir Gecesi her an ve her gün diyor. Halbuki Kadir Gecesi bir gece, karar gecesi, bu gece senin bütün senaryonun sana teslim olduğu geceye Kadir Gecesi diyoruz, Senin hakkında yapacağın edecegin herşeyin icinde yazili olan kader kitabin yada seneryo kitabin, hayat kitabin, senin senaryo kitabin yazilmiş bitirilmiş, Ve artık oynaman için sana teslim olduğu gece, Kadir Gecesi, senin Kadir Gecen.  o bir gece, ve senaryondaki  50. sayfadaki yazani  50. sayfanı, mesela 20 yaşınin 6 ay sonrasinda ve  21 gecesinde okumuş olman,  o kader kitabınin 1 defa da ve baştan sana verilmiş seneryo kitabin olmasına, ve bir gecede  indirilmiş olmasına engel değil. Çünkü kitabın bütünü Sana verildi ki, sen kitabını okumaya başladığın zaman, o Sayfaya gelip de, o  20 yaşınin altıncı ayında 21. gecesinde okumuş olman bunu degiştirmez yani. karar kitabının senin hakkında verilen kararların bulunduğu kitabın, bir defa inmesine engel değil, senin onu hemen 3 ayda, yahut 6 ayda, yahut  21 senede, yada 40 yaşına kadar okumuş olman bunu degiştrimez yani.

Ve bu çağ, Altınçağ demektir,

Rabbim gönüllerinizin bir köşesine, bir odasına, Mehdi'nin kim olduğunu Nakşetsin de, kalbinizden ve içinizden o nun kim olduğunu bilin, fakat dışınıza vurmayın O nun kim olduğunu, dışınızdan söylemeyin, ibraz etmeyin ki, hedef tahtası olaraktan, oklarının hedefi olacak kimse olaraktan, o nu hedef göstermeyin kimseye.
------------
DiPNOTLAR:
[1] kozmikanafor com/isik-renk-algimiz



--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 6 Ocak 2019 Pazar

Original Kar © glan


DEVAMINA BAK

Raşit Tunca Fotoğrafları -  V270520262001-P7

   

   

   

   

   

   

Başağaçlı ;Raşit Tunca ; Karoglan Hoca; Kimdir?; Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit ;Tunca;hacelilerin Raşit ;hacialinin mustafanin oglu;karakuyu;Başağaç;sandikli;afyon;afyon karahisar;tükiye;türkei;turkey; Başağaçlı Raşit Tunca Fotoğrafları; Karoglan Hoca Fotoğrafları;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca; Raşit; Tunca; Rasit;Rasit Tunca; Karoglan; Karoglan Hoca; Karoglan; Nurfelak; imageman; Başağaçlı Raşit Tunca;Raşit Tunca;Rasit;Rasit Tunca;Başağaçlı;Karoglan Hoca; Kimdir?;Raşit Tunca Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit;Tunca;Hacelilerin Raşit ;Hacı Ali'nin Mustafanın Oğlu;Karakuyu;Başağaç;Sandıklı;Afyon;Afyon Karahisar;Tükiye;Türkei;Turkey;Nostalji Fotoğraflar;Türkiyeli Raşit Tunca;Avusturyalı Raşit Tunca; Avrupalı Raşit Tunca;Gmünd'lü Raşit Tunca;Schrems'li Raşit Tunca;Sandıklılı Raşit Tunca;Afyonlu Raşit Tunca;Egeli Raşit Tunca;Afyonlu Raşit;Avusturyalı Raşit;Türkiyeli Raşit;Sandıklılı Raşit;Afyonlu Raşit;Raşidi Tarikatının Kurucusu;Raşidi Tarikatının Şeyhi;Raşidi Tarikatının imamı;Raşidi Tarikatı;Raşidi Yolu;Raşidi Yolunun Kurucusu;Raşidi Zikri;Raşidi Tarikatı Zikir Evradı;Raşidi Tarikatı Forumu;Raşidi Tarikatı Web Adresi;Raşidi Tarikatı internet Sayfası;Raşid;Raşit;imageman;Nurfelak;Efsane1 Türk;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca Resimleri;Raşit Tunca Resimi;Raşit Tunca Fotoğrafı;Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Raşit;Raşit Tunca;Kar©glan;Karoglan;Nurfelak;imageman;Başağaçlı;Başağaçlı Raşit;Raşit;Tunca;
DEVAMINA BAK

Raşit Tunca Fotoğrafları -  V270520262001-P6

   

   

   

Başağaçlı ;Raşit Tunca ; Karoglan Hoca; Kimdir?; Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit ;Tunca;hacelilerin Raşit ;hacialinin mustafanin oglu;karakuyu;Başağaç;sandikli;afyon;afyon karahisar;tükiye;türkei;turkey; Başağaçlı Raşit Tunca Fotoğrafları; Karoglan Hoca Fotoğrafları;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca; Raşit; Tunca; Rasit;Rasit Tunca; Karoglan; Karoglan Hoca; Karoglan; Nurfelak; imageman; Başağaçlı Raşit Tunca;Raşit Tunca;Rasit;Rasit Tunca;Başağaçlı;Karoglan Hoca; Kimdir?;Raşit Tunca Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit;Tunca;Hacelilerin Raşit ;Hacı Ali'nin Mustafanın Oğlu;Karakuyu;Başağaç;Sandıklı;Afyon;Afyon Karahisar;Tükiye;Türkei;Turkey;Nostalji Fotoğraflar;Türkiyeli Raşit Tunca;Avusturyalı Raşit Tunca; Avrupalı Raşit Tunca;Gmünd'lü Raşit Tunca;Schrems'li Raşit Tunca;Sandıklılı Raşit Tunca;Afyonlu Raşit Tunca;Egeli Raşit Tunca;Afyonlu Raşit;Avusturyalı Raşit;Türkiyeli Raşit;Sandıklılı Raşit;Afyonlu Raşit;Raşidi Tarikatının Kurucusu;Raşidi Tarikatının Şeyhi;Raşidi Tarikatının imamı;Raşidi Tarikatı;Raşidi Yolu;Raşidi Yolunun Kurucusu;Raşidi Zikri;Raşidi Tarikatı Zikir Evradı;Raşidi Tarikatı Forumu;Raşidi Tarikatı Web Adresi;Raşidi Tarikatı internet Sayfası;Raşid;Raşit;imageman;Nurfelak;Efsane1 Türk;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca Resimleri;Raşit Tunca Resimi;Raşit Tunca Fotoğrafı;Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Raşit;Raşit Tunca;Kar©glan;Karoglan;Nurfelak;imageman;Başağaçlı;Başağaçlı Raşit;Raşit;Tunca;
DEVAMINA BAK

Raşit Tunca Fotoğrafları -  V270520262001-P5

   

   

   

Başağaçlı ;Raşit Tunca ; Karoglan Hoca; Kimdir?; Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit ;Tunca;hacelilerin Raşit ;hacialinin mustafanin oglu;karakuyu;Başağaç;sandikli;afyon;afyon karahisar;tükiye;türkei;turkey; Başağaçlı Raşit Tunca Fotoğrafları; Karoglan Hoca Fotoğrafları;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca; Raşit; Tunca; Rasit;Rasit Tunca; Karoglan; Karoglan Hoca; Karoglan; Nurfelak; imageman; Başağaçlı Raşit Tunca;Raşit Tunca;Rasit;Rasit Tunca;Başağaçlı;Karoglan Hoca; Kimdir?;Raşit Tunca Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit;Tunca;Hacelilerin Raşit ;Hacı Ali'nin Mustafanın Oğlu;Karakuyu;Başağaç;Sandıklı;Afyon;Afyon Karahisar;Tükiye;Türkei;Turkey;Nostalji Fotoğraflar;Türkiyeli Raşit Tunca;Avusturyalı Raşit Tunca; Avrupalı Raşit Tunca;Gmünd'lü Raşit Tunca;Schrems'li Raşit Tunca;Sandıklılı Raşit Tunca;Afyonlu Raşit Tunca;Egeli Raşit Tunca;Afyonlu Raşit;Avusturyalı Raşit;Türkiyeli Raşit;Sandıklılı Raşit;Afyonlu Raşit;Raşidi Tarikatının Kurucusu;Raşidi Tarikatının Şeyhi;Raşidi Tarikatının imamı;Raşidi Tarikatı;Raşidi Yolu;Raşidi Yolunun Kurucusu;Raşidi Zikri;Raşidi Tarikatı Zikir Evradı;Raşidi Tarikatı Forumu;Raşidi Tarikatı Web Adresi;Raşidi Tarikatı internet Sayfası;Raşid;Raşit;imageman;Nurfelak;Efsane1 Türk;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca Resimleri;Raşit Tunca Resimi;Raşit Tunca Fotoğrafı;Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Raşit;Raşit Tunca;Kar©glan;Karoglan;Nurfelak;imageman;Başağaçlı;Başağaçlı Raşit;Raşit;Tunca;
DEVAMINA BAK

Raşit Tunca Fotoğrafları -  V270520262001-P4

   

   

   

   

   

   

   

   

   

Başağaçlı ;Raşit Tunca ; Karoglan Hoca; Kimdir?; Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit ;Tunca;hacelilerin Raşit ;hacialinin mustafanin oglu;karakuyu;Başağaç;sandikli;afyon;afyon karahisar;tükiye;türkei;turkey; Başağaçlı Raşit Tunca Fotoğrafları; Karoglan Hoca Fotoğrafları;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca; Raşit; Tunca; Rasit;Rasit Tunca; Karoglan; Karoglan Hoca; Karoglan; Nurfelak; imageman; Başağaçlı Raşit Tunca;Raşit Tunca;Rasit;Rasit Tunca;Başağaçlı;Karoglan Hoca; Kimdir?;Raşit Tunca Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit;Tunca;Hacelilerin Raşit ;Hacı Ali'nin Mustafanın Oğlu;Karakuyu;Başağaç;Sandıklı;Afyon;Afyon Karahisar;Tükiye;Türkei;Turkey;Nostalji Fotoğraflar;Türkiyeli Raşit Tunca;Avusturyalı Raşit Tunca; Avrupalı Raşit Tunca;Gmünd'lü Raşit Tunca;Schrems'li Raşit Tunca;Sandıklılı Raşit Tunca;Afyonlu Raşit Tunca;Egeli Raşit Tunca;Afyonlu Raşit;Avusturyalı Raşit;Türkiyeli Raşit;Sandıklılı Raşit;Afyonlu Raşit;Raşidi Tarikatının Kurucusu;Raşidi Tarikatının Şeyhi;Raşidi Tarikatının imamı;Raşidi Tarikatı;Raşidi Yolu;Raşidi Yolunun Kurucusu;Raşidi Zikri;Raşidi Tarikatı Zikir Evradı;Raşidi Tarikatı Forumu;Raşidi Tarikatı Web Adresi;Raşidi Tarikatı internet Sayfası;Raşid;Raşit;imageman;Nurfelak;Efsane1 Türk;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca Resimleri;Raşit Tunca Resimi;Raşit Tunca Fotoğrafı;Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Raşit;Raşit Tunca;Kar©glan;Karoglan;Nurfelak;imageman;Başağaçlı;Başağaçlı Raşit;Raşit;Tunca;
DEVAMINA BAK

Raşit Tunca Fotoğrafları -  V270520262001-P3

   

   

   

   

   

   


Başağaçlı ;Raşit Tunca ; Karoglan Hoca; Kimdir?; Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit ;Tunca;hacelilerin Raşit ;hacialinin mustafanin oglu;karakuyu;Başağaç;sandikli;afyon;afyon karahisar;tükiye;türkei;turkey; Başağaçlı Raşit Tunca Fotoğrafları; Karoglan Hoca Fotoğrafları;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca; Raşit; Tunca; Rasit;Rasit Tunca; Karoglan; Karoglan Hoca; Karoglan; Nurfelak; imageman; Başağaçlı Raşit Tunca;Raşit Tunca;Rasit;Rasit Tunca;Başağaçlı;Karoglan Hoca; Kimdir?;Raşit Tunca Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit;Tunca;Hacelilerin Raşit ;Hacı Ali'nin Mustafanın Oğlu;Karakuyu;Başağaç;Sandıklı;Afyon;Afyon Karahisar;Tükiye;Türkei;Turkey;Nostalji Fotoğraflar;Türkiyeli Raşit Tunca;Avusturyalı Raşit Tunca; Avrupalı Raşit Tunca;Gmünd'lü Raşit Tunca;Schrems'li Raşit Tunca;Sandıklılı Raşit Tunca;Afyonlu Raşit Tunca;Egeli Raşit Tunca;Afyonlu Raşit;Avusturyalı Raşit;Türkiyeli Raşit;Sandıklılı Raşit;Afyonlu Raşit;Raşidi Tarikatının Kurucusu;Raşidi Tarikatının Şeyhi;Raşidi Tarikatının imamı;Raşidi Tarikatı;Raşidi Yolu;Raşidi Yolunun Kurucusu;Raşidi Zikri;Raşidi Tarikatı Zikir Evradı;Raşidi Tarikatı Forumu;Raşidi Tarikatı Web Adresi;Raşidi Tarikatı internet Sayfası;Raşid;Raşit;imageman;Nurfelak;Efsane1 Türk;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca Resimleri;Raşit Tunca Resimi;Raşit Tunca Fotoğrafı;Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Raşit;Raşit Tunca;Kar©glan;Karoglan;Nurfelak;imageman;Başağaçlı;Başağaçlı Raşit;Raşit;Tunca;
DEVAMINA BAK

Raşit Tunca Fotoğrafları -  V270520262001-P2

   

   

   

   

   

   

   

   

   

   

   

   

Başağaçlı ;Raşit Tunca ; Karoglan Hoca; Kimdir?; Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit ;Tunca;hacelilerin Raşit ;hacialinin mustafanin oglu;karakuyu;Başağaç;sandikli;afyon;afyon karahisar;tükiye;türkei;turkey; Başağaçlı Raşit Tunca Fotoğrafları; Karoglan Hoca Fotoğrafları;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca; Raşit; Tunca; Rasit;Rasit Tunca; Karoglan; Karoglan Hoca; Karoglan; Nurfelak; imageman; Başağaçlı Raşit Tunca;Raşit Tunca;Rasit;Rasit Tunca;Başağaçlı;Karoglan Hoca; Kimdir?;Raşit Tunca Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit;Tunca;Hacelilerin Raşit ;Hacı Ali'nin Mustafanın Oğlu;Karakuyu;Başağaç;Sandıklı;Afyon;Afyon Karahisar;Tükiye;Türkei;Turkey;Nostalji Fotoğraflar;Türkiyeli Raşit Tunca;Avusturyalı Raşit Tunca; Avrupalı Raşit Tunca;Gmünd'lü Raşit Tunca;Schrems'li Raşit Tunca;Sandıklılı Raşit Tunca;Afyonlu Raşit Tunca;Egeli Raşit Tunca;Afyonlu Raşit;Avusturyalı Raşit;Türkiyeli Raşit;Sandıklılı Raşit;Afyonlu Raşit;Raşidi Tarikatının Kurucusu;Raşidi Tarikatının Şeyhi;Raşidi Tarikatının imamı;Raşidi Tarikatı;Raşidi Yolu;Raşidi Yolunun Kurucusu;Raşidi Zikri;Raşidi Tarikatı Zikir Evradı;Raşidi Tarikatı Forumu;Raşidi Tarikatı Web Adresi;Raşidi Tarikatı internet Sayfası;Raşid;Raşit;imageman;Nurfelak;Efsane1 Türk;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca Resimleri;Raşit Tunca Resimi;Raşit Tunca Fotoğrafı;Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Raşit;Raşit Tunca;Kar©glan;Karoglan;Nurfelak;imageman;Başağaçlı;Başağaçlı Raşit;Raşit;Tunca;
DEVAMINA BAK

Raşit Tunca Fotoğrafları -  V270520262001-P1

   

   

   

   

   

   

   

   

   

   

   

   

   

Başağaçlı ;Raşit Tunca ; Karoglan Hoca; Kimdir?; Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit ;Tunca;hacelilerin Raşit ;hacialinin mustafanin oglu;karakuyu;Başağaç;sandikli;afyon;afyon karahisar;tükiye;türkei;turkey; Başağaçlı Raşit Tunca Fotoğrafları; Karoglan Hoca Fotoğrafları;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca; Raşit; Tunca; Rasit;Rasit Tunca; Karoglan; Karoglan Hoca; Karoglan; Nurfelak; imageman; Başağaçlı Raşit Tunca;Raşit Tunca;Rasit;Rasit Tunca;Başağaçlı;Karoglan Hoca; Kimdir?;Raşit Tunca Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit;Tunca;Hacelilerin Raşit ;Hacı Ali'nin Mustafanın Oğlu;Karakuyu;Başağaç;Sandıklı;Afyon;Afyon Karahisar;Tükiye;Türkei;Turkey;Nostalji Fotoğraflar;Türkiyeli Raşit Tunca;Avusturyalı Raşit Tunca; Avrupalı Raşit Tunca;Gmünd'lü Raşit Tunca;Schrems'li Raşit Tunca;Sandıklılı Raşit Tunca;Afyonlu Raşit Tunca;Egeli Raşit Tunca;Afyonlu Raşit;Avusturyalı Raşit;Türkiyeli Raşit;Sandıklılı Raşit;Afyonlu Raşit;Raşidi Tarikatının Kurucusu;Raşidi Tarikatının Şeyhi;Raşidi Tarikatının imamı;Raşidi Tarikatı;Raşidi Yolu;Raşidi Yolunun Kurucusu;Raşidi Zikri;Raşidi Tarikatı Zikir Evradı;Raşidi Tarikatı Forumu;Raşidi Tarikatı Web Adresi;Raşidi Tarikatı internet Sayfası;Raşid;Raşit;imageman;Nurfelak;Efsane1 Türk;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca Resimleri;Raşit Tunca Resimi;Raşit Tunca Fotoğrafı;Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Raşit;Raşit Tunca;Kar©glan;Karoglan;Nurfelak;imageman;Başağaçlı;Başağaçlı Raşit;Raşit;Tunca;
DEVAMINA BAK
[Resim: 88efedbc1d.png]

Ögel  Ana  Sünneti Nedir? Bu Sünnete ittiba Neden Gerekli?

Ögel  Ana  Sünneti

Merhaba dostlar bir makalede daha beraberiz
Dünyamız Güneşle birlikte galaksimizin ana Yıldızı etrafında bir tur atmasına “asır” ya da “Yüzyıl” diyoruz  zaman birimi olaraktan. işte aynen bizim yengeç dönencesi ve oğlak dönencesi gibi, birisi horizontal, birisi de vertikal hareketimizin olması sebebiyle, işte güneşimiz de dünyamız ve diğer gezegenleri, galaksinin ana Yıldızı etrafında, bir vertikal, Bir de horizontal olaraktan Tur attırır. işte bunu anlatmıştık, U dönüşü olan bir virajda, sağdan gitme kuralı olan, trafik yasası olan bir ülkede, sağdan giderken, U dönüşü yapıp geri döndüğümüzde, sağımız sol, solumuz sağ olacaktır, işte ana yıldızın etrafından dönüp, aynen yazdan Sonbahara, veyahut da kıştan ilkbahara dönüş olan, Dönence zamanlarında, yahut da 21 Aralık gibi ve 21 Haziran, veyahut da 23 Eylül 21 Mart gibi, Ekinoks veya dönencelerin olduğu zamanlarda, bizim sistemimizde, Dünyamız güneşin etrafından dönüp, sırtını dönüp geri gitmekte, veyahut  dünya güneşe doğru yaklaşmakta veya uzaklaşmakta, işte bu Dönence ve Ekinoks zamanlarından birisinde hareket yaklaşaraktan, güneşe doğru birisinde ise uzaklaşaraktan ve genişleyerekten, güneşe sırtını dönüp Karanlığa doğru hareket vardır. birisinde Havalar soğur, birisinde havalar ısınır, işte aynı sistem, bütün Yıldız sistemlerinde mevcuttur, çekim kuvvetine göre, yıldızın çekim kuvvetine göre, gezegenleri ve uyduları o şekilde kendi haznesinde tutup, kendisiyle birlikte, ana galaksinin etrafında tur atarlar,  ve bu nebulanin, gaz kütlesi şeklinde görülen, uzaktan baktığımızda Nebula dediğimiz, gaz kütlesi sandığımız bir görsel oluşturur, Halbuki o yaklaştığımızda, daha büyük bir teleskopla baktığımızda, içinde yıldızlardan oluşmuş sistemlerin hareketinden dolayı, öyle bir görsel oluştuğunu anlayabiliriz, ama çok büyük teleskoplar lazım ki, Görüntüyü büyütebilelim, ve oradaki yıldızların ve gezegenlerin bize gönderdiği sinyalleri algılayabilelim. işte her Yüzyıl bizim sistemimizdeki güneşimizin galaksinin ana yıldızının etrafındaki dönüşü, Asır veya Yüzyıl olaraktan tarif ediliyor ki, bunun da İslam kaynaklarından delili, Peygamberimiz Her yüzyılda, yani her asır da dini yenileyici bir müceddidii Allah dünyaya gönderir, buyuruyor hadisi şerifte. işte buradaki her Yüzyıl yani Asır, işte ümmeti necat’ın imamı olan kimsedir o müceddit olan kimse, dindeki kaymaları ve bozulmaları düzeltip, veyahut da gündeme göre yeni gelişen teknolojiye ve ahlaka uygun fetvalar ve Allah’ın kurallarına ve insanlığa faydalı olacaktan gerekli kuralları ve yaşama tarzını ve ahlakını geliştiren kimselerdir Bu kimseler. ve bu kimselere uyulduğu takdirde, işte ümmeti Necat, yani kurtulanlar ümmeti, yahut da kurtulanlar milleti veya grubu denilen, o zamanın turun sonu olan  yok oluşundan ve helakında geriye kalan, geriye sağlam kalan kimselerin oluşturduğu gruba verilen isim “ümmeti necat”tır. işte o da, zamanın imamına uymakla olabilecek, ve kurtuluşa erebilecek kimseler demektir, ve o zaman her Kutup taklasında, İşte bu U dönüşünü, bunu “Kutup taklası” olaraktan dile getiriyoruz bizler bugün, çünkü dedim ya U dönüşü yaptığımız zaman sağlar sol,  sol lar da sağ olacaktır. bu Aynen dünyaya gelen çocuğun anne karnında doğmadan önce kafası aşağı gelecek şekilde takla atmasını andırır. işte bu galaksideki de aynen öyle, yaratıldığında takla atabilen çocuklar normal dediğimiz çocuklardır, takla atması gerektiğini bilemeyen, ve Ayakları Üstünde dünyaya gelmeye çalışan çocuklar ise, sisteme ters olan ocuklar, yani galaksimizde iki tane yıldız vardır sisteme ters (Neptün ve Venüs) Bu da galaksimizde iki tane dönüş vardır, Ekinoks ve Dönence şeklinde her ikisinde de iki ayrı Kutupta hareket eder Dünyamız güneşin etrafında, birisinde dediğimiz gibi uzaklaşaraktan genişleyerekten birisinde yaklaşaraktan ve daralaraktan hareket eder elipsel yörüngesinde işte buradaki U dönüşü yaptığında sağlar sol sollar sağ olacaktır bu iki gezegen de bize  dönmemiz gereken yere geldigmizde bizim artik geri dönememiz gerektiğini bildiren yada sağlayan iki  ters dönen gezegen, bu demek olur ki, dünyamız  o menzile varınca geri döndüren çarkdır, kuran da raad suresi diye isimlendirilir Bunun ismi.  Bizler de “Kutup taklası” tarifini böyle yapıyoruz, ve bu yengeç dönencesi Horizontal bir hareket olduğu için galaksimizde, 21 mart, güneşe dikey bir hareket olduğu için, bunda  her turda bir defa vertikal yükselme meydana gelir, ve onca galaksi üstümüzdedir, aslında gökyüzüne baktığımızda, Bütün yıldızları biz sanki üstümüzde gibi görüyoruz, fakat hayır öyle değil, Çünkü Dünyanın yuvarlak olması sebebiyle, Afrika’dan bakan birisinin Gökyüzüne bakış yönüyle, Rusya’dan bakan birisinin gökyüzüne bakış yönü aynı olmadığı gibi, birisi yukarıya birisi aşağıya baktığı için, Onun üst dediği Yukarısı dediği yer, Rusya’nın altında kaldı,ve afrika’dakinin üst dediği Yukarısı dediği yerde Rusya’nın altında, ikisi ters kutuplu olaraktan, birisi öbürünün altında, birisi üstünde şeklinde bir bakış açısı vardır. O yüzden işte bu vertikal hareket veya horizontal hareketle, işte Yukarısı dediğimiz yer yani, vertikal yükselme yaparken ki gökyüzü olaraktan gördüğümüz yerdeki, ana Kutup yıldızı, galaksimizi devir ettiren bir kara delik şeklindedir. Bir nevi manevra yaptıran, o spiral dönüşü yapmamızı sağlayan, çekim kuvvetine sahip, dalganın Merkezi, Aynen bir çubuk ya da Değnek alıp, suyun içinde sümüklü böcek şeklinde bir dalga oluşturmaya benzer. İşte bu dalgayı oluşturan merkeze Biz Kutup yıldızı Diyoruz ki, o da radyasyon yıldızıdır, ve Radyasyon yayar. Bizim vertikal yükselmemizde ki, her yükselişte, ona bir adım daha yaklaşırız, Eğer, Aynen bizim sistemimizdeki 21 Haziran’a gidiş gibi hareketimiz dolduğu zaman, spiral DNA sarmalı yada Edirnede ki Selimiye camisinin minaresine çıkışı andırır, yada vidanın yivi gibi her bir tur attığımızda, bir  ileri, ve bir yukarı çıkmış oluruz, eğer 21 aralık’a doğru gidiş gibi hareketimiz varsa, döndükten sonra, ondan uzaklaşaraktan, aşağıya inerekten, vertikal olaraktan aşağı inerekten bir hareketimiz vardır, işte her ikisinde de güneşimiz dönüm noktasına geldiğinde dönmesi gerekir, ve dünyamızı ve diğer gezegenleri de kendisi ile birlikte döndürmesi gerekir, Buna biz işte yengeç dönencesi oğlak dönencesi diye tarif ediyoruz. birisi vertikal birisi horizontal ve bu  defa ki yükselmede ki şu andaki hareketimiz, galakside Aynen dünyamızın yengeç dönencesine gitmesi gibi olan hareketi gibi değil de, 21 Aralık yani oğlak dönencesine gitmesi gibi hareketini yapmak üzereyiz, Çünkü vertikal bir yükselme yapmaktayız, ve bu yükselme sebebiyle, Aynen Pisagor üçgeni gibi, her yükselmede ki  bir tur, Asır denilen tur, daha küçük bir zaman birimi  olmakta, artık dönme turu 100 Yıl değil de, seksen altmış yetmiş gibi küçülmekte. Öyle olunca, Çünkü şu anda Dünyamız da radyasyondan nasıl faydalanacağımızı  keşfettiğimiz yerlere geldik, çünkü radyasyon, en uzak noktaya dalga yollamanın En kolay yöntemi, Çünkü biz Kutup yıldızı kadar uzak bir yıldızın ışığını görebiliyoruz ki, o yıldızı biz onun yolladığı radyasyon parçacıklarıyla bile biliyoruz. Ve bugün telefon, cep telefonlarının kullandığı sistem işte G4 G3 veya G5 şeklinde radyasyon, Radyasyon dalgası kullanaraktan yayım yapan bir sistemi kullanmaktayız. bu Eskiden Radyo dalgaları kısa dalga, uzun dalga, FM şeklinde dalgaları kullanıyorduk, ve bugün mikrowelle yani mikro dalgaları da kullanıyoruz, ve bunun altındaki dalgalarda radyasyon dalgaları. ve o yüzden etrafımız her taraf radyasyon dalgası halinde, fakat radyasyonu biliyoruz ki : hücreleri öldüren bir dalga sistemi, ve bunu daha önceki vaazlarımızda söylemiştik, bu yeni sisteme hızlı olaraktan geçmeyelim, yoksa insanlar Helak olur, çok ölümlere sebep olur, yavaş yavaş geçtiğimiz zaman, insan vücutları kendisini buna uyumlu hale getirecektir yavaş yavaş, ve o zaman bu sistemi kullanabiliriz diye tarif etmiştim. Evet biraz sabrettiler, fakat kıyamete yakın olduğumuz için, son varış noktamıza yaklaştığımız için, yani Kutup taklasında her seferinde sıfırlama gerçekleşmekte, ve dünya çıktığı zirveden tekrar aşağıya inmekte, aynen bu  SIFIR noktasına yani zirveye çıkıp, zirveden tekrar basamak basamak aşağıya inmek gibi fakat, bunu Allahu Teala Kur’an-ı Kerim’de :  şeytan aleyhillana öyle bir kibirlenme gösterince, oraya çıktığı zaman, kendini tanrı iddia etmesi yahut da, üstünlük iddia etmesi yüzünden, “Racim” Kovdum seni aşağıların aşağısına attım sizi, birbirinize düşman olaraktan üçünüzü de attım demesi, yani oradan merdivenden inme şeklinde değil de, kovulma ve atılma şeklinde bir  tezehür göstermekte, ve meydana gelmekte. ve Bu atılma sebebiyle, yani Minareden düşmek gibi ve sıfırlanma gerçekleşmekte, o yüzden her Kutup taklasında dünyamızdaki yaşam bilimleri ve birimleri tamamen temizlenmiş, ve sadece ümmeti Necat denilen, Mehdi  ve o zamanın mehdisinin etrafında toplanan kimseler kurtuluşa ermişler, ve bunların ismine “müttakiler” yada Allah’a Yaklaşanlar denilmiş.
Dönüş aynı dönüş, sistem aynı sistem, ve her seferinde zirveye çıktığımızda, Kutup Yıldızı’nın yanına varmış oluyoruz, Kutup yıldızının yanına Vardığımızda da, sistem radyasyonla çalışan keşifleri bulmak oluyor, ve bunları bulduğumuz zaman, eğer Bizler kainata zarar veren şeyler ve insanlığa yaratılışa diğer canlılara ve diğer sistemlere zarar veren bir buluş ve icat yapmaya kalkmamız yüzünden işte, ya da Allahu Teala’ya, Aynen şeytanın tasladığı gibi, büyüklük, tanrılık taslamaya başladığımız zaman, Allahu Teala hepimizi tekrar aşağıya atıp aşağıların aşağısına indirdik buyurduğu Minareden aşağı atılmak gibi. Pisagor üçgeninin zirvesinden en aşağıya yani arz denilen dünyaya, dünyanın da 7 Sema’nın en alt basamağına atıldığını, yani sıfırlanmanın gerçekleştiğini görüyoruz. Bunu Düya’nın ömrü ile yaklaşık olaraktan 6 defa olduğunu varsayıyor bilim adamları, ama İslam tarihinde Peygamberimizden gelen hadislerden, bunun 4 defa olduğu ve bu sonuncunun 5. olacağını bize bildirmiş ve demiş ki:  Aslında Bu döngüde dünya hakimiyetini iki defa kötüler kazandı, iki defa da İyiler kazandı, bu son defasında Mehdi ile birlikte olanlar ve İyiler kazanacak şeklinde tarif edilmiş, ve bu ayet ile sabittir ve buyuruyor ki Rabbimiz kur’an-ı Kerim’de :  “yeryüzüne sonunda Salih kullarım varis kalacak”  yani “yeryüzünün mirasını sonunda Salih kullarım Devralacak” ayeti mevcut. Hani Şeytan aleyhillane kibirlilik tasladı, tanrılık tasladığı zaman, Şeytan aleyhilleana dedi ki Rabbimize:  “sen madem beni böyle azdırdın, Ben de senin kullarının doğru yoluna durup, onlara sağından solundan fistekler vererekten, onları doğru yoldan saptıracağım, ve sen onları sana gelir, yada geri döner vaziyette bulamayacaksın”dedi. veyahut da “sana kulluk eder vaziyette bulamayacaksın” dedi. Hani dedik ya işte bu vertikal yükselme veyahut da horizontal dönüş, galaksideki ana yıldızın etrafında, bu ana yıldız da, işte bizim batmayan Güneş dediğimiz, baki olan Allah, veyahut da batmayan güneşin etrafındaki dönüşümüz, işte burada ki onları sana gelir vaziyette bulamayacaksın demesi, Çok kimsenin aynı Bu “Simurg efsanesi”nde ki kuşların, başlangıçtaki çok kuşun tanrı’yı aramaya çıkması, ve fakat yolun yarısında çoğunun geri dönmesi ve, fire vermesi sebebiyle, sadece 40 kuşa düşmeleri gibi, İşte onları şeytan aleyhileane,  yoldan saptırıp, sana döner vaziyette bulamayacaksın diye iddia etmesi yüzünden, Rabbimiz kızdı ve ” in Oradan aşağı, kovulmuş şeytan, Sen benim Has ve Salih kullarıma hiçbir şey yapamazsın” buyurdu Hadi git Ne yapacaksan yap buyurdu, O zaman, şeytan aleyhileane, “bana kıyamete kadar mühlet ver” dedi, Cenabı Mevla “tamam mühletlisin” dedi “Hadi git Ne yapacaksan yap” dedi. işte o yüzden yolumuza Pusu Kuran şeytan, o yüzden bu vertikal ilerlemede, daha yerimize varmadan önce, çoğumuzu öldürerekten, çoğumuzu hasta ederekten, çoğumuzu birbirimize kavga ettirerekten, yoldan alıkoymakta, ve Tanrıya giden yolda, yolumuza engel olmakta, yahut da Allah’ın kurallarına uygun hareketimize engel olmakta, işte burada yani buradaki ayeti kerimede buyurulduğu gibi “sen benim Salih kullarıma hiçbir şey yapamazsın” buyurdu, bu kapı gibi  bir ayet, Öyle olunca, en son Mehdi Aleyhisselam ile birlikte olanlar o salih kullara olacak. Peygamberimizin “karda sürünüyor bile olsanız, emekleyerek de, olsa mehdi’ye gidin” buyurmasının sebebi, işte doğru yolun ve kurtuluşun anahtarının, Mehdi ile birlikte olmakla olduğunu, Mehdi’nin inkşaf eden bilgileriyle hareket etmekte olduğunu, kurtuluşun ve müttakilerden olup, geleceğe ahirete yolculuk edebilmenin tek çaresi olduğu, bu hadislerle ve ayetle sabit. Öyle olunca işte vertikal hareketimiz sebebiyle, güneşimiz ve dünyamız, ana yıldız olan Kutup yıldızına, Biraz Daha yaklaştı. ve burada “ögel ana” (öglena)  veyahut “Eugenia” GEN25 denen tek hücreli bir canlı, ve ilk defa canlılığın başladığı yere gelmiş bulunuyoruz. yaklaşık olaraktan, tam yeri neresidir ben de bilmiyorum, Ama yaklaşık olaraktan gelmiş bulunuyoruz, dönüş sebebimizle her dönüş bu burçlar ile tarif ediliyor, ve her burcun menzilinde, aynen balık burcuna gelindiğinde, balık burcu özelliklerini göstermesi, Bilmem, Aslan burcuna gelince, Aslan Burcu’nun özellikleri ve etkilerinin görülmesi gibi, buraya geldiğimiz zamanda  da galaksimizdeki sistemde, bu şu altyapıdaki burçlar değil de, bu üst burclar, yani düşünün ki  kale yada sur sur içinde, sur Sur içinde şeklinde bir sistem, ve bu üst surdaki kalenin burclarından bahsediyoruz burada, buradaki Ögel ana ya da öcal ana denilen ve yahut da kamçılı hayvan ve amip denilen canlının ilk örnekleri olan yapımız, onun ilk canlılığı kazandığı yere gelmiş bulunuyoruz, ve o İşte buradaki sistem, hücre kurutan radyasyon dalgasına maruz kaldığı için, buradaki bu radyasyonda sağ kalabilen canlılar, kendileri bir çeşit savunma mekanizması üretmişler vücutlarında, ve bakteri denen Yapı sistemi oluşmuş. Bir nevi bakteri ve Mikroplar denilen sistem. Mikroplar öyledir ki, bazı Mikroplar çok sıcaklıkta yaşayabilirler, bu canlılar 300 santigrat derecede yaşayabilen canlılar var, radyasyonda yaşayabilen canlılar var, suyun içinde boğulmadan yaşayabilen canlılar var, basınç içinde yaşayabilen canlılar var, basınçsız ortamda yaşayabilen canlılar var,… ve bunların hepsi değişik savunma mekanizmaları oluşturan canlı türleri, Hepsi de bakteri türlerinden, ya da mikrop denilen cinsten bir yapı halindeler. İşte buradaki sistemdeki ilk canlılık onlar sayesinde var olup ve üreyerek devam ettik ve, çok hücreliye de geçip daha sonra  hayvan ve bitkiler şeklinde yapı göstermiş, daha sonradan insan denilen Aziz varlık üretilmiş sonrada erkek ve dişi olraktan eşeyli üreme ye evrimleşmiş, ve şu anda işte, o öglena ya da tek hücreli canlının olduğu yere geldiğimiz için, buradan geçiş sistemi, aynen Mesela bir seyahatte, Mesela bizim Gmünd ilin den Schrems’e gelen yolculuğumuzda, Schrems’in ana merkezine gitmek için bir köprü var, ve bir çay var, çayın üstünde köprü var, o köprüden  illa geçmek gerektiği gibi, illaki köprüden geçmek gerektiği gibi, aynı Bu galaksimizdeki yolculuğumuzda da, öglena denilen ilk canlı türünün sünnetini işlemeden buradan ileriye geçebilmek mümkün değil gözüküyor, benim keşfi bilgilerimce.  Bunu İslam tarihinde peygamber efendimiz şöyle tarif etmiş : mescitte ashabıyla otururlarken, Peygamber Efendimiz buyurmuş ki: “tam şimdi, bu sırada, şeytan aleyhillane kamçısını, ya da kuyruğunu kıçına soktu ve üredi” diye tarif etmiş. Bu şeytan aleyhillana’nın ana yapısı dedik ki işte, mikrop ve bakteri yapısı gibi, o büyük bir sistem halinde fakat, biz o’nu canlılık sisteminde, Bizden önceki canlı Yapı olduğu için, biz onun yapısını anlayamıyoruz, ve onun yapısı işte, tek hücreli canlı olduğu için, ilk defa üreme  sisteminde eşi Yok, eşi olmadığı için, kendisini geliştirmiş, ve kamçısını veyahut da kuyruğunu kıçına sokaraktan üreyip, canlılığı devam ettirdiği görülüyor, yani Ondan sonra da bölünme yaparaktan çoğaldığı ve, bu sistem, İşte bu canlının sünnetini işlemeden geçmek yok.
Bu sünnet bugün Nasıl yapılacak?
işte radyasyon hücre kuruttuğu için, Affedersiniz hepimizin kıçı belli zaten, dübür ya da anüs denilen bölgemizde, bağırsak sistemimizde, işte kabızlık meydana geldiği için, dedik ya suyu da kurutuyor, hücreyide kurutuyor, ve suyun  oksijen Bağlarını koparıyor bu radyasyon dalgası, G4,  G3 ile hepsi daha fazla radyasyona maruz bırakıyor bizi, ve şu anda G5’e G6’ya G7’ye gidildiği için, artık sistem holografik iletişim sistemine geçmek üzere, Yani artık biz istanbul’da oturup, fakat Ankara’da bedenimizle görüşme yapabileceğiz, “TAYYI MEKAN” “TAYYI ZAMAN” oradaki kimseleri de görebileceğiz, onlar da bizi görebilecek, dokunabileceğiz oturabileceğiniz kalkabileceğiz, Oradan da görüşmemizi yapıp dönebileceğimiz holografik görüşme sistemi,  keşfedilen yeni bir iletişim sistemine geçmek üzereyiz. işte onun uygulanabilmesi için. önceki deltoidden bulduğumuz bilgiler ile, şu anda bu sisteme geçmek üzereyiz, ve bu sisteme geçebilmemiz için de, işte bu radyasyonu daha verimli şekilde kullanmamız gerekmekte, O yüzden de G5 Dalgasına maruz kalıyoruz, G5 denilen iletişim sistemine geçeceğiz fakat, burada İşte bu radyasyon hücre kuruttuğu ve suyun moleküler Bağlarını kopardığı için, vücudumuz elastikiyetini kaybediyor, ve herhangi bir kabızlık durumunda, dışkının birikme yapması sonucu, ve büyümesi sonucu, kaka dübürden atılırken oluşabilecek herhangi bir yırtılmanın, daha sonra o bölgenin ıslak kalmasının sebebi ile iltihaplara yol açtığı, ve bu iltihabında daha ileriye doğru, vücudun hiç yapılarına doğru ilerlediği, ve bütün sistemi tahrip edip, ölümlere sebep olduğu, bugün görülmekte, bir sürü sanatçı ve insan bu sebepten hayatını kaybetmek de, “çoklu organ kaybı” denilmekte bunun ismine de…
işte bu hastalığın, benim keşfi bilgilerimle tedavisi ve çaresi şu şekilde :
işte aynen o ögelene ya da öcal ana yani ilk yapımız ilk canlı türü yapımız olan Eugenia Denilen yapımızın sünnetini işlemek zorundayız. O da işte yani kamçımızı, ya da Elimizi, bugün kremler var, E vitamini kremleri, ve bunun geliştirilmiş versiyonunu “penaten” “Nivea” ve benzerleri, Bu yara kurutucu ve bir de hidro Su bazlı Nivea kremleri var, ve içinde E vitamini ve ve bir nevi altıgen yapıyı hücreyi hücre Bağlarını tekrar meydana gelmesine, hücre bağlarının tekrar kurulabilmesini sağlayan, ve yırtık ve yaraları tamir eden bir krem geliştirilmiş, E vitaminiden zengin, ve bu oktagon yapıyı koruyan, bir nevi Omega içeren, ve hepsi mişung edilmiş karıştırılmış, ve krem halinde, ilk defa “penaten”denilen Marka ile çocuk pişiklerinde iyi gelen bir krem keşfetmiş 1800’lerde, o kremin benzerlerini de bugün Nivea tarafından da geliştirildi ve işte bu sünneti işlemek için de, büyük hacete yani dışkı çıkarmaya gittiğin zaman, herhangi bir kabızlık durumunda, veyahut da kabızlık olmasa bile, her defasında, sol işaret parmağınıza krem alın, bu kremde ile dübürünüzü etrafına sürün ve hafif parmağınızın ucu girecek kadar içini  de parmağınıza sokaraktan yağlayın, zaten  mesela sadece çuvalın ağzı büzüldüğü, diğer yerleri geniş olduğu gibi, mesela çuvalı iple bağladığımız zaman, bir buğday çuvalını çuvalı iple bağladığımız zaman, çuvalını ağzını iple bağladığımız zaman, Sadece ucu büzülür değil mi, büzülen kısım işte hasar görmekte ve yırtılma olmakta, ilk yırtılma olmakta, O yüzden o ağzını işte ucunu, parmağımızı kremleyip yağlayıp, o ucunu yağladığımız zaman, oraya yardımcı oluyoruz, ve hücrelerin yırtılmadan ve yağlı olduğu için yani, vışır vışır kaygan hale gelmesi sebebiyle, o dışkının yırtmadan dışarı atılmasını sağlamış oluruz, herhangi bir yırtılma olduysa, daha önceden yırtılma olduysa, onu da işte yine oraları yağlayaraktan, yine ona faydalı oluruz, fakat buradaki yine önceki yaraları kapatmak için ise, papatya çayı ile ve bir de adaçayını karıştırıp çay halinde kaynatıp, soğuttuktan sonra, hafif ılık şekilde tuvaletimizin kaytasını temizledikten sonra,  orayı Bu Adaçayı ve papatya çayı ile taharet ederekten, içini dışını, hafif içini ve dışını yıkayaraktan, oranın tekrar eski halini kazanmasına, iltihapların gitmesine yaraların kurumasına sağlarız, ve orayı bir de ondan sonra o kremle yağladığımız zaman, işte yaranın içeriye doğru iyi olduğunu göreceksiniz. Yani bunu, tuvaletinizi hem yapmadan önce orayı kremleyip ağlayacaksınız, hem de tuvaletinizi yaptıktan ve çıkmadan önce, Bu karışım ile çay ile taharet ettikten sonra, ardına da, bu hidro kremleriyle, bu krem ile yağlayacaksınız ki, o şekilde yaralar iyi olacak, yahut da yara olmasa bile hafif yırtılmaya yüz tutmuş gerilmeler, tekrar tamir olacaklar, içindeki Omega sebebiyle yeniden hücre Bağları kurulacak ve Efendim hidro  sayesinde de oksijen sayesinde, oksijen Bağlarını tekrar kazanması sebebiyle de, elastikiyet kazanacak, ve tekrar eski haline, eski halini almasa bile, o na benzer bir yapı oluşturacak, en üst kaslarınız ya da dübür kaslarınız. işte bu Aynen o peygamberimizin hadisinde dediği gibi, bu sünnet böyle, kıçını yağlamayan ve  kendi kıçına parmak atmayan bu devirde bu “öglena” sünneti ya da Öcalan’ın sünneti ögel ana sünneti yapmayan, işlemeyen ahirete geçemez, bir gün gelir organ kaybından ölür, ve müttakileriden olamaz. Çünkü galakside burçlar sisteminde, üst burçta bu ögelena ya ya da Öcal ana ya da EU GEN A denilen ilk yapımızın bulunduğu yere geldiğimiz için, onun etkisine maruz kalıyoruz, onun koyduğu sünnete uymayan, buradan geçemez, Buradan daha ileri geçemez, vesselam. Makalemiz Buraya kadar.
Hasta olanlara Allah’tan şifa, Hasta olmaya yakın olanlara, da sünnete ittiba ile, bu beladan, halasa, kurtuluşa ermeye vesile olması dileklerimle
selam ve sevgilerimle hoşça kalın
Raşit Tunca
Bu bir karoglan Raşit Tunca makalesidir
Avusturya Gümünd ili Schrems  ilçesi Bugün 24 Ağustos 2023 perşembe saat sabah 7:29
DEVAMINA BAK
[Resim: a6cb6a16e0.png]

Misvak Nedir? Ne İşe Yarar? Nasıl Kullanılır? Misvak Uçu Nasıl Açılır? Misvak Nasıl Tutulur?

Peygamber Efendimiz (SAV)'in sünnetlerinden biri olup gündelik hayata geçirmemiz gereken en kolay ibadetlerden biri olan misvak kullanımı hakkında pek çok şey merak edilmektedir. Sünnet ibadetlerden biri olan ve diş beyazlatmada etkili olan misvağın faydalarını sizler için araştırdık. Peki misvak nedir, misvak nasıl kullanılır? İşte tüm merak edilenler...

Peygamber Efendimiz (SAV)'in gündelik yaşantı içerisinde sergilediği davranışlar ve Müslüman kimselere yapılmasını tavsiye ettiği her şey ''Sünnet'' olarak nitelendirilir. Sözlü, fiili ve takriri olmak üzere 3'e ayrılan bu sünnetlerde misvak kullanımıyla ilgili hadisler, hem sözlü hem de fiili sünnetler grubuna girer. Öyle ki misvak kullanımı ile ilgili Peygamber Efendimiz (SAV) bir hadisinde, "Ümmetimi (veya insanları) zora sokmaktan endişe etmeseydim, onlara her namaz vaktinde misvakla dişlerini temizlemelerini emrederdim" buyurmuştur. (Buhari, Muslim) Bu hadisle de anlaşılacağı gibi misvak, ağız ve diş sağlığı bakımından çok önemlidir. Bizler de Peygamber Efendimiz (SAV)'in sünnetine uyarak misvak kullanımını gündelik yaşantımız içerisinde alışkanlık haline getirmeli ve kullanmalıyız. Dini kaynaklarda yer alan bazı bilgilere göre Sevgili Peygamberimiz (SAV)'in eve girer girmez yaptığı ilk şey dişlerini misvak ile temizlemektir. (Müslim, Tahâret 43, 44. Ayrıca bk. Nesâî, Tahâret 7)

Müslüman bir kimsenin beden temizliğine dikkat etmesi gerektiği şu hadisle de misvak kullanmanın önemine vurgu yapılmıştır: "Muhakkak sizin ağızlarınız Kur’an yollarıdır. O halde ağızlarınızı misvakla iyice temizleyiniz." (İbn-i Mâce)

MİSVAK NE İŞE YARAR? MİSVAK NEDEN KULLANILIR? MİSVAĞIN FAYDALARI...

'Cebrail Aleyhisselam, misvak kullanmayı o kadar tavsiye etti ki, misvakın farz olacağından korktum.'' (İbni Mace)

Erak ağacının dalından kesilen misvağın insan vücuduna olan faydaları çok sayıda hadis-i şerifin haricinde yapılan bilimsel araştırmalarla da kanıtlanmıştır. Araştırma sonuçlarından elde edilen verilere göre, misvağın içindeki kalsiyum oksalat, mineral tuz, kükürt, saponin, tanen ve silisyum gibi bazı maddeler ağızdaki zararlı bakterileri öldürmeye yardımcı olur. Misvak dalındaki lifler, dişin hem görünen kısımlarını hem de aralarını temizleme konusunda oldukça idealdir.

Peygamber Efendimiz (SAV)'in yalnızca yemekten sonra değil aynı zamanda abdest aldıktan sonra da kullanılmasını tavsiye ettiği misvak, içerisindeki yüksek klorür konsantrasyonu nedeniyle diş taşı oluşumunu önler ve yüzeydeki lekeleri derinlemesine temizler.

Ağız ve diş sağlığının yanı sıra mide problemlerine de bire bir çözüm olan misvak, uzun süre kaynatılıp suyu içildiğinde sindirim sistemi hastalıklarının çaresi oluyor.

MİSVAK NASIL KULLANILIR?

Taze misvak: Ucunu yontarak direkt olarak dişe sürtülür. Liflerin açılması için azı dişlerle misvak ısırılabilir.

Kuru misvak: Kullanmadan 1 gün önce suda bekletilerek yumuşatılmalıdır.

-Gereğinden fazla yumuşayan misvaklar kesilip yontma işlemiyle beraber tekrar açılmalıdır. Misvağı kullandıktan sonra çok iyi bir şekilde yıkanması gerekir. Temiz ve hava alan bir yerde muhafaza edilmelidir.

Misvak Dişleri Beyazlatır mı?

Misvak, insan sağlığı açısından oldukça önemli bir maddedir. Diş ve diş eti hastalıkları, diş eti ağrıları için ilaç niteliğinde olan bir ürün olduğu rahatlıkla belirtilebilir. Diş çürüklerini, diş eti çekilmelerini, bademcik enfeksiyonlarını, ağız kokularını yok eden ve hemen etkisini gösteren, etkisi yüksek temizlik metodudur. Rahatlatıcı özellikleri ve etkileri bu durumlarda gözleneceği gibi uzun vadede netice alınan etkilerin de olduğu söylenebilir.

Dişlerin aydınlık görünmesi, diş taşlarını temizlemesi, beyazlatma gibi durumlar da misvağın yararlarındandır. Fakat bir defa kullanarak farkı görmeyi beklemek pek de doğru olmayacaktır. Dişlerin beyazlaması adına misvağın sürekli ve devamlı kullanılması önemlidir. Bu şekilde hem dişler beyazlayacak hem de lekeler giderilecektir. Aynı zamanda ağız kokusu, çürükler gibi sorunlardan da kurutulmak mümkün olacaktır. Ancak önceden de belirtildiği üzere dişlerde misvağın sürekli şekilde kullanılması etkili sonuç almak için gereklidir.

PEYGAMBERİMİZ (SAV) NE ZAMAN MİSVAK KULLANIRDI?

Peygamber Efendimiz (SAV);

- Uyumadan önce,

- Gece namazını kılmaya kalktığında,
- Abdest almadan önce,

- Namaz için camiye gideceği zaman,

-Kuran-ı Kerim okuyacağı zaman misvak kullandığı bilinmektedir.

Misvak; ağız ve diş sağlığı adına oldukça şifalı uygulamalar içerisinde yer almaktadır. Diş fırçalamaya alternatif şekilde kullananlar olduğu gibi, diş fırçalamaya ek şekilde günlük olarak kullanan insanların da çokça olduğu söylenebilir. Peki, misvak nasıl açılıp kullanılır, dişler nasıl misvaklanır? Misvak dişleri beyazlatır mı? İşte, merak edilen tüm detaylar.

Misvak; erik ağacının dallarından kesilerek kullanıma sunulur. İnsanın vücuduna inanılmaz yararları olan misvağın faydaları bilimsel şekilde ispatlanmıştır. İnce liflere sahip olup, kendine özgü bir kokusu bulunur. Bazı araştırmalar misvağın; analjezik, antioksidan ve anti- enflamatuar etkilere sahip olduğunu savunur.

Misvak kullanımının, tükürük üstünde etkisi bulunur. Bazı klinik çalışmalar, misvak çiğneme çubuklarının kimyasal temizleme etkinliğine eşit ve diş fırçasından daha önemli etkileri olduğunu ispatlamıştır. Misvağın geçmişinin çok uzun dönemlere dayandığını ve eskiden insanların misvak kullanarak dişlerini temizlediğini belirtmek doğru olacaktır. Peygamber efendimizin dahi kullandığı misvağın, insan sağlığı açısından oldukça fazla faydası bulunmaktadır. Ağız ve diş sağlığı adına misvak kullanmak, kişi adına çok önemli olup, pek çok faydayı da sağlayacağı söylenebilir.

Misvak Nasıl Açılıp Kullanılır?

Misvağın kullanımı biraz farklıdır. Misvak kullanımı için taze veya kuru misvak olmasına dikkat edilmelidir. Taze misvak kullanılırken, ucu yontarak doğrudan dişe sürülür. Liflerin açılması adına birazı dişlerle ısırılabilir. Kuru misvak kullanılırken ise kullanmadan bir gün önce su içerisinde bekleterek yumuşatılması gerekir. Gereğinden çok yumuşayan misvaklar kesilip yontma işlemiyle birlikte tekrardan açılmalıdır. Misvak kullanıldıktan sonra iyice yıkanması önemlidir. Hava alan ve temiz bir yerde muhafaza edilmesi çok önemlidir.

Dişler Nasıl Misvaklanır?

Taze misvak ve kuru misvağın arasında hazırlama, kullanım farkının bulunduğunu söylemek önemlidir. Misvak; gün içerisinde bir kez kullanılabilir. Bunun yanı sıra diş ve diş eti ağrıları, çürük sancısı tarzındaki hastalıklarda gereksinim duyuldukça kullanılması gerekir. Kullanılırken yeterli zaman ayrılırsa, çok tatmin eden neticeler ortaya çıkar.

Sık bir şekilde yapılan önemli hatalardan birisi misvak ağızdayken, başka bir iş ile ilgilenmektir. Dişleri ve aralarını fırçalamadan misvağın ağızda uzun süre boyunca tutulması yarar sağlamayacaktır. Etkili genel ağız temizliğini sağlamak adına 5 dakika boyunca diş fırçalama şeklindeki temizleme hareketlerinin uygulanması gereklidir. Dişler nasıl misvaklanır sorusu için bazı püf noktalar vardır.

İlk önce kullanılacak olan misvağın ölçüsü oldukça önemlidir. Ufak parmak kalınlığında eni, boyuysa bir karşı kadar olmalıdır. Bu ölçüler uygun ebatlardır. Uzun zaman boyunca kullanılması neticesinde lifler kesilip kullanılmaya devam edilebilir. Bir başka mühim husus ise misvağın sünnete uyumlu şekilde kullanılmasıdır. Sağ elde tutularak, ufak parmak alt kısımda, diğer üç parmağın ise üstte be misvak başı, başparmağa gelecek şekilde tutulmalıdır.

Misvakın Kullanım Şekli

Taze misvakın açık kahverengi olması tazeliğine işarettir. Doğrudan dişlere sürtmek sûretiyle kullanılır. Kuru misvak ise bir gün suda bekletilerek kullanılır. Misvakın ucu 24 saatte bir kesilmelidir.

Misvak kullanımı uygulamaya yeterli zaman ayrılırsa memnun edici sonuçlar ortaya çıkarır. En yaygın hata başka işlerle uğraşırken misvakı ağız içinde tutmak, çiğnemektir. Etkili bir temizlik için 5 dakika boyunca temizleme hareketlerine devam edilmelidir.1 Resûl-i Müctebâ (s.a.v.) Efendimiz: “Misvakı o kadar çok kullandım ki, dişetlerimi döktüreceğinden korktum.” buyurmuşlardır. (Mecmâ’uz-Zevâid)

Misvakın kalınlığı küçük parmak kalınlığında, uzunluğunun ise bir karış olması en iyisidir. Lifler yumuşadığında kesilir ve tekrar tekrar kullanılabilir. Misvakın sünnete uygun tutulması; misvakı sağ ele alıp küçük parmak altta, diğer üç parmağın üstte olacak şekilde ve misvakın başını başparmağa dayama suretiyle olur.

Misvaklanmak; dişlerin içini, dışını, üst ve alt kısımlarını, ön dişlerin köklerini ve diş aralarını ovuşturmakla gerçekleşir.

Hz. Peygamber (s.a.v.): “Suyu süzerek içiniz. Dişlerinizi enine misvaklayınız” buyurmuşlardır.  (Mecmâü’l Âdâb)

Misvakı Yanlış Kullanım Şekillerinden Sakınmalı!

Misvaklanma işini yatma halindeyken yapmamalıdır. Çünkü dalağının büyümesine sebeb olur.

Misvakı avucunun içine almamalı, zira basur hastalığına sebep olur.

Misvakı emmemelidir. Bu da körlüğe sebep olur.

Kullandıktan sonra misvakı yıkamalıdır. Aksi takdirde onunla şeytan misvaklanır. Misvakı yere yatırmayıp dikine koymalıdır.2

Peygamber Efendimiz (SAV)'in yalnızca yemekten sonra değil aynı zamanda abdest aldıktan sonra da kullanılmasını tavsiye ettiği misvak, içerisindeki yüksek klorür konsantrasyonu nedeniyle diş taşı oluşumunu önler ve yüzeydeki lekeleri derinlemesine temizler. Hadis-i şerifte belirtilenlere göre Peygamber Efendimiz (SAV), Hz. Aişe (r.a)'un kucağında son nefeslerini verirken bile misvak kullanmıştır. Bu konuyla ilgili sahih hadis-i şerif şu şekilde geçmektedir:

    Hz. Aişe (r.a) şöyle buyurdu; "Allâh (c.c.)'nun bana olan nimetlerinden biri de şudur: Resûlullâh (SAV) benim evimde, benim sıramın geldiği günde, benim kucağımda irtihâl etti. Ayrıca Allâhü Te'âlâ irtihâli sırasında benim tükürüğümü onun tükürüğü ile bir araya getirdi. Şöyle ki; yanıma (kardeşim) Abdurrahman geldi. Elinde misvak vardı. Ben Resûlullâh (s.a.v.)'e destek olmuştum (bana yaslanıyordu). Gördüm ki, Resûlullâh (SAV) onun misvakına doğru bakıyor. Ben O’nun misvakı sevdiğini biliyordum. Bundan dolayı, “Onu sana getireyim mi?” diye sordum. Resûlullâh (s.a.v.) başıyla işaret ederek “Evet” dedi. Ben de Abdurrahman’dan misvakı alarak kendisine verdim. Kullanmak istedi ancak misvak sert olduğundan kullanamadı. Ben, “Misvakı yumuşatayım mı?” dedim. Başıyla işaret ederek, “Evet” buyurdu. Nitekim (dişlerimle ezerek) misvakı yumuşattım ve kendisine verdim. Resulullâh (SAV) misvakı dişleri üzerinde gezdirdi.” (Buhâri)

    Ağız ve diş sağlığının yanı sıra mide problemlerine de bire bir çözüm olan misvak, uzun süre kaynatılıp suyu içildiğinde sindirim sistemi hastalıklarının çaresi oluyor.

    En genel haliyle özetleyecek olursak misvağın faydaları şu şekildedir:

        Çok güçlü ve etkili bir antiseptiktir,
       
        Yemek yedikten sonra ağızda oluşan kötü kokuyu giderir,
       
        Diş çürümelerini yok eder,
       
        Diş etlerinin daha da güçlenmesine yardımcı olur,
       
        Düzenli kullanımda diş eti kanamalarını sonlandırır,
       
        Ağız kuruluğunun önüne geçerek güzel ve akıcı konuşmayı sağlar,
       
        Devamlı kullanımda sesi ve cildi güzelleştirme niteliği vardır,

    Bir sünnet-i seniyyeyi ihya ettiğimiz için amellerimiz de sevaplarımızı artırır.

MİSVAK KULLANIMIYLA İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

"Misvak kullanarak kılınan namazın, misvaksız namaza üstünlüğü yetmiş kattır." (Ahmet b. Hanbel, Müsned, VI, 272).

''Gece namazı için kalkınca, ağzınızı misvakla temizleyin! Çünkü bir melek, namazda Kur'an okuyanın ağzına yaklaşarak dinler.'' (Deylemi)

"Dört şey geçmiş peygamberlerin sünnetlerindendir. Haya duygusu, kokulanmak, diş temizliği ve nikâh." (Tirmizî, Nikâh,1; Ahmed b. Hanbel, V, 421).

''Misvakı kullanın, çünkü misvak kullanımı hem ağzınızı temizler hem de Allah'ın rızasını kazandırır.'' (İbni mace)

''Oruçlunun bir kişinin hayırlı hasletlerinden birisi de misvak kullanmasıdır. '' (İbn Mace, Sıyam,17)

Misvak nasıl muhafaza edilir?

Misvak sürekli açıkta kalırsa kurur. Sürekli kapta da kalırsa küflenir, kokar. Bu nedenle şimdilerde misvaklar beyaz kaplarla satılıyorlar. Bu kapların altında delik oluyor. Ne tamamen kurutuyor misvağı, ne de kokmasına zemin hazırlıyor. Ortalama bir denge veriyor. Üstelik çok da uygun fiyata. Neredeyse misvak fiyatının yarısı kadar.

Dişler Sünnet olan şekli ile nasıl misvaklanır?

Karoglan Raşit Tunca Usulü ile Sünnet olan şekli ile nasıl misvaklanır

Sünnet olan şekli sağdan sola, soldan sağa şeklinde fırçalanır, birkaç defa sürdükten sonra, ucundaki ıslaklık emilerek tükürülür, sonra aynı şey tekrar edilir, tekrar tükrülür, sonra üçüncü defada ıslaklık emilir ve tükürülmeyip yutlulur  ki  yemek borusundaki mikroplara karşı ve mideye sindirime faydalıdır bu misvak suyu.

Misvak, diş fırçalar gibi yukarıdan aşağıya değil de enlemesine kullanılır. Siz dişlerinize misvağı sürmeye başlayınca, misvak tükürüğünüzle etkileşime geçerek bir salgı oluşturur. Bu salgının içindeki maddeler hem dişlerinizi, hem diş etlerinizi, hem damağınızı temizler. Onun kendine has tadı olup, salgısı ve kokusu sizi başlarda rahatsız edebilir. İlk zamanlar sürekli tükürme ihtiyacı hissetseniz de, bu zamanla geçecektir. Sert olması nedeniyle önceleri kanamalar olsa bile zamanla dişlerinizde alışıyor ve diş etleriniz sağlamlaşıyor. Kanama şikayetleriniz son buluyor.

Karoglan Derleme Makalesi

Raşit Tunca

Schrems, 12.09.2022

[Resim: 537569d9dd.jpg]

[Resim: 01363908ce.jpg]

[Resim: a949d530b4.jpg]

[Resim: 54ec1ad54e.jpg]

DEVAMINA BAK
[Resim: 45f2cd645c.png]

irtifa Nedir En Yülsek irtifa Kaçtır? Orada Basınç Etkisi Kaçtır?

Kartallar Yüksek Uçar

Uçak seyahati sırasında pilotlar anons yaparak yolculara, uçuşla ilgili kısa kısa bilgiler verirler.

Saat kaçta kalkış yapıldı, planlanan varış saati, uçağın sürati ne kadar, gidilen kentin hava durumu gibi.

Pilotlar bir de, uçağın yüksekliğinin ne kadar olduğunu yolcularla paylaşır.

Peki; pilot, “Sayın yolcularımız, şu anda 10.000 metre yükseklikte seyahatimize devam etmekteyiz.” dediğinde, acaba o yükseklik ne anlama geliyor, biliyor musunuz?

Uçakların seyri esnasındaki yüksekliği belirtmek için üç farklı irtifa tanımı kullanılmaktadır.

Yükseklik (Height), deniz seviyesinden yükseklik (Altitude) ve uçuş seviyesi (Flight Level).

1- Yükseklik

Basit bir şekilde, uçak ile üzerinden geçmekte olduğu nokta arasındaki mesafeyi tanımlar.

Yani uçak aynı seviyede uçmaya devam etse dahi, üzerinden geçtiği bölgelerin topoğrafyasına göre yükseklik değişir.

2- Deniz Seviyesinden Yükseklik

Adı üzerinde, uçağın bulunduğu noktanın, deniz seviyesine olan mesafesini tanımlar.

Havacılıkta kullanılan irtifa bilgisi budur.

Yükseklik ile deniz seviyesinden yükseklik arasındaki farkın daha iyi anlaşılması için basit bir örnek verelim:

Bir uçağın İran’ın Tebriz kentinin üzerinden geçtiğini düşünelim.

Uçağın deniz seviyesinden yüksekliği 10.000 metre ise, aynı noktadaki yükseklik 8.500 metredir.

Zira Tebriz kentinin râkımı, 1.500 metredir.

3- Uçuş Seviyesi

Havacılıkta kullanılan bir diğer irtifa tanımı ise uçuş seviyesidir.

9.000 metre (30.000 feet) ve üzerideki seviyelerde kullanılır.

Uçuş seviyesini ölçmek için sabit bir referans noktası alınır.

Bu nokta genelde, 1.013 hektopaskal basınca denktir. Bu basınç seviyesi deniz seviyesine yakın yüksekliklerde oluşmakla birlikte yerine göre bir miktar farklılık gösterebilir.

Kulak Eşitleme Nedir, Dalgıçlar Su Altında Kulaklarını Nasıl Eşitler?

Dalgıçlar su altında derinlere indikçe vücutlarına etki eden basınç artar. Bu durumdan en çok kulak ve akciğer gibi hava boşlukları olan organlar etkilenir. Kulaktaki zar basıncın etkisiyle içe doğru esner. Basınç arttıkça zar ve iç kulakta hasar oluşabilir. Dalgıçlar bu duruma uyum sağlamak için kulak eşitleme denen yöntemleri kullanırlar. Çeşitli kulak eşitleme yöntemleri vardır. En yaygın kullanılanı valsalva manevrası olarak bilinir. Bu yöntemde ağız ve burun kapalıyken dışarıya hava verilmeye çalışılır. Dışarı çıkamayan hava orta kulağa yönelir, içe doğru bükülen zarı dışarı iter ve dengeleme yapılır. Basınç arttıkça bu işlem tekrarlanır. Frenzel manevrasında ağız ve burun kapalı iken ağız tabanındaki kaslar kasılarak hava orta kulağa itilir ve dengeleme yapılır. Valsalva ve frenzel manevrası yapılırken alt çene ileri doğru itilirse etki daha da artar. Bu, Edmonds tekniği olarak da bilinir. Bir diğer eşitleme yöntemi olan Toynbee manevrasında ise ağız ve burun kapalıyken yutkunma hareketi yapılır ve kulak dengelenir.

Bu tekniklerin hangisinin kullanılacağı kişinin fizyolojik yapısı ile ilgili. Yani herkes her tekniği uygulayamayabilir.

EDiTÖR KAROGLANIN BU KONUYA iMZASI

Yüksek Tansiyon hastaları bu "Valsalva" yöntemini yaparlarsa, bir an için o yüksek tansiyondan dolayı kafanın zonklamasından kurtulurlar, çünkü beyin damarlarında, bu gibi yüksek bir ani basinçta açılacak kan için çıkış kapıları, yırtiklar vardır, o çıkış kapısından kan sızar, ve fakat beyin kanaması olmaz, ve vücut rahatlar tansiyon dengesine ulaşır.

Karoglan Usulü ile Valsalve Nedir Nasıl Yapılır?
Yüksek Tansiyonun Acil Tedavisi

Ağız sıkıca yumulur, burunda iki parmak  ile sıkıca tıkanır,  ağız ve burun açılmadan  hızlıca nefes vermeye  çalışılır.

---oOo---

Bir Kar©glan Makalesı

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 26 MAYIS SALI

Original Kar©glan
DEVAMINA BAK

ALLAH
Allah

BAYRAK
TC.Bayrak

WEB-TUNCA
Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY
G A L A T A S A R A Y

FENERBAHÇE

F E N E R B A H C E

BEŞiKTAŞ
B E Ş i K T A Ş

TRABZONSPOR
T R A B Z O N S P O R

MiLLi TAKIM
M i L L i T A K I M

ETKiNLiKLERiMiZ


"Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al"
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN
"Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca,
Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca,
Hak intikamını,
Kulunun Eliyle Alır da,
Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."

(Hz. Mevlana)



TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca